DEHB Sözlüğü
DEHB üzerine okuduğun her metinde, açıklanmadan kullanılan on beş kelime var. İnsan bunları bilmediğini söylemeye utanıyor, sonra da okuduğunun yarısını kaçırıyor. Burada 506 tanesi var: ne anlama geldikleri ve gündelik hayatta neye benzedikleri.
Bu sayfa tanı koymuyor, koyamaz. Buradaki bir tarif sana tanıdık geldiyse bu bir bilgi, teşhis değil. Tanı için bir hekime gitmek gerekiyor.
A
- Abonelik sızıntısı
- Unutulan ve kullanılmayan aboneliklerin ödenmeye devam etmesi. İptal etmek karar gerektirdiği için erteleniyor.
- Aceleci hata
- Bildiği bir işi hızlı yaptığı için yanlış yapmak. Sınavda soruyu yanlış okumak buna klasik örnek.
- Aciliyet zorunluluğu
- Ancak acil olan işlerin yapılabilmesi. Önemli ama acil olmayan iş, acil hale gelene kadar bekliyor.
- Açıklama kararı
- Tanıyı kime, ne zaman, ne kadar anlatacağını seçmek. İşte açıklamak düzenleme sağlayabiliyor ama geri alınamıyor.
- Adet döngüsü etkisi
- Hormon düzeylerindeki değişimin DEHB belirtilerini döngü boyunca değiştirmesi. Yeni yeni araştırılan ve klinikte giderek daha çok konuşulan bir konu.
- Aerobik hareket
- Nabzı yükselten sürekli hareket. Kısa süreli dikkat artışı sağladığı için çalışma öncesine yerleştirilebiliyor.
- Akran desteği
- Aynı durumu yaşayanların birbirine verdiği destek. Uzman desteğinin yerini tutmuyor, yalnızlığı belirgin biçimde azaltıyor.
- Aleksitimi
- Duyguları tanımakta ve tarif etmekte zorlanma. DEHB ve otizmde daha sık görülüyor.
- Alışkanlık yığınıHabit stacking
- Yeni alışkanlığı mevcut bir alışkanlığın arkasına eklemek. "Kahveyi koyduktan sonra ilacı alırım" gibi.
- AlışmaHabitüasyon
- Tekrarlanan uyaranın fark edilmez hale gelmesi. Görünür sistemlerin zamanla işlevini yitirmesinin sebebi bu: kağıt duvarda kalıyor ama artık görünmüyor.
- Amfetamin türevleri
- Uyarıcı ilaçların ikinci ana grubu. Metilfenidattan farklı bir mekanizmayla etki ediyor, o yüzden birinde sonuç alınmazsa diğeri denenebiliyor.
- Analiz felciAşırı düşünme
- Karar vermek için bilgi toplarken kararın kendisinin kaybolması. Her seçeneğin artısını eksisini tartarken seçenek sayısı büyüyor ve hiçbiri yeterince iyi görünmüyor. Sonuç genelde seçmemek oluyor, ki o da bir seçim. Küçük kararlarda bile olabiliyor: hangi filmi izleyeceğini iki saat araştırıp uyumak gibi.
- Anında geri bildirim
- Davranışın hemen ardından gelen tepki. Gecikmiş övgü ya da uyarı DEHB'de neredeyse hiç işe yaramıyor.
- Ani karar
- Uzun vadeli bir seçimi bir anda vermek. İstifa, taşınma, ilişkiyi bitirme. Karar bazen doğru çıkıyor, süreç yine de riskli.
- Anksiyete bozukluğu
- Kaygının yaygın ve işlevi bozacak düzeyde olduğu durumlar. DEHB'ye en sık eşlik eden gruplardan biri.
- Aralıklı tekrar
- Bilgiyi giderek açılan aralıklarla tekrar etmek. Öğrenmenin kalıcılığını en çok artıran yöntemlerden biri ve DEHB'de özellikle işe yarıyor.
- ASRS
- Dünya Sağlık Örgütü'nün yetişkin DEHB tarama ölçeği. Kısa ve yaygın; tarama aracı, tanı koymuyor.
- Aşamalı teslim
- Büyük ödevin parçalar halinde teslim edilmesi. Son gece yığılmasını yapısal olarak engelliyor.
- Aşırı düzeltme
- Bir hatadan sonra aşırı sistem kurmak. Yeni sistem genelde sürdürülemeyecek kadar ayrıntılı oluyor.
- Aşırı hazırlık
- İşe başlamak yerine sonsuza kadar hazırlanmak. Yeni defter almak, sistem kurmak, araştırma yapmak. Hepsi gerçek iş gibi hissettiriyor.
- Aşırı konuşma
- Durmadan ve hızla konuşmak. Genelde heyecanla ya da konuyu unutma korkusuyla birlikte geliyor.
- Aşırı odaklanma çöküşü
- Uzun bir hiperodak sonrası gelen tükeniş. Su içilmemiş, yemek yenmemiş, beden faturayı sonra kesiyor.
- Aşırı öğrenme
- Bir beceriyi öğrendikten sonra da tekrar etmek. DEHB'de rutinlerin kalıcı olması için gereken tekrar sayısı daha yüksek.
- Aşırı paylaşım
- Karşı tarafın beklediğinden fazla kişisel bilgi vermek. Dürtüsellik ve bağ kurma isteğinin birleşimi.
- Aşırı taahhüt
- Kapasitenin üstünde iş üstlenmek. O an hepsi mümkün görünüyor çünkü gelecekteki yorgunluk hesaba katılamıyor.
- Aşırı tanı tartışması
- DEHB tanısının gereğinden çok konduğu iddiası. Karşı tarafta da uzun süre tanısız kalanların yükü duruyor; iki durum aynı anda doğru olabiliyor.
- Atomoksetin
- Uyarıcı olmayan bir DEHB ilacı. Noradrenalin üzerinden çalışıyor, etkisi haftalar içinde yerleşiyor, anlık değil.
- AuDHD
- Otizm ve DEHB'nin bir arada bulunması için kullanılan gayriresmî kısaltma. İki durumun ihtiyaçları bazen birbirine ters düşüyor.
- Ayırıcı tanı
- Benzer tabloyu üretebilecek başka durumların elenmesi. Uyku bozukluğu, tiroid, kaygı, depresyon ve travma en sık bakılanlar.
- Ayrı hesap yöntemi
- Sabit giderler ile harcanabilir parayı ayrı hesaplarda tutmak. Dürtüsel harcamanın etkisini sınırlıyor.
- Daha az uyaranın olduğu ortamda sınava girme. Seçici dikkat zorlanan kişilerde fark yaratıyor.
- Ayrık dikkatBölünmüş dikkat
- Dikkati aynı anda iki işe paylaştırmak. Kapasitesi herkeste sınırlı; DEHB'de paylaştırma değil, paylaştırdıktan sonra ikisine de dönebilmek zorlaşıyor.
B
- B12 eksikliği
- B12 vitamininin yetersizliği. Bilişsel yavaşlama ve yorgunlukla gidebildiği için değerlendirmenin parçası.
- Bağ dokusu esnekliğiHipermobilite
- Eklemlerin normalden fazla esnek olması. DEHB ve otizmle birlikteliği üzerine araştırmalar sürüyor.
- Bağ kurma yoğunluğu
- Yeni bir ilişkiye hızla ve derinden bağlanmak. Yenilik uyarımıyla birlikte gelen bir örüntü.
- Bağımlılık riski
- İlaca bağımlı hale gelme ihtimali. Reçeteli DEHB tedavisinin bağımlılık riskini artırmadığı, hatta madde kullanım riskini azalttığı yönünde güçlü veri var.
- Bağlamsal bellek
- Bir bilgiyi öğrenildiği ortamla birlikte hatırlamak. Aynı odada çalışıp aynı odada sınava girmenin işe yaramasının sebebi.
- Barnum etkisi
- Herkese uyabilecek genel tariflerin kişiye özel gelmesi. DEHB listelerinin bu kadar tanıdık gelmesinin bir sebebi bu.
- Bazal gangliyonlar
- Hareketin ve alışkanlığın düzenlenmesinde görevli yapı grubu. DEHB'de yapısal ve işlevsel farklar bildiriliyor.
- Beceri dalgalanması
- Aynı işi bir gün çok iyi, ertesi gün hiç yapamamak. DEHB'nin en yanlış anlaşılan yanı: tutarsızlık isteksizlik sanılıyor.
- Beceri tavanı
- Çabayla aşılamayan sınır hissi. Genelde yanlış yöntemin sınırı oluyor, kişinin değil.
- Beden sinyali körlüğüİnteroseptif farkındalık
- Açlık, susuzluk, tuvalet ve yorgunluk sinyallerini geç fark etmek. DEHB'de sık ve sağlığı doğrudan etkiliyor.
- Bekleme kuralı
- Alışverişte karar ile satın alma arasına süre koymak. Sepette bir gece bekletmek yaygın uygulaması.
- Bekleme listesi
- Değerlendirmeye sıra beklenen süre. Birçok ülkede aylarla ölçülüyor ve tanının gecikmesinin pratik sebeplerinden biri.
- Bekleme moduWaiting mode
- İleride bir randevu ya da görüşme olduğu için o vakte kadar hiçbir şey yapamamak. Bütün gün tek bir toplantı yüzünden gidiyor.
- Beklenti kaygısı
- Yaklaşan bir iş yüzünden önceden yaşanan gerginlik. İşin kendisinden uzun sürüyor ve ertelemeyi besliyor.
- Belirti örtüşmesi
- Farklı durumların benzer belirti üretmesi. Kaygı, travma, uyku borcu ve depresyon dikkat sorunu görünümü verebiliyor.
- Beş dakika sözü
- Sadece beş dakika çalışmaya söz vermek. Başlamak en pahalı adım olduğu için genelde beş dakikadan uzun sürüyor.
- Beyin boşaltmaBrain dump
- Aklındaki her şeyi sıralamadan yazmak. Zihinsel yükü düşürmenin en hızlı yolu ve sıralama sonra yapılıyor.
- Beyin çürütmeBrain rot
- Düşük değerli içeriğin saatlerce tüketilmesi. Şaka yollu kullanılıyor ama tarif ettiği zaman kaybı gerçek.
- Beyin sisiBrain fog
- Düşüncenin bulanıklaştığı, kelimelerin geç geldiği hal. Tıbbi bir tanı değil, çok sayıda durumun ortak tarifi.
- Bırakma dönemi
- İlacın kontrollü olarak azaltılıp kesilmesi. Uyarıcılarda fiziksel yoksunluk beklenmiyor ama belirtiler geri geliyor.
- Bilgi işleme hızı
- Gelen bilgiyi anlayıp tepki verme hızı. Zeka ile ilgisi yok. Düşük olduğunda kişi soruyu anlıyor ama cevap geç geliyor.
- Bilgilendirilmiş onam
- Tedavinin yararlarını ve risklerini anlayıp kabul etmek. Soru sormak sürecin parçası, itiraz değil.
- Bilişsel ataler
- Zihnin mevcut halinde kalma eğilimi. Hem başlayamamayı hem de bırakamamayı aynı anda açıklıyor.
- Bilişsel davranışçı terapiBDT
- Düşünce kalıplarıyla davranışlar arasındaki bağı çalışan, süresi belli ve ödevli bir terapi yaklaşımı. DEHB'ye uyarlanmış hali çocukluk anılarını kazmaktan çok bugünkü sistemi kurmaya bakıyor: planlama, erteleme, zaman tahmini. İlaç tedavisinin yerine geçmiyor, yanında çalışıyor ve ikisini birlikte kullananlarda sonuç daha iyi.
- Bilişsel erişilebilirlik
- Metnin, formun ve arayüzün anlaşılır ve az adımlı olması. Kısa cümle, net başlık, görünür ilerleme.
- Bilişsel esneklik
- Kural değiştiğinde davranışı da değiştirebilmek. Düşük olduğunda kişi işe yaramayan yöntemi daha uzun süre denemeye devam ediyor.
- Bilişsel rezerv
- Beynin zorlanma karşısında elindeki yedek kapasite. Eğitim, ilgi alanları ve sosyal bağlarla büyüyor.
- Bilişsel yeniden çerçeveleme
- Bir durumu farklı bir açıdan yorumlayarak duygusal etkisini değiştirmek. Terapinin temel araçlarından biri.
- Bilişsel yük
- Bir anda zihinde tutulan bilgi miktarı. Sınırı aşıldığında performans birden düşüyor, kademeli değil.
- Bipolar bozukluk
- Çökkün ve taşkın dönemlerin görüldüğü durum. DEHB ile karışabiliyor; ayrım süre ve döngüde: burada haftalar, DEHB'de saatler.
