DEHB ile YKS'ye hazırlanmak: bir yıllık plan
DEHB'li bir öğrenci YKS sürecini nasıl yürütür: yıllık takvim, TYT ve AYT dengesi, deneme düzeni, ilaç ve uyku, sınav düzenlemesi ve çöken planı onarmak.
Yıllık kurgu6 adım
- Yılı dört döneme bölün. On iki ayı tek bir plan olarak düşünmek DEHB'de işlemiyor. Temel kurma, konu bitirme, deneme ve tekrar, son ay olarak dört döneme ayırın; her dönemin tek bir işi olsun.
- Haftalık döngüyü kurun, günlük takvimi değil. Hangi gün hangi dersin çalışılacağı sabit kalsın; o gün içinde kaç saat çalışılacağı esnek olsun. Sabit olan gün, esnek olan süre.
- Her güne tek bir ana iş yazın. Gün sonunda tamamlandı diyebilmek için tek bir maddenin bitmesi yeterli olsun. Uzun liste, ilk aksamada bütün günü başarısız ilan ediyor.
- Denemeyi takvime baştan yazın. Deneme bir ölçme aracı, bir ceza değil. Haftalık ya da iki haftalık sabit bir güne yerleştirin ve analizini aynı gün yapın.
- Uykuyu plana madde olarak koyun. Uyku kaybı dikkati, dürtü kontrolünü ve duygu düzenlemeyi doğrudan bozuyor. Yatma saati, çalışma saati kadar bağlayıcı bir madde olmalı.
- ÖSYM düzenleme başvurusunu takvimin başına koyun. Sınav düzenlemesi istenecekse başvurunun kendi süresi var ve kaçırıldığında telafisi bulunmuyor. Bu maddeyi yılın ilk ayına yazın.
Bu yazıda 24 bölüm var
YKS bir sınav değil, bir yıl.
Bu cümle klişe gibi duruyor ama DEHB'li bir öğrenci için meselenin tamamını anlatıyor. Çünkü zorlanılan yer soruların zorluğu değil; on iki ayı aynı yönde taşımak.
Bu yazı o on iki ayın nasıl kurulacağını anlatıyor. Ders anlatmıyor, konu dağılımı vermiyor. Taşıma sistemini anlatıyor.
Süreç neden tam olarak en zor yerden vuruyor
DEHB'nin en çok zorlandığı koşulları sıralasanız, ortaya çıkan liste YKS sürecinin tarifi olurdu.
Ödül çok uzakta. Haziran ayındaki bir sonuç, ekim ayındaki bir akşam için hiçbir sinyal üretmiyor. DEHB'de gecikmiş ödülün değeri daha hızlı düşüyor; bunu dopamin ve motivasyon yazısında ele aldım. Yani "üniversiteyi kazanmak" cümlesi bu akşam masaya oturtmaya yetmiyor ve bu bir karakter sorunu değil.
Dış yapı zayıf. Okul günün bir kısmını dolduruyor ama asıl iş okul dışında yapılıyor. Kim çalışacak, ne zaman çalışacak, ne kadar çalışacak; üçüne de öğrencinin kendisi karar veriyor. Karar sayısı arttıkça yürütücü işlevler üzerindeki yük artıyor.
Görev belirsiz. "Matematik çalış" bir iş tanımı değil. Nereden başlanacağı belli olmadığında başlama eşiği yükseliyor; görev felci yazısında bunun mekanizmasını yazdım.
Geri bildirim seyrek. Çalışmanın işe yarayıp yaramadığı ancak denemede görülüyor ve denemeler arasında haftalar geçiyor.
Dördü birden olduğunda ortaya çıkan tablo şu: öğrenci çalışmak istiyor, nasıl çalışacağını biliyor ve masaya oturamıyor. Bu tablonun adı tembellik değil.
Yılı dört döneme bölmek
On iki aylık tek bir plan DEHB'de işlemiyor, çünkü böyle bir planın hiçbir yerinde "bitti" hissi yok.
İşe yarayan kurgu, yılı kendi içinde bitişi olan dört parçaya bölmek.
Birinci dönem: temel kurma. Eksik olan alt yapıyı kapatmak. Bu dönemin işi hız değil, zemin. Burada atlanan şey ilerideki her konuda tekrar karşınıza çıkıyor.
