İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de yazılı sınav: açık uçlu sorulara cevap vermek

Konuyu biliyorsun ama kağıda dökemiyorsun. DEHB'de açık uçlu sınavda soruyu okumak, iki dakikalık plan, süre bölüşümü ve eski sorularla çalışmak.

12 dakika okumaUzun
Açık uçlu bir soruya iki dakikada iskelet çıkarmak5 adım
  1. Soruyu işaretleyerek oku. Komut kelimesinin (açıkla, karşılaştır, tartış) ve sorunun kaç parçalı olduğunun altını çiz. Yazmaya başlamadan önce ne istendiğini kendine tek cümleyle söyle.
  2. Aklındakini otuz saniyede dök. Konuyla ilgili ne varsa kenara sırasız yaz: kavram, isim, tarih, örnek. Düzen aramak için durma, yalnızca boşalt.
  3. Üç ya da dört başlığa ayır. Döktüklerini numaralandır ve gruplara böl. Her grup cevapta bir paragraf olacak.
  4. Girişteki cümleyi hazırla. Soruyu cevaba çeviren tek bir açılış cümlesi yaz. Bu cümle hem seni yönlendiriyor hem okuyana neye cevap verdiğini söylüyor.
  5. Süreyi iskeletin yanına yaz. Soruya ayırdığın dakikanın bitiş saatini kenara not et ve o saat gelince nerede olursan ol bir sonraki soruya geç.
Bu yazıda 10 bölüm var

Soru kağıdı elinde. Konu tam da çalıştığın konu. Cevabı biliyorsun, hatta bir yerde okuduğun cümleyi bile hatırlıyorsun. Ama kalemi kağıda koyduğunda ilk cümle gelmiyor. Bir şey yazıyorsun, beğenmiyorsun, üstünü çiziyorsun. Yirmi dakika sonra sayfada iki paragraf var ve bunlar sorunun yarısına cevap veriyor.

Çoktan seçmeli sınavda bu sahne yaşanmıyor, çünkü orada bilgi sana seçenek olarak geliyor ve sen yalnızca tanıyorsun. Açık uçlu soruda her şeyi kendin üretiyorsun: neyin sorulduğunu çözüyorsun, bildiklerini topluyorsun, sıraya koyuyorsun, cümleye çeviriyorsun ve elle yazıyorsun. DEHB'de bu zincirin tam ortasındaki halkalar, yani planlama ve sıralama, zaten zorlanan yerlerde duruyor.

Bu yazıda sınav çalışma yöntemlerinin genelini değil, kağıdın başında yaşanan sıkışmayı konuşuyoruz. Genel hazırlık için DEHB ile sınava nasıl çalışılır rehberine bakabilirsin.

Açık uçlu soru neden ayrı bir zorluk

Bir cevabı yazarken aynı anda üç iş yürüyor: ne söyleyeceğini belirlemek, onu cümleye çevirmek, yazdığını kontrol etmek. Kellogg'un yazma üzerine çalışmaları bu işlerin birbiriyle dikkat için yarıştığını gösteriyor. Üniversite öğrencilerinin katıldığı bir deneyde, yazmadan önce ana hatlarını çıkaranların metinleri daha iyi değerlendirildi; doğrudan taslak yazarak başlayanlarda aynı yarar görülmedi (Kellogg, 1988). Çalışma sınav değil mektup yazma görevi üzerineydi ve katılımcılar DEHB'li olarak seçilmemişti. Yine de planlamayı yazmanın dışına almanın yükü hafiflettiği fikri, çalışma belleği sınırlı biri için çok akla yatkın. Çalışma belleği ve unutkanlık yazısında anlattığım şey tam burada devreye giriyor: aklında tuttuğun şeylerin sayısı arttıkça biri düşüyor.

DEHB'li öğrencilerin yazısına bakan bir meta analiz, bu öğrencilerin yazılı ürünlerinin kalite ve örgütlenme bakımından akranlarının gerisinde kaldığını bildiriyor (Graham ve ark., 2016). Burada dürüst olmam gereken bir sınır var: bunlar ödev ve yazma görevlerinden toplanmış veriler. Süreli açık uçlu sınav ayrıca çalışılmış bir alan değil. Bu yazıdaki önerilerin çoğu yazma araştırmasından, sınav çalışmalarından ve benim "mantıklı görünüyor" dediğim çıkarımlardan geliyor. Hangisinin hangisi olduğunu metinde ayırmaya çalışacağım.

