DEHB ilacı kişiliği değiştirir mi?
Çocuğum robota döner mi, ben ben olmaktan çıkar mıyım. Bu endişenin nereden geldiği, ne zaman haklı olduğu ve doğru dozun nasıl anlaşıldığı.
Bu yazıda 6 bölüm var
Bu endişenin arkasında somut bir şey var: insanlar bunu gerçekten görüyor. "Çocuğum ilaca başlayınca sustu" ya da "kendim gibi hissetmedim" anlatıları uydurma değil.
Ama bu gözlemin doğru okunması gerekiyor ve doğru okuma şu: bu, beklenen bir etki olmadığı için bildirilmesi gereken bir işaret.
Beklenen etki ne
Tedavinin hedefi belirtileri hafifletmek:
- Dikkatin daha kolay toplanması ve daha uzun kalması
- Dürtüsel tepkilerin azalması
- Bedensel huzursuzluğun yatışması
- Bir işe geçebilmenin kolaylaşması
Cortese ve arkadaşlarının (2018) ağ meta analizi, DEHB ilaçlarının çekirdek belirtiler üzerindeki etkisini karşılaştırmalı olarak ortaya koyuyor. Ölçülen şey belirti şiddeti; kişilik değil.
Tedavi neyi hissettiğini değiştirmeyi hedeflemiyor. Hissettiğin şeyle ne yapabildiğini değiştirmeyi hedefliyor.
Sönükleşme neyin işareti
Alanda bu tabloya sık atıf yapılıyor ve genel kabul şu: kişinin donuklaşması, kendiliğindenliğini kaybetmesi, ağlamaklı ya da duygusuz görünmesi doz yüksekliğine işaret edebiliyor.
NICE kılavuzu (NG87) ve Avrupa uzlaşı metni (Kooij ve ark., 2019), dozun düşükten başlanarak kademeli artırılmasını ve her aşamada hem etkinin hem yan etkilerin değerlendirilmesini öneriyor. Bu sürece titrasyon deniyor.
Titrasyonun amacı tam olarak bu dengeyi bulmak: belirtilerin hafiflediği ama kişinin kendisi kaldığı aralık.
Yani "robot gibi oldu" gözlemi, tedaviyi bırakmak için değil, hekime söylemek için bir sebep.
Karışan iki şey
Bazen değişen şey ilacın kendisi değil, o kişiyle ilgili beklenti oluyor.
Sürekli hareketli olan bir çocuk sakinleştiğinde, çevresi bunu "eskisi gibi değil" diye okuyabiliyor. Oysa görülen şey belirtinin azalması olabiliyor. Buradaki ayrımı yapmak zor ve yalnız yapılacak bir iş değil: farklı ortamlardan gelen gözlemler (ev, okul) birlikte değerlendiriliyor.
İkinci bir karışıklık daha var. Uyarıcı ilaçların etkisi gün içinde bitiyor ve bitiş anında belirtiler kısa süre için belirginleşebiliyor. Buna geri tepme deniyor. Akşamüstü ortaya çıkan huzursuzluk bazen "ilaç kişiliğini bozdu" diye okunuyor; oysa etkinin bittiği saat.
Tersi de anlatılıyor
Bu soruya dürüst bir cevap, öbür tarafı da içermeli.
Tedaviye başlayan pek çok kişi, kendini daha çok kendisi gibi hissettiğini anlatıyor: cümlesini bitirebildiğini, karşısındakini dinleyebildiğini, bir işi bırakmadan sürdürebildiğini.
Bu anlatılarda değişen şey kişilik olmuyor. Kişinin niyetiyle davranışı arasındaki mesafe kapanıyor.
Ne izlemeli
Tedaviye başlarken not tutmak, bu sorunun cevabını hafızaya bırakmaktan çok daha güvenilir hâle getiriyor:
- Uyku: uykuya dalma süresi değişti mi
- İştah: öğünler atlanıyor mu
- Duygu: ağlamaklılık, donukluk, huzursuzluk var mı
- Etki süresi: gün içinde ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor
- İşleyiş: hangi somut iş kolaylaştı
Kontrole giderken bu notlara bakmak, "iyiyim galiba" demekten çok daha iyi bir tedavi kararı üretiyor.
Özet
Doğru ayarlanmış bir tedavide kişilik değişmiyor. Sönükleşme, duygusuzlaşma ya da kendisi gibi hissetmeme beklenen etki değil; dozun gözden geçirilmesi gerektiğini gösteren bir işaret.
Tedaviden ne beklenebileceğini DEHB ilaç tedavisi yazısında ayrıntılı anlattım.