- Bireyselleştirilmiş eğitim programıBEP
- Öğrencinin ihtiyacına göre hazırlanan yazılı eğitim planı. Hedefler, yöntemler ve destekler burada tanımlanıyor.
- Bitirme direnci
- İşin son yüzde beşini yapamamak. Yenilik bitmiş, ödül alınmış, geriye yalnızca angarya kalmış oluyor.
- Boyutsal yaklaşım
- DEHB'yi var ya da yok değil, bir yelpaze üzerinde ele almak. Belirtiler toplumda sürekli bir dağılım gösteriyor.
- Bupropion
- Öncelikle antidepresan olan, DEHB'de bazı durumlarda kullanılan bir ilaç. Endikasyon dışı kullanım kararı hekime ait.
- Bütçe körlüğü
- Paranın nereye gittiğinin takip edilememesi. Zaman körlüğünün finansal karşılığı.
C
- Conners ölçeği
- Çocuk ve yetişkinlerde kullanılan davranış değerlendirme ölçekleri ailesi. Ebeveyn, öğretmen ve kişinin kendi formu var.
Ç
- Çalışma belleğiİşleyen bellek
- Bir şeyi yaparken aklında tutman gereken geçici bilgi. Odaya neden girdiğin, cümlenin başında ne diyecek olduğun, aklındaki üç maddeden ikincisi. DEHB'de kapasitesi düşük değil, tutunması zayıf: bilgi oradayken araya bir şey girince siliniyor. Dışarı yazmak bu yüzden çalışıyor, kağıt unutmuyor.
- Çalışma belleği aralığı
- Bir seferde kaç birim bilgi tutulabildiği. Ölçek testlerinde sayı ya da harf dizileriyle ölçülüyor.
- Çamaşır sandalyesi
- Ne kirli ne temiz sayılan kıyafetlerin toplandığı yer. Şaka gibi görünüyor ama ikili sınıflandırmanın yetmediği yerde ortaya çıkan pratik bir üçüncü kategori.
- Çevrimiçi çalışma odası
- İnsanların kamerayı açıp birlikte sessizce çalıştığı ortam. Eşlikçi çalışmanın uzaktan hali.
- Çift kopya kuralı
- Sık kaybedilen eşyadan bilerek iki tane bulundurmak. Şarj aleti, makas, gözlük. Aramaya harcanan süreyi satın alıyor.
- Çift kör çalışma
- Ne katılımcının ne uygulayıcının kimin gerçek ilacı aldığını bildiği araştırma tasarımı. Kanıt düzeyi en yüksek yöntemlerden biri.
- Çoklu görev
- Aynı anda birden fazla iş yapmak. Beyin aslında hızlı geçiş yapıyor, paralel çalışmıyor. Her geçiş maliyetli, yani çoklu görev bir yetenek değil bir vergi.
- Çürük hafta
- Hiçbir sistemin çalışmadığı, her şeyin dağıldığı dönem. Genelde uyku borcu, hastalık ya da stresle birlikte geliyor.
D
- Dağınıklık
- Eşyaların yerinin belirsizleşmesi. Tembellikten değil, karar yorgunluğundan: her eşya için "nereye" sorusu ayrı bir karar.
- Damgalanma
- Tanı yüzünden dışlanma ya da küçümsenme. Tanıyı açıklamayı zorlaştırıyor ve destek almayı geciktiriyor.
- Davranım bozukluğu
- Başkalarının haklarını ihlal eden süregen davranış örüntüsü. Erken müdahale gerektiriyor.
- Davranış aktivasyonu
- Ruh hali düzelmeden önce davranışı başlatma yaklaşımı. "Canım isteyince yaparım" beklentisini tersine çeviriyor.
- Davranış sözleşmesi
- Beklentilerin ve karşılıklarının yazılı hale getirilmesi. Tartışmayı hafızadan çıkarıp kağıda taşıyor.
- Davranışsal bağımlılık
- Oyun, kumar ya da ekran gibi davranışların bağımlılık örüntüsüne dönüşmesi. Anlık ödül sağladıkları için DEHB'de risk artıyor.
- Davranışsal ebeveyn eğitimi
- Ebeveyne tutarlı sınır ve ödül sistemi kurmayı öğreten program. Çocukluk DEHB'sinde en güçlü kanıtı olan müdahalelerden biri.
- Değerlendirme raporu
- Sürecin ve bulguların yazılı özeti. Okulda ve işte düzenleme istemek için genelde bu belge gerekiyor.
- DEHBDikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ADHD
- Dikkatin, dürtülerin ve hareketliliğin düzenlenmesiyle ilgili nörogelişimsel bir durum. Adı yanıltıyor: dikkat eksik değil, yönlendirilemiyor. İlgi çeken şeye saatlerce, gereken şeye üç dakika. Çocuklukta başlıyor ve büyük çoğunlukta yetişkinlikte de sürüyor, sadece görünümü değişiyor.
- DEHB anı
- Belirtinin komik ya da absürt bir biçimde ortaya çıktığı gündelik olay. Buzdolabında bulunan telefon gibi.
- DEHB koçluğu
- Gündelik sistem kurmaya odaklanan yapılandırılmış destek. Terapi değil: geçmişi kazmıyor, bu haftanın planını kuruyor.
- DEHB vergisiADHD tax
- Unutmanın, ertelemenin ve dağınıklığın parayla ödenen faturası. Geciken fatura cezası, kaçırılan randevunun ücreti, ikinci kez alınan şarj aleti, bozulan sebzeler. Tek tek küçük, toplamı yıllık ciddi bir rakam. Adını koymak işe yarıyor: bu beceriksizlik değil, durumun öngörülebilir bir maliyeti.
- Demir eksikliği
- Vücutta demir düzeyinin düşmesi. Yorgunluk ve dikkat sorunu üretebildiği için ayırıcı tanıda yer alıyor.
- Demir ve ferritin
- Düşük demir düzeyinin dikkat ve huzursuzlukla ilişkilendirilmesi. Değerlendirmede bakılabiliyor ama kendi başına takviye alınmıyor.
- Deneyim aktarımı
- Kendi yaşadığını başkasının kullanabileceği biçimde anlatmak. Tavsiyeden farkı: kural koymuyor, örnek veriyor.
- Depresyon
- Süregelen çökkünlük, ilgi kaybı ve enerji düşüşü. DEHB ile birlikte sık görülüyor ve ayırt edilmesi gerekiyor.
- Destek ağı
- Kişinin çevresindeki yardım kaynakları. DEHB'de bireysel çabadan daha belirleyici olabiliyor.
- Destek eğitim odası
- Okulda bireysel ya da küçük grup desteği verilen ortam. Türkiye'de yaygın uygulama.
- Devamsızlık esnekliği
- Kötü günlerde derse katılamamanın cezalandırılmaması. Tutarsız performansın en somut karşılığı.
- Dış hatırlatıcı
- Hatırlamayı belleğe değil ortama yüklemek. Alarm, kağıt, kapıya asılan çanta. Hile değil, doğru tasarım.
- Dış iskeleYapılandırma
- Eksik olan iç düzeni dışarıdan kurmak. Görünür listeler, sabit saatler, yerleri belli eşyalar, başkasıyla verilen sözler. Mantığı basit: zayıf olan şeyi zorla güçlendirmek yerine, o işi yapan bir dış yapı kuruluyor. Gözlük takmaya benziyor, hile değil.
- DIVA
- Yetişkin DEHB için kullanılan yapılandırılmış tanı görüşmesi. Her ölçütü çocukluk ve yetişkinlik için ayrı ayrı sorguluyor.
- Dijital detoks
- Ekrandan planlı olarak uzaklaşma. Kalıcı çözüm olmuyor; sürtünme tasarımı genelde daha sürdürülebilir.
- Dijital tedavi
- Reçeteli uygulama ya da oyun biçimindeki müdahaleler. Bazıları onay aldı; etkileri sınırlı ve bütüncül tedavinin parçası olarak konumlanıyor.
- Dikkat çapası
- Dikkati bir yere bağlamak için kullanılan sabit bir uyaran. Sakız, tespih, arka planda tek düze ses. Herkeste işe yaramıyor ama yarayanda çok yarıyor.
- Dikkat dağınıklığı
- Dış uyaranların dikkati kolayca çekmesi. Dikkatsizlikten farkı şu: burada dikkat yok değil, sürekli başka yere gidiyor.
- Dikkat eğitimi
- Dikkati alıştırmalarla güçlendirme çalışmaları. Alıştırmanın kendisinde gelişme oluyor, gündelik hayata aktarımı ise sınırlı kalıyor.
- Dikkat kalıntısıAttention residue
- Bir işten diğerine geçtikten sonra zihnin bir kısmının önceki işte kalması. Bildirime bakıp geri döndüğünde metnin başına dönmen bu yüzden. Kalıntı özellikle yarım bırakılan işlerde uzun sürüyor, o yüzden ara vermek yerine küçük bir parçayı bitirip kalkmak daha ucuz.
- Dikkat kayması
- Odağın istem dışı başka bir yere atlaması. Kaymanın kendisi normal, sorun geri dönüşün gecikmesi.
- Dikkatsizlik
- Ayrıntıların kaçması, yönergelerin yarım kalması, eşyaların kaybolması. Tanı ölçütlerinin ilk kümesi ve yetişkinlikte en kalıcı olanı.
- Dinlerken kaçırma
- Karşıdaki konuşurken bir noktada zihnin gitmesi ve gerisini duymamak. İlgisizlik değil, dikkatin istem dışı kayması.
- Disforik reddedilme duyarlılığıRSD
- Reddedilme, eleştiri ya da hayal kırıklığı ihtimaline karşı orantısız ve ani bir acı tepkisi. Cevapsız bir mesaj, tonu değişmiş bir cümle yeterli oluyor. Şiddeti fiziksel bir sarsıntı gibi hissedilebiliyor ve genelde çabuk geçiyor, ama geçene kadar verilen kararlar kalıcı olabiliyor. Resmî bir tanı başlığı değil, yaygın bir tarif.
- Disgrafi
- Yazma sürecinde yaşanan güçlük. El yazısı, düzen ve düşünceyi kağıda dökme hızını etkiliyor.
- Diskalkuli
- Sayılarla ve sayısal ilişkilerle çalışmada güçlük. Zaman ve para yönetimini ayrıca zorlaştırıyor.
- Disleksi
- Okuma ve yazmayı çözümlemede güçlük. DEHB'yle karışabiliyor çünkü ikisinde de okuma yavaş ve yorucu.
- DispraksiGelişimsel koordinasyon bozukluğu
- Hareketleri planlama ve yürütmede güçlük. Sakarlık olarak geçiştiriliyor ama gündelik işleri gerçekten yavaşlatıyor.
- DistimiSüregen depresif bozukluk
- Uzun süreli, daha hafif ama kalıcı çökkünlük. Kişi genelde bunu kendi karakteri sanıyor.
- Diyalektik davranış terapisiDBT
- Duygu düzenleme ve sıkıntıya dayanma becerileri öğreten yapılandırılmış program. DEHB'nin duygusal tarafında kullanılıyor.
- Doğada zaman
- Yeşil alanda geçirilen sürenin dikkat üzerindeki toparlayıcı etkisi. Küçük ama tekrarlanabilir bulgular var.
- Doğum öncesi risk etkenleri
- Gebelikte sigara, alkol ve bazı zorlanmaların DEHB riskiyle ilişkilendirilmesi. İlişki var, doğrudan neden olduğu gösterilmiş değil.
- Dopamin
- Beynin ödül ve motivasyon sisteminde çalışan bir haberci molekül. "Mutluluk hormonu" değil, "bunu yapmaya değer" sinyali. DEHB'de bu sinyalin işlenmesi farklı çalıştığı için sıkıcı ama önemli işler yeterince çekici görünmüyor, yeni ve hızlı olan ise fazlasıyla çekici oluyor.
- Dopamin açlığı
- Ödül sinyalinin yetmediği hissi. Sıkıntı, huzursuzluk ve anlamsız kaydırma bu halin belirtileri.
- Önceden hazırlanmış, işe yarayan uyaran listesi. Sıkıştığında ne yapacağını o an düşünmek zorunda kalmamak için.
- Dopamin oruç
- Uyaranlardan bilerek uzak durma denemesi. Popüler bir kavram; bilimsel dayanağı iddia edildiği kadar güçlü değil.
- Dopamin taşıyıcısı
- Dopamini sinaptik aralıktan geri çeken protein. DEHB genetiği araştırmalarında sık incelenen hedeflerden biri.
