İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de geçiş güçlüğü: bir işten diğerine geçmek

Yapılacak iş belli, süre var, isteksizlik yok. Yine de o işe geçemiyorsun. Geçiş güçlüğü nedir, neden yorucu ve neler kolaylaştırıyor.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 7 bölüm var

Bir bölüm bitiyor. Kalkıp bulaşıkları yıkamam gerekiyor. Bunu biliyorum, istemediğim de yok, vaktim de var.

Ama kalkmıyorum. Yirmi dakika sonra hala orada oturuyorum ve o yirmi dakikada ne yaptığımı da söyleyemem.

Bu hali uzun süre tembellik sandım. Tembellik olsaydı keyif almam gerekirdi; oysa o yirmi dakika bana hiç iyi gelmiyor. Bir yerde takılı kalmak gibi bir şey.

Adı geçiş güçlüğü ve DEHB'de en az başlayamamak kadar yaygın.

Sorun tembellik değil, ara

Bir işten diğerine geçmek dışarıdan tek bir hareket gibi görünüyor. İçeriden bakınca üç ayrı iş var:

  1. Şu anda yaptığın şeyi bırakmak
  2. Zihnini o işten çekmek
  3. Yeni işin gerektirdiği şeyi kurmak

Üçü de yürütücü işlevlerin alanına giriyor ve Willcutt ve arkadaşlarının (2005) meta analizi bu alanın DEHB'de tutarlı biçimde zorlandığını gösteriyor. Barkley'in (1997) modelinde de bir davranışı durdurup yerine başkasını koymak işin merkezinde duruyor.

İkinci adım özellikle önemli. Leroy'nun (2009) dikkat kalıntısı adını verdiği olgu şunu söylüyor: bir işi bırakıp diğerine geçtiğinde zihninin bir parçası bir süre eski işte kalmaya devam ediyor. Herkeste böyle oluyor. DEHB'de bu kalıntı daha uzun sürüyor ve temizlemesi daha zor.

Geçiş bir hareket gibi görünüyor, aslında bir iş. Süresini hesaba katmadığın için gün hep eksik çıkıyor.

Hangi geçişler daha zor

Hepsi aynı derecede zor olmuyor. Bende sık tıkananlar:

  • Keyifliden zorunluya. Ödül farkı büyük olduğunda direnç de büyüyor.
  • Odaklanmışken. Bir işe daldığımda dışarıdan gelen çağrı neredeyse fiziksel bir rahatsızlık gibi geliyor. Hiperodak yazısında bunu ayrı ele aldım.
  • Boştayken. Hiçbir şey yapmadığın halden bir işe geçmek de zor, çünkü ivme yok. Buna bekleme modu deniyor: iki saat sonra randevu var ve o iki saatte hiçbir şey yapılamıyor. Bende en çok zaman yiyen hal bu.
  • Mekan değiştirmeden. Aynı masada bir işten diğerine geçmek, oda değiştirmekten zor olabiliyor. Ortam aynı kaldığında zihnim de eski işte kalmaya devam ediyor.
  • Zoru bitirdikten sonra. Büyük bir işi tamamladıktan sonraki boşlukta hiçbir şeye geçemiyorum. Sanki sistem kapanıyor ve yeniden açılması saatler alıyor.

Geçişi kolaylaştıran şeyler

Geçişe süre ayırmak. Takvimine iki iş arasına on beş dakika koymak. Bunu boşa geçen zaman gibi görmek yaygın; aslında zaten harcadığın zamanı görünür kılıyorsun. Görünür olduğunda üstüne suçluluk binmiyor. Takvimimi gerçekçi hale getiren tek değişiklik buydu.

Yeni işin ilk hareketini önceden yazmak. “Rapora geç” büyük bir emir. “Dosyayı aç ve başlığı oku” küçük bir hareket. İlk hareketi, önceki iş bitmeden yazmak geçişi bir karar olmaktan çıkarıyor.

Dışarıdan bir işaret kullanmak. Alarm, zamanlayıcı, bir şarkının bitmesi. Zihnin kendi kendine “artık kalk” demesi pahalı; dışarıdan gelen işaret bedava. Bende en iyi çalışanı, tek bir şarkı çalıp bitince kalkmak oldu; alarmı erteleyebiliyorum ama biten şarkıyı erteleyemiyorum.

Geçiş ritüeli kurmak. Aynı hareket her seferinde tekrarlanınca zihin ne geldiğini biliyor: bir bardak su doldurmak, masayı toplamak, pencereyi açmak. Geçiş ritüeli tek başına küçük, tekrarlanınca güçlü.

Fiziksel olarak yer değiştirmek. Ayağa kalkmak, odadan çıkıp girmek, başka bir sandalyeye oturmak. Bedeni hareket ettirmek dikkat kalıntısını dağıtmaya yardım ediyor. Aynı koltukta oturarak geçiş yapmaya çalıştığım günlerde hiçbir şey olmuyor; kalkıp bir bardak su doldurduğumda çoğu zaman geçiş kendiliğinden tamamlanmış oluyor.

