DEHB'de uygulama avcılığı ve sistem çöpü
Her ay yeni bir uygulama, yeni bir defter, yeni bir yöntem. Neden hep yeni sistem arıyoruz ve bu arayışın kendisi neden bir erteleme biçimi?
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 8 bölüm var
Geçen yıl telefonumda dört tane yapılacaklar uygulaması vardı. Çekmecemde üç tane yarım kalmış defter duruyordu. Her birinin ilk on sayfası çok düzenliydi, gerisi boştu.
Hepsi alındığı gün kusursuzdu. Renkleri seçmiştim, kategorileri kurmuştum, örnek maddeleri girmiştim. Üçüncü hafta hiçbiri açılmıyordu.
Sözlükteki adı uygulama avcılığı ve uzun süre bunun bir düzen arayışı olduğunu sandım. Değilmiş.
Neden hep yeni sistem
Yenilik hemen ödül veriyor. Yeni bir sistemi kurmak keyifli bir iş. Renk seçiyorsun, kategori kuruyorsun, ayarları düzenliyorsun. Hepsi görünür ilerleme üretiyor ve ödülü aynı akşam veriyor.
Plichta ve Scheres'in (2014) meta analizi, DEHB'de ödül beklentisi sırasında ödül devrelerindeki yanıtın farklılaştığını gösteriyor. Gündelik karşılığı şu: hemen gelen ödül belirleyici oluyor, ileride gelecek ödül zayıf kalıyor.
Sistem kurmak ödülünü o akşam veriyor. Sistemi kullanmak ödülünü aylar sonra veriyor. Hangisini seçtiğim ortada.
Yenilik sönüyor. Üçüncü hafta uygulama artık tanıdık ve tanıdık olan görünmez hale geliyor. Bende bu süre neredeyse hep aynı: on gün ile üç hafta arası.
Sistem bozulduğunda tamir yerine yenisi geliyor. Bir düzen aksadığında onu düzeltmek sıkıcı, sıfırdan kurmak heyecanlı. Sözlükte yeni defter etkisi diye geçiyor ve bu etkinin bende ne kadar güçlü olduğunu kabul etmem zaman aldı.
Yeni sistem aramak çalışmak gibi hissettiriyor. Tam bu yüzden fark edilmesi en zor erteleme biçimi.
Üretkenlik ertelemesi
Bu davranışın bir adı var: üretkenlik erteleme. Asıl işi yapmak yerine, asıl işi kolaylaştıracağını düşündüğün bir şeyle uğraşmak.
Nasıl tanınıyor:
- Bir işe başlamadan önce o iş için sistem kurma ihtiyacı duymak.
- Kurulan sistemi asıl işten daha ayrıntılı hale getirmek.
- Uygulama karşılaştırma videolarıyla geçen akşamlar.
- Yöntem hakkında okumaya, yöntemi uygulamaktan kat kat fazla vakit ayırmak.
Steel'in (2007) erteleme meta analizinde bu davranış oldukça net oturuyor: sıkıcı ve uzak ödüllü bir işin yerine keyifli ve yakın ödüllü bir iş konuyor.
Kendi hikayemden bir örnek: bir müşteri işine başlamadan önce üç gün boyunca dosya adlandırma sistemi kurmuştum. Sistem gerçekten iyiydi. İş üç gün gecikti ve o sistemi bir daha hiç kullanmadım.
Sistem çöpü
Bırakılan sistemler ortadan kaybolmuyor. Birikiyorlar ve sözlükte sistem çöpü denen şeyi oluşturuyorlar:
- Yarım dolu üç uygulama.
- İki farklı defter.
- Buzdolabındaki notlar.
- Kendine gönderilmiş e-postalar.
Bunun somut bir maliyeti var: hiçbirine güvenmiyorsun. Güvenmediğin için her şeyi yine kafanda tutuyorsun. Yani sistem kurmanın amacı tam tersine dönüyor ve zihinsel yük artıyor.
Dijital tarafta bu birikimin ayrı bir hali var; onu dijital dağınıklık yazısında ele aldım.
Çıkış yolu
1. Üç ay sözü ver. Şu an kullandığın aracı üç ay değiştirmeyeceğine karar ver. Yetersiz gelse bile. Wood ve Rünger'in (2016) alışkanlık derlemesine göre bir davranışın otomatikleşmesi tekrar gerektiriyor ve tekrar ancak araç sabit kaldığında mümkün. Alışkanlığın nasıl kurulduğunu alışkanlık kurmak yazısında anlattım.
2. Hepsini boşalt. Bütün eski sistemleri tek tek aç, içindekileri tek bir yere taşı, sonra kapat. Ayrıntısı tek liste kuralı yazısında.
