İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de konu tekrarı: öğrendiğini neden unutuyorsun

Dün çalıştığın konu bugün yok. DEHB'de konu tekrarını işler kılan yöntemleri, aralıklı tekrarı ve kendini test etmeyi somut bir planla yazdım.

7 dakika okumaOrta
Bu yazıda 8 bölüm var

Bir konuyu çalıştın. Bitirdiğinde biliyordun; birine anlatabilirdin. Üç gün sonra aynı konudan bir soru geldi ve elinde hiçbir şey yok.

Bunu yıllarca hafızamın kötülüğü olarak okudum. Sonra fark ettim ki hafızanın kendisiyle değil, ona bilgiyi verme biçimimle ilgiliydi.

Bu yazı DEHB ile sınava nasıl çalışılır serisinin tekrar bölümü. Ezber ve aralıklı tekrar yazısında aralık etkisinin araştırma tarafını anlattım; burada onu bir sınav takvimine nasıl çevireceğine bakıyorum.

Tanıdıklık ile hatırlamak aynı şey değil

Tekrarın en yaygın biçimi, notu yeniden okumak. Sayfayı açıyorsun, satırlar tanıdık geliyor, "bunu biliyorum" diyorsun ve kapatıyorsun.

Burada bir tuzak var. Tanıdıklık, bilginin hatırlanabileceği anlamına gelmiyor. Metni gördüğünde tanıyorsun; metin olmadan çağıramıyorsun. Sınavda ise metin yok.

Dunlosky ve arkadaşlarının on öğrenme tekniğini değerlendiren derlemesi bu noktayı net biçimde gösteriyor. En çok kullanılan iki yöntem, metni tekrar okumak ve altını çizmek, düşük yarar kategorisinde kaldı; kendini test etmek ve çalışmayı zamana yaymak ise en yüksek yarar verilen iki yöntem oldu (Dunlosky ve ark., 2013).

Yani sınav öncesi yaptığın en yaygın hareket, en az işe yarayan hareket olabilir.

Kendini test etmenin gücü

Roediger ve Karpicke'nin klasikleşmiş çalışması bunu çok net kuruyor. Katılımcılar metinleri okudu; bir grup metni tekrar tekrar çalıştı, diğer grup metin üzerinden kendini test etti.

Beş dakika sonra yapılan ölçümde tekrar tekrar çalışan grup daha iyiydi. Ama bir hafta sonra yapılan ölçümde tablo tersine döndü: kendini test eden grup belirgin biçimde daha fazlasını hatırladı (Roediger ve Karpicke, 2006).

Bu bulgunun en sinsi tarafı, kısa vadeli yanılsama. Çalışırken hangi yöntemin işe yaradığını hissinle ölçemiyorsun, çünkü his kısa vadeyi gösteriyor. Notu okumak seni iyi hissettiriyor; kendini test etmek kötü hissettiriyor, çünkü bilmediklerini gösteriyor. Ve işe yarayan, kötü hissettiren olanı.

DEHB tarafında da iyi haber var. Üniversite öğrencileriyle yapılan çalışmalarda geri getirme alıştırmasının yararı, DEHB'li ve DEHB'si olmayan öğrencilerde benzer büyüklükte çıktı. Bu bulguları ezber ve aralıklı tekrar yazısında ayrıntısıyla yazdım.

Aralık: ne zaman tekrar etmeli

Kendini test etmek kadar önemli olan ikinci şey, ne zaman test ettiğin.

Aynı konuyu bir oturumda üç kere geçmek ile üç güne yaymak aynı süreyi harcıyor ama aynı sonucu vermiyor. Zamana yayılmış tekrar belirgin biçimde daha kalıcı. Sözlükte aralıklı tekrar.

Sınav takvimine çevirmek için kullanışlı bir kaba kural var: tekrar aralığını, sınava kalan süreye göre ayarla.

