İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de duygusuz görünmek ve duygusal kopukluk

DEHB duygusal soğukluk yapar mı? Hissizlik her zaman DEHB'den gelmez. Aleksitimi, tükenme, ilaç ve depresyon arasındaki ayrımı ve yapılabilecekleri anlattım.

Cansu9 dakika okumaUzun

Kısa cevap

DEHB'nin kendisi duygusuzluk yapmıyor, birçok DEHB'li duyguları yoğun yaşıyor.

Uzun cevap

Ama dikkat kayınca insan ilgisiz görünebiliyor, duyguyu adlandırmak zorlaşabiliyor ve yoğun dönemlerin ardından bir boşluk gelebiliyor. Hissizlik haftalardır sürüyorsa, zevk aldığın şeyler de sönükleştiyse depresyon, tükenmişlik ya da ilaç etkisi gibi başka sebepleri hekimle konuşmak gerekiyor. Önce bunun dışarıdan mı görünen, yoksa içeriden mi yaşanan bir şey olduğunu ayırmak işe yarıyor.

Bu yazıda 12 bölüm var

DEHB seni duygusuz yapmıyor. Hatta DEHB'de asıl şikayet çoğu zaman duyguların fazla yüksek gelmesi. Yine de "soğuksun", "hiç umursamıyorsun" cümlelerini duyan ya da kendi içinde bir hissizlik fark eden pek çok DEHB'li var. Bu yazı o çelişkiyle ilgili.

İki ayrı durumu ayırarak başlamak gerekiyor. Birincisi dışarıdan duygusuz görünmek: içeride duygu var, ama karşıdaki kişiye ulaşmıyor. İkincisi içeriden kopukluk: gerçekten bir şey hissedemiyor gibi olmak. Birincisi çoğu zaman dikkat ve iletişim meselesi. İkincisini ise DEHB'ye yazıp geçmemek gerekiyor, çünkü altında başka bir şey olabilir.

Duyguların yüksek gelmesi tarafını DEHB'de duygu düzenleme yazısında anlattım. Burası onun görünmeyen öbür ucu.

DEHB duygusal soğukluk yapar mı?

Doğrudan yapmıyor, araştırma tarafında da "DEHB duygusal soğukluk yapar" diyen bir bulgu görmedim. DEHB'nin tanı ölçütleri dikkat, hareketlilik ve dürtüsellik üzerine kurulu, duygusuzluk bunların arasında yok. Tersine Shaw ve arkadaşları (2014), duygu düzenleme güçlüğünün DEHB'de yaşam boyu yaygın olduğunu ve işlevi ciddi biçimde bozduğunu anlatıyor.

Ama aynı derlemede benim için çok açıklayıcı bir cümle var. Yazarlara göre DEHB'deki duygu düzenleme sorunu, duygusal uyaranlara yönelmek, onları tanımak ya da onlara dikkat ayırmakta yaşanan güçlüklerden kaynaklanabiliyor. Yani dikkat meselesi duyguların da içine giriyor. Karşındakinin yüzündeki küçük değişikliği, sesindeki kırgınlığı kaçırıyor olabilirsin. Bu soğukluk değil, ama karşı tarafa soğukluk gibi gelebilir.

Neden duygusuz görünüyorum?

Dışarıdan görünen şeylerin çoğu duyguyla değil, dikkatle ve zamanlamayla ilgili. Sık karşılaşılan birkaç örnek şöyle:

  • Biri derdini anlatırken aklın başka yere gidiyor, yüzün boş kalıyor.
  • Önemli bir haberi dinlerken hemen çözüm söylüyorsun, karşındaki anlaşıldığını hissetmiyor.
  • Mesajına günlerce cevap veremiyorsun, karşı taraf değer görmediğini düşünüyor.
  • Doğum günü, yıl dönümü, sağlık sonucu gibi şeyleri unutuyorsun.
  • O anda bir şey hissetmiyorsun, duygu saatler sonra gelmiş oluyor.

