İçeriğe geç
Yöntemler

İlişkide duygusal yoğunluk ve DEHB: çok hissetmek

Sevgi de kırgınlık da yüksek sesle geliyorsa ilişkide ne olur? DEHB'de duygusal yoğunluğun ilişkiye yansıması ve tartışmayı büyütmeden konuşmanın yolları.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 12 bölüm var

Bana en sık yapılan yorumlardan biri şuydu: "Her şeyi çok büyütüyorsun."

Uzun zaman buna itiraz etmedim. Belki gerçekten büyütüyordum. Sevinince çok seviniyordum, kırılınca çok kırılıyordum, bir şeye heyecanlanınca bütün günüm o heyecanın rengine boyanıyordu. Duygu ne ise, benim içimde bir boy büyük geliyordu.

Sonra şunu fark ettim: o şeyler bana gerçekten büyük geliyordu. Bilerek büyütmekle büyük hissetmek dışarıdan aynı görünüyor, içeriden bambaşka.

Önce bilinen ne

DEHB tanı ölçütlerinde duygu yok. Dikkat, hareketlilik, dürtüsellik var. Yine de araştırmalar uzun süredir duygu tarafının bu tablonun içinde bir yerde durduğunu tartışıyor. Shaw ve arkadaşlarının derlemesi, duygu düzenleme güçlüğünün DEHB'li çocuk ve yetişkinlerin önemli bir kısmında bulunduğunu ve işlevsellik kaybına belirgin bir katkı yaptığını ortaya koyuyor (Shaw ve ark., 2014).

Yetişkinlere odaklanan bir meta analiz de benzer bir yere varıyor. 13 çalışmayı bir araya getiren analizde, DEHB'li yetişkinlerle sağlıklı kontroller arasındaki en büyük fark duygusal dalgalanmadaydı; DEHB belirtilerinin şiddeti arttıkça duygu düzenleme güçlüğü de artıyordu (Beheshti ve ark., 2020).

Bir soru hep akla geliyor: bu dalgalanma DEHB'nin kendisinden mi geliyor, yoksa eşlik eden kaygı ya da depresyondan mı? Başka bir psikiyatrik tanısı olmayan, ilaç kullanmayan DEHB'li yetişkin erkeklerle yapılan küçük bir çalışma, duygusal dalgalanmanın en çok hiperaktivite-dürtüsellik belirtileriyle ilişkili olduğunu ve gündelik hayattaki zorlanmaya DEHB'nin klasik belirtilerinden bağımsız bir katkı yaptığını buldu (Skirrow ve Asherson, 2013). Örneklem küçük ve yalnızca erkeklerden oluşuyor; yine de dalgalanmanın yalnızca eşlik eden tanılarla açıklanamayacağını düşündürüyor.

Duygu düzenlemenin genel mekanizmasını ve bireysel araçlarını DEHB'de duygu düzenleme güçlüğü yazısında anlattım. Bu yazıda o duyguların iki kişinin arasına girdiği yere bakıyorum.

İlişkide yoğunluk iki yöne de akıyor

Duygusal yoğunluk denince akla hep kavga geliyor. Oysa işin bir de öbür tarafı var.

Sevgi de yüksek sesle geliyor. Birine ilgi duyduğumda bu ilgi çok görünür oluyor. Coşkulu mesajlar, uzun konuşmalar, "sana bunu anlatmam lazım" hissi. Karşı taraf için bu çok güzel de olabiliyor, bazen fazla da gelebiliyor.

Kırgınlık da yüksek sesle geliyor. Bir ses tonu, geç gelen bir cevap, yarım bırakılmış bir cümle. Tetikleyici küçük, içerideki tepki büyük. Reddedilmeye karşı bu aşırı hassasiyete topluluk içinde verilen bir ad var; resmî bir tanı sayılmıyor, yine de deneyimi iyi tarif ediyor. Kanıt durumunu disforik reddedilme duyarlılığı yazısında konuştum.

