İçeriğe geç
Yöntemler

Otizmde ve DEHB'de duyusal farklar: ses, ışık, doku

Ses, ışık, doku ve koku otizmde ve DEHB'de nasıl farklı işleniyor? İki tabloda duyusal yüklenmenin sebepleri, benzeyen ve ayrışan yanları.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 9 bölüm var

Bir kafede oturuyorsun. Karşındaki insan konuşuyor ama sen arka masadaki çatal sesini duyuyorsun, tavandaki spot gözünü yakıyor, kazağın etiketi ensende duruyor ve otuz dakika sonra çıkmak zorunda kalıyorsun.

Bu sahneyi anlatan insanların bir kısmı otizm tanılı, bir kısmı DEHB tanılı, bir kısmı ikisi birden. Sahne aynı. Altındaki mekanizma her zaman aynı değil.

Bende otizm tanısı yok, kendime koyacak da değilim. Ama DEHB tanısı almış biri olarak kendi duyusal yüklenmemi yıllarca "naz" diye etiketlemiştim ve bu iki başlığın duyusal tarafını okumak, o etiketi söküp atmama yardım etti. Bu yazıda araştırmanın söylediğini anlatıyorum, kendi tarafımı da ayrı ayrı işaretliyorum.

Tanı kitabında duyusal olan nerede duruyor

Bu ayrımın idari bir tarafı var ve bilinmesi işe yarıyor.

Otizm tanı ölçütlerinde duyusal farklılık açıkça geçiyor. DSM-5-TR'de kısıtlı ve yinelenen örüntüler başlığının altında, duyusal girdiye aşırı ya da az tepki vermek, çevrenin duyusal yanlarına sıra dışı bir ilgi duymak sayılıyor (American Psychiatric Association, 2022). Yani duyusal mesele orada bir yan not değil, ölçütün parçası.

DEHB ölçütlerinde ise duyusal farklılık madde olarak geçmiyor. Ölçütler dikkat, hareketlilik ve dürtüsellik üzerinden yazılmış.

Buradan çıkarılan yanlış sonuç şu oluyor: "duyusal hassasiyet otizme özgüdür." Araştırma bunu desteklemiyor. Bijlenga ve arkadaşlarının (2017) çalışması, atipik duyusal profillerin DEHB tanılı yetişkinlerde de belirgin biçimde görüldüğünü ortaya koyuyor. Ölçütte yazmaması, yaşanmadığı anlamına gelmiyor; yalnızca tanı için o yoldan gidilmediği anlamına geliyor.

Otizm tarafında ne biliniyor

Robertson ve Baron-Cohen'in (2017) derlemesi bu alanı toparlıyor ve birkaç şeyi net söylüyor.

Birincisi, duyusal farklılık otizmde istisnai değil, çok yaygın bildirilen bir özellik. İkincisi, bu farklılık tek yönlü değil: aynı kişide bazı kanallarda aşırı duyarlılık, bazılarında az duyarlılık bir arada bulunabiliyor. Üçüncüsü, mesele yalnızca "çok duymak" değil; gelen bilgiyi ayıklama, gruplama ve bağlama oturtma biçimiyle ilgili.

Bunun gündelik karşılığı şu: kalabalık bir ortam yalnızca gürültülü değil, aynı zamanda ayrıştırılamaz hale geliyor. Sesler tek tek gelmiyor, hepsi aynı anda ve aynı öncelikle geliyor.

Bir de süreklilik var. Otizmde duyusal profil genellikle çocukluktan itibaren tanınabilir ve yıllar içinde büyük ölçüde istikrarlı kalıyor. Tanı sürecinde bu yüzden gelişimsel öykü soruluyor: "yetişkinlikte mi başladı" sorusu bir ayrım noktası.

DEHB tarafında ne biliniyor

DEHB'de duyusal yüklenmenin anlatılma biçimi biraz farklı, çünkü altındaki hikaye dikkatle iç içe.

Dikkatin ilgisiz olanı bastırma işi DEHB'de zorlanıyor. Bunun sonucu, arka plandaki sesin arka planda kalmaması oluyor. Sen karşındakini dinlemeye çalışırken beyin klimanın uğultusunu da aynı önemde işliyor. Yani sorun sesin şiddetinde değil, sesin susturulamamasında.