- Doz aşımı riski
- Reçetelenenden fazla alınmasının tehlikesi. Uyarıcılar kalp ve kan basıncını etkilediği için doz kendi başına artırılmıyor.
- DSM-5
- Amerikan Psikiyatri Birliği'nin tanı el kitabı. DEHB ölçütleri burada tanımlanıyor ve belirtilerin on iki yaşından önce başlamış olması aranıyor.
- Duş direnci
- Duş almanın ya da diş fırçalamanın orantısız zor gelmesi. Çok adımlı, duyusal olarak yüklü ve ödülü gecikmeli olduğu için.
- Duvar
- Bir işin önünde aniden çarpılan görünmez engel. Mantıklı bir sebebi yok, yine de geçilemiyor.
- Duygu adlandırma
- Hissedileni kelimeye dökmek. Basit görünüyor ama duygunun şiddetini ölçülebilir biçimde düşürüyor.
- Duygu ataleti
- Bir duyguya girdikten sonra çıkamamak. Öfke ya da üzüntü kendi kendine sönmüyor, dışarıdan bir müdahale gerekiyor.
- Duygu durum düzensizliği bozukluğu
- Çocuklarda sık ve şiddetli öfke patlamalarıyla giden tablo. Bipolar bozukluğun aşırı tanısını azaltmak için tanımlandı.
- Duygu düzenleme
- Bir duyguyu hissetmekle o duyguya göre davranmak arasındaki mesafe. DEHB'de duygular daha az değil, daha hızlı ve daha yüksek geliyor, inmesi de uzun sürüyor. Sık sık gözden kaçıyor çünkü tanı ölçütlerinin başlığında yok, ama yaşayanların çoğu en zorlayıcı kısım olarak bunu söylüyor.
- Duygu yoğunluğu
- Duyguların herkeste olduğundan daha yüksek şiddette yaşanması. Sevinç de öfke de aynı ölçüde büyük geliyor.
- Duygusal dalgalanma
- Ruh halinin gün içinde hızla değişmesi. Bipolar bozukluktan ayrımı süre: burada saatler, orada günler ve haftalar.
- Duygusal geçirgenlik
- Çevredeki duygudan hızla etkilenmek. Ortamdaki gerginlik doğrudan bedene geçiyor.
- Duygusal taşkınlıkEmosyonel disregülasyon
- Duygunun hızla yükselip davranışı ele geçirmesi. Tanı ölçütlerinde yok ama yaşayanların çoğu en zorlayıcı kısım olarak bunu söylüyor.
- Duygusal yeme
- Açlık dışındaki sebeplerle yemeye yönelmek. Sıkıntı ve huzursuzluk anlarında hızlı bir dopamin kaynağı işlevi görüyor.
- Duyusal aşırı yüklenme
- Ses, ışık, kalabalık ve dokunma gibi girdilerin aynı anda tolere edilemez hale gelmesi. Market, açık ofis ve toplu taşıma sık tetikleyici. Sonuç dışarıdan huysuzluk gibi görünen bir kaçma isteği. Kulaklık ve ara vermek çare değil ama gerçekten işe yarıyor.
- Dürtüsel harcama
- Planlanmamış ve genelde sonradan pişman olunan alışveriş. İnternet alışverişinin tek tuşa inmesi bu davranışı ciddi biçimde artırıyor.
- Dürtüsellik
- Düşünmeden önce yapmak ya da söylemek. Sözü kesmek, sepeti doldurmak, işten istifa etmeyi bir anda ciddi ciddi düşünmek. Fren yok değil, geç geliyor: eylem başladıktan sonra devreye giriyor. Bu yüzden en iyi çözüm iradeyi artırmak değil, araya fiziksel bir gecikme koymak.
- Düşük öz saygı
- Kendine dair değer duygusunun düşük olması. DEHB'nin doğrudan belirtisi değil, tedavi edilmemiş yılların sonucu.
- Düşünce yarışı
- Düşüncelerin birbirini yetiştirmesi ve durmaması. Özellikle yatağa girince artıyor ve uykuyu geciktiriyor.
E
- E-posta felci
- Gelen kutusunun bakılamayacak kadar dolması. Her açış yeni bir karar yığını olduğu için kutu tamamen terk ediliyor.
- Ebeveynleşme
- Partnerin bakım veren rolüne sıkışması. İki taraf için de yıpratıcı ve ilişki terapisinde en sık çalışılan konu.
- EEG
- Beynin elektriksel etkinliğinin kaydı. DEHB'de araştırma aracı olarak kullanılıyor; tanı testi olarak kabul görmüyor.
- Egzersiz etkisi
- Düzenli hareketin dikkat ve ruh hali üzerindeki olumlu etkisi. Etkisi gerçek ama ilaç tedavisinin yerini tutmuyor.
- Ek süre
- Sınavda verilen fazladan zaman. İşlem hızı ve dikkat dalgalanmasının etkisini dengelemek için.
- Ekran süresi
- Ekran karşısında geçirilen zaman. DEHB'ye yol açtığı gösterilmiş değil ama belirtileri belirginleştirebiliyor.
- Eliminasyon diyeti
- Belirli gıdaları çıkararak belirtileri izleme yaklaşımı. Küçük bir alt grupta etkisi bildiriliyor, genel bir öneri değil.
- En uygun uyarım
- Kişinin en iyi çalıştığı uyaran düzeyi. DEHB'de bu düzey yüksek, o yüzden sessiz ve boş bir ortam bazen odaklanmayı kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor.
- Endikasyon dışı kullanımOff-label
- Bir ilacın onaylı kullanım alanı dışında reçetelenmesi. Yasal ve yaygın, ama gerekçesi hekim tarafından kurulmalı.
- Endofenotip
- Belirti ile gen arasında duran, ölçülebilir ara özellik. Örneğin tepki süresi değişkenliği.
- Enerji bütçesi
- Günlük enerjiyi sınırlı bir kaynak gibi planlamak. Kronik hastalık alanından geliyor, DEHB'de de karşılık buluyor.
- Enerji vampiri iş
- Kısa sürdüğü halde orantısız enerji tüketen görev. Telefon açmak, form doldurmak, itiraz yazmak.
- Epigenetik
- Gen dizisi değişmeden gen etkinliğinin düzenlenmesi. Çevrenin biyolojiye nasıl geçtiğini açıklayan alanlardan biri.
- Erişilebilirlik
- Bir hizmetin ya da ortamın herkes tarafından kullanılabilir olması. Bilişsel erişilebilirlik, DEHB açısından en çok ihmal edilen boyut.
- Erken doğum
- Zamanından önce doğmanın DEHB riskini artırdığına dair bulgular. Risk yükseliyor ama çoğu erken doğan çocukta DEHB gelişmiyor.
- ErtelemeProkrastinasyon
- Yapılması gereken şeyi, sonucunun kötü olacağını bile bile sonraya bırakmak. Tembellikle karışıyor ama tersi: genelde işin önemi çok iyi biliniyor, o yüzden de yaklaşmak zor. Altında sıkıcılık, belirsizlik ya da başarısızlık korkusu yatıyor.
- Ertelemeli uyku
- Uykuya gitmeyi bilinçli olarak geciktirmek. Gün içinde kendine ait vakit kalmadığında geceyi bırakmak istememe hali.
- Esnek çalışma saati
- İşe başlama ve bitirme saatinin kişiye bırakılması. Odak penceresi sabah dışına düşen kişilerde belirleyici.
- Eşik altı DEHB
- Tanı ölçütlerini tam karşılamadığı halde belirgin zorluk yaşamak. Destek ihtiyacı gerçek, tanı kutusu dar kalıyor.
- Eşlikçi çalışmaBody doubling
- Yanında biri varken çalışmak. Kişi sana yardım etmiyor, hatta başka bir iş yapıyor, sadece orada. Nedeni tam bilinmiyor ama etkisi güçlü: başlamak kolaylaşıyor, dağılınca geri dönmek hızlanıyor. Görüntülü aramayla ya da sessiz bir çalışma odasında da işe yarıyor.
- Eşya kaybetme
- Anahtar, telefon, cüzdan gibi şeyleri sürekli yerinden edip bulamamak. Nesne kalıcılığı ve otomatikleşme eksikliğinin birlikte ürettiği sonuç.
- Etki başlangıcı
- İlacın etkisinin hissedilmeye başladığı süre. Uyarıcılarda dakikalarla, uyarıcı olmayanlarda haftalarla ölçülüyor.
- Etki büyüklüğü
- Bir tedavinin ne kadar fark yarattığının sayısal ölçüsü. "İstatistiksel olarak anlamlı" ile "hayatta fark ediliyor" arasındaki farkı gösteriyor.
- Etki süresi
- İlacın işe yaradığı toplam zaman. Günün hangi saatlerinin kapsanacağını belirlediği için doz planında merkezî.
- Etkin doz
- Belirtileri kabul edilebilir yan etkiyle azaltan doz. Kiloya göre değil, yanıta göre bulunuyor.
- Etkinlik planlaması
- Günü önceden somut etkinliklere bölmek. Boş zamanın kendiliğinden dolmasını engelliyor.
- Ev için hazır konum
- Her eşyanın sabit ve görünür bir yeri olması. Nesne kalıcılığı zayıfken en çok işe yarayan düzenleme ilkesi.
- Ev yönetimi
- Evin işleyişini sürdüren görünmeyen işler bütünü. Tek tek küçük, toplamı tam zamanlı bir işe denk.
- Evrensel tasarım
- Baştan herkesin kullanabileceği biçimde tasarlamak. Sonradan düzenleme yapma ihtiyacını azaltıyor.
F
- Farkındalık temelli yaklaşımMindfulness
- Dikkati şimdiye getirme alıştırmaları. DEHB'de küçük ama gerçek bir etki gösteriyor; klasik uzun oturma biçimi herkese uymuyor.
- Filtresiz konuşma
- Aklına geleni söylemek. Samimi bulunabiliyor ama iş ortamında ya da hassas konularda pahalıya patlıyor.
- Fiziksel huzursuzluk
- Bedende biriken ve boşalması gereken enerji hissi. Hareket etmek geçici olarak rahatlatıyor.
- Fonolojik döngü
- Çalışma belleğinin sesli bilgiyi tekrar ederek tutan bölümü. Telefon numarasını mırıldanarak akılda tutmak bu.
G
- Gebelikte tedavi
- Gebelik ve emzirme döneminde ilaç kullanımının yarar ve risk dengesi. Karar tamamen hekimle birlikte veriliyor.
- Geç tanı
- Tanının yetişkinlikte konması. Özellikle kadınlarda ve dikkatsiz tür baskın olanlarda yaygın; öncesinde uzun bir kendini suçlama dönemi oluyor.
- Geçiş güçlüğü
- Bir işten diğerine geçememek. Bitmiş bir işten kalkmak da, başlamamış bir işe oturmak da aynı direnci veriyor. Arada geçen ölü zaman genellikle telefonda kayboluyor. Küçük bir ara ritüel, mesela ayağa kalkıp su almak, geçişi işaretlediği için yardımcı oluyor.
- Geçiş maliyetiSwitch cost
- İki iş arasında gidip gelirken kaybedilen süre ve doğruluk. Ölçülebilir bir kayıp, hissedilenden büyük.
- Geçiş ritüeli
- İki iş arasına konan küçük ve sabit davranış. Geçişi işaretlediği için beklemede kaybolan zamanı azaltıyor.
- Gelecekteki ben
- Bugünkü işleri devrettiğin hayalî kişi. Ona her zaman fazla güveniliyor ve o hep aynı kişi çıkıyor.
- Gelişimsel öykü
- Çocukluktan bugüne belirtilerin izini sürmek. Karne yorumları, aile anlatısı ve eski anılar bu yüzden isteniyor.
- Gelişimsel travma
- Çocuklukta uzun süreli olumsuz yaşantıların gelişim üzerindeki etkisi. Belirtileri DEHB ile örtüşebiliyor ve ayrım uzmanlık istiyor.
- Gen çevre etkileşimi
- Genetik yatkınlığın çevre koşullarıyla birlikte sonuç üretmesi. Yatkınlık kader değil, ortam da yazıyor.
- Genom çapında ilişkilendirmeGWAS
- Binlerce kişide genom taranarak yapılan ilişki araştırması. DEHB için birden çok bölge belirlendi, hiçbiri tek başına belirleyici değil.
- Geri alım
- Salınan habercinin hücreye geri çekilmesi. Uyarıcı ilaçlar bu geri çekilmeyi yavaşlatarak sinyali uzatıyor.
