Kitap Önerilerim
Üç rafa ayırdım, çünkü birini arayan genelde diğerini aramıyor. Her kitabın altında neden önerdiğimi yazdım.
Edebiyat
Roman, öykü, şiir. İyi geldiği için okuduklarım.
Vejetaryen
Han Kang
Bir kadın rüya gördükten sonra et yemeyi bırakıyor ve kitap boyunca bir kez olsun anlatıcı olmuyor. Kendi hakkında alınan kararların içinde kaybolmak üzerine.
Bir kadın bir gece rüya görüyor. Ertesi sabah buzdolabındaki bütün eti çöpe atıyor. Kocası soruyor, "neden", cevap veriyor: "Bir rüya gördüm."
Kitap bundan sonra olanları anlatıyor. Üç bölüm, üç anlatıcı: kocası, eniştesi, ablası. Ve hiçbiri o değil.
Kocanın bölümü
İlk bölümü anlatan adam, Yeonghye ile evlenme sebebini şöyle açıklıyor: sıradan olduğu için. Özel bir tarafı yoktu, bir beklenti yaratmıyordu, hayatını bozmayacaktı.
Bu cümle kitabın en soğuk yeri bence. Adam kötü biri değil. Sadece karısını hiç merak etmemiş.
Sonra kadın et yemeyi bırakınca panikliyor. Panik sebebi karısının sağlığı değil, iş yemeğinde rezil olma ihtimali.
Rüyanın ne olduğunu hiç öğrenmiyoruz
Kitapta Yeonghye'nin sesini yalnızca birkaç italik pasajda duyuyoruz, rüya parçaları hâlinde. Kan, ahır, bir yüz. Tam olarak ne gördüğü hiçbir zaman açıklanmıyor.
Han Kang bunu bilerek yapıyor. Açıklasa, tartışabilirdik. Açıklamayınca geriye tek soru kalıyor: birinin sebebini anlamadığın bir kararı, sırf anlamadığın için hastalık saymaya hakkın var mı?
Kitapta kimse Yeonghye'ye "ne oluyor" diye sormuyor. Herkes birbirine "ona ne olmuş" diye soruyor.
Mesele et değil
Yeonghye et yemeyi bırakmakla kalmıyor. Giderek daha az yiyor, sonra güneş ışığıyla yaşayabileceğine inanmaya başlıyor. Bir ağaç olmak istiyor.
Bunu bir yeme bozukluğu olarak okumak mümkün ve kitap bu okumayı reddetmiyor. Ama altında başka bir şey var: kadın insan olmaktan çekiliyor. Yemek yemek, yani başka bir canlıyı tüketmek, ona katlanılmaz geliyor.
Aile sofrasında babası zorla ağzına et tıkıyor. O sahne kitabın kırılma noktası. Şiddetten kaçmaya çalışan biri, tam da bu yüzden şiddete uğruyor.
Ablanın bölümü, ve asıl soru
Üçüncü bölüm İnhye'nin. Doğru olan her şeyi yapmış olan abla: evlenmiş, çocuk büyütmüş, işini kurmuş, kimseye yük olmamış.
Ve bir hastane koridorunda fark ediyor ki yıllardır o da yorgun. Kardeşinden farkı deli olmaması değil, dayanmayı seçmiş olması.
Kitabın bende bıraktığı cümle bu: belki de o çıldırmadı, sadece benim yapmaya cesaret edemediğim şeyi yaptı.
Han Kang burada kolay bir taraf tutmuyor. Yeonghye'yi özgür bir kahraman ilan etmiyor; kadın gerçekten ölüyor. Ama İnhye'nin "sağlıklı" hayatını da onaylamıyor. İkisinin arasında bir yerde duruyor ve okuru orada bırakıyor.
Neden buraya koydum
Konusu yüzünden değil. Kuruluşu yüzünden.
Bir insan hakkında, o insan yokken kurulan cümleler. Aile toplanıp karar veriyor. Doktorlar isim koyuyor. Herkes onun iyiliğini istiyor ve kimse ona sormuyor.
Bir yerde "sorun" olarak tarif edilmiş herkes bu yapıyı tanır. Nasıl hissettiğin değil, çevrendekilere ne kadar zahmet verdiğin üzerinden anlatılırsın.
Okuması nasıl
Kısa, iki yüz sayfa civarı. Cümleler sade, süs yok. Zor olan dili değil, anlattığı şey.
Bir oturuşta bitebiliyor ama tavsiye etmem. Üç bölümü üç ayrı günde okumak daha iyi geldi bana; her bölüm bir öncekini geriye dönük değiştiriyor.
Han Kang 2024'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Vejetaryen ise 2016'da Uluslararası Booker'ı kazanmıştı, çevirmeni Deborah Smith ile paylaşarak.