İkinci dönem: konu bitirme. Müfredatın üzerinden geçmek. Bu dönemin ölçüsü anlamak; ezberlemek değil, deneme çözmek de değil.
Üçüncü dönem: deneme ve tekrar. Asıl işin yapıldığı yer burası. Bilgi var ama sınav formatına oturmamış durumda; bu dönem onu oturtuyor.
Dördüncü dönem: son ay. Yeni konu yok. Bu dönemin işi elde olanı korumak ve sınav gününü provaya çevirmek.
Her dönemin kendi bitişi olması önemli. Çünkü DEHB'de bir işin sonu görünmüyorsa, o iş hiç başlamıyor. Dört bitiş noktası, bir yılı taşınabilir dört parçaya indiriyor.
Günlük takvim değil, haftalık döngü
Burası çoğu planın çöktüğü yer.
Yaygın öneri saat saat doldurulmuş bir program yapmak. Pazartesi 16.00-17.30 matematik, 17.45-19.00 Türkçe. Bu program iki şeyi varsayıyor: sürenin doğru tahmin edilebilmesi ve her günün aynı enerjiyle geçmesi.
İkisi de DEHB'de güvenilir değil. Zaman körlüğü süre tahminini sistematik olarak kaydırıyor; enerji ise günden güne değişiyor. Program ilk çarşamba bozuluyor ve bozulduğu gün bırakılıyor.
Yerine koyulacak şey haftalık bir döngü.
Döngüde gün sabit, süre esnek. Pazartesi matematik günü; o gün kaç saat çalışılacağı o günün durumuna göre değişiyor. Salı Türkçe günü. Böylece hangi derse ne zaman bakılacağı kararı haftada bir veriliyor, her gün yeniden değil.
Bu, karar sayısını haftada yediden bire indiriyor. DEHB'de en çok tasarruf edilen kaynak tam olarak bu.
Her güne tek bir ana iş
Gün sonunda "bugün tamamlandı" diyebilmek için bir ölçü gerekiyor ve o ölçü tek maddelik olmalı.
Bir güne beş madde yazıldığında şu oluyor: üçü bitiyor, ikisi kalıyor ve gün başarısız sayılıyor. Ertesi gün aynı plan, aynı sonuç. Üçüncü günde plan bırakılıyor.
Ya hep ya hiç düşüncesi yazısında bu döngüyü anlattım. Çözüm, günün tanımını değiştirmek: bir ana iş, bir de varsa ek iş. Ana iş bittiğinde gün tamamlanmış sayılıyor; ek iş bonus.
Ana işin somut olması gerekiyor. "Matematik çalış" değil, "türev konu anlatımını bitir ve on soru çöz". Belirsiz iş başlatılmıyor.
Kötü hafta sürümü
Bu, bir yıllık planın kalıcılığını belirleyen tek maddedir ve neredeyse hiçbir programda bulunmaz.
Hasta olacaksınız. Bir hafta hiçbir şey yapamayacağınız bir dönem gelecek. Ailede bir şey olacak, bir sınav kötü geçecek, motivasyon tamamen kesilecek.
Bunlar plan dışı değil; plana yazılması gereken şeyler.
Kötü hafta sürümü, döngünün en küçük hali. Günde yirmi dakika, tek bir ders, tek bir konu. Amacı ilerlemek değil; seriyi korumak. Çünkü DEHB'de bırakılan bir sistem geri kurulmuyor, baştan kuruluyor ve baştan kurmanın maliyeti çok yüksek.
Yirmi dakikalık kötü bir hafta, hiç yapılmamış mükemmel bir haftadan daha çok şey koruyor.
Çalışmaya başlamak: ilk beş dakika
Günün en pahalı kısmı çalışılan saatler değil, çalışmaya başlanamayan saatler.
Burada işe yarayan en güçlü araç uygulama niyeti: niyeti soyut bir hedef yerine ne zaman, nerede ve nasıl sorusuna cevap veren bir cümleye çevirmek. Doksanın üzerinde testi birleştiren meta analiz, bu tür planların hedefe ulaşmayı orta-büyük düzeyde artırdığını gösteriyor.
Somut hali şöyle: "Eğer okuldan gelip çantamı bırakırsam, o zaman masaya oturup matematik defterini açarım."