- Geri tepmeRebound
- İlacın etkisi bitince belirtilerin kısa süre için belirginleşmesi. Genelde akşamüstü görülüyor ve doz planıyla yönetiliyor.
- Geriye dönük bellek
- Geçmişte olan bir şeyi hatırlamak. DEHB'de genellikle sağlam; sorun bilgiyi kaydetmekte değil, doğru anda çağırmakta.
- Gıda boyası tartışması
- Bazı katkı maddelerinin hareketliliği artırabileceği yönündeki bulgular. Etki küçük ve herkeste görülmüyor.
- Giriş noktası
- Eve girer girmez eşyaların bırakıldığı sabit yer. Anahtar ve cüzdan kaybının önündeki tek etkili engel.
- Gizli DEHB
- Dışarıdan tamamen düzenli görünen kişide durumun fark edilmemesi. Maskeleme ve yüksek zekanın birlikte ürettiği görünüm.
- Görev başlatma
- İşin ilk hareketini yapabilmek. Yürütücü işlevlerin en çok tökezlediği yeri: her şey hazır, hiçbir şey başlamıyor.
- Görev bozan görev
- Yapılacak işin önüne çıkan ve onu imkansız kılan başka bir küçük iş. Bulaşık yıkamak için lavaboyu boşaltmak gerekmesi gibi.
- Görev bölme
- Büyük işi başlanabilir parçalara ayırmak. Parçanın "saçma derecede küçük" olması gerekiyor, yoksa aynı direnç geri geliyor.
- Görev felciKilitlenme, Task paralysis
- Ne yapacağını tam olarak bildiğin halde başlayamamak. Dışarıdan isteksizlik gibi görünüyor, içeriden ise donma gibi hissediliyor: beden hareket etmiyor. İşi saçma derecede küçük bir ilk adıma bölmek, mesela sadece dosyayı açmak, kilidi çoğu zaman açıyor.
- Görev seti
- Bir işi yaparken zihnin aldığı ayar. Görev değiştirince bu ayarın da değişmesi gerekiyor ve asıl maliyet orada.
- Görev sürdürme
- Başlanan işte kalabilmek. Başlatma engeli aşıldıktan sonra ikinci engel bu ve genelde daha az konuşuluyor.
- Görev yığılması
- Ertelenen işlerin üst üste binmesi. Belli bir sayıdan sonra yığının kendisi başlamanın önündeki en büyük engel oluyor.
- Görsel mekansal kopya
- Çalışma belleğinin görüntü ve konum tutan bölümü. Bir eşyanın nereye konduğunu hatırlamak buraya bağlı.
- Görünmeyen emek
- Ev ve ilişki yönetiminin akılda tutulan kısmı. Kim ne zaman ne yapacak sorusunu taşımak, işi yapmaktan yorucu olabiliyor.
- Görünmez iş
- Yapıldığında fark edilmeyen, yapılmadığında hemen görülen işler. Ev ve bakım işlerinin çoğu böyle.
- Görünür depolama
- Eşyaları kapalı yerine açık ya da şeffaf saklamak. Nesne kalıcılığı zayıfken düzenin kalıcılığını belirleyen tercih.
- Görünür sayaç
- Geçen zamanı gözle görünür kılan araç. Kum saati ya da renkli süre göstergesi, dijital rakamdan daha etkili olabiliyor.
- Guanfasin
- Uyarıcı olmayan bir seçenek. Özellikle dürtüsellik ve duygu düzenleme tarafında kullanılıyor, tek başına ya da uyarıcıya ek olarak.
- Güçlü yanlar bakışı
- Durumu yalnızca eksiklikle değil, getirdikleriyle de tanımlamak. Yaratıcılık, kriz anında soğukkanlılık, alışılmadık bağlantılar kurma.
- Gün sonu sıfırlama
- Günü kısa bir toparlama ile bitirmek. Ertesi güne temiz bir başlangıç yüzeyi bırakıyor.
H
- Hafıza dışsallaştırma
- Hatırlamayı tamamen kağıda ve cihaza devretmek. DEHB'de tavsiye değil, temel strateji.
- Haftalık gözden geçirme
- Haftada bir tüm açık işleri tek yerde toplama alışkanlığı. Kapanmamış döngüleri zihinden kağıda aktarıyor.
- Hareket molası
- Ders arasında planlı kısa hareket. Dikkati toplamak için ceza değil, ihtiyaç olarak kuruluyor.
- Hata izleme
- Yaptığın hatayı anında fark etme mekanizması. DEHB'de sinyal daha zayıf, o yüzden düzeltme gecikiyor.
- Hayır diyememe
- İstenen her şeyi kabul etmek. Reddedilme duyarlılığı ve anlık ödül arayışı birlikte çalışınca ortaya çıkıyor.
- Hazırlık kutusu
- Sık yapılan bir iş için gereken her şeyin tek yerde durması. Başlamadan önceki toplama aşamasını ortadan kaldırıyor.
- Hedef belirti
- Tedaviyle iyileşmesi beklenen belirli davranış. "Daha iyi olmak" değil, "toplantıda söz kesmemek" gibi somut bir hedef.
- Her şey ya da hiç
- Tam yapamıyorsam hiç yapmam düşüncesi. Yarım yapılan işin değerini görünmez kılıyor.
- Hiperaktivite
- Aşırı hareketlilik. Çocuklukta gövdede görülüyor, yetişkinlikte çoğu kişide içeri taşınıyor: ayak sallamak, sürekli konum değiştirmek, zihni durduramamak. Dışarıdan sakin görünen biri de hiperaktif olabiliyor, bu yüzden tanı gecikiyor.
- HiperodakHiperfokus
- Bir şeye o kadar dalmak ki zamanın, açlığın ve çevrenin kaybolması. DEHB'nin en sık yanlış anlaşılan tarafı: "demek ki odaklanabiliyorsun" deniyor. Mesele odaklanamamak değil, odağın nereye gideceğini seçememek. Verimli de olabiliyor, on saat sonra su içmemiş olmak da.
- Hobi mezarlığı
- Başlanıp bırakılan uğraşların ve alınıp kullanılmayan malzemelerin birikmesi. Merak gerçek, sürdürme mekanizması eksik.
- Huzursuz bacak sendromu
- Bacaklarda hareket ettirme dürtüsü yaratan rahatsızlık. Uykuyu bozuyor ve DEHB ile birlikteliği biliniyor.
- Hüsran toleransı
- İstediğin olmadığında dayanabilme kapasitesi. Düşük olduğunda küçük engeller orantısız tepki üretiyor.
I
- ICD-11
- Dünya Sağlık Örgütü'nün hastalık sınıflandırması. DEHB'yi benzer biçimde tanımlıyor, bazı ayrıntılarda DSM'den ayrılıyor.
İ
- İçsel huzursuzluk
- Yerinde duramama hissinin gövdeden çok içeride yaşanan hali. Motor çalışıyor ama araç park halinde. Dinlenmeyi zorlaştırıyor: oturmak rahatlatmıyor, hatta artırıyor. Yürümek, elde bir şey çevirmek ya da çalışırken hareket etmek bu enerjiyi düşürüyor.
- İçsel konuşma
- Kendi kendine sessizce konuşarak davranışı yönlendirmek. Barkley kuramında yürütücü işlevlerin merkezinde; DEHB'de gelişimi gecikiyor.
- İçselleştirilmiş damgalanma
- Dışarıdan gelen olumsuz yargıyı benimsemek. "Ben zaten böyleyim" cümlesinin arkasındaki mekanizma.
- İki dakika kuralı
- İki dakikadan kısa süren işi hemen yapmak. Liste şişmesini önlemek için önerilmiş; DEHB'de asıl işlevi başlama eşiğini düşürmek.
- İki ortam kuralı
- Belirtilerin en az iki farklı ortamda görülmesi gerekliliği. Sorunun tek bir ortamın koşullarından kaynaklanmadığını göstermek için.
- İkinci beyin
- Notların ve sistemlerin bellek yerine geçtiği düzen. Kavram genel üretkenlik alanından geliyor, DEHB'de daha zorunlu.
- İkinci görüş
- Başka bir hekime danışmak. Tanıdan ya da tedaviden emin olunmadığında meşru ve yaygın bir adım.
- İlaç almayı unutma
- Tam da hatırlamayı sağlayacak ilacı hatırlayamamak. DEHB tedavisinin en bilinen ironisi ve dış hatırlatıcı gerektiren tipik örnek.
- İlaç etkileşimi
- İki ilacın birbirinin etkisini değiştirmesi. Kullanılan her şeyin, bitkisel ürünler dahil, hekime söylenmesi gerekiyor.
- İlaç tatili
- Tedaviye planlı ara vermek. Bazı durumlarda hafta sonu ya da tatilde uygulanıyor; herkese uygun değil ve kendi başına yapılmıyor.
- İlgi patlaması
- Bir konuya aniden ve yoğun bağlanmak. Haftalarca her şeyi öğrenip sonra bir daha dönmemek.
- İlgi sönümü
- İlişkideki yenilik bitince ilginin düşmesi. Duygunun yok olması değil, uyarımın azalması; bunu ayırt etmek ilişkiyi kurtarabiliyor.
- İlişki asimetrisi
- Bir tarafın sürekli hatırlatan ve düzenleyen konuma geçmesi. Zamanla eşitlik yerine ebeveyn-çocuk dinamiği kuruluyor.
- İntikam uykusuzluğuRevenge bedtime procrastination
- Güne hükmedememenin karşılığını geceden alma davranışı. Ertesi günü bilerek feda etmek pahasına.
- İş tanımı uyumu
- İşin gerektirdiklerinin kişinin güçlü yanlarıyla örtüşmesi. DEHB'de doğru işi seçmek, yanlış işte iyileşmeye çalışmaktan etkili.
- İşlevsel görüntülemefMRI
- Beyin bölgelerinin çalışırken izlenmesi. Grup ortalamalarında fark gösteriyor, tek kişide tanı koymuyor.
- İşlevsellik kaybı
- Belirtilerin okulda, işte ya da ilişkilerde gerçek bir zarara yol açması. Tanının olmazsa olmazı: belirti tek başına yetmiyor.
- İştah baskılanması
- Uyarıcıların en sık yan etkisi. Öğün saatlerini ilaç saatine göre kurmak yaygın bir çözüm ama karar hekimle veriliyor.
- İşyeri düzenlemesi
- Çalışma koşullarının kişiye göre uyarlanması. Sessiz alan, esnek saat, yazılı talimat, kulaklık izni.
- İyi gün kötü gün
- Performansın günden güne büyük fark göstermesi. Planlamayı zorlaştırıyor çünkü hangi günün hangisi olacağı önceden bilinmiyor.
- İyi niyetli yanlış bilgi
- Yardım etmek isteyen kişilerin yaydığı hatalı bilgi. DEHB alanında en yaygın bilgi kirliliği kaynağı.
- İyileşme ölçütü
- Tedavinin başarılı sayılması için hangi değişimin aranacağı. Ölçekteki puan değil, gündelik hayattaki fark esas alınıyor.
- İzlem görüşmesi
- Tedavi başladıktan sonra düzenli aralıklarla yapılan kontrol. Doz ve yan etki ayarı burada yapılıyor.
J
- Jeton sistemiToken ekonomi
- Küçük davranışların puanla ödüllendirildiği sistem. Okulda ve evde uygulanıyor, ödülün sık ve görünür olması şart.
K
- Kabul ve kararlılık terapisiACT
- Rahatsız edici düşünceyi ortadan kaldırmak yerine onunla birlikte değere göre davranmayı çalışan yaklaşım.
- Kaçınma
- Zorlayan işi düşünmemek için başka bir şeye sığınmak. Ertelemeden farkı şu: erteleme zamanı geciktiriyor, kaçınma konuyu zihinden siliyor. Faturayı açmamak, sonucu okumamak, o klasörü hiç görmemek. Rahatlatıyor ve tam olarak bu yüzden büyüyor.
- Kadınlarda gözden kaçma
- Kız çocuklarında belirtilerin daha az dışa vurulduğu için fark edilmemesi. Hareketlilik yerine dalgınlık ve iç huzursuzluk öne çıkıyor.
- Kafein
- Hafif uyarıcı etkili yaygın madde. DEHB'de bazı kişiler kendiliğinden kullanıyor; reçeteli tedavinin yerini tutmuyor ve uykuyu bozabiliyor.
- Kağıt işleri
- Resmî evrak, başvuru ve form süreçleri. Çok adımlı, gecikmeli ödüllü ve belirsiz oldukları için DEHB'de en çok ertelenen iş türü.
- Kağıt yığını
- Ne atılabilen ne dosyalanabilen evrak birikintisi. Karar gerektiren her kağıt yığında bekliyor.