Soruyu okumak

Açık uçlu sınavda en pahalı hata soruyu yarım okumak. Dürtüsellik burada çok sinsi çalışıyor: konuyu görüyorsun, bildiğin şey geliyor, yazmaya başlıyorsun. Oysa soru "tanımlayınız" değil "karşılaştırınız" idi. Yirmi dakika sonra güzel bir cevap yazmış ama başka bir soruya vermiş oluyorsun.

Soruyu iki kez okumak yerine, ilk okumada kalemle çalışmak işe yarıyor. Komut kelimesinin altını çiz. Sık gördüklerim şunlar ve her biri ayrı bir cevap şekli istiyor:

Komut Ne bekleniyor
Tanımla, açıkla Kavramın ne olduğu, kısa ve düzgün bir örnek
Say, listele Madde madde, her maddeye bir cümle
Karşılaştır İki tarafın ortak ve farklı yönleri, tek tek
Tartış, değerlendir Lehte, aleyhte ve senin vardığın yer
Nedenlerini göster Sebep ve sonuç bağı, her sebep için bir açıklama
Örnekle Soyut kavramı somut bir olaya ya da duruma bağlama

Sorunun içinde "ve" geçiyorsa parçaları ayrı ayrı say. "Nedenlerini ve sonuçlarını açıklayınız" iki cevaptır. Parçaları numaralandırıp kenara yazmak, ikincisini unutma ihtimalini ciddi biçimde azaltıyor.

Bir de puan var. Puan cevabın ne kadar yer kaplayacağını söylüyor. On puanlık soruya yarım sayfa, yirmi beş puanlık soruya iki sayfa yazmak genellikle mantıklı. Puanı yüksek soruya kısa, puanı düşük soruya uzun yazmak DEHB'de sık yapılan bir hata, çünkü insan en kolay hatırladığı soruda koşuyor.

İki dakikalık plan

Plan yazmaya geçmeden önce yapılan küçük bir iş. Ben bunu üç hamleye bölüyorum.

Birincisi boşaltma. Soruyla ilgili aklına ne geliyorsa kenara, sırasız yaz. "Sanayi Devrimi'nin kentleşme üzerindeki etkilerini tartışınız" sorusunda bu şuna benzer: fabrika, köyden kente göç, konut sıkışıklığı, kolera, işçi mahalleleri, Manchester, bir de tarihler ve isimler. Düzen aramak yok, doğru mu yanlış mı diye düşünmek yok. Otuz saniye. Beyin boşaltma yazısındaki fikir burada küçük ölçekte kullanılıyor: aklında tuttuğun şeyleri kağıda indirince çalışma belleği boşalıyor.

İkincisi gruplama. Döktüklerini üç ya da dört başlığa ayır: göç ve nüfus, konut ve sağlık, işçi hayatı, sonuçlar. Her başlık cevapta bir paragraf olacak. Başlığa girmeyen şeyi at ya da en sona bırak.

Üçüncüsü açılış cümlesi. Soruyu cevaba çeviren tek bir cümle: "Sanayi Devrimi kentleşmeyi hızlandırdı, ama bu hız konut ve sağlık altyapısını geride bırakarak yeni sorunlar da üretti." Bu cümle iskeletin tepesinde duruyor. Hem kendine neyi savunduğunu söylüyor hem okuyana neye cevap verdiğini. Cümleyi bulmak zorsa ilk başlıktan başlayıp açılışı sona bırakabilirsin; ama çoğu zaman bir cümlelik açılış, geri kalanı yazmayı kolaylaştırıyor.

Bunun hepsi iki dakikayı geçmemeli. Kağıdın kenarında pek az yer kaplayan bir şey. Kellogg'un bulgusunun sınav koşuluna doğrudan taşınabildiğini söylemiyorum, ama ana hattı çıkarmanın kendisi genel yazma araştırmasında en çok desteklenen stratejilerden biri. Ergenlerde yazma eğitimini karşılaştıran bir meta analizde, planlama ve gözden geçirme stratejilerinin öğretildiği programlar, karşılaştırılan yöntemler arasında etkisi en büyük olanlardandı (Graham ve Perin, 2007).

Süreyi baştan bölmek

Süre yönetimini deneme sınavı yazısında test sınavları için anlattım. Açık uçlu sınavda ayrıca bir tuzak var: tek bir soru kendini sonsuza kadar uzatabiliyor. Bir şey daha ekleyebilirim, bir örnek daha bulabilirim, bir cümleyi yeniden yazabilirim. Soru bitmiş olmuyor, ama süre bitiyor.

