DEHB için hangi doktora gidilir?
DEHB değerlendirmesini kim yapar, hangi poliklinik, nöroloji mi psikiyatri mi, psikolog tanı koyabilir mi? Türkiye'de başvuru yolu adım adım.
Başvuru yolu5 adım
- Doğru polikliniği seçin. On sekiz yaş ve üzeri için erişkin psikiyatrisi, altındakiler için çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları. Nöroloji, dahiliye ya da aile hekimliği bu değerlendirmeyi yapmıyor.
- Randevuyu erken alın. Psikiyatri poliklinikleri yoğun çalışıyor ve randevular haftalar sonrasına düşebiliyor. Randevu beklerken hazırlık yapmak süreyi boşa harcamamanızı sağlıyor.
- Çocukluk kanıtlarını toplayın. Karneler, öğretmen yorumları, eski sağlık kayıtları ve sizi çocukken tanıyan birinin gözlemi. Tanının en kritik koşulu belirtilerin on iki yaşından önce başlamış olması.
- Bugünkü zorlanmayı yazın. Hangi alanda, ne sıklıkta, hangi somut sonuçla zorlandığınızı birkaç cümleyle yazın. Görüşmede hatırlamaya çalışmak, en önemli örneğin söylenmeden kalmasına yol açıyor.
- İlk görüşmenin tanıyla bitmeyebileceğini bilin. Öykünün derinleştirilmesi, ölçeklerin uygulanması ve ayırıcı tanı için birden fazla randevu gerekebiliyor. Bu, sürecin aksadığı anlamına gelmiyor.
Bu yazıda 9 bölüm var
Birisi yıllarca süren bir zorlanmanın adını nihayet merak ediyor ve ilk sorusu şu oluyor: nereye gideyim?
Bu soru basit görünüyor ama cevabı bulmak sanıldığı kadar kolay değil. DEHB beyinle ilgili bir tablo olduğu için akla önce nöroloji geliyor. Dikkat sorunu olduğu için bazıları psikoloğa gidiyor. Çocukta görüldüğünde pediatriye başvuruluyor.
Üçü de yanlış kapı. Doğrusunu ve nedenini yazayım.
Değerlendirmeyi kim yapıyor
DEHB tanısı psikiyatri hekimi tarafından konuyor.
Bu, yaşa göre iki ayrı branşa bölünüyor. On sekiz yaş ve üzeri için erişkin psikiyatrisi, on sekiz yaşın altındakiler için çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği.
Ergenlik sonundaki geçiş dönemi bazen karışıklık yaratıyor. On yedi yaşındaki bir genç çocuk ve ergen polikliniğine gidiyor; on sekizini doldurduktan sonra takip erişkin tarafına devrediliyor. Takip süren bir hastaysanız bu devri önceden konuşmak, araya boşluk girmesini engelliyor.
Nöroloji neden değil
Bu soru haklı bir yerden geliyor. DEHB nörogelişimsel bir tablo olarak sınıflandırılıyor, yani beynin gelişim seyriyle ilgili. Mantıken nöroloji gibi duruyor.
Ancak tıpta branşlar hastalığın hangi organı ilgilendirdiğine göre değil, hangi yöntemle değerlendirildiğine göre bölünmüş durumda. Nöroloji, sinir sisteminin yapısal ve işlevsel hastalıklarıyla ilgileniyor: görüntülemeyle, elektrofizyolojiyle, nörolojik muayeneyle görülen tablolar.
DEHB'nin tanısı ise görüntülemeyle ya da kan testiyle konmuyor. Öykü, gözlem ve işlevsellik üzerinden konuyor ve bu yöntem psikiyatrinin alanı.
Nörolojinin sürece girdiği durumlar var. Belirtiler başka bir nörolojik tabloya işaret ediyorsa, örneğin epilepsi şüphesi ya da belirli bir dönemde başlayan bir değişiklik varsa, hekim nörolojiye yönlendirebiliyor. Bu bir ayırıcı tanı adımı; DEHB tanısının kendisi yine psikiyatride konuyor.
