İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de aşkın başındaki hiperodak neden sönüyor gibi görünür

İlişkinin başında bütün dikkat tek bir insanda toplanıyor, sonra yoğunluk düşünce karşı taraf 'sevgin bitti' diye okuyor. Hiperodak ile sevgiyi ayırmak mümkün.

Cansu6 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Kısa cevap

DEHB'li biri ilişkinin başında dikkatini yeni partnerine hiperodak yoğunluğunda verebiliyor: uzun mesajlar, sürekli düşünmek, her ayrıntıyı merak etmek.

Uzun cevap

Yenilik azaldığında bu yoğunluk kendiliğinden düşüyor ve partner bunu ilginin ya da sevginin bitmesi olarak yorumlayabiliyor. Araştırmalar uzun ilişkilerde, ilk dönemin saplantılı yanı olmadan da yoğun romantik sevginin sürebildiğini gösteriyor. Yoğunluğun düşmesi sevginin bittiği anlamına gelmiyor; ama dikkatin artık kendiliğinden gelmediğini bilmek ve onu bilinçli olarak vermek gerekiyor.

Bu yazıda 7 bölüm var

İlgimi çeken bir konuya dalınca saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Yemek yemeyi unutuyorum, telefonun şarjı bitiyor, dışarıda hava kararıyor. Bunu yıllardır biliyorum.

Uzun zaman düşünmediğim şey, aynı yoğunluğun bir insana karşı da yaşanabilmesiydi.

DEHB'li yetişkinlerin anlattığı ilişki hikayelerinde çok tanıdık bir başlangıç var: bir insan hayatına giriyor ve bütün dikkat oraya akıyor. Onun sevdiği müziği gece yarısına kadar dinliyorsun. Bahsettiği kitabı iki günde bitiriyorsun. Mesajları uzun, sorular bitmiyor. Karşındaki insan kendini hiç bu kadar görülmüş hissetmemiş.

Sonra aylar geçiyor ve bir şey değişiyor.

Hiperodak bir insana yöneldiğinde

Hiperodak resmî bir tanı ölçütü sayılmıyor ve araştırması da oldukça yeni. Dikkat üzerine yazılmış bir derleme onu, kişinin bir işe geri kalan her şeyi neredeyse tamamen dışarıda bırakacak kadar gömülmesi diye tarif ediyor; aynı derleme bu olgunun bilişsel ve sinirsel tarafının hala çok az çalışıldığını da not ediyor (Ashinoff ve Abu-Akel, 2021).

Yetişkinlerde yapılan bir anket çalışması ise iki ayrı örneklemde DEHB belirtileri arttıkça hiperodak deneyiminin de arttığını bulmuş. Bu fark okulda, hobilerde ve ekran başında geçen zamanda ayrı ayrı görülmüş (Hupfeld ve ark., 2019).

Çalışmada romantik ilişkiler ayrıca ölçülmemiş. Yani “DEHB'liler aşık olunca hiperodaklanır” diye bir bulgu yok. Ama DEHB'li yetişkinlerin kendi anlatımlarında bu örüntü çok sık geçiyor. Ben de bunu sağlam bir bulgu olarak değil, üzerine düşünmeye değer bir gözlem olarak ele almak istiyorum.

Mekanizmayı düşününce mantıklı geliyor. Hiperodak ilginç, yeni ve anında karşılık veren şeylerde kendiliğinden açılıyor. Yeni bir insanda üçü birden var. Her mesaj bir ödül, her konuşma bilinmeyen bir şey.

Yeni bir aşk, dikkat sisteminin en sevdiği her şeyi aynı anda sunuyor: yenilik, belirsizlik ve anında geri bildirim.

Aşkın ilk evresi zaten ödül sistemiyle ilgili

Bu durum yalnızca DEHB'lilere özgü değil. Yoğun biçimde aşık olduğunu söyleyen 17 kişiyle yapılan bir beyin görüntüleme çalışmasında, sevilen kişinin fotoğrafına bakarken dopaminden zengin, ödül ve motivasyonla ilişkili bölgelerin (ventral tegmental alan ve kaudat çekirdek) etkinleştiği görülmüş (Fisher ve ark., 2005).

Yani aşkın başı herkes için bir miktar ödül sistemi meselesi. DEHB'nin de ödül ve motivasyon sistemindeki farklılıklarla ilişkili olduğu düşünüldüğünde, ikisinin üst üste binmesinin yoğunluğu artırabileceğini tahmin etmek zor değil. Ama bunun doğrudan ölçüldüğü bir çalışma görmedim; bu kısmı bir tahmin olarak bırakıyorum.

