İçeriğe geç
Yöntemler

Otizmde ve DEHB'de rutin neden farklı işliyor?

Biri rutine tutunuyor, diğeri kurduğu rutini üçüncü gün bırakıyor. Otizmde ve DEHB'de rutinin işlevi, bozulduğunda ne olduğu ve ikisi birdeyse ne yapılacağı.

7 dakika okumaOrta
Bu yazıda 9 bölüm var

İnternette DEHB üzerine ne okusan aynı cümleyle karşılaşıyorsun: rutin kur. Otizm üzerine ne okusan yine aynı cümle: rutin önemli.

İki yerde de aynı kelime yazıyor ama aynı şeyden bahsedilmiyor. Bu, benim yıllarca yanlış yerden tutmama sebep oldu: kendime otizm için yazılmış rutin tavsiyelerini uyguladım ve neden işe yaramadığını anlayamadım.

Bende otizm tanısı yok, kendime koyacak da değilim. Ama bu iki başlığın rutinle kurduğu ilişkiyi ayırmak, kendi düzenimi kurarken en çok işime yarayan şeylerden biri oldu.

Rutin iki yerde de var ama işi farklı

Basitleştirmeden önce net bir cümle kurayım.

Otizmde rutin bir araç değil, bir zemin. Öngörülebilirlik üretiyor. Ne olacağını bilmek, aynı anda işlenmesi gereken bilgi miktarını düşürüyor. DSM-5-TR'de kısıtlı ve yinelenen örüntüler başlığı altında aynılıkta ısrar, rutinlere bağlılık ve törenselleşmiş davranış örüntüleri açıkça sayılıyor (American Psychiatric Association, 2022). Yani bu, tanı ölçütünün içinde duran bir şey.

DEHB'de rutin bir hedef. Kurulmak isteniyor, kurulamıyor. Kurulduğunda da başka bir sorun başlıyor: tanıdık hale geldiği anda ilgi çekiciliğini kaybediyor ve motivasyon düşüyor. Buna yeniliğin sönmesi diyorum ve DEHB'de rutin tartışmasının tamamı bunun etrafında dönüyor.

Bu yüzden aynı tavsiye iki tarafta farklı sonuç veriyor. "Her sabah aynı saatte kalk" cümlesi biri için taşıyıcı bir zemin, diğeri için üçüncü gün terk edilen bir kural.

Bozulduğunda ne oluyor

Ayrımın en net göründüğü yer burası.

Otizm tarafında beklenmedik değişim, konfor kaybından fazlası olarak bildiriliyor. Plan bozulduğunda kaybolan şey plan değil, o plana göre yapılmış zihinsel hazırlık. Yeni durumun baştan kurulması gerekiyor ve bu yeniden kurma işi pahalı. Bu yüzden tepki anında gelebiliyor ve dışarıdan orantısız görünebiliyor.

DEHB tarafında ilk tepki çoğu zaman "tamam, olur" oluyor. Sorun sonradan çıkıyor: yeni plana geçiş yapılamıyor, eski işin kalıntısı zihinde duruyor, gün toparlanamıyor. Buna geçiş güçlüğü diyoruz ve DEHB'de esneklik eksikliğinden değil, geçiş maliyetinden kaynaklanıyor.

Yani ikisi de plan değişince zorlanıyor, ama biri kapıda zorlanıyor diğeri koridorda.

Bu ayrımın gündelik bir sınaması var. Planı kim değiştirdiğine bak. DEHB tarafında planı kendin değiştirdiğinde genellikle sorun çıkmıyor, hatta rahatlatıcı geliyor; yenilik kendisi bir ödül. Otizm tarafında ise planı kimin değiştirdiği çok fark etmiyor, çünkü sorun yetkide değil, kurulmuş olan hazırlığın geçersizleşmesinde. Kendi kurduğun planı kendin bozduğunda da aynı yeniden kurma işi gerekiyor.

Bir de büyüklük meselesi var. Dışarıdan bakan biri tepkinin büyüklüğüne bakarak "bu kadar küçük bir değişiklik için mi" diye düşünüyor. Ama değişikliğin büyüklüğü, hazırlığın ne kadarını geçersiz kıldığıyla ölçülüyor; saatin bir saat kayması, o güne dair kurulmuş her şeyi baştan kurmayı gerektirebiliyor.