Psikolog ne yapıyor, ne yapmıyor
Bu ayrım Türkiye'de en çok karışan yerlerden biri ve karıştığında insanlar aylar kaybediyor.
Psikologlar değerlendirmenin önemli bir parçasını yürütüyor: ölçekleri uyguluyor, nöropsikolojik testleri yapıyor, dikkat ve yürütücü işlevlerle ilgili verileri topluyor. Bunlar hekime giden dosyayı güçlendiren bilgiler.
Psikologlar ayrıca terapi yürütüyor ve DEHB'de psikolojik destek tedavinin asıl bileşenlerinden biri. İlaç mı terapi mi yazısında bu ikisinin farklı sorunlara çalıştığını anlatmıştım.
Yapmadıkları şey tanı koymak ve ilaç yazmak. Psikiyatrik tanı bir hekim kararı; DEHB ilaçları ise Türkiye'de kırmızı reçeteyle ve yalnızca psikiyatri uzmanlarınca yazılıyor. Bunu reçete yazısında ayrıntılı ele aldım.
Pratik sonuç şu: psikoloğa giderek süreç başlatılabilir ve bu yararlı bir ilk adım olabilir. Ama o süreç bir noktada psikiyatri hekimine bağlanmak zorunda.
Randevu almak da bir iş
Bu yazının en gerçekçi kısmı burası.
Psikiyatri poliklinikleri yoğun çalışıyor ve randevular çoğu zaman haftalar sonrasına düşüyor. Randevu alma işinin kendisi de, tam olarak zorlandığınız alandan bir şey istiyor: bir sistemi açmak, uygun tarihi bulmak, onaylamak ve o tarihi unutmamak.
Telefon etmek neden zor yazısında anlattığım engel burada da karşınıza çıkıyor. Randevu alma adımında takılıp kalmak, sürecin aylarca gecikmesinin en sık sebeplerinden biri.
İşe yarayan birkaç şey var. Randevuyu alma işini tek bir oturuma sıkıştırmak ve o oturumda başka bir şeye geçmemek. Randevuyu aldığınız anda takvime yazmak ve bir gün öncesine hatırlatıcı kurmak. Randevu uzak bir tarihteyse, o tarihe kadar yapılacak hazırlığı da aynı anda planlamak.
Görüşmeye ne götürmeli
Bu kısım tanı sürecini en çok hızlandıran şey ve çoğu kişi hazırlıksız gidiyor.
Hekimin ihtiyaç duyduğu üç tür bilgi var.
Çocukluk öyküsü. Tanının en kritik koşulu belirtilerin on iki yaşından önce başlamış olması. Kendi hatırladıklarınız değerli ama tek başına yeterli olmayabiliyor. Karneler, öğretmen yorumları, eski sağlık kayıtları ve sizi çocukken tanıyan birinin gözlemi bu boşluğu dolduruyor.
Bugünkü işlevsellik. Belirtilerin varlığı tek başına tanı koydurmuyor; hayatı gerçekten bozuyor olması gerekiyor. Bu yüzden "dikkatim dağınık" cümlesi yerine, dağınıklığın neye mal olduğunu anlatan somut örnekler daha çok işe yarıyor.
En az iki ortam. Belirtilerin yalnızca tek bir yerde görülmesi tanıyı desteklemiyor. İşte ve evde, okulda ve arkadaş ortamında nasıl göründüğünü ayrı ayrı düşünmek gerekiyor.
Tanı süreci yazısında bu üç başlığı adım adım ele aldım.
İnternet testiyle gitmek
Çoğu kişi elinde bir tarama testi sonucuyla geliyor ve bu kötü bir şey değil.
Bu testler tanı koymuyor ve koyamaz. İnternetteki testler yazısında nedenini ayrıntılı yazdım: tarama araçları olarak tasarlandılar ve kaygı, depresyon, uykusuzluk gibi başka tablolarda da olumlu sonuç veriyorlar.
Ama bir işe yarıyorlar: randevuya gitmek için gerekçe oluşturuyorlar. Sonucu bir cevap olarak değil, konuşmanın başlangıç noktası olarak götürmek doğru olanı.