Sönme anı: iki farklı okuma

Yenilik azalıyor. Bu, her ilişkinin doğal seyri. Ama DEHB'de düşüş daha keskin hissedilebiliyor, çünkü yoğunluğu ayakta tutan şey büyük ölçüde yenilikti. Sözlükte buna yeniliğin sönmesi deniyor ve aynı şeyi hobi mezarlığı yazısında uğraşlar için anlatmıştım.

Bu bir hobide olunca malzemeler dolapta kalıyor. Bir insanda olunca geriye başka bir şey kalıyor: kırgınlık.

İrlanda'da 335 DEHB'li yetişkinin ilişki deneyimlerini inceleyen nitel bir çalışmada temalardan biri tam olarak bu. Katılımcılar ilk dönemin ardından ilginin düştüğünü anlatmış; partnerlerinin dikkatsizliklerini duygusal olarak ulaşılamaz olmak diye okuduğunu söylemiş (O'Brien ve ark., 2025).

Burada iki farklı okuma var ve ikisi de içeriden bakınca makul.

Partnerin okuması: “Başta beni bu kadar merak ediyordu. Artık etmiyor. Demek ki sevgisi azaldı ya da başta rol yapıyordu.”

DEHB'li kişinin okuması: “Hala seviyorum ama o his yok. Belki ben sevemiyorum. Belki bende bir sorun var.”

İkinci okuma bence daha tehlikeli, çünkü sessiz ve kimseyle paylaşılmıyor. İnsan bazen bir hissin azalmasını, altındaki bağın bittiğine yoruyor. Oysa o his, bağın ilk aylardaki yakıtıydı.

Bunun bir de geriye dönük bir yüzü var. İlk dönemin yoğunluğu söndüğünde bazı DEHB'liler kendilerine şunu soruyor: “O zaman başta hissettiklerim sahte miydi?” Bu soru çok acıtıyor, çünkü hem geçmişi hem bugünü aynı anda şüpheli hale getiriyor. Benim buna verdiğim cevap şu: başta hissedilen yoğunluk gerçekti. Sadece kalıcı olacağına dair bir vaat taşımıyordu. Hiperodak bir söz vermiyor, bir an yaşıyor. O anın bitmesi, o anın yalan olduğunu göstermiyor.

Uzun ilişkide sevgi başka bir biçimde sürebiliyor

Beni en çok rahatlatan bulgu şuydu. Kısa ve uzun ilişkilerdeki romantik sevgiyi karşılaştıran çalışmaları bir araya getiren bir derlemeye göre yoğunluk, bağlılık ve cinsel ilgi içeren romantik sevgi uzun evliliklerde de var olabiliyor. Uzun ilişkilerde eksik olan parça ilk dönemin saplantılı yanı. Saplantısız bu romantik sevgi de evlilik doyumuyla ve iyi oluşla ilişkili bulunmuş (Acevedo ve Aron, 2009).

Bunu DEHB diline çevirince şöyle bir cümle çıkıyor: hiperodakın sönmesi, sevginin sönmesi anlamına gelmiyor. Sönen şey saplantıya yakın olan kısım. Kalan kısım ise kendiliğinden gelmiyor, verilmesi gerekiyor.

Zorluk da burada başlıyor, çünkü DEHB'de “vermek gereken dikkat” ile “kendiliğinden gelen dikkat” arasında büyük bir uçurum var. Birincisi yürütücü işlevlere yaslanıyor ve her gün yeniden kurulması gerekiyor.

Bilinçli dikkat için küçük bir düzen

Hiperodakı geri çağıramıyorsun. Onun yerine, dikkatin kendiliğinden gelmediği günlerde de onu ilişkiye yönlendiren birkaç düzen kurabilirsin. Aşağıdakiler benim anlamlı ve denemeye değer bulduğum şeyler.

İlk dönemde söyle. Bu örüntüyü kendinde tanıyorsan, yoğunluk henüz yüksekken bundan bahsetmek sonrasını kolaylaştırıyor. “İlgi duyduğum şeylere başta çok yoğun dalarım, sonra bu yoğunluk düşer. Düştüğünde bunun seninle ilgili olmadığını bilmeni isterim.” Bu cümle, partnerine ileride olanları yorumlayabileceği bir çerçeve veriyor.

Merakı bir alışkanlığa bağla. İlk aylarda sorular kendiliğinden geliyordu. Sonra gelmiyor. Günde bir kez, belli bir anda (akşam yemeği, yürüyüş) partnerine bir şey sormak, merakı kendiliğinden gelmediği günlerde de ayakta tutuyor. Ezber bir soru olması sorun değil; asıl önemli olan cevabı dinlemek.