Bunun için sınavın en başında, yazmaya başlamadan, kağıdın köşesine bir süre tablosu yaz. Diyelim ki doksan dakikalık bir sınav var ve dört soru, hepsi yirmi beşer puan:

Parça Süre
Bütün soruları okumak 5 dakika
Her soru için plan (2 dk) ve yazma (15 dk) ve kontrol (2 dk) 19 dakika, dört soru için 76 dakika
Son tur, boş kalanlar ve temizlik 9 dakika

Her sorunun yanına bitiş saatini yaz: 0:05, 0:24, 0:43 gibi. Saat o noktaya geldiğinde, cümlenin ortasında bile olsan bir sonraki soruya geç. Bu çok sert görünüyor ama mantığı şu: bir sorunun ilk birkaç cümlesi çoğu zaman puanın büyük kısmını getiriyor, sonraki dakikalar daha az puan ekliyor. Dördüncü soruyu hiç yazmamak, ilk üç soruya fazladan on dakika vermekten daha pahalıya gelebilir. Bunu her sınav için doğru diye sunamam, puanlama anahtarı hocadan hocaya değişiyor. Ama hiç yazılmamış soruya hiçbir hoca puan veremiyor.

Süre bittiğinde cevap yarım kaldıysa, boş bırakma. Kalan başlıkları iskelet olarak yaz: iki üç kısa madde. Değerlendiren kişi çoğu zaman bunu da bir miktar puanla karşılıyor; yine de bu hocaya bağlı, dersin değerlendirme biçimini önceden sormak mantıklı.

Saati görmek de sorun olabiliyor. Zaman körlüğü olan biri için duvar saati sınav sırasında çoğu zaman yetmiyor, çünkü saate bakmak aklına gelmiyor. Masanda küçük bir analog saat izin veriliyorsa onu kullan; yoksa her sorunun bitiş saatini kenara yazmak bir tür hatırlatıcı oluyor. Zaman körlüğü yazısında bunun genel mantığı var.

Bildiğim halde toparlayamıyorum

Bu, açık uçlu sınavın en kötü hissettirdiği durum. Bilgi sende, ama bir yumak gibi. Bir uçtan çekiyorsun, hepsi birden geliyor, hangisi önce söylenecek bilmiyorsun.

Bence bunun asıl çözümü sınavda değil, sınavdan önce. Konuyu çalışırken bilgiyi "sıralı" öğrenmediğin için sınavda sıralamak zorunda kalıyorsun. Çalışırken kendine şu soruyu sormaya başla: bu konu sorulsaydı, cevabın iskeleti ne olurdu? İki dakika içinde kağıda üç dört başlık yaz. Yapamıyorsan konuyu henüz yeterince çalışmamışsın demek ve bu sınavdan önce öğrenmek çok daha iyi bir haber.

Sınavda hala yumak hissi varsa, iki basit yol var. Birincisi kronoloji ya da sıra: olay anlatıyorsan zamana göre, süreç anlatıyorsan aşamalara göre ilerle. Sıralama aramak yerine konunun kendi sırasını kullanmak, karar yükünü azaltıyor. İkincisi, en kolay başlığı önce yazmak. İlk paragraf akıyorsa ikincisi de akıyor; bütün cevabın ilk cümlesini mükemmel yapmaya çalışmak ise seni yerinde tutuyor. Bu bir araştırma bulgusu değil, yazma işinin genel mantığından çıkardığım bir öneri: başlamak için en iyi cümleyi beklemek yerine en kolay cümleyi yazmak.

Yazılı bir cevabın nasıl toparlanacağını bir şablon olarak da düşünebilirsin. Dört şablonu aşağıda yazdım. Hepsi kağıdın kenarına bir satırda yazılabilir.

Tanım sorusu: tanım, ayırt edici özellik, örnek, önemi.

Karşılaştırma sorusu: ortak yönler, birinci tarafın özellikleri, ikinci tarafın özellikleri, farkların asıl sebebi.

Tartışma sorusu: görüş A ve dayanağı, görüş B ve dayanağı, hangisinin daha güçlü olduğu ve neden.

Olay ya da vaka sorusu: olay, sorun, ilgili kural, olaya uygulama, sonuç. Hukuk fakültelerinde vaka çözümünde sık kullanılan kalıba benziyor ve başka alanlara da uyarlanabiliyor.