Devlet, üniversite, özel
Hangisinin daha iyi olduğu sık sorulan bir soru ve cevabı şu: tanı ölçütleri aynı olduğu için kurum türü tanıyı değiştirmiyor.
Belirleyici olan iki şey var.
Birincisi görüşmeye ayrılan süre. Yetişkin DEHB değerlendirmesi ayrıntılı bir öykü gerektiriyor ve bu öykü kısa bir görüşmeye sığmıyor. Yoğun bir poliklinikte hekim aynı işi yapmaya çalışıyor ama koşullar farklı.
İkincisi getirdiğiniz hazırlık. Bu, hangi kuruma giderseniz gidin sizin elinizde olan tek değişken ve etkisi sanıldığından büyük.
Geri ödeme tarafında bir fark var: ilaç raporu ve SGK süreçleri kamu kurumlarında yürüyor. Bu konuyu ilaç raporu yazısında ayrı ele aldım.
Tanı çıkmazsa
Bu ihtimali de yazmak gerekiyor, çünkü olduğunda insanlar hazırlıksız yakalanıyor.
Değerlendirme sonunda DEHB tanısı konmayabiliyor. Bu üç şeyden biri anlamına geliyor: ölçütler karşılanmıyor, belirtiler başka bir tabloyla daha iyi açıklanıyor ya da öykü yetersiz kaldığı için karar verilemiyor.
Üçüncü durum en sık olanı ve çözülebilir bir şey. Eksik olan çocukluk bilgisiyse, o bilgiyi toplayıp tekrar gitmek mümkün.
İkinci durumda da yapılacak bir şey var: ortaya çıkan tablo ne ise onun tedavisi gündeme geliyor. Anksiyete, depresyon ve travma karşılaştırmalarını ayrı yazılarda ele aldım.
Bana kalan
Bu sistemin en tuhaf tarafı, başvuru yolunun hiçbir yerde açıkça yazmaması. Hangi polikliniğe gidileceği, nörolojinin neden olmadığı ve psikoloğun ne yapıp ne yapamadığı; üçü de insanların deneme yanılmayla öğrendiği şeyler.
Deneme yanılmanın bedeli burada aylar oluyor. Yanlış branşa alınan randevu, boşa geçen bir bekleme süresi demek.
İkinci tuhaflık, sistemin en zorlanan kişiden en organize başvuruyu istemesi. Randevu almak, belge toplamak, tarihi hatırlamak ve derli toplu bir öykü anlatmak; dördü de tam olarak değerlendirilmek istenen alandan bir şey istiyor.
Buna rağmen gitmeye değer. Çünkü bu kapı açılmadan diğer hiçbir kapı açılmıyor.
Buradaki bilgi genel çerçevedir. Tanı ve tedavi kararları hekiminizle verilir.
Sık sorulanlar
- DEHB için nöroloji bölümüne gidilir mi?
- Gidilmez. DEHB nörogelişimsel bir tablo olmasına rağmen tanısı psikiyatri tarafından konuyor. Nöroloji, başka bir nörolojik tablodan şüphelenildiğinde sürece dahil olabiliyor.
- Psikolog DEHB tanısı koyabilir mi?
- Koyamaz. Psikologlar değerlendirmeye katkı veren testleri uygular ve terapi yürütür; tanıyı hekim koyar ve ilaç yalnızca hekim tarafından yazılır.
- Aile hekiminden yönlendirme almak gerekiyor mu?
- Psikiyatri polikliniğine doğrudan randevu alınabiliyor; sevk zorunluluğu bulunmuyor. Aile hekimi yine de ilk konuşma için uygun bir adres olabiliyor.
- Devlet hastanesi mi özel mi daha iyi?
- Tanı ölçütleri aynı olduğu için kurum türü tanıyı değiştirmiyor. Belirleyici olan görüşmeye ayrılan süre ve yanınızda götürdüğünüz öykü.
- İlk görüşmede tanı konur mu?
- Konabiliyor ama çoğu zaman konmuyor. Öykü, ölçekler ve ayırıcı tanı için birden fazla görüşme gerekebiliyor.