İkinci parça uyarılma düzeyi. DEHB'de az uyaranla da çok uyaranla da işler bozuluyor. Sessiz bir odada çalışamayıp kafede çalışabilmek, sonra aynı kafede yirmi dakika içinde bunalmak bu yüzden tuhaf değil. Uyaran arayışı yazısında bu ikiliği ayrıntılı ele aldım.

Üçüncü parça kendi bedeninden gelen sinyaller. Açlık, susuzluk, tuvalet ihtiyacı ve yorgunluk DEHB'de geç fark ediliyor ve fark edildiğinde çoktan büyümüş oluyor. Bu tarafı beden sinyali körlüğü diye anıyorum ve duyusal tabloyu ağırlaştıran sessiz bir etken.

Dört kanal, dört ayrı hikaye

Duyusal meseleyi tek kelimeyle konuşmak işe yaramıyor, çünkü kanallar birbirine benzemiyor.

Ses. İki tabloda da en sık dile getirilen kanal. Otizm tarafında sık anlatılan şey belirli frekansların dayanılmaz olması ve öngörülemeyen seslerin ani bir tepki üretmesi. DEHB tarafında sık anlatılan şey seslerin ayıklanamaması: üç masadaki konuşmayı aynı anda duymak. İkisi birbirini dışlamıyor.

Işık. Floresan titremesi, beyaz aydınlatma, ekran parlaklığı. Otizm tarafında görsel ortamın değişmesi de yorucu olabiliyor: yeni bir mekan, yeni bir görsel harita demek. DEHB tarafında hareketli görsel uyaran dikkati doğrudan çekiyor, bu yüzden açık ofiste yan masadan geçen biri cümlenin ortasını siliyor. DEHB ve açık ofis yazısı bu kısmı ayrıca anlatıyor.

Doku. Etiket, dikiş, kumaş, ıslak kol, çorabın dikişi. Otizmde bu başlık çocukluktan beri süren çok belirgin bir örüntü olarak bildiriliyor ve giyim tercihlerini yıllarca belirleyebiliyor. DEHB'de daha çok "o an tahammülsüzlük" biçiminde anlatılıyor: gün iyiyse sorun yok, gün kötüyse aynı kazak giyilemiyor.

Koku ve tat. En az konuşulan, en çok hayatı daraltan kanal. Belirli yemeklerin kokusu bir odayı kullanılamaz hale getirebiliyor. Yeme örüntüsü ikisinde de daralabiliyor ama sebebi farklı: otizmde daha çok dokunun ve öngörülebilirliğin belirleyici olduğu, DEHB'de ise ilgi sönmesi ve planlama zorluğunun öne çıktığı anlatılıyor.

Aşırı duyarlılık ile az duyarlılık aynı kişide

En çok kafa karıştıran şey bu, o yüzden ayrı yazıyorum.

Aynı kişi seslere dayanamayıp müziği sonuna kadar açabiliyor. Dokunmaya tahammül edemeyip ağırlıklı battaniye altında rahatlayabiliyor. Bu bir tutarsızlık değil.

Ayrım şurada: seçtiğin uyaran ile sana gelen uyaran aynı şey değil. Kendi açtığın müzik öngörülebilir, ne zaman biteceğini biliyorsun, istediğinde kesebiliyorsun. Yan masanın konuşması öngörülemez ve kontrol sende değil. Duyusal yükü belirleyen şey çoğu zaman şiddet değil, kontrol ve tahmin edilebilirlik.

Bu, evde kurabileceğin düzen için de en kullanışlı bilgi. Sessizlik peşinde koşmak yerine öngörülebilirlik peşinde koşmak daha çok işe yarıyor.

Neden ayrım bu kadar zor

Üç sebep var ve üçü de tanı sürecini bulanıklaştırıyor.

Maskeleme. Yetişkinlikte insan tepkisini içeride tutmayı öğreniyor. Dışarıdan "iyi idare ediyor" görünen biri içeriden çoktan kapasitesini aşmış olabiliyor. Bu tarafı maskeleme yazısında ve otizmde ve DEHB'de maskeleme yazısında ayrı ayrı yazdım.

