İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de ezber: aralıklı tekrar ve çalışma belleği

Son gece ezberlenen bilgi sabah sınavda var, birkaç gün sonra yok. DEHB'de ezberi kalıcı kılmak için aralıklı tekrarı ve kendini test etmeyi yazdım.

Cansu6 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Kısa cevap

Çalışma belleği yeni bilgiyi geçici olarak tutan kapıdır ve DEHB'de sık zorlanır; kalıcı öğrenme ise bilginin zamana yayılmış tekrarlarla uzun süreli belleğe aktarılmasıyla olur.

Uzun cevap

Aralıklı tekrar, aynı süreyi tek oturuma yığmaktan daha kalıcı öğrenme sağlar ve en iyi aralık, bilgiyi ne kadar süre hatırlaman gerektiğine göre uzar. DEHB'li üniversite öğrencileri de kendini test etmekten akranları kadar yararlanıyor. DEHB'de asıl zorluk tekrarları zamanında yapmayı hatırlamak; bu yüzden takvimi bir sisteme bırakmak işe yarayabilir.

Bu yazıyı dinle

Yapay zeka sesiyle okunuyor (Google Gemini). Tablolar ve kaynakça okunmuyor.

Bu yazıda 8 bölüm var

Sınavlarda sıkıştığımda hızlanan biriydim. Son gece oturup bir konuyu baştan sona geçiyor, sabah sınavda da çoğunu hatırlıyordum.

Sorun sınavdan sonra başlıyordu. Birkaç gün sonra aynı konudan bir soru gelse, sanki hiç çalışmamışım gibi hissederdim. Bilgi sabaha kadar kalmış, sonra gitmişti.

Uzun süre bunu hafızamın kötü olmasına bağladım. Bellek araştırmalarını okudukça, sorunun büyük kısmının hafızamın kendisinden çok onu kullanma biçimimde olduğunu gördüm.

Kapı ile depo

Ezberi konuşurken iki şeyi ayırmak işime yaradı.

Çalışma belleği, bilgiyi o an aklında tutan geçici alan. Bir telefon numarasını tuşlayana kadar aklında tutmak gibi. Uzun süreli bellek ise bilginin günler, yıllar sonra da geri çağrılabildiği depo.

DEHB'de zorlanma kapı tarafında. DEHB'li çocuklarda çalışma belleğini inceleyen bir meta analiz, hem sözel-sesli hem de görsel-uzamsal çalışma belleğinde gruplar arasında büyük farklar buldu (Kasper ve ark., 2012). Bu kapının gündelik hayattaki halini çalışma belleği ve unutkanlık yazısında anlattım.

Ezber ise depoya yerleştirme işi. Kapı dar olduğunda bilgiyi tek seferde, büyük yığınlar halinde içeri sokmaya çalışmak daha da zorlaşıyor. Son gece çalışmanın yaptığı şey tam olarak bu: kapıya bir gecede bir kamyon dolusu bilgi yığmak.

Son gece çalışması bilgiyi depoya değil, kapının önüne bırakıyor.

Aralıklı tekrar ne söylüyor

Bellek araştırmalarının en sağlam bulgularından biri aralık etkisi. Cepeda ve arkadaşlarının meta analizi 184 makaledeki 317 deneyi ve 839 ölçümü bir araya getirdi. Aynı çalışma süresini tek oturuma yığmak yerine zamana yaymak daha iyi hatırlama sağladı. Daha önemlisi, en iyi tekrar aralığı bilginin ne kadar süre sonra hatırlanması gerektiğiyle birlikte uzuyordu (Cepeda ve ark., 2006).

Aynı ekip daha sonra bu ilişkiyi 1.350'den fazla kişiyle ve bir yıla varan sürelerle test etti. Katılımcılar bir dizi bilgi öğrendi, 3,5 aya kadar uzanan farklı aralıklardan sonra tekrar etti ve tekrardan bir yıla varan bir süre sonra sınandı. Tekrar aralığı uzadıkça hatırlama önce arttı, sonra yavaş yavaş azaldı. En iyi aralık, bir hafta sonraki bir sınav için bu sürenin yaklaşık yüzde 20 ile 40'ı; bir yıl sonraki bir sınav içinse yüzde 5 ile 10'u kadardı (Cepeda ve ark., 2008).

Kendi hayatıma uyarlayınca şöyle bir şey çıkıyor: bir hafta sonra sınavım varsa, ilk çalışmadan bir-üç gün sonra tekrar etmek mantıklı. Bir yıl sonra da hatırlamak istediğim bir bilgi için tekrarlar arasında birkaç haftalık boşluklar bırakmalıyım. Sözlükte aralıklı tekrar.