- Kalıntı belirti
- Tedaviyle azalan ama tamamen geçmeyen belirtiler. Beklenen bir durum; hedef sıfırlamak değil, işlevi geri kazanmak.
- KalıtımHerediter geçiş
- Bir özelliğin aileden aktarılması. DEHB en yüksek kalıtımlı ruhsal durumlardan biri, tahminler yüzde yetmiş beş civarında.
- Kalp izlemi
- Uyarıcı başlanmadan önce ve sırasında nabız ve tansiyonun takibi. Rutin bir güvenlik adımı.
- Kanıta dayalı tedavi
- Araştırmalarla etkisi gösterilmiş yöntemleri tercih etme yaklaşımı. DEHB'de ilaç ve davranışsal müdahaleler bu kapsamda.
- Kapanış körlüğü
- Bir işin bittiğini fark edememek ve gereksiz yere devam etmek. Hiperodakla birlikte sık görülüyor.
- Kapanış listesi
- İş gününü bitirmek için yapılan sabit kontrol. Açık döngüleri kapattığı için akşamın zihinsel yükünü düşürüyor.
- Kapanmamış döngü
- Bitmemiş işin zihinde yer kaplamaya devam etmesi. Zeigarnik etkisi olarak da geçiyor; DEHB'de açık döngü sayısı yüksek olduğu için yük ağırlaşıyor.
- Kapı eşiği etkisi
- Odadan çıkınca ne için gittiğini unutmak. Ortam değişimi çalışma belleğini sıfırlıyor; herkeste olan bir şey, DEHB'de daha sık.
- Kariyer zigzagı
- Sık iş ve alan değiştirme. Kararsızlık olarak okunuyor ama genelde uyarım arayışının ve uyumsuz işlerin sonucu.
- Karşılaştırma tuzağı
- Kendi zorluğunu başkasının görünen haliyle ölçmek. Herkesin telafi stratejileri gizli olduğu için ölçüm baştan yanlış.
- Karşıt olma karşı gelme bozukluğu
- Otoriteye sürekli direnç ve öfke örüntüsü. Çocukluk DEHB'sine en sık eşlik eden davranış tablolarından biri.
- Kaygı
- Gelecekteki bir tehlikeye karşı tetikte olma hali. DEHB'ye en sık eşlik eden durum ve bazen DEHB'nin üstünü örtüyor.
- Kendi kendine ilaçlama
- Belirtileri hafifletmek için maddeye yönelmek. Kafein, nikotin, alkol ya da başka maddeler. Tanı almamış kişilerde yaygın bir örüntü.
- Kendi kendine tanı
- Kişinin okuduklarına dayanarak kendini tanımlaması. Değerlendirmeye gitmek için iyi bir başlangıç, tedavi için yeterli değil.
- Kendine yönerge verme
- Adımları sesli ya da içten söyleyerek işi yürütmek. Terapide öğretilen ve çalıştığı gösterilmiş bir teknik.
- Kendini savunmaÖz savunuculuk
- İhtiyacını açıkça isteyebilmek. Okulda ve işte düzenleme almanın ön koşulu.
- Ketlemeİnhibisyon
- Otomatik gelen tepkiyi durdurabilme. Yürütücü işlevlerin temel taşı ve DEHB kuramlarının çoğu asıl eksikliği burada arıyor.
- Kıpırdanma
- Ayak sallamak, kalem çevirmek, oturduğu yerde sürekli konum değiştirmek. Hareket dikkati bozmuyor, çoğu zaman topluyor.
- Kıpırdatma aracıFidget
- Elde çevrilen küçük nesne. Bazı kişilerde dikkati topluyor, bazılarında yeni bir dikkat dağıtıcı oluyor.
- Kısa etkili
- Etkisi birkaç saat süren ilaç biçimi. Gün içinde tekrar alınması gerekiyor ve hangi saatte etki istendiği ayarlanabiliyor.
- Kısa fitil
- Öfkenin çabuk parlaması. Genelde hızla da geçiyor ama o arada söylenenler kalıcı olabiliyor.
- Kimlik dağınıklığı
- Farklı ortamlarda çok farklı biri gibi hissetmek. Maskeleme uzun sürdüğünde hangi halin kendine ait olduğu bulanıklaşıyor.
- Kimlik olarak DEHB
- Durumu bir hastalıktan çok kimliğin parçası olarak görmek. Topluluk içinde yaygın; herkesin benimsediği bir yaklaşım değil.
- Kişi öncelikli dil
- "DEHB'li kişi" yerine "DEHB ile yaşayan kişi" demek. Kimliği tanıya indirgememek için. Kimin hangi ifadeyi tercih ettiği değişiyor.
- Kişilik bozukluğu
- Uzun süreli ve yaygın davranış örüntülerinin işlevi bozduğu durumlar. Bazıları DEHB ile karışabiliyor.
- Klonidin
- Guanfasine benzer mekanizmalı bir başka uyarıcı olmayan ilaç. Uyku ve tik tablolarında da gündeme gelebiliyor.
- Kombine tedavi
- İlacın terapi ya da beceri eğitimiyle birlikte yürütülmesi. Uzun vadede tek başına ilaçtan daha iyi sonuç veriyor.
- KomorbiditeEşlik eden durumlar
- Aynı kişide birden fazla durumun birlikte bulunması. DEHB tek başına seyrek geliyor: kaygı, depresyon, öğrenme güçlükleri ve uyku sorunları sık eşlik ediyor. Önemi şurada: yalnızca birine bakıp diğerini atlamak tedaviyi de yanlış yere yönlendiriyor.
- Konu atlama
- Konuşurken bir konudan başkasına köprüsüz geçmek. Konuşan için bağlantı açık, dinleyen için kopuk.
- Konuşma tekeli
- Sohbeti farkında olmadan doldurmak. Heyecan ve unutma korkusu birlikte çalışıyor.
- Kör nokta eşyası
- Görüş alanında olduğu halde fark edilmeyen nesne. Aranan şeyin masanın üstünde çıkması bu.
- Kötüye kullanım
- İlacın tedavi dışı amaçla kullanılması. Reçeteli ve izlenen kullanımda risk düşük; asıl risk ilacın başkasına verilmesinde.
- Kriz performansı
- Acil durumlarda beklenmedik biçimde iyi çalışabilme. Bazı meslek seçimlerini açıklıyor ve sürdürülebilir bir çalışma biçimi değil.
- Kronik gecikme
- Niyeti olduğu halde sürekli geç kalmak. Zaman körlüğü ve son dakikaya sığdırma alışkanlığının birleşimi.
- Kutu yöntemi
- Toplanamayan eşyaları geçici bir kutuya alıp sonra ayıklamak. Mükemmel düzen yerine yaşanabilir düzen hedefliyor.
- Küçük iş yanılgısı
- Beş dakikalık bir işin haftalarca ertelenmesi. Süre kısa, başlama eşiği yüksek; ikisi ayrı şeyler.
- Küçük zafer
- Dışarıdan önemsiz görünen ama aşılması gerçekten zor olan adım. Telefonu açmak, formu göndermek, duş almak.
L
- Lisdeksamfetamin
- Vücutta işlendikten sonra etkin hale gelen bir amfetamin türevi. Etkisi yavaş başlıyor ve uzun sürüyor.
M
- Madde kullanım bozukluğu
- Alkol ya da madde kullanımının kontrolden çıkması. DEHB'de risk yüksek; tedavi edilmiş DEHB bu riski azaltıyor.
- Makul düzenleme
- Kişinin eşit koşullarda çalışabilmesi için yapılan uyarlamalar. Ayrıcalık değil, eşitleme aracı.
- Maruz bırakma
- Kaçınılan durumla kademeli olarak yüzleşme. Kaygı tedavisinden geliyor, DEHB'de kaçınma davranışında kullanılıyor.
- MaskelemeMasking
- Belirtileri gizlemek için sürekli çaba harcamak. Not tutuyormuş gibi yapmak, herkesten yarım saat erken çıkmak, dağınıklığı kimseye göstermemek. Kısa vadede işe yarıyor, uzun vadede pahalı: dışarıdan sorun görünmediği için destek gelmiyor, yorgunluk ise birikiyor.
- Melatonin
- Karanlıkla salgılanan ve uykuya geçişi haber veren hormon. DEHB'de salınımı geç başlayabiliyor.
- Menopoz dönemi
- Östrojen düşüşünün dikkat ve bellek üzerindeki etkisi. Bazı kadınlarda DEHB belirtileri bu dönemde belirginleşiyor.
- Merkezi yönetici
- Çalışma belleğinin dikkati paylaştıran yönetim katmanı. Baddeley modelinin merkezinde ve DEHB tartışmalarının çoğu buraya bakıyor.
- Meta analiz
- Aynı konudaki çok sayıda çalışmayı birleştirip ortak sonuç çıkarma yöntemi. Tek bir çalışmanın yanıltıcılığını azaltıyor.
- Metilfenidat
- DEHB'de en yaygın kullanılan uyarıcı etken madde. Dopamin ve noradrenalinin geri alımını yavaşlatarak çalışıyor. Kısa ve uzun etkili biçimleri var.
- Migren
- Tekrarlayan ve şiddetli baş ağrısı atakları. DEHB ile birlikteliği çalışmalarda bildiriliyor.
- Mikro yönetim
- Her adımın yakından denetlenmesi. Yapı sağlıyormuş gibi görünüyor ama özerkliği düşürdüğü için genelde ters tepiyor.
- Motivasyonel görüşme
- Kişinin değişim isteğini kendi içinden çıkarmayı hedefleyen konuşma yöntemi. İkna etmeye çalışmıyor.
- Mükemmeliyetçilik
- Kusursuz olmayanı yapmamayı tercih etmek. DEHB'de ertelemenin en sık gizlenen sebeplerinden biri.
N
- Nesne kalıcılığı
- Görünmeyen şeyin var olmaya devam ettiğini akılda tutmak. DEHB'de nesnelere ve işlere karşı zayıflıyor: dolaba giren yiyecek yok oluyor, çekmeceye giren fatura ödenmemiş sayılmıyor bile. Şeffaf kutular, açık raflar ve görünür listeler bu yüzden süs değil, sistem.
- Nikotin
- Dikkat üzerinde kısa süreli etkisi olan bağımlılık yapıcı madde. DEHB'de sigara kullanımının yüksek olmasının sebeplerinden biri sayılıyor.
- Niyet kartı
- Ne yapılacağının göz hizasında yazılı durması. Hatırlamayı belleğe değil görüş alanına bırakıyor.
- Niyet-davranış boşluğu
- İstemekle yapmak arasındaki mesafe. DEHB'nin merkezindeki sorun bu ve motivasyonla kapanmıyor, yapıyla kapanıyor.
- Noradrenalin
- Uyanıklık, dikkat ve tepki hazırlığında rol alan haberci. DEHB ilaçlarının önemli bir kısmı bu sistem üzerinden çalışıyor.
- Not tutma desteği
- Ders notlarının önceden verilmesi ya da kaydedilmesine izin verilmesi. Dinlemekle yazmak aynı anda zorlandığında.
- Nöroçeşitlilik
- İnsan beyninin tek bir doğru modeli olmadığı, farklılıkların da çeşitliliğin parçası olduğu görüşü. DEHB ve otizm gibi durumları yalnızca eksiklik üzerinden tanımlamıyor. Zorlukları yok saymıyor, onları kişinin ve ortamın uyumsuzluğu olarak da okuyor.
- Nörodivergent
- Yaygın örüntünün dışında işleyen zihin. DEHB, otizm, disleksi gibi durumları kapsayan şemsiye ifade.
- Nörofeedback
- Beyin dalgalarını geri bildirimle düzenleme yöntemi. Araştırmalar sürüyor; sonuçlar tutarsız ve ilaç yerine geçen bir tedavi olarak kabul görmüyor.
- Nöroplastisite
- Beynin deneyimle değişebilme kapasitesi. Terapi ve alışkanlık çalışmalarının işe yaramasının biyolojik zemini.
- Nöropsikolojik test
- Dikkat, bellek ve yürütücü işlevleri ölçen test bataryası. Tanıyı tek başına koymuyor, tabloyu ayrıntılandırıyor.
- Nöroteknik uyum
- Çevreyi kişiye uydurma yaklaşımı. Kişiyi çevreye uydurmaya çalışmanın alternatifi ve genelde daha az yıpratıcı.
- Nörotipik
- Yaygın sayılan nörolojik gelişim örüntüsüne sahip kişi. Karşıtı olarak nörodivergent kullanılıyor.