3. Basit olanı seç. Az özellikli bir araç, çok özellikli olandan daha uzun ömürlü oluyor, çünkü ayarlanacak bir şeyi yok. Kurcalanacak yüzey ne kadar küçükse kurcalama da o kadar az.
4. Kurcalamayı bir yere hapset. Sistemle oynama isteği tamamen kaybolmuyor, bunu kabul etmek gerekiyor. Ona bir zaman ayır: haftalık gözden geçirmenin son beş dakikası. Ayrıntısı haftalık gözden geçirme yazısında.
5. Sistem bozulduğunda tamir et. Bir düzen aksadığında sorulacak soru şu: bu sistemin tam olarak hangi parçası çalışmadı? Cevap genelde tek bir parça oluyor ve o parçayı değiştirmek yetiyor.
Sistemin ölmesini geciktiren küçük şeyler
Üç ay sözü vermek tek başına yetmedi. Sözü tutmamı sağlayan birkaç ayrıntı oldu.
Sistemi eksik bırak. Kurarken her şeyi ayarlamıyorum artık. Bir liste, bir takvim, o kadar. Eksik bırakılan yer, üçüncü haftada kurcalayacak bir alan bırakıyor ve o kurcalama sistemi bozmuyor, besliyor.
Bir günlük boşluğu felaket sayma. Bir gün açmadığım için bıraktığım sistem sayısını hatırlamıyorum bile. Şimdi kural şu: iki gün üst üste açmadıysam üçüncü gün mutlaka açıyorum, geriye dönük doldurmaya çalışmadan.
Kullanım kaydını tut. Haftada kaç gün açtığımı işaretliyorum. Bu küçük işaret, sistemin çalışıp çalışmadığını hisse bırakmıyor. His bende hep “çalışmıyor” diyor, kayıt çoğu zaman tersini gösteriyor.
Aracın hiç mi önemi yok
Var, ama sanıldığından çok daha az. Belirleyici olan iki şey:
- Elinin çabuk uzanması. Açması üç dokunuş süren bir araç kullanılmıyor.
- Görünür olması. Açmadığın sürece hatırlamadığın bir araç, olmayan bir araç.
Bunların ötesinde araçlar birbirine şaşırtıcı derecede benziyor. Kağıt bir defter, en pahalı uygulamayla aynı işi görebiliyor. Ben şu an ikisinin karışımını kullanıyorum ve seçtiğim için değil, bir yıldır değiştirmediğim için çalışıyor.
Bir de şu var: bazen gerçekten değiştirmek gerekiyor
Bu yazıyı “sakın değiştirme” diye okumanı istemem. Araç değiştirmenin haklı olduğu durumlar var:
- Araç artık desteklenmiyorsa ya da veri kaybediyorsa.
- Hayatın değiştiyse ve araç yeni düzene fiziksel olarak uymuyorsa.
- Üç ay boyunca düzenli kullandığın halde somut bir eksiği adını koyarak tarif edebiliyorsan.
Ayrım şurada: üç ay kullandıktan sonra değiştirmek bir karar, üç gün kullandıktan sonra değiştirmek bir kaçış. Ben bu iki durumu ayırt etmek için tek bir ölçüt kullanıyorum: eksiği bir cümleyle yazabiliyor muyum?
Asıl mesele nerede duruyor
Bunu yazarken bir şeyi kabul etmem gerekiyor. Sistem arayışının altında çoğu zaman bir umut var: doğru aracı bulursam düzelirim.
O umut yanlış bir yere yaslanıyor. Araç hatırlatabiliyor, dışarı taşıyabiliyor, görünür kılabiliyor. Ama işe başlamayı sağlamıyor. Başlayamamak ayrı bir mesele ve hiçbir uygulamanın çözmediği bir mesele; onu göreve başlayamamak yazısında ele aldım.
Yeni sistem arayışı bir çözüm arayışı gibi görünüyor. Çoğu zaman bir kaçış oluyor ve kaçılan şey de genelde tek bir iş.
Sık sorulanlar
- Uygulama avcılığı nedir?
- Sürekli yeni bir düzen aracı deneyip hiçbirinde kalmamak. Sebebi genelde yenilik: yeni bir sistem kurmak hemen ödül veriyor, onu kullanmak vermiyor.
- Neden fark edilmesi zor bir erteleme?
- Çünkü çalışıyormuş hissi veriyor. Sistem kurmak üretken bir iş gibi göründüğü için asıl işin ertelendiği görülmüyor.
- Çıkış yolu ne?
- Daha iyi bir araç bulmak değil, mevcut aracı yeterince kötü haliyle kullanmaya devam etmek. Hiçbir araç kendiliğinden işi yapmıyor.
- Aracın hiç mi önemi yok?
- Var ama sanıldığı kadar değil. Aracın tek belirleyici özelliği, her gün açılacak kadar az sürtünme üretmesi.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.