Ekranı bırak, yüzüne bak. Hiperodakın başka bir yere, bir diziye ya da işe kaydığı dönemlerde partnerin karşısında yalnızca bir ense görüyor. Konuşurken telefonu başka bir odaya koymak basit görünüyor ama hiperodakın rakibini ortadan kaldırıyor. Hiperodakı yönetmenin genel yollarını hiperodak yazısında topladım.

Yenilik ihtiyacını ilişkinin içine taşı. Yenilik arayışı bir yere akacak; ilişkinin dışına değil içine akması daha iyi. Birlikte yeni bir yer, yeni bir tarif, ilk kez denenen bir şey. Bu ihtiyacın nereden geldiğini uyaran arayışı yazısında anlatmıştım.

Bu önerilerin hiçbiri ilk ayların hissini geri getirmeyecek. Zaten amaç bu olmamalı. Amaç, o his yokken de partnerinin kendini görülmüş hissedeceği küçük ve tekrarlanabilir anlar kurmak.

Partner için bir not

DEHB'li biriyle birlikteysen ve ilk aylardaki ilgiyi özlüyorsan, bu özlem gerçek ve meşru. Ama onu geri istemek, biraz da bir çocuğun doğum günü heyecanının her gün sürmesini istemek gibi.

Daha gerçekçi olan istek şu olabilir: “O yoğunluğu beklemiyorum, ama bana ayrılmış, dikkatli bir zaman istiyorum.” Bu, DEHB'li birinin karşılayabileceği bir istek. Hiperodakı geri getirmek ise kimsenin elinde değil.

Hiperodak bitince ne kalıyor

Sözlükte bağ kurma yoğunluğu diye bir başlık var ve bu yazıyı yazarken sık sık onu düşündüm. Bazı insanlar bağ kurarken bütün benliklerini ortaya koyuyor. Bu çok güzel bir şey. Ama tek başına bir ilişkiyi taşıyamıyor.

Benim şimdi düşündüğüm şu: hiperodak bir ilişkinin kapısını açabiliyor. Evin içinde yaşamak ise başka bir beceri istiyor. Daha sessiz, daha az heyecanlı, her gün yeniden seçilen bir dikkat.

Belki de aşkın başındaki o yoğunluk söndüğünde kaybettiğimiz bir şey yok. Sadece artık dikkatin kendiliğinden gelmediği bir yere geldik ve oradan sonrası bizim elimizde.

Sık sorulanlar

İlişkinin başındaki yoğunluk neden sönüyor?
Hiperodak yeniliğe bağlı çalışıyor. Yenilik azaldığında yoğunluk kendiliğinden düşüyor; bu sevginin bitmesi anlamına gelmiyor.
Partner bunu nasıl yorumluyor?
Çoğu zaman ilginin ya da sevginin bitmesi olarak. Önceki yoğunluk ölçü alındığı için normal seyir kayıp gibi görünüyor.
Uzun ilişkide sevgi nasıl sürüyor?
Başka bir biçimde: yoğunluk yerine süreklilikle. Araştırmalar uzun ilişkilerde bağlılığın farklı bir örüntüyle sürdüğünü gösteriyor.
Bilinçli dikkat için ne yapılabilir?
Dikkatin kendiliğinden gelmesini beklemek yerine onu planlamak: belirli bir gün, telefonsuz bir aralık, önceden kararlaştırılmış bir ortak iş.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Hupfeld, K. E., Abagis, T. R., & Shah, P. (2019). Living “in the zone”: Hyperfocus in adult ADHD. ADHD Attention Deficit and Hyperactivity Disorders, 11(2), 191-208.↩
  2. Ashinoff, B. K., & Abu-Akel, A. (2021). Hyperfocus: The forgotten frontier of attention. Psychological Research, 85(1), 1-19.↩
  3. Fisher, H., Aron, A., & Brown, L. L. (2005). Romantic love: An fMRI study of a neural mechanism for mate choice. Journal of Comparative Neurology, 493(1), 58-62.↩
  4. Acevedo, B. P., & Aron, A. (2009). Does a long-term relationship kill romantic love? Review of General Psychology, 13(1), 59-65.↩
  5. O'Brien, M., Kini-Seery, C., Kelly, C., Kilbride, K., Wrigley, M., Nearchou, F., & Bramham, J. (2025). “I felt like a burden”: An exploration into the experience of romantic relationships for people with ADHD. Journal of Marital and Family Therapy, 52(1), e70097.↩

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.