İçeriğe geç
Yöntemler

Maskeleme nedir? Otizmde ve DEHB'de kendini gizlemek

Maskeleme otizmde ve DEHB'de nasıl farklı işliyor, neyi gizliyor ve bedeli ne oluyor? Araştırmanın söyledikleri ve maskeyi indirmenin gerçekçi yolu.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 9 bölüm var

Bir toplantıdan çıkıyorsun, herkes seni iyi bulmuş. Sen arabaya biniyorsun ve on dakika hiçbir şey yapamadan oturuyorsun. Dışarıdan bakan biri o toplantıda başarılı biri gördü. Sen o toplantıda kırk beş dakika boyunca kendini yönettin.

Bu iki cümlenin arasındaki mesafenin adı maskeleme.

Bende otizm tanısı yok, kendime koyacak da değilim. Ama maskeleme kavramı büyük ölçüde otizm araştırmasında tarif edildi ve o tarif, DEHB tarafında yaşadığım şeyi anlamamı da kolaylaştırdı. Bu yazıda önce araştırmanın söylediğini, sonra iki tablodaki farkı yazıyorum.

Kavram nereden geliyor

Maskeleme, otizm literatüründe uzun süre topluluk içinde konuşulan ama sistemli olarak çalışılmayan bir konuydu. Bunu değiştiren işlerden biri Hull ve arkadaşlarının (2017) çalışması oldu.

Doksan iki otizm tanılı yetişkinle yapılan bu çalışmada üç soru soruldu: insanlar bunu neden yapıyor, tam olarak ne yapıyor, ve sonucunda ne oluyor?

Ortaya çıkan tablo şöyleydi. Sebep çoğunlukla uyum sağlamak ve başkalarıyla bağ kurmaktı; yani bir yalan değil, bir ihtiyaçtı. Yapılan şey iki parçadan oluşuyordu: gizleme ve telafi. Sonuç ise tükenme, kalıpları kırmanın getirdiği karmaşık bir yük ve kendine dair algının bulanıklaşmasıydı.

Bu üçlü, kavramı bir kişilik özelliği olmaktan çıkarıp ölçülebilir bir davranış haline getirdi.

Gizleme ile telafi aynı şey değil

Bu ayrım pratikte çok işe yarıyor, o yüzden ayrı yazıyorum.

Gizleme, zorlandığın şeyi görünmez kılmak. Huzursuzluğu masanın altında tutmak, elini oynatmayı bırakmak, tepkiyi bastırmak, yorulduğunu belli etmemek.

Telafi, eksik olduğunu düşündüğün şeyi başka bir yoldan üretmek. Konuşma açılışlarını önceden hazırlamak, göz temasını saymayla yönetmek, esprileri ezberlemek, karşındakinin cümlesini bitirmesini bekleyip ne diyeceğini önceden kurmak.

Gizleme yorucu ama bir tür duraklama. Telafi ise sürekli çalışan bir hesap makinesi. İnsanlar genelde ikisini birlikte yapıyor ve asıl yorgunluk telafi tarafından geliyor.

DEHB'de maskeleme neyi örtüyor

Burada kendi tarafımdan konuşabiliyorum.

DEHB'de maskelenen şeyler biraz farklı: dağınıklık, unutkanlık, geç kalma, iç huzursuzluk, yarım kalan işler. Örtme biçimleri de buna göre şekilleniyor.

  • Aşırı hazırlık. Bir toplantıya üç katı hazırlıkla gitmek, unutma ihtimalini kapatmak için. Dışarıdan titizlik görünüyor, içeriden korku.
  • Erken gelme takıntısı. Geç kalmamak için kırk dakika erken çıkmak ve o kırk dakikayı arabada geçirmek.
  • Sessiz kalma. Söz kesmemek için hiç konuşmamak. Sonuç: ilgisiz görünmek.
  • Dağınıklığı saklamak. Eve misafir gelmeden önceki iki saatlik panik. Ya da hiç misafir çağırmamak.
  • Not tutuyormuş gibi yapmak. Aslında dinlemeye çalışırken elini meşgul etmek.

Bunların bir kısmını hala yapıyorum ve hepsinin işe yaradığını da söyleyebilirim. Sorun işe yaramamaları değil, faturalarının sonradan gelmesi. DEHB'de maskeleme nedir yazısında bu tarafı ayrıntılandırdım.