Dikkat edin, cümle çalışmayı değil defteri açmayı söylüyor. İlk beş dakika yazısında bunu ayrıntılı anlattım: işi gülünç derecede küçültmek, başlama eşiğini düşürüyor ve başlandıktan sonra çoğu zaman devam ediliyor.
İkinci araç eşlikçi çalışma. Yanında birinin olması başlamayı belirgin biçimde kolaylaştırıyor; kişi yardım etmiyor, sadece orada. Eşlikçi çalışma yazısında bunu açtım. YKS sürecinde bunun kütüphane, etüt ya da çevrimiçi ortak oturum biçiminde karşılığı var.
Nasıl çalışılacağı: kanıtı olan iki yöntem
Çalışma tekniği konusunda çok şey söyleniyor ama kanıt tarafı dar. Geniş bir derleme, sınanmış yöntemler arasında ikisini açık ara öne çıkarıyor.
Kendini test etmek. Bilgiyi hafızadan çağırmak, notu yeniden okumaktan belirgin biçimde daha güçlü öğrenme üretiyor. Notu okumak tanıdıklık hissi veriyor; tanıdıklık ise sınavda boş sayfaya bilgi getirmiyor. Konu tekrarı yazısında bu farkı yazdım.
Aralıklı tekrar. Aynı süreyi tek oturuma yığmak yerine zamana yaymak kalıcılığı artırıyor. Aralıklı tekrar yazısında yöntemi ele aldım.
DEHB tarafında bu iki yöntemin ortak bir sorunu var: ikisi de takvim gerektiriyor. Hangi konunun ne zaman tekrar edileceğini hatırlamak, tam olarak zorlanılan alan.
Çözüm hatırlamayı sisteme devretmek. Konu bitirildiğinde tekrar günleri aynı anda takvime yazılıyor. Karar o an veriliyor, tekrar gününde değil.
Dersler arasında geçiş
Bu, YKS planlarında en az konuşulan ama DEHB'de en çok maliyet üreten başlık.
Bir dersten diğerine geçmek ayrı bir iş ve o iş yürütücü işlev gerektiriyor. Geçiş güçlüğü yazısında bunu ele aldım: zihnin bir görevden çıkıp diğerine yerleşmesi zaman alıyor ve o zaman çalışma süresinden düşüyor.
Pratik sonuç: günde altı farklı derse dokunan bir program, ikisine dokunan bir programdan daha az iş çıkarıyor. Çünkü arada beş geçiş var ve her geçiş kayıp üretiyor.
Haftalık döngüde günü bir ya da iki derse ayırmak bu yüzden önemli. Çeşitlilik motivasyon için iyi görünüyor; dikkat için pahalıya geliyor.
Bir istisna var: aynı dersin içinde konu değiştirmek, farklı derse geçmekten daha ucuz. Yani matematik gününde iki ayrı konu çalışmak sorun değil.
Deneme sınavları
Deneme bu süreçte en çok yanlış kullanılan araç.
Yaygın kullanımı bir karne gibi: puan çıkıyor, iyi hissediliyor ya da kötü hissediliyor, sonraki denemeye geçiliyor. Bu kullanımda deneme hiçbir şey öğretmiyor, yalnızca ölçüyor.
Doğru kullanımı bir teşhis aracı olarak. Her denemeden sonra üç ayrı soru sorulması gerekiyor.
Boşlar neden boş? Zaman yetmediği için mi, konu bilinmediği için mi? İkisi tamamen farklı sorunlar ve tamamen farklı çözümler gerektiriyor.
Yanlışlar hangi tür? Bilgi eksiğinden mi, işlem hatasından mı, soruyu yanlış okumaktan mı? DEHB'de üçüncü ve ikinci kategori beklenenden kalabalık çıkıyor.
Süre nasıl dağıldı? Tek bir soruda uzun süre kalındı mı? Deneme ve süre yönetimi yazısında bunu ayrıntılı ele aldım: DEHB'de sürenin yetmemesi genelde yavaş okumaktan değil, geçen sürenin hissedilmemesinden kaynaklanıyor.
Analizin aynı gün yapılması gerekiyor. Ertesi güne bırakılan analiz yapılmıyor; bunu deneyimle söylüyorum.
Dikkatsizlik hataları
DEHB'li bir öğrencinin deneme analizinde en sık karşılaştığı şey bu: bildiği soruyu kaçırmak.
