DEHB neden olur? Sebepleri ve sebep olmayanlar
DEHB'nin nedenleri üzerine bugün ne biliniyor: kalıtımın payı, doğum öncesi etkenler, nedensellik ile ilişki farkı ve sebep olmadığı gösterilmiş şeyler.
Bu yazıda 9 bölüm var
Tanı konduktan sonra herkesin sorduğu bir soru var ve genellikle ikinci sırada geliyor: neden?
Bu sorunun arkasında çoğu zaman başka bir şey duruyor. Çocuğu için soran bir veli aslında "benim yüzümden mi" diye soruyor. Kendisi için soran bir yetişkin "önlenebilir miydi" diye soruyor.
İkisinin de cevabını bu yazıda vereceğim. Ama önce cevabın ne kadar net, ne kadar bulanık olduğunu söylemem gerekiyor.
Önce dürüst bir çerçeve
DEHB'nin tek bir sebebi yok ve bunu söylerken bir boşluk doldurmuyorum.
Tıpta bazı tablolar tek bir sebeple açıklanıyor: bir mikrop, bir gen, bir eksiklik. DEHB bu türden değil. Bugünkü anlayış, etkisi tek tek küçük olan çok sayıda etkenin birikimli olarak rol oynadığı yönünde.
Bu yüzden "neden" sorusunun cevabı bir isim değil, bir ağırlık dağılımı. Ağırlığın büyük kısmı kalıtımda duruyor.
Kalıtımın payı
Sayı şaşırtıcı derecede yüksek.
İkiz ve aile çalışmalarına dayanan derlemeler, DEHB'nin kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 olarak bildiriyor. Bu, psikiyatrideki en yüksek oranlardan biri; boy ve zeka gibi güçlü kalıtsal özelliklerle karşılaştırılabilir düzeyde.
Bu rakamın ne anlama geldiğini açmak gerekiyor, çünkü sık yanlış okunuyor.
Yüzde 74, "sizin DEHB'nizin yüzde 74'ü genetik" demek değil. Bir topluluktaki bireyler arasındaki farkın ne kadarının genetik farklılıklarla açıklanabildiğini gösteriyor. Bireysel bir kader bildirimi değil, nüfus düzeyinde bir ölçü.
Kalıtsal mı yazısında bu ayrımı daha ayrıntılı ele aldım.
Tek bir gen yok
Kalıtım bu kadar güçlüyse akla şu geliyor: öyleyse geni bulup test yapalım.
Bulunamıyor, çünkü öyle bir gen yok.
Genom çapında yapılan çalışmalar DEHB ile ilişkili genetik bölgeleri belirledi ve bu önemli bir adımdı. Ama bulunan şey tek bir anahtar gen değil; her birinin etkisi çok küçük olan çok sayıda değişken. Riskin bir araya gelmesi, bu küçük etkilerin toplanmasıyla oluyor.
Pratik sonuç şu: DEHB tanısı için genetik test yapılmıyor ve yakın gelecekte yapılacağına dair bir işaret de yok. Tanı öykü ve gözlemle konuyor; bunu tanı yazısında anlattım.
Beyin tarafında ne biliniyor
Görüntüleme çalışmaları, DEHB olan ve olmayan gruplar arasında ortalamada farklılıklar bildiriyor: belirli bölgelerin gelişim seyrinde gecikme, bazı ağların bağlantı örüntüsünde değişiklik.
Burada iki uyarı gerekiyor.
Birincisi, bu farklar grup ortalamalarında görülüyor ve dağılımlar büyük ölçüde örtüşüyor. Yani bir kişinin beyin görüntüsüne bakıp tanı koymak mümkün değil.
İkincisi, bir farkın görülmesi o farkın sebep olduğunu göstermiyor. Beyin kullanıldıkça değişiyor; gözlenen farkın bir kısmı sebep değil sonuç olabilir.
Bu, DEHB gerçek bir hastalık mı tartışmasının da merkezinde duran bir nokta.
Doğum öncesi ve çevresel etkenler
Burada dikkatli olmak gerekiyor, çünkü bu başlık en çok suçluluk üreten yer.
Araştırmalarda DEHB ile ilişkili bulunan bazı etkenler var: erken doğum, düşük doğum ağırlığı, gebelikte bazı maruziyetler, erken çocuklukta kurşun maruziyeti.
Bunların hepsi ilişki olarak bildiriliyor. İlişki bulmak, nedensellik kanıtlamıyor ve bu ayrım burada teorik bir ayrıntı değil; sonucu tamamen değiştiriyor.
En iyi örnek gebelikte sigara. Uzun yıllar boyunca DEHB ile ilişkili bulundu ve nedensel bir etken gibi aktarıldı. Sonra kardeş karşılaştırmalı çalışmalar yapıldı: aynı annenin biri maruz kalmış, diğeri kalmamış çocukları karşılaştırıldı. İlişki büyük ölçüde kayboldu.
Ortaya çıkan açıklama şu: sigara içen annelerde DEHB belirtileri daha sık bulunuyor olabilir ve çocuğa geçen şey sigara değil, ailesel yatkınlık. İlişki gerçekti; sebep yanlış okunmuştu.
Bunu yazarken bir şeyi karıştırmamak gerekiyor. Gebelikte sigara başka birçok sebeple zaten önerilmiyor. Burada söylenen tek şey, DEHB nedenselliğinin gösterilmemiş olduğu.