Monotropizm: neden bırakmak bu kadar zor

Otizm tarafındaki rutin ısrarını açıklamaya çalışan kavramlardan biri monotropizm.

Murray, Lesser ve Lawson (2005), otizmde dikkatin dağıtılma biçiminin atipik olduğunu ve az sayıda ilgi kanalına yoğun biçimde aktığını öne sürdüler. Bu çerçeveye göre kısıtlı ilgi örüntüsü bir eksiklik değil, dikkatin çalışma biçiminin doğal sonucu.

Bu kavramın rutin açısından karşılığı şu: bir işin içindeyken o işin dışına çıkmak, yalnızca dikkatinizi kaydırmak değil, girdiğiniz kanaldan çıkmak anlamına geliyor. Çıkmak pahalı olduğu için, geçişler ve ani değişiklikler orantısız biçimde zorlaşıyor.

Bu kavram topluluk içinde çok benimsendi ve bir teori olarak hala tartışılıyor; tanı ölçütü değil, açıklayıcı bir çerçeve. Ama rutinin neden bir kapris olmadığını anlatmakta işe yarıyor.

DEHB tarafında rutinin gerçek sorunu

Kendi tarafımdan konuşabildiğim yer burası.

Ben rutin kuramamakla değil, kurduğum rutini sürdürememekle uğraşıyorum. Kurma kısmı kolay ve hatta keyifli: yeni defter, yeni uygulama, yeni şema. Sorun dördüncü günde başlıyor.

Sebeplerini birkaç başlıkta topluyorum:

  • Yenilik sönüyor. İlk gün ilginç olan şey üçüncü gün görünmez oluyor. DEHB'de motivasyonun büyük kısmı ilgi ve yenilikten geliyor.
  • Zaman körlüğü. Rutin saate bağlı, saat de zihinde net durmuyor. Zaman körlüğü rutini içeriden çürütüyor.
  • Bir gün kaçınca hepsi bitiyor. Tek bir aksaklık tüm sistemi çöpe attırıyor. Bunun adı ya hep ya hiç düşüncesi ve rutinin en sık ölüm sebebi.
  • Hatırlatıcı görünmez oluyor. Aynı yerde duran not iki hafta sonra duvarın parçası haline geliyor.

Rutini nasıl kurtarmaya çalıştığımı DEHB'de rutin nasıl kurulur yazısında ayrıntılı yazdım. Kısası şu: DEHB'de rutin dışarıdan desteklenmezse ayakta durmuyor.

Bir de sık yapılan bir hata var: rutini çok büyük kurmak. Yedi maddelik bir sabah rutini ilk gün gurur verici, dördüncü gün bir borç listesi. DEHB'de tutan rutinler genellikle utanç verici derecede küçük olanlar oluyor. Üç maddelik bir sabah rutini iki ay dayanabiliyor, yedi maddelik olan bir hafta.

İkisi aynı kişide olduğunda

Burada ortaya, dışarıdan bakınca tam bir tutarsızlık gibi görünen bir tablo çıkıyor.

Aynı kişi planın bozulmasından geriliyor ama plana uymaktan da boğuluyor. Kurduğu sistemi savunuyor ve aynı zamanda terk ediyor. Tanıdık kafede tanıdık masada oturmak dinlendiriyor, ama aynı kafeye üç hafta gitmek dayanılmaz hale geliyor.

Antshel ve Russo'nun (2019) derlemesi bu birlikteliğin istisnai olmadığını ve destek kararlarını zorlaştırdığını anlatıyor. Çünkü tek bir yöne göre kurulmuş her sistem diğer tarafı hırpalıyor. Katı bir program otizm tarafını rahatlatırken DEHB tarafını söndürüyor; tamamen serbest bir gün DEHB tarafını rahatlatırken otizm tarafını belirsizlikte bırakıyor.

Bu tabloyu AuDHD yazısında ayrıntılı ele aldım.

İki tarafı birden gözeten düzen

İşe yaradığını gördüğüm formül şu: iskeleti sabit tut, içeriği değişken bırak.