Kendini test etmek DEHB'de de işe yarıyor mu

Tekrar ederken ne yaptığın da önemli. Notlara yeniden bakmak ile bilgiyi hafızadan çağırmak aynı iş sayılmaz.

Bu konuda DEHB'li öğrencilerle yapılmış iki çalışma var ve ikisi de umut verici. İlkinde 25 DEHB'li ve 75 DEHB'si olmayan üniversite öğrencisi, bir kelime listesini yalnızca art arda çalışarak, diğerini çalışma ile kendini test etmeyi dönüşümlü yaparak öğrendi. İki gün sonraki hatırlama testinde iki grup da test ederek öğrendikleri listeyi daha iyi hatırladı ve etki iki grupta da orta büyüklükteydi (Knouse ve ark., 2016).

İkincisinde 58 DEHB'li ve 121 DEHB'si olmayan öğrenci, anahtar terim tanımlarını bilgisayarda çalışıp kendini sınayarak öğrendi. Geri getirme alıştırmasının yararı DEHB durumuna göre değişmedi; DEHB'li öğrenciler alıştırmayı akranlarına benzer biçimde kendileri düzenleyebildi (Knouse ve ark., 2020).

Bu iki bulgu bana şunu söylüyor: kendini test etme yöntemi DEHB'li öğrencilerde de işe yarıyor. Aralık etkisinin kendisini doğrudan DEHB'li bir örneklemde sınayan bir çalışmaya ise ulaşamadım. Bu yüzden aralıklı tekrarın DEHB'de de benzer güçte işlediğini varsayıyorum, ama bunun bir varsayım olduğunu bilerek.

Asıl zor kısım takvim

Laboratuvarda biri sana ne zaman tekrar edeceğini söylüyor. Gerçek hayatta bunu senin hatırlaman gerekiyor.

Aralıklı tekrarda üç gün sonra bir şeyi yapmayı hatırlaman gerekiyor. Buna prospektif bellek deniyor ve DEHB'de en sık aksayan bellek türlerinden biri. Üstüne zamanı hissetmekte zorlanmak ekleniyor: “üç gün sonra” ile “iki hafta sonra” arasındaki fark bende çoğu zaman bulanık. Bunu zaman körlüğü yazısında anlattım.

Bu yüzden Knouse'un çalışmalarındaki iyi haber benim günlük pratiğimde ancak bir koşulla işe yarıyor: tekrarların zamanlamasını ben hatırlamamalıyım. Bir sistem hatırlamalı.

Ezber kötü bir kelime mi

Ezber kelimesinin bizde pek iyi bir ünü yok. Anlamadan tekrarlamayı, papağan gibi söylemeyi çağrıştırıyor. Ben de uzun süre “ezberlemem, anlarım” demeyi bir erdem saydım.

Sonra şunu fark ettim: anlamak ile hatırlamak birbirinin rakibi değil. Bir kavramı çok iyi anlasam da adını, tanımını, bir formülün hangi harfle yazıldığını hatırlamazsam o anlayışı kullanamıyorum. Anladığım bir şeyi birkaç gün sonra yeniden anlamak zorunda kalmak bana çok tanıdık. Anlamak bir kez oluyor; hatırlamak her seferinde yeniden kurulmak zorunda.

Bu yüzden ezberi anlamanın tamamlayıcısı sayıyorum. Önce ne olduğunu anlıyorum, sonra onu kalıcı kılmak için aralıklı tekrara bırakıyorum.

Kart yazmak da bir iş

Aralıklı tekrar sistemlerinin DEHB'de sık takıldığı bir yer daha var: kartları hazırlamak. Hazır desteler bazen işe yarıyor ama çoğu zaman kendi konuma uymuyor. Kendi kartımı yazmak ise başlı başına bir erteleme fırsatına dönüşebiliyor; kartları güzelleştirmek, renklendirmek, kategorilere ayırmak.

Benim için işe yarayan kural şu: bir kart, tek bir soru ve tek bir kısa cevap. Uzun paragraflar karta sığmıyor ve tekrar sırasında okunmuyor. Kartları çalışırken, o anda yazıyorum. “Sonra hepsini karta çeviririm” dediğim notlar büyük ihtimalle hiç karta dönüşmüyor.

Tarih, biyoloji ve coğrafya gibi derslerde bu yöntemin ders bazlı karşılığını ezber dersleri yazısında anlattım.