Günü bloklarla kurmak. İş türlerini gruplayıp aralarına geçiş payı koymak, günde altı kez tür değiştirmekten ucuza geliyor; pomodoro ve zaman bloklama yazısında ayrıntılandırdım.

Günün en zor iki geçişi

Kendi günümde iki geçiş diğerlerinden belirgin biçimde daha pahalı.

Sabah, yataktan işe. Uyanmakla çalışmaya başlamak arasında bir aralık var ve o aralık kontrolsüz bırakılırsa bir saati yiyor. Bende işe yarayan şey, ilk hareketi bir önceki akşam belirlemek oldu. Sabah karar vermek istemiyorum; sabah sadece uygulamak istiyorum.

Akşam, işten hayata. Bilgisayarı kapatmak işi bitirmiyor. Zihnim bir süre daha orada kalıyor ve o esnada evde bulunan kişi ben olmuyorum. Bunu bir ritüelle çözmeye çalışıyorum: yarın ne yapacağımı üç madde halinde yazıp bilgisayarı kapatmak. Ayrıntısını gün sonu kapanışı yazısında anlattım.

Bu ikisini düzeltince günün geri kalanındaki küçük geçişler de kolaylaştı. Sanırım sebebi şu: gün iyi başlayınca ve iyi bitince, aradaki tıkanmalar bir felakete dönüşmüyor, sadece birer tıkanma olarak kalıyor.

Geçiş güçlüğünün görünmeyen bedeli

Bu meselenin en pahalı tarafı kaybedilen dakikalar değil.

Asıl bedel, o aradaki zamanda ne hissettiğin. Ben o yirmi dakikayı boşa geçirirken kendimi izliyorum ve izlediğim şey hoşuma gitmiyor. Gün sonunda “bugün az iş çıkardım” dediğimde, aslında “bugün üç kez arada takıldım” demiş oluyorum.

İkinci bedel plan yapamamak. Geçişlerin ne kadar süreceğini bilmediğim için günü hep iyimser kuruyorum. Beş iş planlıyorum, üçünü yapabiliyorum ve akşam kendime yetersiz diyorum. Oysa hesaba katmadığım şey işler değildi, aralardı.

Üçüncüsü de başkalarına görünmemesi. “Hazırlanıyorum” demek bir açıklama olarak kabul edilmiyor. Bu yüzden çoğu zaman hiç açıklamıyorum ve geç kalmış görünmeyi tercih ediyorum.

Ne zaman tutmuyor

Bu yöntemlerin hepsi enerjin varken çalışıyor. Uykusuz olduğun, art arda bölündüğün ya da yüklendiğin günlerde geçiş süresi uzuyor ve hiçbir alarm yetmiyor.

O günlerde yapılacak en makul şey geçiş sayısını azaltmak. Aynı türden işleri arka arkaya koymak, günde beş kez tür değiştirmekten ucuz. Bütün telefon görüşmelerini bir saate toplamak buna iyi bir örnek.

Bir de şunu öğrendim: kötü bir günde geçişi zorlamak yerine geçişi beklemek daha az maliyetli. On dakika daha oturup sonra kalkmak, yirmi dakika kendimle tartışıp sonra kalkmaktan iyi.

Vardığım yer

Geçiş güçlüğü bir irade sorunu olarak yaşanıyor ve bir zamanlama sorunu gibi çözülüyor. Geçişe zaman ayırdığımda gün bana daha az yalan söylüyor.

Başlamanın kendisiyle ilgili kısmı görev felci yazısında, eşiği düşürmenin pratiği iki dakika kuralı yazısında.

O geçişin bir gününü günlükte yazmıştım: İşten kendime, kendimden işe.

Sık sorulanlar

Geçiş güçlüğü nedir?
Bir işten diğerine geçmenin kendisinin ayrı bir zorluk olması. Zihnin bir görevden çıkıp diğerine yerleşmesi ek bir yürütücü işlev işi.
Hangi geçişler daha zor?
Keyifli bir işten zorunlu bir işe geçmek ve dinlenmeden çalışmaya geçmek. İkisinde de ödül yönü ters çalışıyor.
Geçişi kolaylaştıran şeyler neler?
Geçişin kendisine süre ayırmak ve yeni işin ilk hareketini önceden yazmak. Boş bir geçiş, araya başka bir şeyin girmesine davet çıkarıyor.
Geçiş güçlüğünün görünmeyen bedeli ne?
Günün büyük kısmı geçişlerde kayboluyor. Çalışılan süre kısa görünüyor ama arada harcanan süre sayılmıyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Willcutt, E. G., Doyle, A. E., Nigg, J. T., Faraone, S. V., & Pennington, B. F. (2005). Validity of the executive function theory of ADHD: A meta-analytic review. Biological Psychiatry, 57(11), 1336-1346.↩
  2. Leroy, S. (2009). Why is it so hard to do my work? The challenge of attention residue when switching between work tasks. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 109(2), 168-181.↩
  3. Barkley, R. A. (1997). Behavioral inhibition, sustained attention, and executive functions: Constructing a unifying theory of ADHD. Psychological Bulletin, 121(1), 65-94.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.