Bunu birkaç somut biçimde kurabiliyorsun:

  • Saat sabit, içerik serbest. "Her sabah dokuzda yürüyüş" yerine "her sabah dokuzda dışarı çıkmak". Kap aynı kalıyor, içine ne koyduğun değişiyor.
  • Sıra sabit, süre serbest. Sabah rutinini adım sırasıyla kur, adımların ne kadar süreceğini serbest bırak. Sıra öngörülebilirliği veriyor, süre esnekliği baskıyı kaldırıyor.
  • Menü yaklaşımı. Akşam yemeği için tek bir yemek yerine üç seçenekten oluşan sabit bir menü. Seçim var ama sonsuz değil.
  • Değişikliği önceden haber ver. Kendi kendine bile olsa. "Yarın program farklı" cümlesini bir gün önceden kurmak, hazırlığın çökmesini engelliyor.
  • Bir alan hiç değişmesin. Evin bir köşesi, bir öğün, bir saat dilimi. Tamamen sabit bir ada, geri kalanın oynamasını taşınabilir kılıyor.

Rutini kurtaran şey genellikle daha çok disiplin olmuyor. Neyin sabit kalacağını ve neyin oynayacağını önceden ayırmak oluyor.

Başkasının rutinine müdahale ederken

Bu kısım yakınlar için.

Bir planı iyi niyetle değiştirmek, karşı tarafta beklediğinden büyük bir etki yaratabiliyor. "Sürpriz yapayım" ile "hazırlığını bozdum" arasındaki mesafe çok kısa.

Birkaç pratik şey: değişikliği mümkün olduğunca erken söyle, sebebini de söyle, yeni planı somutla (saat, yer, süre), ve "sorun olmaz değil mi?" diye sorma. Bu soru, cevabı olumsuz olsa bile olumlu cevap almaya zorluyor.

Bir de sürpriz meselesi. Sürpriz, hazırlığı bilerek engellemek anlamına geliyor ve bu yüzden iyi niyetli olması onu ucuzlatmıyor. Sürpriz yapmak istiyorsan çerçeveyi haber verip içeriği saklamak iyi bir orta yol oluyor: "cumartesi akşam altıda bir yere gideceğiz, üç saat sürecek, kalabalık olmayacak" cümlesi hem hazırlığı mümkün kılıyor hem sürprizi koruyor.

Bu tarafı AuDHD'li birinin yakını olmak yazısında ayrıntılandırdım.

İşte ve okulda karşılığı

Kurumsal hayatta rutin meselesi genellikle "esneklik" başlığı altında konuşuluyor ve bu başlık iki tarafa da eksik geliyor.

Otizm tarafı için işe yarayan düzenlemeler: toplantı gündeminin önceden paylaşılması, ani toplantı çağrılarının azaltılması, değişikliklerin yazılı bildirilmesi, sabit bir masa.

DEHB tarafı için işe yarayanlar: teslim tarihlerinin parçalara bölünmesi, dışarıdan hatırlatma, görünür sayaç, iş tanımının yazılı olması.

İkisi birdeyse listenin tamamı gerekiyor ve bu, neden tek bir şablonun yetmediğini açıklıyor. İş yerindeki düzenlemeleri iş hayatında DEHB ve düzenlemeler yazısında yazdım.

Kendi payıma

Ben rutini bir karakter sınavı olarak görmeyi bıraktığımda işler düzeldi. Tez yazdığım dönemde kendime kurduğum program on gün dayandı ve ben o on günü başarısızlık olarak hatırlıyordum. Şimdi baktığımda gördüğüm şey şu: program bana göre değildi, ben programa göre değildim.

Şu anda kullandığım şey çok basit. Sabah saatinin sabit olduğu, işin sırasının sabit olduğu, işin ne olduğunun serbest kaldığı bir iskelet. Sıkıldığımda içeriği değiştiriyorum, iskeleti değiştirmiyorum.

Rutine dair iki başlığın nasıl ayrıştığını daha genel olarak DEHB ile otizm aynı şey mi yazısında, geçişlerin neden pahalı olduğunu otizm ve DEHB'de yürütücü işlevler yazısında ele aldım.