Kaçınma görünmüyor. Bir insan yıllardır kalabalık restoranlara gitmiyorsa, duyusal zorluğu da görünmüyor. Kaçınma, sorunu çözmüyor; yalnızca gizliyor. Değerlendirmeye giderken "artık sorun yaşamıyorum" cümlesinin altını kazımak gerekiyor: yaşamıyor musun, yoksa o ortama hiç girmiyor musun?

Başka sebepler var. Kaygı, uyku borcu, migren, tiroit sorunları ve bazı vitamin eksiklikleri duyusal tahammülü düşürebiliyor. Duyusal yüklenme tek başına bir tanı yönü göstermiyor; ayırıcı tanı bunun için var.

Duyusal yüklenmeyi anlatırken "ne kadar rahatsız oluyorsun" sorusu yanlış soru. Doğru soru şu: o rahatsızlıktan sonra günün ne kadarını kaybediyorsun?

Toparlanma süresi asıl mesele

Duyusal tartışmasının en çok atlanan parçası bu.

Yüklenmenin kendisi birkaç dakika sürüyor olabilir. Asıl fark, sonrasında ne olduğunda. Bazı insanlar kafeden çıkıp on dakikada toparlanıyor. Bazıları akşamın tamamını kaybediyor, konuşamıyor, karar veremiyor, ertesi güne sarkıyor.

Bu toparlanma süresi, işlevsellik açısından yüklenmenin kendisinden daha belirleyici. Değerlendirmeye giderken de hayatını düzenlerken de not alman gereken şey bu. Ayrıntılarını duyusal aşırı yüklenme yazısında ve erime, kapanma ve DEHB'deki duygu patlaması yazısında yazdım.

Gündelik hayatta işe yarayan düzen

Mekanizma farklı olsa da ortamı düzenleme mantığı büyük ölçüde ortak. Birkaç somut şey:

  • Kanalı tek tek ele al. "Duyusal olarak zorlanıyorum" cümlesi çözülemez. "Floresan ışığı ve arka plan konuşması" çözülebilir. Bir hafta boyunca hangi kanalın ne zaman battığını yaz.
  • Kontrolü sana geçir. Kulaklık, güneş gözlüğü, kendi seçtiğin ses. Uyaranı azaltmak her zaman mümkün olmuyor ama kimin seçtiğini değiştirmek çoğu zaman mümkün.
  • Çıkış planı kur. Bir ortama girerken nasıl çıkacağını bilmek, o ortamda kalabildiğin süreyi uzatıyor. Kendi arabanla gitmek ya da "yarım saat kalacağım" diye önceden söylemek bunun en basit hali.
  • Yüklendikten sonrasını planla. Yoğun bir günün ardına toplantı koyma. Toparlanma süresi bir lüks değil, bütçenin kalemi.
  • Ev sabit kalsın. Duyusal olarak en çok dinlendiren şey tanıdıklık. Evde bir odanın ışığını ve düzenini hiç değiştirmemek, dışarıdaki yükü taşınabilir kılıyor.

Ben bu listeden en çok "kanalı tek tek ele al" maddesinden fayda gördüm. Ankara'da açık ofiste çalıştığım dönemde sorunun "kalabalık" olduğunu sanıyordum; bir hafta not tuttuğumda sorunun kalabalık değil, arkamdaki koridor hareketi olduğunu gördüm. Masayı çevirmek yetti.

Ne zaman uzmana gitmeli

Duyusal farklılık tek başına bir tanı sebebi değil. Değerlendirme şu durumlarda anlamlı hale geliyor: yüklenme sonrası toparlanman günlerce sürüyorsa, bu yüzden işini ya da ilişkilerini gerçekten aksatıyorsan, çocukluğundan beri süren çok belirgin bir duyusal örüntün varsa ve bu örüntü hayatını kısıtlıyorsa.

Değerlendirmenin ne içerdiğini yetişkinlikte otizm tanısı ve yetişkin DEHB tanısı nasıl konur yazılarında anlattım. İkisinin bir arada olma ihtimalini de AuDHD yazısında ele aldım.

Kendi payıma en çok işe yarayan cümle şu oldu: duyusal yüklenme bir dayanıklılık sınavı değil. Dayanmayı başarmak bir başarı değil, sadece ertesi günü daha pahalı hale getiriyor.