Sebep olmayanlar
Bu kısım belki de yazının en önemli bölümü, çünkü bu yanlış inançlar hem suçluluk üretiyor hem tedaviyi geciktiriyor.
Ebeveynlik tarzı. DEHB'ye yol açmıyor. Ebeveynlik, belirtilerin seyrini ve çocuğun ne kadar zorlanacağını belirgin biçimde etkiliyor; tabloyu üretmiyor. Bu ayrım önemli çünkü ikinci cümle desteğin neden işe yaradığını açıklıyor, birincisi ise yalnızca suçluluk üretiyor.
Şeker. Yirmi üç çift kör kontrollü çalışmayı birleştiren meta analiz, şekerin çocukların davranışını ya da bilişsel performansını etkilemediği sonucuna vardı. Gözlem gerçek ama açıklaması farklı; şeker yazısında bunu ayrıntılı ele aldım.
Ekran süresi. Nedensellik kanıtı bulunmuyor. DEHB akıllı telefonlar yaygınlaşmadan çok önce tanımlanmıştı. Küçük ilişkiler bulan çalışmalar var ama ters yön de en az o kadar makul: DEHB olan kişiler hızlı ödül veren mecralara daha çok yöneliyor olabilir. Ekran yazısında bunu açtım.
Aşılar, gıda boyaları, modern hayat. Bu başlıkların hiçbiri DEHB'nin sebebi olarak gösterilmiş değil. Gıda boyalarında bazı çocuklarda küçük bir davranış etkisi bildiriliyor; bu, tabloya yol açmakla aynı şey değil.
Peki neden daha çok tanı konuyor
Bu, sebep sorusuyla karıştırılan ayrı bir soru.
Standart tanı yöntemleriyle yapılan çalışmalar, toplumda DEHB ölçütlerini karşılayanların oranının onlarca yıldır belirgin biçimde artmadığını gösteriyor. Artan şey tanı konma oranı.
Sebebi büyük ölçüde farkındalık: daha önce gözden kaçan gruplar, özellikle kız çocuklar, kadınlar ve yetişkinler artık değerlendirmeye gidiyor. Tanı abartılıyor mu yazısında bu tartışmayı ele aldım.
Yani "neden bu kadar arttı" sorusunun cevabı sebeplerle değil, görünürlükle ilgili.
Soru aslında ne soruyor
Başta söylediğim yere dönüyorum.
Bir veli "neden" diye sorduğunda çoğu zaman sorduğu şey "benim yüzümden mi" oluyor. Bu sorunun cevabı hayır ve bu cevap bir teselli değil, araştırmaların söylediği şey.
Bir yetişkin "neden" diye sorduğunda sorduğu şey genellikle "önlenebilir miydi" oluyor. Bu sorunun cevabı da büyük ölçüde hayır. Önlenebilecek olan tablo değil, tablonun yıllarca görülmemiş olmasıydı.
İkisi farklı şeyler ve ikincisi gerçek bir kayıp. Tanı sonrası yas yazısında o kaybı ayrıca yazdım.
Bana kalan
Sebep sorusunun cevabını öğrenmek beni rahatlatmadı, ama bir şeyi değiştirdi.
Yıllarca kendi hikayemi bir dizi yanlış seçimle açıkladım. Şunu daha çok çalışsaydım, şunu bırakmasaydım, şu alışkanlığı kursaydım. Her açıklamanın merkezinde ben vardım ve her biri geçmişi bir suç dosyasına çeviriyordu.
Kalıtımın payını öğrenmek o dosyayı kapatmadı. Yalnızca dosyanın yanlış kişi üzerine açıldığını gösterdi.
Buradaki bilgi genel çerçevedir. Tanı ve tedavi kararları hekiminizle verilir.
Sık sorulanlar
- DEHB'nin tek bir sebebi var mı?
- Yok. Tek bir gen, tek bir olay ya da tek bir çevresel etken tabloyu açıklamıyor. Bugünkü anlayış, etkisi küçük çok sayıda etkenin birikimli olarak rol oynadığı yönünde.
- DEHB kalıtsal mı?
- Büyük ölçüde. İkiz ve aile çalışmalarına dayanan derlemeler kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 olarak bildiriyor. Bu, psikiyatrideki en yüksek oranlardan biri.
- Genetik test DEHB'yi gösterir mi?
- Göstermiyor. Tek bir DEHB geni bulunmuyor; etkisi çok küçük yüzlerce genetik değişkenin toplamından söz ediliyor. Bu yüzden tanı için genetik test yapılmıyor.
- Gebelikte sigara DEHB'ye yol açar mı?
- İlişki uzun süre bildirildi, ancak kardeş karşılaştırmalı çalışmalar bu ilişkinin büyük ölçüde ailesel ve genetik ortak etkenlerle açıklanabileceğini gösterdi. Nedensellik gösterilmiş değil. Sigara gebelikte başka sebeplerle zaten önerilmiyor.
- Kötü ebeveynlik DEHB'ye yol açar mı?
- Açmıyor. Ebeveynlik belirtilerin seyrini ve kişinin ne kadar zorlanacağını etkileyebiliyor; tabloyu üretmiyor.
- Şeker ve ekran DEHB'ye sebep olur mu?
- Olmuyor. Yirmi üç çift kör çalışmayı birleştiren meta analiz şekerin davranışı etkilemediğini gösterdi. Ekran süresi için de nedensellik kanıtı bulunmuyor.