İki tablodaki fark nerede

Kabaca şöyle ayrılıyor:

Otizmde maskeleme daha çok sosyal işleyişe dönük. Karşılıklılığı, göz temasını, sıra almayı, mecazı yönetmek. Ve duyusal tepkileri bastırmak: ışığa, sese, dokunmaya verilen tepkiyi görünmez kılmak.

DEHB'de maskeleme daha çok yürütücü işlevlere dönük. Unutmayı, geç kalmayı, dağınıklığı, yarım bırakmayı örtmek. Ve dürtüselliği bastırmak: söz kesmemek, araya girmemek, sabırsızlığı göstermemek.

İkisi birdeyse ikisi birden yapılıyor ve yük toplanarak artıyor. Bu tabloyu AuDHD yazısında ele aldım.

Ortak nokta şu: ikisinde de maskeleme bir aldatma değil, bir uyum girişimi. Kimse eğlencesine yapmıyor.

Bu nasıl öğreniliyor

Maskeleme bir karar gibi görünmüyor, çünkü çoğu zaman bir karar olarak başlamıyor.

Anlatılan tipik seyir şöyle: çocuk bir şey yapıyor, tepki alıyor, o şeyi yapmayı bırakıyor. Yıllar içinde bu, yüzlerce küçük düzeltmeden oluşan bir katman haline geliyor. Kimse "artık kendini gizle" demiyor; çevre, hangi davranışın kabul gördüğünü sürekli bildiriyor ve öğrenme kendiliğinden oluyor.

Bunun bir sonucu şu: maskeleme yıllar sonra artık fark edilmiyor. İnsan neyi örttüğünü bilmiyor, çünkü örtülmemiş hali hiç görmemiş. Değerlendirmeye gidenlerin sık kurduğu "aslında bir sorunum yok gibi" cümlesinin altında genelde bu yatıyor.

Bir de şu var: maskeleme işe yarıyor. İş bulmayı, ilişki kurmayı, ortamda kalmayı sağlıyor. İşe yaramasaydı kimse yapmazdı. Bu yüzden onu basitçe kötü bir alışkanlık gibi ele almak, hem gerçekçi değil hem de kişiyi savunmaya itiyor.

Bedeli ölçüldü mü

Ölçüldü ve sonuçlar şöyle.

Cage ve Troxell-Whitman (2019), 262 otizmli yetişkinle yaptıkları çalışmada maskelemenin sebeplerini, bağlamlarını ve bedelini birlikte incelediler. İki örüntü ruh sağlığında daha kötü sonuçlarla ilişkili çıktı: bütün bağlamlarda yoğun biçimde maskelemek ve bağlamlar arasında sürekli geçiş yapmak, yani bazı yerlerde maskeleyip bazı yerlerde maskelememek.

İkinci bulgu ilginç, çünkü sezgiye ters görünüyor. Beklenti "hiç değilse bazı yerlerde kendin olabiliyorsun, bu iyi" yönünde olurdu. Bulgu, sürekli mod değiştirmenin kendi başına bir yük ürettiğine işaret ediyor.

Hull ve arkadaşlarının (2020) çalışması ise cinsiyet farkını gösterdi: otizmli kadınlar otizmli erkeklerden daha yüksek maskeleme bildirdi, otizmli olmayanlarda ise böyle bir fark çıkmadı. Bu bulgunun tanıyla ilişkisini kadınlarda otizm ve DEHB yazısında yazdım.

Maskelemenin bedeli genellikle o an ödenmiyor. Akşam ödeniyor, ertesi gün ödeniyor, bazen haftalar sonra ödeniyor. Bu gecikme yüzünden bağlantıyı kurmak zorlaşıyor.

Tanı sürecinde maskeleme

Bu, pratik olarak en önemli başlık.

Değerlendirme odasında da maskeleme çalışıyor. Otuz yıldır uyum sağlamış biri, kırk beş dakika boyunca da uyum sağlıyor. Klinisyen iyi idare eden birini görüyor ve tablo eksik kalıyor.