Dinliyormuş gibi görünmeme meselesini ilişkide dinlemiyor gibi görünmek yazısında yazdım. Buradaki fark şu: Bazen dinliyorsun, hatta önemsiyorsun, ama yüzün ve zamanlaman bunu göstermiyor.

Bir de maskeleme tarafı var. Yıllarca "fazla" bulunmuş biri, duygusunu saklamayı öğrenmiş olabilir. Sakin ve kontrollü görünmeye çalışan biri dışarıdan mesafeli duruyor. Bu örüntüyü DEHB'de maskeleme yazısında bulabilirsin.

İnternette sık gördüğüm "gözden ırak olan gönülden ırak" açıklaması, yani DEHB'lilerin gözlerinin önünde olmayan insanları unutması fikri, bana mantıklı geliyor ama bunu ölçen sağlam bir çalışma bulamadım. Yani bunu kişisel gözlem düzeyinde tutmak gerekiyor.

Aleksitimi nedir, DEHB'de görülür mü?

Aleksitimi, duyguyu tanımakta ve söze dökmekte zorlanmak demek. Tanı değil, bir özellik. "Ne hissediyorsun?" sorusuna "bilmiyorum" ya da "kötüyüm işte" demek, bedende bir sıkışma olduğunu fark edip adını koyamamak gibi görünebiliyor. Yani kişi duygusuz değil, duygunun haritası eksik.

DEHB'li yetişkinlerde aleksitimi araştırılmış, ama sayılar çok farklı. Türkiye'den Kiraz ve arkadaşları (2021), yaş ortalaması 23 olan 101 DEHB'li yetişkin ile 100 sağlıklı kişiyi karşılaştırmış. DEHB grubunda aleksitimi yüzde 41,5 oranında görülmüş ve kontrol grubundan daha sık çıkmış. Grup içinde dürtüsellik aleksitimiyi öngörmüş. Almanya'daki 73 yetişkinle yapılan çalışmada ise yaklaşık yüzde 22 yüksek aleksitimi puanı almış ve grubun ortalaması toplum örneklerinden çok da yüksek değilmiş (Edel ve ark., 2010).

Yani "DEHB'lilerin yüzde şu kadarı aleksitimik" diye tek bir sayı veremem. Bu yazı için bir meta analiz de bulamadım. Söyleyebileceğim şey, bu özelliğin DEHB'li yetişkinlerde bir bölüm insanda bulunduğu. Edel'in çalışmasında bu özellik, özellikle kendi duygularını kabul etmekte zorlanmak ve sosyal kaygıyla ilişkili çıkmış. Duyguyu bedende fark etmek meselesini interosepsiyon yazısında daha ayrıntılı bulabilirsin.

Yoğun dönemden sonra gelen boşluk ne?

Bu bölüm araştırma bulgusundan çok gözlem. Çok yoğun bir duygunun, kavganın, heyecanın ya da uzun bir kendini tutma gününün ardından gelen bir donukluk tarif ediliyor. Sanki sistem bir süreliğine kapanmış gibi. Bunu DEHB'ye özgü, ölçülmüş bir olgu gibi anlatmayacağım.

Yine de ayrım yapmak işe yarıyor. Kapasitenin aşıldığı anlarda görülen içe çekilmeyi erime, kapanma ve duygu patlaması yazısında anlattım. Orada otizm bağlamındaki tarifler de var ve DEHB için aynen kullanılamayacağını söylüyorum.

Uzun süreli olanı ise tükenmişlik. Haftalar ya da aylar boyu aynı işi iki kat çabayla yürütmüş biri bir noktada duyguları da kapanmış gibi hissedebiliyor. İşle, kişilerle, sevdiği şeylerle bağı zayıflıyor. Bu durumda dinlenme ve yükü azaltma konusunu DEHB'de tükenmişlik yazısından okuyabilirsin.

Kısa süreli bir donukluk birkaç saat ya da bir gün sürüp geçiyorsa bence korkmaya gerek yok. Süresi uzuyorsa aşağıdaki iki başlığa bak.

Sevdiğim insanlara karşı neden hiçbir şey hissetmiyorum?