Şablon bir kalıptır, cevabın kendisi değil. Ama boş sayfa karşısında kalıp, başlama kararını azaltıyor.

Aklın bembeyaz olduğu an

Soruyu okudun, bildiğini sandığın şey yok oldu. Bu hem kaygıyla hem DEHB'le sık görülüyor ve nedenleri üst üste biniyor: baskı altında çalışma belleği daralıyor, hatırlama stratejin bozuluyor, kendine "yapamıyorum" demek bunu daha da kötüleştiriyor. Sınav kaygısı yazısında bunun mekanizmasını anlattım.

Birkaç adım deniyorum. Önce yirmi saniye dur ve nefesi yavaş ver. Bu bir rahatlama tekniği değil, kendine "şu an olağanüstü bir şey olmuyor" demenin bir yolu. Sonra sorunun anahtar kelimelerini kağıda yaz. Yan yana yazılmış üç kelime, hatırlama için bir ipucu oluyor. Ardından aklına gelen en küçük şeyi yaz: bir tanım, bir isim, bir örnek. Yazmak çoğu zaman hatırlamayı tetikliyor. Bu mekanizma için elimde DEHB'li katılımcılarla yapılmış bir çalışma yok; hatırlamanın ipuçlarıyla kolaylaştığı genel bilgisinden yola çıkan bir öneri.

Hala gelmiyorsa soruyu bırak ve diğerine geç. İlk sorunun gerginliği ikinciye taşınmak zorunda değil. Soruya döndüğünde bir şeyin yerine oturması sık anlatılan bir deneyim, ama bunun DEHB'de ne kadar yaygın olduğunu gösteren bir çalışma bilmiyorum.

Bir de sınav öncesine ait bir yöntem var. Ramirez ve Beilock'un çalışmasında öğrenciler sınavdan hemen önce on dakika boyunca sınavla ilgili endişelerini yazdı. Sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerde bu, sınav performansını artırdı; çalışma lisede bir sınıf ortamında da tekrarlandı (Ramirez ve Beilock, 2011). DEHB'li katılımcılarla yapılmış bir çalışma değil. Ama maliyeti bir kağıt ve on dakika, yan etkisi yok. Sınavdan önce kaygın yüksekse denemeyi düşünebilirsin; uyku ve sabah hazırlığıyla birlikte sınav sabahı yazısındaki hazırlıklar da burada işe yarıyor.

El yazısı yorgunluğu

Sınav kağıdına elle iki saat yazmak, bugün çoğumuz için alışılmadık bir iş. Parmaklar yoruluyor, yazı bozuluyor, hız düşüyor ve düşünce hızına yetişemiyorsun. Vekaria ve Peverly'nin üniversite öğrencileriyle yaptığı çalışmada DEHB'li öğrencilerin el yazısı hızı akranlarından düşüktü (Vekaria ve Peverly, 2018). Örneklem küçük ve DEHB öz bildirime dayanıyordu; yine de el yazısının bir kısmımız için gerçekten darboğaz olduğunu düşündürüyor. Not alma yazısında aynı çalışmaya başka bir açıdan baktım.

El yazısı sorun olduğunda yapılabilecekler basit. Kalemi rahat tutmak, kalem seçimi (gevşek akan bir tükenmez, uzun yazmayı kolaylaştırıyor), cümle yerine kısa numaralı maddelerle yazmak, satır aralarını geniş bırakmak ki sonradan ekleme yapabil. Paragraf paragraf yazmak zorunda değilsin; hoca "madde madde yazabilirsiniz" demiyorsa bile okunur ve düzenli bir madde dizisi çoğu zaman paragraftan daha iyi anlaşılıyor. Bunu önceden hocaya sormak en iyisi: "Cevapları numaralı maddeler halinde yazmamda sakınca var mı?"

Sorun ciddi boyuttaysa sınav düzenlemeleri de gündeme geliyor: bilgisayarla yazma, ek süre, ayrı salon. Bunların Türkiye'deki çerçevesini sınav düzenlemeleri yazısında yazdım; başvuru sürecini önceden başlatmak gerekiyor, sınav haftasında çok geç kalınıyor.

Eski sorularla çalışmak

Sınava hazırlığın en etkili kısmı bence burada. Çünkü açık uçlu sınav bir beceri sınavı: bilgiyi hafızadan çıkarma, sıraya koyma ve yazma. Bunu prova etmeden sınava girmek, hiç koşmadan yarışa girmek gibi.