- Nörotransmitter
- Sinir hücreleri arasında sinyal taşıyan kimyasal haberciler. DEHB tartışmalarında en çok dopamin ve noradrenalin geçiyor.
O
- Obsesif kompulsif bozukluk
- İstem dışı düşünceler ve bunları yatıştırmak için yapılan tekrarlı davranışlar. DEHB ile birlikte görülebiliyor ve tedavi planını değiştiriyor.
- Odak penceresi
- Kişinin gerçekten verimli çalışabildiği zaman aralığı. DEHB'de dar ve günün beklenmedik saatlerine düşebiliyor.
- Olgunlaşma gecikmesi
- Beyin gelişiminin belirli alanlarda birkaç yıl geriden gelmesi. Yetişmiyor değil, geç yetişiyor.
- Olumsuz çocukluk yaşantılarıACE
- Erken dönemdeki zorlayıcı deneyimlerin ölçüldüğü çerçeve. Hem DEHB'ye eşlik edebiliyor hem benzer tablo üretebiliyor.
- Omega 3
- Bazı çalışmalarda küçük düzeyde olumlu etki bildirilen bir takviye. Etkisi ilaç tedavisiyle kıyaslanabilir düzeyde değil.
- Onay arayışı
- Dış geri bildirime yüksek ihtiyaç. Uzun süre eleştirilen kişide beklenen bir sonuç.
- Otizm spektrumu
- Sosyal iletişim ve tekrarlayıcı ilgi örüntüleriyle tanımlanan gelişimsel durum. DEHB ile birlikte görülmesi yaygın ve artık aynı anda tanı konabiliyor.
- Otoimmün hastalıklar
- Bağışıklık sisteminin kendi dokusuna tepki verdiği durumlar. Bazı çalışmalarda DEHB ile ilişkileri inceleniyor, kesin bir nedensellik kurulmuş değil.
- Otomatik ödeme
- Faturaların hatırlamaya gerek kalmadan ödenmesi. DEHB vergisini en çok düşüren tek adım.
- Otomatikleşme
- Tekrarla bir işin dikkat gerektirmez hale gelmesi. DEHB'de daha yavaş oluşuyor, o yüzden basit rutinler bile uzun süre çaba istiyor.
- Oyunlaştırma
- Görevlere puan, seviye ve seri gibi oyun ögeleri eklemek. Etkisi gerçek ama yenilik bitince genelde sönüyor.
Ö
- Ödev takip sistemi
- Ödevlerin okul ve ev arasında görünür biçimde izlenmesi. Prospektif bellek açığını dışarıdan kapatıyor.
- Ödül devresi
- Bir şeyi yapmaya değer kılan beyin ağı. DEHB'de gecikmiş ödüle verdiği yanıt daha düşük.
- Ödül eşleştirmeTemptation bundling
- Sevilmeyen işi sevilen bir şeyle birlikte yapmak. Bulaşıkla podcast, yürüyüşle sesli kitap.
- Ödül gecikmesiDelay discounting
- Uzaktaki bir ödülün değerinin hızla düşmesi. Bugünkü küçük rahatlık, üç ay sonraki büyük kazançtan ağır basıyor. Herkeste var ama DEHB'de eğri çok daha dik. Uzun vadeli hedefleri bugüne taşıyan ara ödüller bu yüzden çocukça değil, işlevsel.
- Ödül kırıntısı
- Uzun bir işin içine serpiştirilen küçük ödüller. Gecikmiş ödül sorununu pratik biçimde çözüyor.
- Ödül sonrası boşluk
- Büyük bir iş bittikten sonra gelen anlamsızlık hissi. Hedefe bağlı motivasyonun bilinen yan etkisi.
- Öğleden sonra çöküşü
- Gün ortasında dikkatin ve enerjinin belirgin düşmesi. İlacın etkisinin azaldığı saate de denk gelebiliyor.
- Öğrenilmiş çaresizlik
- Tekrarlanan başarısızlıktan sonra denemeyi bırakmak. "Nasılsa olmayacak" inancı, gerçek denemeleri de engelliyor.
- Öğrenme güçlüğü
- Zekadan bağımsız olarak belirli bir öğrenme alanında yaşanan zorluk. DEHB ile birlikte sık görülüyor.
- Öğretmen geri bildirimi
- Sınıf içindeki gözlemlerin değerlendirmeye katılması. Çocuk değerlendirmesinde ebeveyn anlatısı kadar belirleyici.
- Öğün düzeni
- Yemeklerin belirli saatlere oturtulması. İştah baskılanmasıyla birlikte önem kazanıyor.
- Ön sıra kuralı
- Öğrenciyi öğretmene yakın oturtmak. Basit ama etkisi ölçülmüş bir sınıf düzenlemesi.
- Ön singulat korteks
- Çatışma izleme ve hata fark etmede görevli alan. Hata izlemenin zayıflığı bu bölgeyle ilişkilendiriliyor.
- Ördek yöntemi
- Sorunu cansız bir dinleyiciye anlatarak çözmek. Yazılımcılıktan geliyor; anlatmak düşünceyi sıraya sokuyor.
- Öz bakım açığı
- Temel bakım işlerinin aksaması. Ahlaki bir mesele değil, yürütücü işlev meselesi. Depresyondan ayırt edilmesi gerekiyor.
- Öz eleştiri
- Kendine karşı sürekli sert iç ses. DEHB'de yıllarca duyulan dış eleştirinin içselleşmiş kaydı.
- Öz izleme
- Kendi davranışını yaparken fark etmek. Zayıf olduğunda kişi sesinin yükseldiğini ya da sözü kestiğini sonradan öğreniyor.
- Öz şefkat
- Kendine bir arkadaşa davranır gibi davranmak. Boş bir teselli değil; ertelemeyi azalttığı ölçülmüş bir yaklaşım.
P
- Panik atak
- Ani ve yoğun korku nöbeti. Çarpıntı, nefes darlığı ve kontrolü kaybetme hissiyle geliyor.
- Panik verimliliği
- Son teslim tarihi yaklaşınca birden çalışabilir hale gelmek. Kaygının sağladığı geçici odak, eksik olan iç motivasyonun yerini dolduruyor. İşe yarıyor, o yüzden de tekrar tekrar kullanılıyor. Bedeli sağlıkla ödeniyor ve zamanla aynı panik daha az iş çıkarıyor.
- ParçalamaChunking
- Bilgiyi anlamlı kümelere bölerek akılda tutmak. On bir haneli numarayı üçerli gruplamak gibi.
- Pazartesi yanılgısı
- Her şeyin belirli bir tarihte baştan düzeleceği inancı. Erteleme için meşru görünen bir gerekçe üretiyor.
- Pekiştirme
- Bir davranışın ardından gelen ve tekrarını artıran sonuç. DEHB'de pekiştirmenin anında olması gerekiyor, gecikince bağ kurulmuyor.
- Planlama
- Bir sonucu adımlara bölüp sıraya koymak. DEHB'de hedef nettir, aradaki basamaklar görünmez.
- Planlama yanılgısı
- Kendi işini hep olduğundan kısa tahmin etme eğilimi. Herkeste var; DEHB'de zaman körlüğüyle birleşince katlanıyor.
- Plasebo
- Etken madde içermeyen, karşılaştırma için kullanılan uygulama. İlaç çalışmalarının işe yarayıp yaramadığını ayırt etme yöntemi.
- Poligenik
- Tek bir gene değil, çok sayıda genin küçük katkısına bağlı olmak. DEHB için "DEHB geni" diye bir şey yok.
- Pomodoro
- Belirli süre çalışıp kısa ara vermeye dayanan yöntem. Süre görünür olduğu için zaman körlüğüne karşı çalışıyor.
- Prefrontal korteks
- Alın bölgesindeki, planlama ve ketlemeden sorumlu beyin alanı. Yürütücü işlevlerin merkezi ve DEHB araştırmalarının odağı.
- Prevalans
- Bir durumun toplumda görülme sıklığı. DEHB için çocuklarda yüzde beş civarı, yetişkinlerde yüzde iki buçuk civarı bildiriliyor.
- Prospektif bellekİleriye dönük bellek
- Gelecekte bir şey yapmayı hatırlamak. "Çıkarken çöpü al" tam olarak bu ve DEHB'de en sık düşen bellek türü.
- Protein önceliği
- Güne protein ağırlıklı başlamanın önerilmesi. Kanıt sınırlı ama kan şekeri dalgalanmasını azalttığı için gündeme geliyor.
- Psikoeğitim
- Kişiye ve yakınlarına durumun nasıl işlediğini öğretmek. Tedavinin ilk adımı ve etkisi hafife alınıyor: anlamak suçluluğu doğrudan azaltıyor.
R
- Randevu kaçırma
- Not edilmiş bir randevunun yine de kaçması. Takvim uyarısı gelse bile araya bir şey girip hatırlatma kayboluyor.
- Randevu zinciri
- Bir işin birbirine bağlı birden çok randevu gerektirmesi. Zincirin bir halkası düşünce tümü yeniden kuruluyor.
- Randomize kontrollü çalışma
- Katılımcıların gruplara rastgele ayrıldığı araştırma. Bir tedavinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını gösteren altın standart.
- Reçete izlemi
- Uyarıcı ilaçların özel reçeteyle ve kayıtla verilmesi. Türkiye dahil çoğu ülkede kırmızı ya da yeşil reçeteye bağlı.
- Rehberlik araştırma merkeziRAM
- Eğitsel değerlendirme ve yönlendirmenin yapıldığı resmî birim. Okul desteklerinin çoğu buradan geçiyor.
- Reseptör
- Habercinin bağlandığı alıcı yapı. Sayısı ve duyarlılığı kişiden kişiye değişiyor.
- Riskli davranış
- Sonucu tartmadan tehlikeli seçim yapmak. Hızlı araç kullanmak, plansız harcamak, ani karar vermek.
S
- Sabah ataleti
- Uyandıktan sonra uzun süre işlevsiz kalmak. Alarm çalıyor, beden kalkıyor, zihin bir saat sonra geliyor.
- Sabah ışığı
- Uyandıktan sonra doğal ışığa çıkmak. İç saati öne çekmenin ilaçsız ve etkisi gösterilmiş yolu.
- Sağlık takibi
- Kontrol ve tarama randevularının düzenli yapılması. DEHB'de aksadığı için genel sağlık sonuçları etkileniyor.
- Sahtekarlık hissiImpostor sendromu
- Başarıyı hak etmediğini, bir gün anlaşılacağını düşünmek. Maskeleme yapan kişilerde çok yaygın.
- Sayaç yarışı
- Süre tutup kendine karşı yarışmak. Sıkıcı işi oyuna çevirerek başlama eşiğini düşürüyor.
- Seçici dikkat
- Kalabalığın içinden gerekli olanı ayırmak. Kafede tek bir sesi takip edebilmek gibi. Zayıfladığında her uyaran aynı yükseklikte geliyor.
- Seçici ilgi
- İlgi duyulan konuda kusursuz, duyulmayanda işlevsiz olmak. Dışarıdan tutarsızlık gibi görünüyor, aslında sistemin çalışma biçimi.
- Sekme yığını
- Onlarca açık sekme. Her biri kapatılamıyor çünkü kapatmak unutmak demek; nesne kalıcılığının tarayıcıdaki hali.
- Sen de mi
- Bir belirtinin başkasında da olduğunu öğrenince gelen rahatlama. Toplulukların en çok işe yaradığı an.
- SerebellumBeyincik
- Hareket koordinasyonunun yanı sıra zamanlama ve dikkatte de rolü olduğu anlaşılan bölge.
- Seri koruma
- Kesintisiz gün sayısını sürdürme motivasyonu. Güçlü bir itici güç; seri kırılınca bırakma riski de aynı ölçüde yüksek.
- Serotonin
- Ruh hali, uyku ve dürtü kontrolüyle ilişkili haberci. DEHB'nin merkezinde değil ama eşlik eden tablolarda gündeme geliyor.
- Sesli düşünme
- Bir işi yaparken adımları sesli söylemek. Çalışma belleğini destekliyor ve hata izlemeyi güçlendiriyor.
- Sessiz başarı
- Kimsenin fark etmediği ama kişi için büyük olan iş. Motivasyon tahtalarının var olma sebebi.
- Sessiz uzaklaşma
- Bir ilişkiden açıklama yapmadan çekilmek. Zor konuşmadan kaçınmanın sonucu, kötü niyet değil.
- Sıfır gelen kutusu
- Gelen kutusunu tamamen boşaltmayı hedefleyen yöntem. Bazıları için kurtarıcı, bazıları için yeni bir mükemmeliyetçilik kaynağı.