İnmesi uzun sürüyor. Tartışma bitiyor, karşı taraf rahatlıyor, ben hâlâ içindeyim. Bir saat sonra "tamam mıyız" diye soruluyor ve ben dürüstçe "henüz değil" diyorum. Sözlükte bunun adı duygu ataleti.

Bir duyguyu çok hissetmek, o duygunun haklı olduğunu göstermiyor. Haksız olduğunu da göstermiyor. Sadece çok hissedildiğini gösteriyor.

Araştırma ilişki tarafında ne gösteriyor

Genç yetişkinlerle yapılmış bir çalışma bu soruyu doğrudan sordu. 189 üniversite öğrencisinin katıldığı çalışmada, klinik düzeyde birleşik DEHB belirtisi bildirenlerin ilişki kalitesi daha düşüktü. DEHB belirtileri ile ilişki kalitesi arasındaki bağa iki şey aracılık ediyordu: duygu düzenleme güçlüğü ve ilişkideki düşmanca çatışma (Bruner ve ark., 2015).

Bu bulgu kesitsel. Neden sonuç ilişkisini kesin olarak söyleyemiyor. Ama bana önemli bir şey söylüyor: DEHB'nin ilişkideki izi unutulan randevular ve dağınık bir evle sınırlı kalmıyor. Duygunun nasıl yükseldiği ve tartışmanın nasıl büyüdüğü de işin merkezinde.

Unutulan sözler ve görünmeyen emek tarafını DEHB ve ilişkiler yazısında ele almıştım. Bu yazı onun duygu tarafı.

Tartışma nasıl büyüyor

Kendi içimden gözlediğim bir sıralama var. Belki senin için de tanıdık gelir.

  1. Küçük bir tetikleyici geliyor.
  2. İçerideki tepki birkaç saniye içinde yüksek bir yere çıkıyor.
  3. O yükseklikten bir cümle çıkıyor. Cümle, tetikleyiciden daha büyük.
  4. Karşı taraf tetikleyiciye değil, o büyük cümleye cevap veriyor.
  5. Artık asıl konu kayboluyor; iki kişi birbirinin tonuna cevap veriyor.

Üçüncü adımla dördüncü adım arasındaki boşluk bence kilit nokta. Karşı taraf "neden bu kadar sinirlendin" diyor, ben "sen de bana bu tonla konuşma" diyorum. İkimiz de kendi yerimizden haklıyız ve konuşma artık başlangıç sorusuyla ilgili değil.

Bu sıralama hiç yaşanmasın diye çabalamak bana gerçekçi gelmiyor. Denemeye değer bulduğum şey, her adımın arasına küçük bir takoz koymak.

Denemeye değer bulduğum takozlar

Yoğunluğu içerikten ayırarak söylemek

"Şu an çok yüksek bir yerdeyim. Söyleyeceğim şey küçük bir şey olabilir, ben şu an onu büyük hissediyorum."

Bu cümle ilk kurduğumda bana çok tuhaf geldi. Ama karşı tarafa iki bilgi birden veriyor: bir duygu var ve o duygunun şiddeti durumun kendisini tam yansıtmıyor olabilir. Karşı taraf savunmaya geçmek yerine bekleyebiliyor.

Bazı çiftler bunu sayıyla da yapıyor: "Şu an sekizdeyim." Sayı, duyguyu tartışmadan ölçmenin kısa bir yolu. Sözlükte duyguyu kelimeye dökmenin bu hâli duygu adlandırma olarak geçiyor.

Mola kuralını sakin zamanda koymak

Tartışmanın ortasında "bir dur" demek, çoğu zaman kaçmak gibi algılanıyor. Aynı cümle önceden konuşulmuşsa başka bir anlam taşıyor.

İkinizin de sakin olduğu bir akşam şu üç şeyi konuşmak işe yarayabilir:

  • Mola isteyen kişi hangi cümleyi kullanacak? ("Yirmi dakika ara verelim, dönüyorum.")
  • Molada ne yapılmayacak? (Mesajla tartışmaya devam etmek, konuyu üçüncü birine anlatmak.)
  • Kim, ne zaman konuya geri dönecek?