İşaretlemeyi kaydırmak, eksiyi görmemek, "aşağıdakilerden hangisi değildir" sorusunda değildir kelimesini atlamak, son basamakta hata yapmak.
Bunlar dikkat eksikliğinin doğrudan görünümü ve "daha dikkatli ol" uyarısıyla çözülmüyor. Dikkatsizlik hataları yazısında iş hayatındaki halini anlattım; sınavda da mekanizma aynı.
İşe yarayan şey kontrol listesi: soruyu okurken olumsuz ifadenin altını çizmek, işlemi bitirdikten sonra son basamağı tekrar yapmak, optik forma geçerken soru numarasını yüksek sesle okumak.
Bu alışkanlıkların denemede kurulması gerekiyor. Sınav günü kurulan alışkanlık tutmuyor.
Uyku
Bu başlığı plana yazılı bir madde olarak eklemek gerekiyor, çünkü yazılmadığında ilk feda edilen şey oluyor.
Uyku kaybının öğrenme ve akademik performansla olumsuz ilişkili olduğu iyi belgelenmiş durumda. DEHB tarafında ise ek bir katman var: uykusuzluk dikkati, dürtü kontrolünü ve duygu düzenlemeyi doğrudan bozuyor, yani belirtileri hem taklit ediyor hem ağırlaştırıyor.
Burada iki yönlü bir ilişki var ve ikisi de gerçek. DEHB'de iç saat biyolojik olarak geriye kaymış olabiliyor; buna bir de gün içinde kendine vakit bulamayan kişinin geceyi bırakmak istememesi ekleniyor. Uyku yazısında bu ikisini ayrı ayrı ele aldım.
YKS sürecinde pratik kural şu: gece geç saate kalan çalışma, ertesi günün tamamını götürüyor. Kazanılan iki saat, kaybedilen altı saatten küçük.
İlaç kullanıyorsan
Tedavi altındaysan sürecin planlanmasında dikkate alınacak birkaç nokta var ve hepsi hekimle konuşulacak başlıklar.
İlacın gün içindeki etki aralığı, çalışmanın hangi saate konacağını belirliyor. Etki akşamüstü sönümleniyorsa, akşam çalışması farklı bir yöntem gerektiriyor.
İkinci nokta deneme ve sınav günleri. Rutinin bozulmaması genel olarak öneriliyor; bunu kendi kararınızla değiştirmek doğru değil.
Üçüncüsü tedarik. Türkiye'de dönem dönem tedarik sorunu yaşanıyor ve sınav dönemine denk gelmesi ciddi bir risk. Tedarik yazısında bunu ele aldım; kısacası ilacın bitiş tarihini takip edip reçete randevusunu önceden almak gerekiyor.
İlaç ve ders çalışma ilişkisini ayrı bir yazıda daha ayrıntılı ele alacağım. Buradaki kısım yalnızca yıllık planın içine nasıl yerleştiği.
ÖSYM sınav düzenlemesi
Bu maddeyi takvimin en başına koymak gerekiyor, çünkü kaçırıldığında telafisi yok.
ÖSYM sınavlarında düzenleme talebi başvuru sırasında doldurulan form ve istenen raporla yapılıyor. Belgenin süresi içinde ulaşması gerekiyor; ulaşmadığında aday standart koşullarda sınava giriyor.
Süreci ÖSYM başvurusu yazısında adım adım anlattım. Rapor almanın da kendi süresi olduğu için, bu iş sınavdan aylar önce başlıyor.
Bir uyarı: düzenleme almak her şeyi çözmüyor. Ek süre salondaki zamanı uzatıyor ama hazırlık dönemindeki zorlanmaya etki etmiyor. İkisi ayrı başlıklar.
Motivasyon düştüğünde
Düşecek. Yılın ortasında, muhtemelen birkaç kez.
Burada işe yaramayan şey motivasyonu beklemek. DEHB'de motivasyon önem duygusuyla değil, dört şeyle çalışıyor: ilgi, yenilik, aciliyet ve meydan okuma. Motivasyon yazısında bunu açtım.
Pratik karşılığı, bu dördünden birini çalışmaya yapay olarak eklemek. Yöntemi değiştirmek yenilik üretiyor. Birine ders anlatmak meydan okuma üretiyor. Kısa süreli bir hedef koymak aciliyet üretiyor.