Sınava üç ay varsa: konuyu öğrendikten sonra 1. gün, 7. gün, 21. gün ve sınavdan bir hafta önce tekrar et.

Sınava bir ay varsa: 1. gün, 4. gün, 10. gün ve sınavdan üç gün önce.

Sınava bir hafta varsa: ertesi gün, üçüncü gün ve son gün.

Bu sayılar kutsal değil; oran olarak düşün. Bilgiyi ne kadar uzun süre tutman gerekiyorsa aralıklar o kadar uzun oluyor.

Bir ayrıntı daha: tekrarın uzun olması gerekmiyor. Bir konunun ikinci tekrarı on beş dakika sürebilir, çünkü öğrenme değil hatırlama yapıyorsun. Kısa tekrarlar DEHB için ayrıca değerli, çünkü kırk beş dakikalık bir tekrar bloğunu ertelemek on beş dakikalık bir bloğu ertelemekten çok daha kolay.

Karıştırarak çalışmak

Üçüncü ayar, konuları nasıl dizdiğin.

Aynı tür sorudan arka arkaya kırk tane çözmek en yaygın çalışma biçimi. Çözerken gittikçe hızlanıyorsun ve bu hızlanma sana öğrendiğini düşündürüyor. Oysa çoğu zaman öğrendiğin şey hangi yöntemi kullanacağın değil; o sayfadaki bütün soruların aynı yöntemi istediği.

Rohrer ve Taylor'ın çalışması bunu doğrudan test etti. Bir deneyde öğrenciler farklı türde problemleri ya türe göre bloklanmış ya da karışık sırayla çalıştı. Test performansı karışık çalışan grupta belirgin biçimde daha yüksekti (Rohrer ve Taylor, 2007).

Sınav çalışmasına çevirisi şu: bir konu bittikten sonra o konudan çözdüğün son soruları, önceki konulardan gelen sorularla karıştır. Deneme sınavının zaten yaptığı şey bu ve denemenin değerinin bir kısmı buradan geliyor. Deneme sınavı ve süre yönetimi yazısında denemenin diğer işlevlerini anlattım.

DEHB'de asıl sorun takvimi hatırlamak

Buraya kadar anlatılanlar DEHB'ye özgü değil; herkes için geçerli. DEHB'ye özgü olan kısım şu: bütün bu plan, üç gün sonra bir şeyi yapmayı hatırlamayı gerektiriyor.

Gelecekte bir şey yapmayı hatırlama becerisine prospektif bellek deniyor ve DEHB'de en sık zorlanan alanlardan biri. Üstüne bir de zamanın kendisini hissetmekteki zorluk ekleniyor: "üç gün sonra" ile "iki hafta sonra" arasındaki fark bulanık kalıyor. Zaman körlüğü yazısında bunun üstüne yazdım.

Buradan çıkan tek kural şu: tekrar takvimini aklında tutma. Bir sistem tutsun.

Aralıklı tekrar yapan bir kart uygulaması. Hangi kartın hangi gün geleceğini o hesaplıyor. Hangisini kullandığın, hep aynısını kullanmandan daha az önemli.

Takvime konulmuş tekrar randevuları. Konuyu bitirdiğin gün, takvime üç ayrı hatırlatıcı koy. Konu adıyla birlikte, "tekrar" diye değil.

Kağıt üstünde tekrar çizelgesi. Duvara asılı bir tablo: satırlar konular, sütunlar tekrar numarası. Yaptığın kutuyu işaretliyorsun. Görünür olması, DEHB'de dijital bir listeye göre büyük avantaj.

Not almak da tekrarın parçası

Tekrar edebilmek için tekrar edilebilir bir şeyin olması gerekiyor. Ders sırasında alınan sayfalarca not, çoğu zaman bu işi görmüyor; çünkü tekrar zamanı geldiğinde o notu yeniden okumak, konuyu baştan öğrenmek kadar uzun sürüyor.

