İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ilacı bulunamıyor: ne yapmalı?

Eczanede DEHB ilacı yoksa ne yapılır: neden tedarik sorunu çıkıyor, hangi adımlar işe yarıyor, ara verirken nelere dikkat etmek gerekiyor.

3 dakika okumaKısa
Bu yazıda 6 bölüm var

Elinde geçerli bir reçete var, eczaneye gidiyorsun ve ilaç yok. İkinci eczane, üçüncü eczane, aynı cevap. Türkiye'de DEHB ilacı kullanan çok sayıda insanın tanıdığı bir sahne bu.

Bu yazı o durumda ne yapılacağıyla ilgili. Tedarik sorununu çözemem, ama sırayı doğru kurmak kaybedilen zamanı azaltıyor.

Neden oluyor

Tedarik sorunlarının tek bir sebebi yok. Üretim ve ithalat planlaması, kur değişimleri, küresel hammadde sıkıntıları, kontrole tabi maddelerde kota uygulamaları ve talep artışı aynı anda rol oynayabiliyor.

Kullanıcı açısından sebebin ne olduğu çok da değişmiyor: sonuç, belirli bir dozun ya da belirli bir markanın piyasada bulunamaması.

Bir ayrımı baştan yapmak gerekiyor: bazen ilacın tamamı yok, bazen sadece senin kullandığın doz yok. İkincisi daha sık ve çözümü daha kolay.

Sıralı yapılacaklar

Önce dozu sor, markayı değil. Eczaneye "Concerta var mı" diye sormak yerine hangi dozu aradığını söylemek, aynı ürünün başka bir dozunun bulunup bulunmadığını ortaya çıkarıyor. Doz değişikliği kendi kararınla yapılacak bir şey değil, ama hekimini ararken elinde bu bilgi olması işi hızlandırıyor.

Eczaneye depo sorgusu yaptır. Eczaneler depolarda stok sorgulayabiliyor. "Yok" cevabı bazen "bende yok" demek; depoda olup olmadığı ayrı bir soru.

Hekimini ara. Bulunamama durumunda karar hekimin. Konuşulabilecek seçenekler genellikle şunlar: aynı etken maddenin başka bir formu, farklı bir etken madde, geçici doz düzenlemesi ya da planlı bir ara.

Reçetenin süresini kontrol et. Kırmızı reçetelerin geçerlilik süresi var. İlacı ararken süre dolarsa reçete işe yaramaz hale geliyor. Bu kısmı reçete yazısında ayrıntılı anlattım.

Yapılmaması gerekenler

Başka bir formu kendi kararınla kullanmak. Kısa etkili bir ürünle uzun etkili bir ürün aynı etken maddeyi taşısa bile gün içindeki etkileri farklı; doz eşdeğerliği kendiliğinden kurulmuyor. Aradaki farkı Ritalin ile Medikinet farkı yazısında yazdım.

Uzun etkili tableti bölmek. Concerta gibi OROS sistemli tabletlerde bölme, saatlere yayılması gereken etken maddenin bir anda açığa çıkmasına yol açıyor. Eldeki kutuyu uzatmak için yapılan bu hamle, hem etkiyi bozuyor hem risk taşıyor.

Başkasının ilacını kullanmak. Kontrole tabi bir ilacın başkasından temini hem tıbbi hem hukuki olarak ayrı bir konu. Doz ve form eşleşmesi de kişiye özel.

İnternetten temin etmek. Kaynağı belirsiz ürünlerde içerik garantisi yok. Bu yolun, çözmeye çalıştığın sorundan daha büyük bir sorun ürettiği yeterince görüldü.

Zorunlu ara verilirse ne oluyor

İlaç bulunamadığı için ara vermek zorunda kalmak, planlı bir ara vermekten farklı bir şey; ama bedende olan şey aynı.

Uyarıcılar bağımlılık maddelerindeki gibi bir yoksunluk tablosu üretmiyor. Kesildiğinde ortaya çıkan şey genellikle belirtilerin geri dönmesi. Yani dikkat dağınıklığı, erteleme ve dürtüsellik ilaç öncesindeki haline yaklaşıyor. Bunun ayrıntısını DEHB ilacı bırakılırsa ne olur yazısında yazdım.

Bu dönemde iki şey yardımcı oluyor.

Birincisi, beklentiyi düşürmek. İlaçsız geçen bir haftada eski tempoyu sürdürmeye çalışmak, sonunda "demek ki ben beceremiyorum" cümlesine bağlanıyor. Oysa değişen şey sen değilsin.

İkincisi, en kritik işleri korumaya almak. O hafta yeni bir sistem kurmanın, büyük bir projeye başlamanın ya da uzun bir metin yazmanın zamanı değil. Yapılması zorunlu üç işi seçip gerisini ertelemek, gerçekçi olan.

Tekrarını azaltmak

Tedarik sorununu ortadan kaldıramazsın ama tekrar tekrar aynı yere düşmeyi azaltabilirsin.

  • Reçeteyi son güne bırakma. Kutu bitmeden iki hafta önce kontrol randevusu almak, arama süresi için pay bırakıyor.
  • Takvime hatırlatıcı koy. Bu tabloda "unutmam" işe yaramıyor; yazılı hatırlatıcı işe yarıyor.
  • Bir eczaneyle düzenli çalış. Seni tanıyan eczane, ürün geldiğinde haber verebiliyor.
  • Hekiminle B planını önceden konuş. "Bulamazsam ne yapayım" sorusunu kriz anında değil, kontrol randevusunda sormak.

Bu dördü, ilaç kullanan birinin gündelik hayatına eklenen görünmez bir iş yükü. Kimse bunu hesaba katmıyor ama gerçek bir yük ve hatırlamanın zor olduğu bir tabloda üstüne binen ikinci bir iş.

Bana kalan

Bu konuda öğrendiğim şey, aramaya harcanan zamanın kendisinin bir maliyet olduğu. Beş eczane dolaşmak, iki saat telefonda kalmak, sonunda yine bulamamak; bu, ilacın sağlayacağı işlevden daha fazlasını götürebiliyor.

O yüzden sırayı baştan kurmak önemli: önce eczaneye depo sorgusu, sonra hekime tek bir telefon, sonra karar. Şehri dolaşmak listenin en sonunda olmalı.

Reçete, doz ve alternatif kararları hekiminle verilecek şeyler. Buradaki yazı yalnızca sırayı kurmak için.