Bir de keyif paketleme var: çok istediğiniz küçük bir şeyi yalnızca çalışırken kendinize serbest bırakmak. Keyif paketleme yazısında kanıt durumunu ve sınırlarını yazdım.
Aileye düşen
Bu kısmı veliler için yazıyorum.
En çok zarar veren şey sürekli hatırlatmak. Hatırlatma kısa vadede çalışıyor ama uzun vadede rolü kalıcılaştırıyor: bir taraf hatırlatan, diğeri hatırlatılan oluyor ve hatırlatma kesildiğinde sistem duruyor.
Daha işe yarayan şey, hatırlatmayı kişiden alıp ortak bir sisteme devretmek. Duvarda asılı haftalık döngü, hatırlatan anneden daha iyi çalışıyor çünkü tartışma üretmiyor.
İkinci nokta: deneme sonuçlarını konuşma biçimi. Sonucu kişiye bağlayan geri bildirim performansı düşürüyor. "Bu hafta çalışmamışsın" cümlesi yerine "boşların çoğu son on soruda, süre mi yetmedi" cümlesi hem daha doğru hem daha kullanışlı.
Okulda ve üniversitede DEHB yazısında veli tarafını ayrıca ele aldım.
Kaynak seçmek ve kaynak değiştirmek
Bu, YKS sürecinde DEHB'nin en sessiz tuzağı.
Yıl başında bir kaynak seçiliyor. İki ay sonra o kaynağın yetersiz olduğu düşünülüyor ve yenisi alınıyor. Dördüncü ayda bir arkadaş başka bir yayından bahsediyor, o da alınıyor. Altıncı ayda rafta altı kitap var ve hiçbiri bitmemiş durumda.
Bu davranış tembellikten gelmiyor. Yeni bir kaynak almak hemen ödül veriyor: bir şeye başlamış olma hissi, temiz sayfalar, bu sefer olacak duygusu. Onu kullanmak ödül vermiyor.
Mekanizma, uygulama avcılığı yazısında anlattığımla aynı. Orada araç dijital, burada kağıt; davranış aynı.
Çıkış yolu daha iyi kaynak bulmak değil. Mevcut kaynağı yeterince kötü haliyle kullanmaya devam etmek. Çünkü piyasadaki kaynakların kalite farkı, bitirilmiş bir kaynak ile bitirilmemiş bir kaynak arasındaki farktan çok daha küçük.
Pratik kural: yıl başında seçilen kaynak değiştirilmiyor. Değiştirilecekse sebebi yazılıyor ve sebep "sıkıldım" ise değiştirilmiyor.
İkinci kural: kaynak sayısı derse bir tane. Soru bankası ayrı sayılmıyor; konu anlatımı tek olmalı.
Okul ile hazırlığın çakışması
On ikinci sınıfta okul ve hazırlık birbirinin rakibi haline geliyor ve bu çatışma DEHB'de özellikle pahalı.
Yaygın çözüm devamsızlık. Okula gitmemek, o günü hazırlığa ayırmak. Kağıt üzerinde mantıklı: okulda geçen altı saat, evde geçen üç saatten daha az verim üretiyor olabilir.
Gerçekte çoğu zaman işlemiyor ve sebebi DEHB'nin tam merkezinde.
Okul, kötü de olsa bir dış yapı. Kalkma saatini belirliyor, günü bölüyor, başkalarının yanında olmayı sağlıyor. Bu yapı çekildiğinde yerine kurulması gereken şey kişinin kendi yapısı ve DEHB'de en zor kurulan şey tam olarak bu.
Devamsızlık yapan öğrencilerin büyük kısmında o gün hazırlıkla geçmiyor. Geç kalkılıyor, gün dağılıyor, akşam suçluluk başlıyor.
Daha işe yarayan kurgu: okula gitmek ama okuldaki zamanı hazırlığa dahil etmek. Boş derslerde soru çözmek, teneffüste tekrar kartı bakmak, öğle arasında bir konu tekrarı. Bunlar küçük görünüyor ama günde bir saat ediyor ve o saat hiçbir yerden çalınmıyor.
Bir de şu var: okulda dinlemek, evde aynı konuyu videodan izlemekten daha ucuz. Canlı derste dış yapı var; videoda yok. Online ders yazısında bu farkı yazdım.