Notu tekrar edilebilir kılan şey, soru biçimine dönüştürülmüş olması. Sayfanın kenarına "bu formül ne zaman kullanılır" yazmak, formülün kendisini yazmaktan daha işlevsel; çünkü tekrar sırasında sayfayı kapatıp o soruyu cevaplamaya çalışabiliyorsun. Not almak yazısında bu tarafı ayrıntısıyla anlattım.

Bir de kart yazmanın kendisinin bir erteleme aracına dönüşmesi var: kartları güzelleştirmek, renklendirmek, kategorilere ayırmak. Kural olarak bir karta tek soru ve tek kısa cevap koy, kartı konuyu çalışırken o anda yaz. "Sonra hepsini karta çeviririm" dediğin notlar büyük ihtimalle hiç karta dönüşmüyor.

Aktif hatırlamanın dört pratik biçimi

"Kendini test et" tavsiyesi doğru ama soyut. Somut hali şu dört biçimden biri olabilir.

Boş sayfa yöntemi. Konuyu çalıştıktan sonra kitabı kapat ve hatırladığın her şeyi boş bir kağıda yaz. Sıra önemli değil, güzellik hiç önemli değil. Sonra kitabı aç ve eksikleri farklı renkte tamamla. İki üç dakika sürüyor ve genelde en rahatsız edici yöntem, çünkü ne kadar az hatırladığını hemen gösteriyor.

Kendi sorunu yazmak. Konuyu okurken kenara soru yaz, cevabı yazma. Ertesi gün sadece sorulara bak. Soru yazmak, metni pasif okumaktan farklı bir zihinsel iş gerektirdiği için okuma sırasında da dikkati tutuyor.

Birine anlatmak. Konuyu bir arkadaşına, kardeşine ya da sesli olarak boş bir odaya anlat. Anlatırken takıldığın nokta, tam olarak bilmediğin nokta. Bu yöntemin sözlükteki karşılığı sesli düşünme.

Kart destesi. Aralıklı tekrar yapan bir uygulamada tek soru ve tek kısa cevaplı kartlar. Uzun paragraflar karta sığmıyor ve tekrar sırasında okunmuyor.

Dördünde de ortak nokta şu: cevabı görmeden önce hatırlamaya çalışmak. Kartı çevirip "evet, bunu biliyordum" demek test etmek sayılmıyor; o sadece tanımak. Hatırlamaya çalışıp başaramamak bile öğrenmeye katkı sağlıyor, çünkü arama işlemi bilgiye giden yolu güçlendiriyor.

Bir de karıştırma ile birleştirmek var. Boş sayfa yöntemini tek konuyla değil, üç konuyla birlikte yaptığında hem geri getirme hem karışık çalışma aynı anda oluyor. Bu iki yöntemi ayrı ayrı uygulamak yerine üst üste bindirmek, sınırlı çalışma süresini daha verimli kullanmanın en kolay yolu.

Unutmak bir kusur değil

Son olarak, unutmanın kendisine dair bir şey söylemek istiyorum.

Unutmak beynin bozulması değil, normal işleyişi. Her insan öğrendiğinin büyük kısmını günler içinde kaybediyor. Fark, bazı insanların bu kaybı fark etmeden telafi etmesi: derste bir kez daha duyuyor, ödevde bir kez daha kullanıyor, arkadaşıyla konuşurken bir kez daha çağırıyor.

DEHB'de bu kendiliğinden telafiler daha az oluyor. Ders dinlerken dikkat kaçıyor, ödev son gece yapılıyor, konu bir kere görülüp kapanıyor. Yani unutma daha büyük değil; üstüne binen tekrar daha az.

Bu yüzden tekrar sistemi kurmak DEHB'de bir üstünlük çabası değil, eksik kalan doğal tekrarları dışarıdan eklemek. Ve bunu yaptığında, hafızanın aslında sandığın kadar kötü olmadığını görüyorsun.