- Sıfırdan başlatma
- Yarım kalan işe devam etmek yerine baştan kurmak. Kaldığı yeri hatırlamanın maliyeti, yeniden başlamanınkinden ağır geldiği için.
- Sıkıntı tahammülsüzlüğü
- Can sıkıntısına dayanamama. DEHB'de sıradan bir hoşnutsuzluk değil, kaçınılması gereken bir his gibi yaşanıyor.
- Sıkıntıya dayanma
- Rahatsız edici hissi ortadan kaldırmadan taşıyabilmek. Kaçınma döngüsünü kırdığı için merkezî bir beceri.
- Ek süre, ayrı salon ya da ara verme hakkı. Değerlendirme raporuyla talep ediliyor.
- Sınırda kişilik örgütlenmesi
- Duygusal dalgalanma ve ilişkilerde istikrarsızlıkla giden tablo. DEHB'nin duygusal tarafıyla karışabiliyor; ayrım klinik değerlendirme gerektiriyor.
- Sıralama
- Adımların hangi düzende yapılacağını bilmek. Yemek pişirirken suyu kaynamadan makarnayı atmak, sıralamanın kaçtığı ana örnek.
- Sırasını bekleyememe
- Sıra beklemenin fiziksel olarak zor gelmesi. Çocuklukta oyunda, yetişkinlikte kuyrukta ve trafikte görülüyor.
- Sinaptik budama
- Gelişim sırasında az kullanılan bağlantıların temizlenmesi. DEHB'de olgunlaşmanın gecikmesiyle ilgili kuramların dayanağı.
- Sirkadiyen ritim
- Bedenin yaklaşık yirmi dört saatlik iç saati. DEHB'de bu saat sık sık geriye kayıyor.
- Sistem çöpü
- Kurulup bırakılmış uygulama ve defterlerin birikmesi. Her biri iki hafta çalışmış, sonra unutulmuş.
- Somatik belirti
- Ruhsal zorlanmanın bedende ağrı ya da rahatsızlık olarak ortaya çıkması. Baş ağrısı ve mide şikayetleri sık.
- Son dakika sendromu
- İşin ancak süre daralınca başlaması. Kaygının sağladığı odak, eksik olan motivasyonun yerine geçiyor.
- Sonsuz kaydırma
- Bitmeyen içerik akışı. Doğal bir durma noktası olmadığı için dur sinyali zaten zayıf olan mekanizmaya bırakılıyor.
- Sorumluluk ortağı
- Yaptıklarını düzenli olarak bildirdiğin kişi. Dış yapı kurmanın en ucuz ve en etkili biçimlerinden biri.
- Sosyal beceri
- Karşılıklı etkileşimi yürütme becerisi. DEHB'de bilgi genelde var, anlık uygulama tökezliyor.
- Sosyal ipucu
- Konuşmadaki ses tonu, duraklama, mimik gibi sözsüz işaretler. Dikkat başka yerdeyken kaçıyor ve yanlış anlaşılmaya yol açıyor.
- Sosyal kaygı
- Başkaları tarafından değerlendirilme korkusu. DEHB'de sık; geçmişteki sosyal hatalar tekrar etme ihtimaliyle birleşiyor.
- Sosyal medya etkisi
- Kısa videolarla yayılan DEHB içeriklerinin farkındalığı da yanlış bilgiyi de artırması. Birçok kişi buradan yola çıkıp doğru tanı alıyor, birçoğu da yanlış yönleniyor.
- Söz kesme
- Karşıdaki bitirmeden araya girmek. Kabalık niyeti nadiren var; cümle söylenmezse gideceği için acele ediliyor.
- Sözünde duramama
- İyi niyetle verilen sözün yerine getirilememesi. Niyet ile uygulama arasındaki boşluğun ilişkilerdeki karşılığı.
- Striatum
- Ödül ve alışkanlık devrelerinde yer alan derin beyin yapısı. Dopamin sinyalinin işlendiği ana duraklardan biri.
- Su içmeyi unutma
- Susuzluk sinyalinin fark edilmemesi. Beden sinyali körlüğünün en sık ve en kolay çözülen hali.
- Suçluluk döngüsü
- Yapamadığı için suçluluk duymak, suçluluk yüzünden daha da yapamamak. Ertelemenin kendini besleyen hali.
- Sunum türleri
- DEHB'nin üç görünümü: dikkatsizliğin baskın olduğu, hareketlilik ve dürtüselliğin baskın olduğu, ve ikisinin birlikte görüldüğü birleşik tür. Kişi ömrü boyunca aynı türde kalmıyor, tablo yaşla değişebiliyor. Dikkatsiz tür özellikle kadınlarda uzun süre gözden kaçıyor.
- Sürekli dikkat
- Tek bir işe uzun süre bağlı kalma becerisi. Ölçümlerde DEHB'de en belirgin düşen alanlardan biri, özellikle iş sıkıcı ve tekrarlıysa.
- Sürekli performans testiCPT
- Uzun ve sıkıcı bir görevde dikkati ölçen bilgisayarlı test. Sonucu destekleyici veri sayılıyor, belirleyici değil.
- Sürtünme tasarımı
- İstenen davranışı kolay, istenmeyeni zor hale getirmek. Telefonu şarjda başka odada bırakmak bir sürtünme kararı.
Ş
- Şeker efsanesi
- Şekerin DEHB'ye yol açtığı ya da belirtileri belirgin biçimde artırdığı inancı. Kontrollü çalışmalar bunu desteklemiyor.
- Şimdi ve şimdi değil
- Zamanı yalnızca iki kategoriye ayırmak. DEHB'de zaman algısını anlatan en yaygın kısa tarif.
T
- Tanı ölçütü
- Tanının konulabilmesi için aranan belirti listesi ve koşullar. Belirti sayısı, süresi, başlangıç yaşı ve işlevselliğe etkisi birlikte değerlendiriliyor.
- Tanı rahatlaması
- Tanının getirdiği hafifleme. Yıllardır kişilik kusuru sanılan şeyin adı olduğunu öğrenmek.
- Tanı sonrası yas
- Tanıdan sonra gelen üzüntü dalgası. "Bu daha önce bilinseydi" düşüncesi. Doğal bir aşama ve genelde kabullenmeye dönüşüyor.
- Tarama aracı
- Riskli olabilecek kişileri ayıklayan kısa ölçek. Yüksek çıkması tanı değil, ayrıntılı değerlendirme gerekçesi.
- Tavsiye yorgunluğu
- Sürekli çözüm önerisine maruz kalmanın yorucu hali. Çoğu öneri zaten denenmiş oluyor.
- Tedaviye uyum
- İlacın planlandığı gibi kullanılması. DEHB'de düşük olabiliyor, çünkü hatırlamayı sağlayacak ilacın kendisi unutuluyor.
- Tek dokunuş kuralı
- Eline aldığın şeyi yerine koymadan bırakmamak. Yığın oluşumunu kaynağında engelliyor.
- Tek kanal kuralı
- İşin tek bir yerden gelmesi. Mesaj, e-posta ve sözlü talep karışınca hiçbiri güvenilir biçimde takip edilemiyor.
- Tek liste kuralı
- Bütün işleri tek bir yerde tutmak. Birden fazla liste, hangisine bakılacağı kararını da eklediği için işe yaramıyor.
- Telafi stratejisi
- Zorluğu başka bir beceriyle kapatmak. Aşırı çalışmak, listeler, erken çıkmak. İşe yarıyor ve pahalıya mal oluyor.
- Telefon kaçınması
- Arama yapmayı ya da açmayı erteleme. Planlanamayan, kaçınılamayan ve anlık cevap gerektiren bir etkileşim olduğu için zorlayıcı.
- Temiz dağınıklık
- Ortalık dolu ama kirli değil. DEHB'de sık görülen hal ve dışarıdan anlaşılmadığı için yargı çekiyor.
- Tepki ketlemesi
- Başlamış bir hareketi son anda iptal edebilmek. Ağzından çıkacak cümleyi yutmak ya da uzanan eli geri çekmek bu.
- Tepki süresi değişkenliği
- Aynı kişinin tepki hızının denemeden denemeye çok oynaması. DEHB'nin en tutarlı ölçüm bulgularından biri.
- Ters U eğrisiYerkes-Dodson
- Performansın uyarılmayla önce artıp sonra düşmesi. Az kaygı işe yaramıyor, çok kaygı bozuyor; verimli aralık ortada.
- Tıbbi model
- Durumu kişideki bir bozukluk olarak tanımlayan bakış. Tedaviye erişimi sağlıyor, tek başına kaldığında ortamı sorgulamıyor.
- Tıkınırcasına yeme
- Kontrolsüz ve kısa sürede çok miktarda yeme atakları. Dürtüsellik ve duygu düzenleme ile bağlantılı.
- Tik bozukluğu
- İstem dışı, ani ve tekrarlayan hareket ya da sesler. DEHB ile birlikteliği bilinen bir durum.
- Tiroit işlev bozukluğu
- Tiroit hormonlarının az ya da çok salgılanması. Dikkat, enerji ve huzursuzluğu etkilediği için değerlendirmede bakılıyor.
- Titrasyon
- İlaç tedavisinde etkili ve tolere edilebilir dozu, düşükten başlayıp kademeli artırarak bulma süreci. Haftalar sürebiliyor ve ilk denenen ilacın tutmaması olağan. Bu süreci yürüten hekim, bu yüzden burada doz ya da ilaç adı üzerinden bir öneri yok.
- Tolerans
- Aynı dozun zamanla daha az etki etmesi. DEHB ilaçlarında beklenen bir durum değil; olduğunda sebebi araştırılıyor.
- Toparlanma süresi
- Yoğun bir işten sonra gereken dinlenme. Planlanmazsa kendini tükenme olarak dayatıyor.
- Toplanma paradoksu
- Toplanmak için önce daha çok dağıtmak gerekmesi. Ara aşamadaki kaos çoğu denemeyi yarıda bıraktırıyor.
- Toplantı özeti
- Kararların toplantı sonunda yazılı olarak paylaşılması. Herkese yarıyor, DEHB'de zorunlu hale geliyor.
- Toplumsal model
- Engelliliği kişinin eksikliğinde değil, ortamın uyumsuzluğunda arayan bakış. Düzenleme talebinin dayandığı çerçeve.
- Tourette sendromu
- Hem hareket hem ses tiklerinin uzun süre birlikte görüldüğü tablo. DEHB eşlik oranı yüksek.
- Transkraniyal uyarım
- Beyni dışarıdan zayıf akım ya da manyetik alanla uyarma yöntemleri. Deneysel aşamada, rutin tedavi değil.
- Travma sonrası stres bozukluğu
- Travmatik olayın ardından süregelen tetikte olma, kaçınma ve yeniden yaşantılama. Dikkat sorunu görünümü verebiliyor.
- TükenmeBurnout
- Uzun süre kapasitesinin üstünde çalışmanın ardından gelen çöküş. DEHB'de daha erken geliyor çünkü sıradan görünen bir gün bile maskeleme ve telafi çabasıyla geçiyor. Belirtisi tembellik gibi görünüyor: en basit işler bile yapılamaz hale geliyor.
U
- Unutkanlık
- Gündelik işlerin akıldan çıkması. DEHB'de bellek hastalığı değil, prospektif belleğin ve dikkatin ortak sonucu.
- Utanç
- Yaptığın şeyin değil, kendinin yanlış olduğu hissi. DEHB'de tekrar eden başarısızlıklar üzerinden birikiyor ve tedavinin en sessiz hedeflerinden biri.
- Uyaran açlığı
- Ortam sessizleştiğinde artan huzursuzluk. Telefonun boşluk anlarını bu kadar hızlı doldurmasının sebebi.
- Uyaran arayışı
- Beynin yeterince uyarılmadığı durumda uyaranı kendi üretmesi. Aynı anda üç sekme, arka planda dizi, gereksiz tartışma, son anda plan değiştirme. Sıkıntı burada basit bir can sıkıntısı değil, tahammül edilmesi güç bir his.
- Uyaran eşiği
- Bir uyaranın fark edilmeye başladığı sınır. Kişiye göre değişiyor ve gün içinde de sabit değil.
- Uyaran kontrolü
- Ortamı davranışı kolaylaştıracak biçimde değiştirmek. Telefonu başka odaya koymak, iradeyi zorlamaktan daha güvenilir.
- Uyarıcı ilaçlarStimülan
- DEHB tedavisinde en sık kullanılan ilaç grubu. Beynin dikkat ve ödül devrelerindeki sinyali güçlendirerek çalışıyorlar, uyarıcı adı buradan geliyor. Kişilik değiştirmiyorlar, beceri de öğretmiyorlar: sistemi kurmayı kolaylaştırıyorlar. Yazılması, izlenmesi ve dozu hekim işi.