Kendini test etmenin kalıcı öğrenmeyi artırdığı, laboratuvar ve sınıf çalışmalarıyla yinelenmiş bir bulgu. Roediger ve Karpicke'nin çalışmasında metni bir kez daha okuyanlar kısa vadede daha iyi hatırladı, ama bir hafta sonra metni yazılı olarak hatırlamaya çalışanlar daha çok şey hatırlıyordu (Roediger ve Karpicke, 2006). Dunlosky ve arkadaşlarının derlemesinde de pratik testler, yüksek yararlı teknikler arasında yer alıyor (Dunlosky ve ark., 2013). Bunlar DEHB'e özel çalışmalar değil, ama bu konuda DEHB'de farklı çalıştığını düşündüren bir şey de yok.

Eski soruların nasıl kullanılacağını üç basamakta anlatayım.

Birinci basamak, iskelet pratiği. Elindeki eski soruları sırayla al ve her biri için yalnızca iki dakikalık iskelet çıkar. Cevap yazma, sadece iskelet. On soruyu yirmi dakikada çevirebilirsin. Bu pratik hem konuyu taramanı hem de hangi sorunun iskeletini çıkaramadığını görmeni sağlıyor. Çıkaramadıkların, çalışılması gereken konular.

İkinci basamak, tam cevap. Haftada bir ya da iki soruyu gerçek koşulda yaz: kitap kapalı, süreli, el yazısıyla. Bitirince notlarla karşılaştır. Neyi atladın, hangi sırayla yazdın, süreyi nerede aştın. Bu notu bir sayfaya yaz; sınavdan önceki gün okuyacağın şey bu sayfa olacak.

Üçüncü basamak, cevap bankası. Her konu için kendi iskeletini tutan tek bir dosya. Sınavdan önceki son haftada tekrarın büyük kısmı, bu dosyadaki iskeletleri kapalı kitap yeniden kurmak. Aralıklı tekrarın mantığını ezber ve aralıklı tekrar yazısında anlattım ve iskelet pratiği ona çok iyi oturuyor.

Eski sınav sorusu bulamıyorsan, hocanın derste vurguladığı konulardan ya da kitabın bölüm sonu sorularından kendin soru çıkar. Soruyu çıkarmak da bir çalışma: bir konunun nasıl sorulabileceğini düşünmek, onu anlamanın bir yolu. Hocadan ya da bölümdeki üst sınıflardan eski soruları istemek de bir seçenek, ama bu konuda bir kural yok; bazı hocalar paylaşıyor, bazıları paylaşmıyor.

Sınavın ilk ve son dakikaları

Sınava girerken yapacaklarını önceden bilmek, o anki karar yükünü azaltıyor. Benim kullandığım sıra şöyle ve kanıta dayanmıyor, yalnızca işe yarar bulduğum bir düzen:

İlk beş dakikada bütün soruları oku. Hangisi kolay, hangisi zor, hangisi çok puanlı, kenara küçük işaretler koy. Sonra süre tablosunu yaz. Ardından en güvendiğin soruyla başla; ısınmak için kolay bir cevapla yazmaya girmek, ilk soruda tıkanma riskini düşürüyor. Bu sırayı genelleştirmek istemem, çünkü kimi insan en zor soruyu zihni tazeyken çözmek istiyor. Burada dikkat edilmesi gereken şey, sıranın bilinçli bir seçim olması, soru kağıdındaki sıraya otomatik uyulmaması.

Son beş dakikayı sakla. Okuyup düzeltmek için değil de, hangi cevabın yarım kaldığını görüp onlara kısa iskeletler eklemek için. Dikkatsizlik hataları genellikle son okumada yakalanıyor: bir "değil" kelimesinin eksik olması, bir tarihin yanlış yazılması.

Sınav ilacın etkisine denk geliyorsa, ilaç saatlerini sınav saatine göre hekiminle konuşmak mantıklı.

Bana kalan

Açık uçlu sınavın zor olduğu yer bilgi değil, bilgiyi kağıda dökme sırası. Bence bunu kabul etmek rahatlatıcı, çünkü o zaman çözüm de "daha çok çalış" olmaktan çıkıp "çıkarmayı çalış" oluyor. Aynı konuyu üç kez okumak yerine bir kez okuyup iki kez iskeletini çıkarmak, bence çok daha fazla iş görüyor.