Bunu aşmanın yolu bilinçli bir hazırlık:

  • Yaptıklarını değil, maliyetini anlat. "Sunum yapabiliyorum" cümlesi eksik. "Sunum yapabiliyorum, ama öncesinde iki gece uyuyamıyorum ve sonrasında bir gün kimseyle konuşamıyorum" cümlesi tam.
  • Kaçındıklarını listele. Girmediğin ortamlar, almadığın işler, gitmediğin davetler. Kaçınma, sorunu görünmez kılıyor.
  • Ezberlediklerini söyle. "Göz temasını sayıyorum" ya da "sohbet açılışlarını önceden hazırlıyorum" gibi cümleler klinik olarak anlamlı bilgi taşıyor.
  • Yakın birinden yazılı bir not al. Dışarıdan bakan biri, senin normal saydığın şeyleri fark ediyor.

Bu hazırlığın genel çerçevesini yetişkinlikte otizm tanısı nasıl konur yazısında anlattım.

Maskeyi indirmek diye bir düğme yok

Bu konuda internette dolaşan tavsiyelerin çoğu bana gerçekçi gelmiyor. "Kendin ol" cümlesi, maskelemenin neden yapıldığını görmezden geliyor.

İnsanlar maskeliyor çünkü maskelememenin bir bedeli var: iş kaybı, dışlanma, yanlış anlaşılma, bazı ortamlarda güvenlik. Bu bedel gerçek ve kişiye "bırak artık" demek bu bedeli görmezden gelmek oluyor.

Bana daha gerçekçi gelen yaklaşım şu: maskelemeyi tamamen bırakmak yerine, nerede maskelemeyeceğine karar vermek.

  • Bir alan seç. Ev, bir arkadaş, bir görüşme. Orada maskelemeyi bilinçli olarak bırak.
  • Sonra genişlet. Güvenli bulduğun her alan listeye eklensin.
  • Bağlam değiştirmeyi azalt. Cage ve Troxell-Whitman'ın (2019) bulgusu bu yönde: sürekli mod değiştirmek pahalı. Aynı gün içinde çok farklı ortamlara girmeyi mümkün olduğunca azalt.
  • Toparlanma süresini takvime yaz. Yoğun maskeleme gerektiren bir günün ardına iş koyma. Bu bir kapris değil, bütçe kalemi.
  • Neyi neden yaptığını ayır. Bazı maskeler işe yarıyor ve kalması iyi. Bazıları yalnızca alışkanlık. İkisini ayırmak, listeyi küçültüyor.

Kendi payıma

Ben en çok "aşırı hazırlık" maskesini taşıyorum ve bir kısmını bırakmayacağım, çünkü işimi yürütüyor. Bıraktığım şey başka oldu: iyi olmadığım günde iyi görünmeye çalışmayı bıraktım.

Bunun somut hali şu: kötü bir gündeyse toplantıyı erteliyorum. Eskiden erteleme isteğini bir zayıflık sayardım ve o toplantıya gidip kötü bir iş çıkarıp sonra üç gün kendimi yerdim. Şimdi erteliyorum ve hem iş hem ben daha iyi durumda oluyoruz.

İkinci bıraktığım şey işte oldu. Eskiden dağınık masamı her toplantı öncesi toplardım, çünkü dağınıklığın hakkımda ne söylediğinden korkuyordum. Şimdi toplamıyorum ve kimsenin umurunda olmadığını gördüm. Korktuğum şeyin büyük bir kısmı benim kafamda yaşıyormuş.

Bırakamadıklarım da var ve onları bırakma niyetim yok. Takvim uyarıları, üç ayrı yerde duran listeler, aşırı hazırlanmış sunumlar. Bunlar maskeleme mi, telafi mi, yoksa sadece bana uyan bir sistem mi, emin değilim. Emin olduğum şey şu: beni ayakta tutan şeyi, adına maskeleme dendiği için elden çıkarmam gerekmiyor.

Maskelemenin tükenmeyle ilişkisini DEHB'de tükenmişlik yazısında, sosyal tarafın nasıl bittiğini sosyal pil yazısında, ikisinin nerede ayrıştığını DEHB ile otizm aynı şey mi yazısında, sosyal iletişimdeki karşılığını otizmde ve DEHB'de sosyal iletişim yazısında ele aldım.