Bu soru çok acı veriyor, çünkü arkasında "ben kötü biri miyim" korkusu var. Birkaç ayrı ihtimal olabilir ve hiçbiri seni kötü biri yapmıyor.

Birincisi, ilk dönemin yoğunluğu geçmiş olabilir. Yeni ilişkide dikkat tamamen o kişiye gidebiliyor, sonra o yoğunluk azalıyor ve karşılaştırınca geride boşluk varmış gibi geliyor. Aşk ve hiperodak ile ilişkide sıkılmak yazıları bu dönüşümü anlatıyor. Sıradan bir sevgi, bir hiperodak dönemine göre sessiz kalıyor. Bu, sevginin bittiği anlamına gelmek zorunda değil.

İkincisi, yorgunluk ve birikmiş kırgınlık olabilir. Sürekli eleştirilen ya da kendini sürekli açıklamak zorunda kalan biri korunmak için geri çekilebiliyor. Bunu DEHB'ye bağlamak yerine ilişkinin kendisine bakmak gerekebilir.

Üçüncüsü, gerçekten bir şey değişmiş olabilir. İlgin azalmış, ilişki bitiyor olabilir. Bu da yaşanıyor ve her duygunun altında bir belirti aramak doğru değil.

Benim önerim, bu üç ihtimali yorgun bir gecede çözmeye çalışmamak. En düşük olduğun gün karar vermek, duygunun en yüksek olduğu gün karar vermek kadar riskli.

Hangi durum hangisine benziyor?

Aşağıdaki tablo tanı aracı değil, aklını toparlamak için bir özet. Sınırlar kesin değil ve aynı anda birkaçı olabilir.

Ne yaşıyorsun? Süresi Eşlik eden ipucu İlk adım
Dalgın, ilgisiz görünmek Anlık İçeride duygu var, gösteremiyorsun Çeviri cümleleri, geri dönüş sözü
Adını koyamamak Uzun süredir, kişilik gibi "Bilmiyorum" cevabı, bedende belirsiz sıkışma Günlük gözlem, terapi
Yoğun dönem sonrası boşluk Saatler, bir iki gün Kavga, yüklenme ya da uzun çaba sonrası Dinlenme, yükü azaltma
Tükenme Haftalar, aylar İşe ve kişilere karşı uzaklaşma Yükü gerçekten azaltma
İlaçla gelen donukluk İlaçla başlıyor, gün içinde değişebiliyor Başlangıç tarihi belli Hekime söyleme
Depresyon En az iki hafta, her gün Keyif kaybı, uyku ve iştah değişimi Hekim görüşmesi

Son iki satırda kendin karar vermemeye çalış. İlaç ve depresyon birbirine karışabiliyor, hele antidepresan da kullanıyorsan.

DEHB ilacı duyguları köreltir mi?

Olabiliyor, ama beklenen etki bu değil. Bu sorunun genel cevabını DEHB ilacı kişiliği değiştirir mi yazısında verdim. Oraya eklemek istediğim bir bulgu var: Pozzi ve arkadaşlarının (2018) çocuk ve ergenlerde 45 ilaç çalışmasını birleştiren meta analizinde, metilfenidatlar sinirlilik ve kaygı riskini azaltırken apati ve az konuşma riskini artırmış. Yetişkinler için aynı veriyi kullanamayız. Ayrıca bu bir "yan etki listesi" analizi, kişinin hissettiği duyguyu doğrudan ölçmüyor. Yine de "ilaçtan sonra sönükleştim" diyen insanların gözleminin boş olmadığını gösteriyor.

Başka ilaçlar da düşünülmeli. Depresyon için antidepresan kullanan 669 kişilik internet anketinde katılımcıların yüzde 46'sı duygusal küntleşme bildirmiş (Goodwin ve ark., 2017). Bu araştırma DEHB'lilere özgü değil. DEHB'li birinin hem DEHB ilacı hem antidepresan aldığı durumda hangisinin etkisi olduğunu ayırmak için hekimin yardımı gerekiyor.