Son madde en önemlisi. "Dönüyorum" sözü tutulmazsa mola, tartışmayı yarım bırakmanın kibar bir adı oluyor.

Toparlanma süresini hesaba katmak

Tartışma bittiğinde karşı taraf hemen normale dönebiliyor ve benden de aynısını bekleyebiliyor. Bende biraz daha uzun sürüyor. Bunu önceden söylemek, "hâlâ mı kızgınsın" sorusunun yaratacağı ikinci bir tartışmayı önlüyor: "Kızgın değilim, sadece bedenim henüz inmedi. Bir saate kadar buradayım."

Onarma cümlesini kısa tutmak

Yüksek bir yerden kurulmuş bir cümle için özür dilerken uzun bir açıklama yapmak çoğu zaman yeniden savunmaya kayıyor. Kısa bir cümle daha iyi iş görüyor: "O cümleyi söylediğim tonla hak etmedin. Asıl söylemek istediğim şuydu."

Özür, yoğunluğu inkâr etmiyor. Yoğunluğun yol açtığı şeyin sorumluluğunu alıyor.

Partnerin tarafından

Karşı taraf için de bu yoğunluk yorucu olabiliyor ve bunu söylemek hakları. Duygusal yoğunluğu açıklamak, karşı tarafın her şeyi sessizce kaldırmasını beklemek anlamına gelmiyor.

"Sakin ol" cümlesi neredeyse hiç işe yaramıyor; yükselmiş biri bu cümleyi çoğu zaman eleştiri olarak duyuyor. "Seni duyuyorum, biraz sonra devam edelim mi?" cümlesi çoğu zaman aynı işi daha az bedelle görüyor. Partnerden beklenen, yükselen anda konuşmayı birlikte biraz yavaşlatmak.

Bir sınır

Duygusal yoğunluk, bağırmayı, tehdit etmeyi, eşya kırmayı ya da karşı tarafı korkutmayı açıklamaz. Tartışmalar korku veren bir hâl alıyorsa, bu yazıdaki cümle kalıplarından önce güvenlik gelir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak gerekiyor. Acil bir durumda 112'yi, sosyal destek için ALO 183'ü arayabilirsin.

Öfkenin patlama noktasına ulaştığı durumlar için DEHB'de öfke patlamaları yazısı daha uygun bir başlangıç.

Bugün düşündüğüm

Çok hissetmekten vazgeçmek istemiyorum. Aynı yoğunluk beni sevdiğim insanlara bu kadar bağlayan şey.

İstediğim şey daha mütevazı: çok hissettiğim anda bunu söyleyebilmek, o hissin ağırlığını karşımdakinin omzuna bırakmadan taşıyabilmek ve tartışma bittiğinde kendime biraz süre tanımak.

Belki ilişkide duygusal yoğunluğun karşılığı daha az hissetmek değildir. Birlikte ne yapılacağını önceden konuşmuş olmaktır.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Beheshti, A., Chavanon, M.-L., & Christiansen, H. (2020). Emotion dysregulation in adults with attention deficit hyperactivity disorder: A meta-analysis. BMC Psychiatry, 20, 120.
  2. Skirrow, C., & Asherson, P. (2013). Emotional lability, comorbidity and impairment in adults with attention-deficit hyperactivity disorder. Journal of Affective Disorders, 147(1-3), 80-86.
  3. Bruner, M. R., Kuryluk, A. D., & Whitton, S. W. (2015). Attention-deficit/hyperactivity disorder symptom levels and romantic relationship quality in college students. Journal of American College Health, 63(2), 98-108.
  4. Shaw, P., Stringaris, A., Nigg, J., & Leibenluft, E. (2014). Emotion dysregulation in attention deficit hyperactivity disorder. American Journal of Psychiatry, 171(3), 276-293.