Sosyal hayat ve yalnızlık
Sınav yılında yaygın tavsiye şu: sosyal hayatı kes, bir yıl feda et.
Bu tavsiye DEHB'li bir öğrencide özellikle riskli ve iki sebepten.
Birincisi, uyaran ihtiyacı. Sosyal temas kesildiğinde o ihtiyaç kaybolmuyor; başka bir kanaldan çıkıyor. Genellikle telefondan çıkıyor ve telefon, arkadaşla kahve içmekten çok daha fazla zaman alıyor. Uyaran arayışı yazısında bu mekanizmayı yazdım.
İkincisi, eşlikçi etkisi. Birlikte çalışılan bir arkadaş hem sosyal temas hem başlama kolaylığı sağlıyor. Eşlikçi çalışma yazısında bunu ele aldım. Sosyal hayatı tamamen kesmek bu kaynağı da kesiyor.
Daha iyi kurgu: sosyal hayatı kesmek yerine plana yazmak. Haftada bir sabit, önceden belirlenmiş, suçluluk üretmeyen bir aralık. Plana yazılmayan dinlenme, çalınmış dinlenme oluyor ve çalınan dinlenme dinlendirmiyor.
Tercih dönemi
Yıl bitiyor, sınav giriliyor ve çoğu kimsenin hazırlıklı olmadığı bir hafta başlıyor.
Tercih, DEHB'de ayrı bir zorluk çıkaran bir iş: çok seçenekli, geri alınamaz ve süreli. Üçü birden olduğunda ortaya çıkan tablo analiz felci yazısında anlattığım şey.
İşe yarayan birkaç kural var.
Seçenekleri önceden daraltın. Sınavdan önce, puan belli olmadan, ilgi duyduğunuz bölümleri bir listeye yazın. Puan açıklandıktan sonra liste kısaltılıyor; sıfırdan kurulmuyor.
Karar ölçütlerini yazın. Şehir mi önemli, bölüm mü, burs mu? Üç ölçütü önceden sıralamak, tercih haftasında saatlerce süren tartışmayı ortadan kaldırıyor.
Son güne bırakmayın. Tercih sistemi son gün yoğunlaşıyor ve DEHB'de son gün zaten en riskli gün.
Son ay
Son ayın tek bir kuralı var: yeni konu yok.
Bu kural DEHB'de özellikle önemli, çünkü son ayda yeni kaynak aramak kaçınmanın en yaygın biçimi. Yeni bir kitap almak, yeni bir yöntem denemek, yeni bir konuya başlamak; üçü de çalışıyormuş hissi veriyor ve üçü de o aşamada zarar veriyor.
Bu, uygulama avcılığının sınav hazırlığındaki karşılığı.
Son ayda yapılacak şey tekrar ve prova. Sınav saatinde deneme çözmek, sınav sabahını birkaç kez canlandırmak, çanta hazırlığını önceden yapmak. Sınav sabahı yazısında bunu ayrıntılı ele aldım.
Alan farkı: sayısal, eşit ağırlık, sözel
Üç alanın DEHB açısından farklı zorlukları var ve plan buna göre değişiyor.
| Alan | Baskın yük | DEHB'de zorlanılan yer | Plana etkisi |
|---|---|---|---|
| Sayısal | Çok adımlı işlem | Ara sonucun kaybolması, uzun soruda dağılma | Günlük soru çözümü şart, uzun aralıklar zararlı |
| Eşit ağırlık | İki farklı zihinsel mod | Matematik ile sözel arasındaki geçiş maliyeti | Aynı güne iki modu birden koymamak |
| Sözel | Yoğun okuma ve ezber | Okurken kayıt olmaması, tekdüzelikte sıkılma | Kısa oturum, sık yöntem değişimi |
Eşit ağırlık en çok dikkat edilmesi gereken alan, çünkü iki farklı türde iş aynı gün içinde yer alıyor. Geçiş güçlüğü yazısında anlattığım maliyet burada günde birkaç kez ödeniyor.
Pratik çözüm: eşit ağırlıkta günü ikiye değil, haftayı ikiye bölmek. Haftanın belirli günleri sayısal, belirli günleri sözel. Gün içinde mod değiştirmemek.
