Görünmeyen şey yok sayılıyor: eşyayı gözün önüne koyma sistemi
Dolaba kaldırdığım her şeyi unutuyorum. Çözüm düzeni bozmak değil, düzenin tanımını değiştirmekmiş.
Bu yazıda 3 bölüm var
Yıllarca kendimi dağınık sandım. Sonra fark ettim ki dağınık değilim, sadece kapalı bir kapının arkasındaki hiçbir şeyin var olduğuna inanmıyorum.
Vitamin şişesini dolaba koyduğum gün vitamin almayı bırakıyorum. Şişe tezgahta durduğu sürece her gün alıyorum. Aradaki fark irade değil, görüş alanı.
Kurduğum düzen
Evi üçe ayırdım.
Görünür katman. Günlük kullandığım her şey açıkta. Tezgahta, duvarda asılı, açık rafta. Estetik olarak ideal değil ama çalışıyor. Buraya sadece gerçekten her gün kullandıklarım giriyor, yoksa görsel gürültü olup hepsi görünmez hale geliyor.
Yarı görünür katman. Şeffaf kutular ve açık raflar. Haftada birkaç kez kullandıklarım. İçini görebiliyorsam var sayıyorum.
Kapalı katman. Nadiren lazım olanlar. Buraya koyduğum şeyleri unutacağımı kabul ettim, o yüzden kapağın dışına ne olduğunu yazıyorum.
Kritik detay
Görünür katmanın bir üst sınırı var. Bende yedi civarı. Yediden fazla şey açıkta durduğunda hepsi arka plana karışıyor ve sistem çöküyor.
Yeni bir şey ekleyeceksem birini çıkarmam gerekiyor. Bu zorlayıcı ama iyi bir zorlama, çünkü neyin gerçekten günlük olduğunu düşünmek zorunda kalıyorum.
Misafir geldiğinde
Geliyor, "ne kadar kalabalık" diyor. Eskiden utanırdım. Artık şöyle düşünüyorum: mutfağım biraz kalabalık ama vitaminimi alıyorum, faturalarımı ödüyorum, anahtarımı kaybetmiyorum. Takas fena değil.