- Uyarıcı olmayan tedavi
- Uyarıcılar dışındaki ilaç seçenekleri. Uyarıcı tolere edilemediğinde, kaygı belirginken ya da kötüye kullanım riski varsa öne çıkıyor.
- Uyarılma düzeyiArousal
- Sinir sisteminin o anki uyanıklık seviyesi. Çok düşükse odaklanma olmuyor, çok yüksekse dağılıyor. DEHB'de bu seviye gün içinde çok oynuyor.
- Uygulama avcılığı
- Yeni bir üretkenlik uygulaması aramanın kendisinin erteleme aracına dönüşmesi. Arama uyarıcı, kullanmak değil.
- Uygulama niyetiEğer-ise planı
- "Eğer şu olursa şunu yaparım" biçiminde önceden karar vermek. Anlık karar yükünü kaldırdığı için DEHB'de belirgin işe yarıyor.
- Uyku apnesi
- Uyku sırasında solunumun tekrar tekrar durması. Gündüz dikkat sorununun ayırıcı tanısında mutlaka değerlendiriliyor.
- Uyku ataleti
- Uyandıktan sonraki bulanıklık dönemi. DEHB'de daha uzun sürebiliyor.
- Uyku borcu
- Biriken uyku eksikliği. Dikkat, duygu düzenleme ve dürtü kontrolünü doğrudan bozuyor; DEHB belirtilerini taklit edebiliyor.
- Uyku bozukluğu
- Uykuya dalma, sürdürme ya da dinlenmiş uyanmada süregen sorun. DEHB'de çok yaygın ve belirtileri doğrudan ağırlaştırıyor.
- Uyku fazı gecikmesi
- Uyku saatinin sürekli geriye kayması. Gece yarısından sonra zihin açılıyor, sabah kalkmak ağırlaşıyor. Tembellikle ilgisi yok, iç saatin kayması söz konusu. Bir de gönüllü kısmı var: gün içinde kendine ait vakit bulamayan kişinin geceyi bırakmak istememesi.
- Uyku hijyeni
- Uykuyu kolaylaştıran alışkanlıklar bütünü. Sabit saat, karanlık oda, ekransız süre. Tek başına yetmiyor ama zemin kuruyor.
- Uzaktan çalışma
- Ofis dışından çalışma. Uyaran kontrolünü kolaylaştırıyor ama yapıyı da azaltıyor; iki yönlü bir etki.
- Uzun etkili
- Etken maddeyi gün boyunca yavaş salan biçim. Tek doz kolaylığı var; hatırlaması zor olan biri için önemli bir avantaj.
Ü
- Üç dakika sonraki ben
- Uzak geleceğe değil, çok yakın bir ana bakarak karar verme yöntemi. Zaman körlüğünü aşmak için tarif edilmiş pratik bir kısayol.
- Üç öncelik
- Güne en fazla üç ana iş yazmak. Uzun liste DEHB'de motivasyon değil felç üretiyor.
- Üretkenlik ertelemeProductive procrastination
- Asıl işten kaçarken başka bir işi yapmak. Ev en çok, teslim tarihi yaklaşınca temizleniyor.
- Üstbiliş
- Kendi düşünme biçimini fark etmek ve yönetmek. "Şu an dağıldım", "bu işi hep olduğundan kısa tahmin ediyorum" diyebilmek. Öğrenilebiliyor ve DEHB'de en çok işe yarayan becerilerden biri, çünkü tek tek çözümler yerine kişinin kendi kalıbını görmesini sağlıyor.
V
- Varsayılan mod ağı
- Hiçbir şey yapmazken çalışan beyin ağı. Normalde göreve geçince susuyor; DEHB'de susması gecikiyor ve zihin gezinmesi araya karışıyor.
W
- Wender Utah ölçeği
- Yetişkinlerin çocukluk belirtilerini geriye dönük değerlendirdiği ölçek. Geriye dönük hatırlamanın sınırları bilinerek kullanılıyor.
Y
- Ya hep ya hiç günü
- Günün ilk saatinde bozulan planın bütün günü iptal etmesi. Sabah alarmı kaçınca gün yazılıyor.
- Yakalama alışkanlığı
- Aklına geleni anında bir yere yazma refleksi. Fikirlerin kaybolma hızı yüksek olduğu için belirleyici.
- Yalancı tedavi
- Kanıtı olmadığı halde çözüm olarak pazarlanan yöntemler. DEHB, çaresizlik yüzünden bu tür vaatlerin yoğun olduğu alanlardan biri.
- Yan etki
- İstenen etkinin yanında ortaya çıkan diğer etkiler. Uyarıcılarda en sık iştah azalması, uyku gecikmesi, ağız kuruluğu, baş ağrısı bildiriliyor.
- Yanıt izlemi
- Tedavinin işe yarayıp yaramadığını ölçekle ve gündelik gözlemle takip etmek. "İyi hissediyorum" tek başına yeterli bir ölçüt değil.
- Yanıtsızlık
- İlacın beklenen etkiyi göstermemesi. İlk denenen ilacın tutmaması olağan; genelde ikinci grup deneniyor.
- Yanlış negatif
- Durumu olan birinin testte kaçırılması. Maskeleme yapan ve dikkatsiz tür baskın olan kişilerde sık.
- Yanlış pozitif
- Aslında durumu olmayan birinin testte olumlu çıkması. Kısa taramaların en yaygın sorunu.
- Yapılandırılmış görüşme
- Belirli bir sırayla ve sabit sorularla yürütülen değerlendirme. Değerlendiriciler arası farkı azaltıyor.
- Yarıda kalan mesaj
- Yazılıp gönderilmeyen ya da okunup cevaplanmayan mesajlar. Cevap zihinde verilmiş oluyor, elde verilmemiş.
- Yarım bırakma
- Başlanan işlerin bitmeden bırakılması. Ev genelde yarım kalmış işlerin arkeolojik katmanlarına dönüşüyor.
- Yarım cümle
- Konuşurken cümlenin ortasında kelimenin kaybolması. Çalışma belleğinden düşüyor ve genelde geri gelmiyor.
- Yatay yüzey sorunu
- Boş kalan her düz yüzeyin kısa sürede dolması. Masa, sandalye, bank. Depolamanın görünürlükle çakışmasından doğuyor.
- Yavaş sabah
- Güne uzun ve az uyaranlı başlama tercihi. Sabah ataleti olan kişilerde zorlamaktan daha verimli çıkıyor.
- Yavaş salım
- İlacın kandaki düzeyini uzun süre dengede tutan formülasyon. İniş çıkışları azaltıyor.
- Yaygın anksiyete
- Belirli bir konuya bağlı olmayan, sürekli endişe hali. DEHB'de sık; kaçırılan işlerin biriktirdiği tetikte olma hissiyle beslenebiliyor.
- Yazılı talimat
- Sözlü verilen işin ayrıca yazıya dökülmesi. Çalışma belleği açığını en ucuz kapatan düzenleme.
- Yeme bozukluğu
- Yeme davranışının ve beden algısının bozulduğu durumlar. DEHB'de özellikle tıkınırcasına yeme tablosu daha sık.
- Yeni defter etkisi
- Temiz bir başlangıcın verdiği geçici motivasyon. Gerçek ama kısa; yapı kurulmazsa üçüncü sayfada bitiyor.
- Yeniden anlatım
- Geçmiş bir sosyal anı defalarca kafada oynatmak. Genelde utanç veren bir an seçiliyor ve uykuyu bozuyor.
- Yeniden okuma
- Aynı paragrafı defalarca okuyup hiçbirini alamamak. Gözler satırda, dikkat başka yerde.
- Yeniliğin sönmesi
- Yeni bir sistemin ilk hevesle çalışıp kısa sürede bırakılması. Sorun sistemde değil, yeniliğin sağladığı uyarımın bitmesinde.
- Yenilik arayışı
- Yeni olana yönelme eğilimi. Öğrenmeyi hızlandırıyor, bitirmeyi zorlaştırıyor. DEHB'de belirgin şekilde yüksek.
- Yerinde duramama
- Oturması beklenen yerde kalkmak. Toplantıda, derste, yemekte görülüyor ve yetişkinlikte kılıf bulunuyor: su almak, telefon bakmak.
- Yeterince iyi
- Kusursuz olmayan ama işleyen çözümü kabul etmek. Mükemmeliyetçiliğin panzehiri ve pratikte en çok işe yarayan ilke.
- Yeterlilik yanılgısı
- Bir işi bir kere yapabilmenin her zaman yapılabileceği anlamına geldiği varsayımı. Beceri dalgalanmasını görmezden geliyor.
- Yığın körlüğü
- Aynı yerde uzun süre duran dağınıklığı artık görmemek. Alışmanın gündelik hayattaki sonucu.
- YılmazlıkDayanıklılık
- Zorluktan sonra toparlanabilme. Doğuştan bir özellik değil, ilişki ve deneyimle gelişen bir kapasite.
- Yönerge takibi
- Çok adımlı bir talimatın ortasında kaybolmak. İlk iki adım yapılıyor, üçüncüsü çalışma belleğinden düşüyor.
- Yönetici dikkat ağı
- Dikkati yönlendiren ve çatışmayı çözen beyin ağı. Varsayılan mod ağıyla sırayla çalışması gerekiyor.
- Yüksek işlevli tanımı
- Dışarıdan başarılı görünen kişiler için kullanılan gayriresmî ifade. Zorluğun büyüklüğünü değil, gizlenme derecesini anlatıyor.
- Yürütücü işlev koçluğu
- Öğrenciye planlama ve takip becerisi kazandıran birebir destek. Üniversitede giderek yaygınlaşıyor.
- Yürütücü işlevlerExecutive function
- Bir işi baştan sona götüren zihinsel yönetim takımı: başlatmak, sıraya koymak, aklında tutmak, dürtüyü frenlemek, süreyi kestirmek, bitirmek. DEHB büyük ölçüde bu takımın düzensiz çalışması. Bilgi ya da istek eksikliği değil, uygulama eksikliği: ne yapılacağını bilmekle yapmak arasındaki boşluk.
- Yüzde doksan sendromu
- Neredeyse biten ama hiç teslim edilmeyen işler. DEHB'de en pahalıya mal olan örüntülerden biri.
Z
- Zaman bloklama
- Takvimde işlere isimli aralıklar ayırmak. Yapılacaklar listesinin süre içermeyen halinden daha gerçekçi.
- Zaman kaybı deliği
- Nereye gittiği anlaşılmayan saatler. Kaydırma, sekme açma, video zinciri. Sonrasında gerçek bir şaşkınlık oluyor.
- Zaman kör noktası
- Yarın ile gelecek hafta arasında hiçbir şey hissetmemek. Yakın olmayan her tarih aynı uzaklıkta duruyor.
- Zaman körlüğü
- Zamanın geçtiğini hissedememek. Beş dakika ile kırk beş dakika aynı geliyor, gelecekteki bir tarih gerçek değilmiş gibi duruyor. Geç kalmanın ve tahminlerin sürekli şaşmasının altında bu var. Görünür sayaçlar ve alarmlar işe yarıyor çünkü hissedilmeyen şeyi gözle okunur hale getiriyorlar.
- Zaman tahmini
- Bir işin ne kadar süreceğini kestirmek. DEHB'de sistematik olarak kısa tahmin ediliyor, üstelik defalarca yanılınca bile düzelmiyor.
- Zehirli utanç
- Kimliğe yerleşmiş, olaya bağlı olmayan utanç. "Bunu beceremedim" değil, "ben beceriksizim" hali.
- Zihin gezinmesiMind wandering
- Dikkatin işten kopup iç düşüncelere gitmesi. DEHB'de daha sık ve daha uzun sürüyor; yaratıcılıkla da ilişkilendiriliyor.
- Zihinsel simülasyon
- Bir işi yapmadan önce kafada canlandırmak. Motivasyonu ve planlamayı besliyor; zayıf olduğunda gelecek soyut kalıyor.
- Zihinsel yük
- Yapılan işin değil, akılda tutulan işin ağırlığı. Kimin nesi ne zaman gerekiyor, hangi fatura yaklaşıyor, kime dönülmedi. Görünmüyor, o yüzden de kimse hesabını tutmuyor. Çalışma belleği zaten zorlanırken bu yükün büyük kısmını dışarı yazmak seçenek değil, gereklilik.
- Zincirleme
- Karmaşık bir işi küçük adımlara bölüp sırayla öğretmek. Görev felcini aşmanın öğretimdeki karşılığı.