Ben ilaçla 28 yaşımda ikinci kez tanıştım ve bıraktım. Bunu burada örnek olarak kullanmak istemiyorum, çünkü bir kişinin deneyimi kimseye yol göstermez. Sana önerebileceğim şey şu: Değişikliği tarihiyle not al, ilacı kendin kesme, hekimine anlat.

Hissizlik depresyon belirtisi mi?

Olabilir ve bu ihtimali atlamamak gerekiyor. NIMH'nin depresyon tanımına göre belirtilerin en az iki hafta boyunca, neredeyse her gün ve günün büyük bölümünde sürmesi aranıyor. Çökkün duygudurum ya da etkinliklerden ilgi ve keyif almanın kaybolması temel belirtilerden. "Boş" hissetmek de tarif edilen şeyler arasında.

Yani hissizlik birkaç saatlik bir donukluktan farklı olarak haftalardır sürüyorsa, eskiden sevdiğin şeyler artık bir şey ifade etmiyorsa, uykun ve iştahın değiştiyse bu DEHB'ye yazılıp geçilecek bir tablo değil. DEHB ve depresyonun birlikte nasıl göründüğünü DEHB ve depresyon yazısında okuyabilirsin.

Kendine zarar verme düşüncesi eşlik ediyorsa beklemeden destek al: Türkiye'de 112'yi arayabilirsin.

Basit bir kontrol sorusu önerebilirim: Dikkatini gerçekten çeken bir şey olduğunda duygu geri geliyor mu? Sevdiğin bir konuya, müziğe, yürüyüşe karşı hala bir kıpırtı varsa tablo farklı. Hiçbir şey dokunmuyorsa bunu görüşmede söyle. Bu soru tanı aracı değil, yalnızca ne anlatacağını netleştiriyor.

Duygusal kopukluk ilişkide nasıl konuşulur?

En zor kısım bu. Karşındaki kişi senin içini görmüyor, yalnızca tepkini görüyor. O yüzden "ben böyleyim" demek yetmiyor, ne olduğunu çevirmen gerekiyor. İşe yarayacağını düşündüğüm örnek cümleler şunlar:

  • "Şu an bir şey hissetmiyormuş gibi görünüyorum, ama seni dinliyorum. Biraz sonra daha iyi cevap verebilirim."
  • "Ne hissettiğimi şu an bilmiyorum. Yarın sana söyleyeceğim."
  • "Çözüm söylemeye başladım, istediğin bu değilse durdur beni."

İkinci cümlenin ikinci yarısı önemli. Söz verdiysen gerçekten geri dön ve bunu takvime yaz, çünkü DEHB'de "yarın konuşuruz" kolayca kaybolabiliyor. Sevgilinin ya da eşinin yorumu tek başına doğru ölçü değil, ama "son zamanlarda değiştin" diyorsa bunu dinlemeye değer.

Çocuğum hiç üzülmüyor gibi, bu DEHB mi?

Çocuklarda bu konuda yetişkinlere uyguladığım gözlemlerin çoğunu doğrudan kullanamam, kanıtlar sınırlı. Bildiğim şey şu: Çocuk üzüldüğünü her zaman yüzüyle ya da sözle göstermiyor. Dikkati hızla başka şeye kayan bir çocuk, kötü bir haberden beş dakika sonra oyuna dönebilir. Bu, üzülmediği anlamına gelmiyor. Duygu akşam yatarken, bambaşka bir konudan patlayarak çıkabiliyor.

Burada dikkat edilecek şey değişim. Eskiden sevdiği şeylere ilgisini kaybetmişse, içe kapandıysa, uyku ve yemek düzeni değiştiyse ya da ilaç başladıktan sonra sönükleştiyse bunu çocuk doktoruna ya da çocuk psikiyatristine anlat. "Vicdansız" ya da "hissiz" gibi kelimeleri ise çocuğun yanında kullanmamak gerekiyor. Çocuk bunu kim olduğuna dair bir bilgi gibi alabilir.

Duygularımı hissetmek için ne yapabilirim?

Duyguyu zorla üretmeye çalışma. Bu sadece daha çok baskı yapıyor. Benim önerim, küçük ve sıkıcı bir gözlem alışkanlığı.