Yazılı sınavda iki dakikalık plana vakit ayırmak, sınavda en kolay vazgeçilen şey olacak. Elindeki süre kısıtlı olduğu için hemen yazmaya başlamak cazip geliyor, ama plansız yazılan cevap, yazarken yön değiştirmeye ve aynı şeyi iki kez söylemeye açık. Bu kısmı mutlaka dene, hatta eski bir soruyla bu hafta dene.

Bir de şunu eklemek isterim: boşluk yaşadığında bu bir karakter zayıflığı değil. Baskı altında hatırlamanın zorlaştığı, kaygıyla ve DEHB'le sık karşılaşılan bir durum. Soruyu atlayıp geri dönmek, sınavı bırakmak değil, sınavı yönetmek. Hocanın ya da bölümün sunduğu düzenlemelere gerek duyuyorsan, bunu da sınavı yönetmenin bir parçası olarak gör. Bilgi sendeyse, kağıda çıkarmak için kullanabileceğin her araç meşru.

Sık sorulanlar

Konuyu biliyorum ama sınavda yazamıyorum, neden?
Açık uçlu soruda hatırlama, sıralama ve yazma aynı anda yürüyor ve üçü de çalışma belleğinden pay alıyor. Bilgi sende olabilir; zorlanan şey onu kağıda doğru sırayla çıkarmak. Yazmadan önce kısa bir iskelet çıkarmak bu yükü azaltıyor.
Her soru için iki dakika plan çok vakit almaz mı?
Almaz, çoğu zaman vakit kazandırır. Plansız yazılan cevapta ortada yön değiştirmek, aynı şeyi iki kez yazmak ve sonda yetiştirememek daha pahalıya geliyor. Süre kısıtlıysa plan bir dakikaya inebilir ama tamamen atlanmasın.
Sınavda aklım bembeyaz olursa ne yapmalıyım?
Önce yirmi saniye dur ve yavaşça nefes ver. Sonra sorudaki anahtar kelimeleri ve aklına gelen herhangi bir tanımı yaz; yazmak hatırlamayı çoğu zaman başlatıyor. Olmuyorsa başka soruya geç ve sonra geri dön.
El yazım yorulduğunda ya da okunmaz olduğunda ne yapılır?
Cümle yerine numaralı kısa maddelerle yazmak, satır aralarını geniş bırakmak ve kalemi rahat tutmak yardımcı oluyor. Yazı hızı gerçekten sorunsa okulun ya da üniversitenin sınav düzenlemeleri (bilgisayarla yazma, ek süre) için başvurmak mümkün.
Eski sorularla çalışmak neden bu kadar işe yarıyor?
Çünkü sınavda yapacağın işi, yani bilgiyi hafızadan çıkarıp sıraya koymayı, önceden prova ediyorsun. Kendini test etmenin tekrar okumaktan daha kalıcı öğrenme sağladığı genel olarak gösterilmiş durumda.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar7
  1. Kellogg, R. T. (1988). Attentional overload and writing performance: Effects of rough draft and outline strategies. Journal of Experimental Psychology: Learning, Memory, and Cognition, 14(2), 355-365.↩
  2. Graham, S., & Perin, D. (2007). A meta-analysis of writing instruction for adolescent students. Journal of Educational Psychology, 99(3), 445-476.↩
  3. Graham, S., Fishman, E. J., Reid, R., & Hebert, M. (2016). Writing characteristics of students with attention deficit hyperactive disorder: A meta-analysis. Learning Disabilities Research & Practice, 31(2), 75-89.↩
  4. Vekaria, P. C., & Peverly, S. T. (2018). Lecture note-taking in postsecondary students with attention-deficit/hyperactivity disorder. Reading and Writing, 31(7), 1551-1573.↩
  5. Ramirez, G., & Beilock, S. L. (2011). Writing about testing worries boosts exam performance in the classroom. Science, 331(6014), 211-213.↩
  6. Roediger, H. L., & Karpicke, J. D. (2006). Test-enhanced learning: Taking memory tests improves long-term retention. Psychological Science, 17(3), 249-255.↩
  7. Dunlosky, J., Rawson, K. A., Marsh, E. J., Nathan, M. J., & Willingham, D. T. (2013). Improving students' learning with effective learning techniques. Psychological Science in the Public Interest, 14(1), 4-58.↩

Bu yazı 15 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.