Denemeye değer bulduğum küçük sistem

Tek deste, tek uygulama. Aralıklı tekrar yapan bir kart uygulaması, hangi kartın hangi gün geleceğini benim yerime hesaplıyor. Hangi uygulamayı seçtiğin, hep aynısını kullanmandan daha az önemli.

Günde kısa bir oturum. On dakika. Kartları bitirmek zorunda değilim; zamanlayıcı çalınca bırakıyorum.

Kartı çevirmeden önce cevabı söylemek. Sesli ya da en azından içimden, tam bir cümleyle. Kartı çevirip “evet, bunu biliyordum” demek test etmek sayılmıyor.

Sınav öncesi gece hafif tekrar. Son geceyi tamamen yasaklamıyorum. Ama o gece yeni bir şey yığmak yerine haftalardır dönen kartları bir kez daha geçiyorum.

Aynı bilgiyi başka yerde görmek. Kartta öğrendiğim terimi bir metinde, bir videoda ya da bir sohbette görünce işaretliyorum. Yabancı dilde kelime öğrenirken bu özellikle işe yarıyor; o tarafı yabancı dil öğrenmek yazısında anlattım.

Her şeyi karta çevirmemek

Ters yönden bakmak da işe yarıyor: her şeyin ezberlenmesi gerekmiyor. Her gün baktığım bir formülü, sık kullandığım bir tanımı ya da nereden bulacağımı bildiğim bir bilgiyi karta çevirmek sistemi gereksiz yere şişiriyor. Deste büyüdükçe günlük tekrar süresi uzuyor, süre uzadıkça uygulamayı açmak zorlaşıyor.

Kart yazmadan önce kendime tek bir soru soruyorum: bunu bir yere bakmadan, gerçekten aklımdan çıkarmam gerekecek mi? Sınavda, konuşurken ya da hızlı karar verirken gerekecekse karta giriyor. Bir yere bakabileceğim anlarda gerekecekse iyi düzenlenmiş bir not yetiyor. Desteyi yaşatan şey, belleği her bilgiyle doldurmaya çalışmak yerine neyin bellekte, neyin kağıtta duracağını seçmek.

İnsan bazen hızlı öğrenebildiği için yavaş öğrenmeye gerek duymuyor. Ben son gecenin bana verdiğini hala küçümsemiyorum; beni sınavlardan geçirdi. Ama sınavdan sonra da yanımda kalmasını istediğim şeyler için, on dakikalık sıkıcı tekrarların son gecenin heyecanından daha çok şey bıraktığını artık biliyorum.

Sık sorulanlar

Aralıklı tekrar nedir?
Aynı bilgiyi zamana yayılmış tekrarlarla çalışmak. Aynı süreyi tek oturuma yığmaktan daha kalıcı öğrenme sağlıyor.
Tekrar aralığı ne olmalı?
En iyi aralık, bilgiyi ne kadar süre hatırlamanız gerektiğine göre değişiyor. Sınav uzaksa aralıklar da uzuyor.
Kendini test etmek DEHB'de işe yarıyor mu?
Yarıyor. Bilgiyi hafızadan çağırmak, notu yeniden okumaktan belirgin biçimde daha güçlü bir öğrenme üretiyor.
Asıl zor kısım hangisi?
Takvim. Yöntemin kendisi değil, tekrar gününü hatırlamak zorlanılan yer; bu yüzden hatırlatma sisteme devrediliyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Kasper, L. J., Alderson, R. M., & Hudec, K. L. (2012). Moderators of working memory deficits in children with attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD): A meta-analytic review. Clinical Psychology Review, 32(7), 605-617.↩
  2. Cepeda, N. J., Pashler, H., Vul, E., Wixted, J. T., & Rohrer, D. (2006). Distributed practice in verbal recall tasks: A review and quantitative synthesis. Psychological Bulletin, 132(3), 354-380.↩
  3. Cepeda, N. J., Vul, E., Rohrer, D., Wixted, J. T., & Pashler, H. (2008). Spacing effects in learning: A temporal ridgeline of optimal retention. Psychological Science, 19(11), 1095-1102.↩
  4. Knouse, L. E., Rawson, K. A., Vaughn, K. E., & Dunlosky, J. (2016). Does testing improve learning for college students with attention-deficit/hyperactivity disorder? Clinical Psychological Science, 4(1), 136-143.↩
  5. Knouse, L. E., Rawson, K. A., & Dunlosky, J. (2020). How much do college students with ADHD benefit from retrieval practice when learning key-term definitions? Learning and Instruction, 68, 101330.↩

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.