Ben günlük yazıyorum, bu yüzden aklıma ilk gelen yöntem de bu. Günde üç satır yeter:

  1. Bedenimde bugün en belirgin ne vardı? (Omuz, mide, boğaz, yorgunluk.)
  2. Bu ne zaman başladı, ne olmuştu?
  3. Tahminen bu hangi duyguya yakın?

Üçüncü soruda yanılabilirsin, sorun değil. Sözlükte duygu adlandırma olarak geçen şey doğru kelimeyi bulmak değil, yaklaşmak. "Kötü" yerine "yorgun ve kırgın" yazabilmek bile iyi bir adım. Bu önerinin DEHB'li hissizlik yaşayanlarda test edildiğini söyleyemem, Edel ve arkadaşlarının önerdiği tedavi yönü de duyguyu tanımayı ve kabul etmeyi öğrenme üzerine ve bu da aynı yere çıkıyor.

Hareket de işe yarayabilir. Ben yürümeyi seviyorum, sen sana iyi gelen bir hareketi bul. Yorgunken, açken, uykusuzken duygularını test etme. Hepsi insanı donuklaştırıyor ve o gün verdiğin kararın değeri düşük oluyor.

Bana kalan

Bence "soğuksun" cümlesini kimlik olarak üstüne almaman gerekiyor, ama hemen reddetmen de gerekmiyor. Birisi bunu söylüyorsa bir şey olmuştur. Belki dikkatin kaymıştır, belki bir anı kaçırmışsındır, belki gerçekten uzaklaşmışsındır. Üçünün çözümü farklı ve hiçbiri "ben zaten böyleyim" cümlesiyle başlamıyor.

Benim tavrım şu: Dışarıdan görünen kopukluk için çeviri öğren, içeriden yaşanan hissizlik için süreye bak. Bir gün sürüyorsa dinlen. İki hafta sürüyorsa, hele sevdiğin şeyler de solduysa, bunu DEHB açıklamasının içine saklama ve bir hekimle konuş.

DEHB'li olmak bazen her şeyi tek bir açıklamaya bağlamayı kolaylaştırıyor. Bu rahatlatıcı, ama her durumda doğru değil. Hissizlik, adını koymaya değecek kadar önemli bir şey.

Sık sorulanlar

Ağlayamıyorum, bu DEHB ile ilgili olabilir mi?
Doğrudan DEHB belirtisi olarak bilinmiyor. Ağlayamamak yorgunluk, ilaç, depresyon ya da uzun süre duyguyu bastırmakla da ilişkili olabilir. Eskiden ağlayabiliyorken bu değiştiyse ne zaman başladığını hekime anlatmak iyi olur.
Cenazede ya da kötü haberde bir şey hissetmemek normal mi?
Bir an için bir şey hissetmemek yaygın olabiliyor ve bu seni duygusuz yapmaz. Duygu sonradan, beklenmedik bir anda gelebiliyor. Haftalar geçmesine rağmen hayat tamamen renksiz kaldıysa destek almayı düşün.
Sevgilime karşı hislerim bir anda kapanıyor, bu DEHB mi?
İlişkinin başındaki yoğunluğun azalması, sıkılma ve ilginin kayması DEHB'de sık konuşulan konular. Ama bu tek başına sevginin bittiği anlamına gelmiyor, başka sebepler de olabilir. Kararı duygunun en düşük olduğu gün vermemek bence en sağlamı.
Empati eksikliği DEHB belirtisi mi?
Hayır, empati DEHB tanı ölçütlerinde yer almıyor. Karşıdakini dinlerken dikkatin kaymış olması empati yokluğu gibi algılanabiliyor. Kişi çoğu zaman önemsiyor, ama o anı kaçırmış oluyor.
Hissizlik için hangi doktora gidilir?
Psikiyatrist iyi bir başlangıç. İlaç kullanıyorsan önce ilacı yazan hekimle konuş, ilacı kendi başına kesme. Uzun süren yorgunluk ve uyku sorunu da varsa bedensel sebeplerin de taranmasını isteyebilirsin.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.