Sözel alanda ise tersi geçerli: aynı türde uzun süre çalışmak uyarılma düzeyini düşürüyor. Orada gün içinde yöntem değiştirmek gerekiyor; konu okumaktan soru çözmeye, soru çözmekten şema çıkarmaya.
Sayısal derslerde günlük süreklilik
Sayısal alanda DEHB'ye özgü bir kural var: ara vermek pahalıya geliyor.
Sebep şu. Matematik ve fen soruları bir beceri gerektiriyor ve beceriler kullanılmadığında hızla köreliyor. Üç gün ara verilen bir konuda, dördüncü gün çözülen ilk beş soru ısınmaya gidiyor.
Bu herkes için geçerli ama DEHB'de fark büyüyor, çünkü ısınma süresi de uzuyor.
Pratik sonuç: sayısalda günlük pay küçük olabilir ama her gün olmalı. Günde on soru, haftada bir gün yetmiş sorudan daha çok iş çıkarıyor.
Sözel derslerde bu kural daha gevşek; orada aralıklı tekrar zaten zamana yayılmayı gerektiriyor.
Plan çökerse
Çökebilir ve çökerse yapılacak şey baştan başlamak değil.
Üç soruyla kurtarılabiliyor. Hangi hafta bozuldu? Bozulduğunda hangi madde taşınamadı? O madde kaldırılırsa döngü yürür mü?
Çoğu zaman cevap evet oluyor. Plan fazla doluydu, bir madde çıkarıldığında taşınabilir hale geliyor.
Burada en sık yapılan hata, çöken planın yerine daha sıkı bir plan koymak. Daha sıkı plan daha hızlı çöküyor ve her çöküş bir sonraki denemeyi zorlaştırıyor.
Bana kalan
Kendi sınav dönemimde yaptığım en büyük hata, sorunu çalışma süresi sanmaktı. Her çöküşten sonra planı sıkılaştırdım, saat ekledim, kendime daha az alan bıraktım.
Oysa sorun süre değildi. Sorun, bir yılı tek bir irade hamlesiyle taşımaya çalışmaktı.
Bugün bilseydim farklı yapacağım tek şey şu olurdu: planı başarılı günlere göre değil, kötü günlere göre kurmak. Çünkü bir yılın içinde kötü gün, iyi günden fazla.
Buradaki bilgi genel bir çerçevedir. Tanı ve tedavi kararları hekiminizle, sınav başvurusuna dair ayrıntılar ise güncel ÖSYM kılavuzuyla teyit edilir.
Sık sorulanlar
- DEHB'li öğrenci YKS'ye hazırlanabilir mi?
- Hazırlanabilir. Zorlanılan yer konuları anlamak değil, bir yıl boyunca süreci taşımak. Bu da plan kurgusuyla ve dışarıdan yapı ekleyerek çalışılabilen bir şey.
- Günde kaç saat çalışmalı?
- Sabit bir sayı vermek yanıltıcı oluyor. DEHB'de belirleyici olan toplam saat değil, çalışılan sürenin gerçekten çalışma olup olmadığı. Kısa ve bölünmüş oturumlar, uzun ve dağınık oturumlardan daha çok iş çıkarıyor.
- Plan bozulunca ne yapmalı?
- Planı yeniden yazmak yerine önceden hazırlanmış küçük sürüme geçmek. Her haftalık döngünün bir kötü hafta sürümü olması, aksamanın yılı bitirmesini engelliyor.
- TYT mi AYT mi önce çalışılmalı?
- Erken dönemde ikisinin ortak temeli çalışılıyor, ayrışma sonraki dönemlerde yapılıyor. DEHB tarafında önemli olan sıralama değil, aynı hafta içinde çok fazla ders arasında geçiş yapmamak.
- Sınavda ek süre alınabilir mi?
- ÖSYM sınavlarında düzenleme talebi, başvuru sırasında doldurulan form ve istenen raporla yapılıyor. Belgenin süresi içinde ulaşması gerekiyor.
- Deneme sonuçları düşükse ne anlama geliyor?
- Deneme bir ölçüm. Düşük sonuç çoğu zaman konu eksiğini değil, süre yönetimini ya da dikkat dalgalanmasını gösteriyor. Hangisi olduğunu anlamak için boş, yanlış ve süre dağılımını ayrı ayrı bakmak gerekiyor.