İçeriğe geç
Yöntemler

İlişkide sıkılmak DEHB ile ilgili mi, yoksa ilişkiyle mi

Her şey yolunda ama içinde bir sıkıntı var. Bu his ilişkiden mi geliyor, DEHB'nin sıkıntıya tahammülsüzlüğünden mi? Ayırmaya yardım eden sorular ve bulgular.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 6 bölüm var

İnsan bazen kendine bir soru soruyor. Bazen yüksek sesle, çoğu zaman hiç söylemeden.

"Hayatımda her şey yolunda. Beni seven biri var. Ama bir süredir içimde bir sıkıntı var. Bu DEHB mi, yoksa ben artık bu ilişkide mutlu değil miyim?"

Bu soruya kimse dışarıdan cevap veremez. Ben de veremem. Ama soruyu biraz daha açmak, cevabı bulmayı kolaylaştırabilir.

Önce şunu söylemek istiyorum: bu soruyu sormak bir ihanet değil. Kendini dürüstçe dinlemeye çalışmanın bir parçası.

Sıkılmak DEHB'de daha sık

Sıkılmak basit bir duygu gibi görünüyor. Ama psikolojide ayrıntılı çalışılan bir konu ve bir şeye ilgi duymak isteyip bunu başaramamak olarak tanımlanıyor.

Üniversite öğrencileriyle yapılan erken bir çalışmada, sıkılmaya yatkınlık alt ölçekleri ve gündüz uykululuğu, yetişkin dikkat eksikliği puanlarını en iyi öngören değişkenler arasında çıkmış (Kass ve ark., 2003).

Daha yeni bir çalışma bu ilişkiye daha yakından bakmış. DEHB özellikleri olan ve olmayan genç yetişkinler karşılaştırıldığında, DEHB özellikleri olan grupta sıkılmaya yatkınlık çok büyük bir farkla daha yüksek bulunmuş. Araştırmacılar ayrıca dikkat kontrolü ve çalışma belleği görevlerindeki performansın bu farkın bir kısmını açıkladığını göstermiş. Açıklanan kısım küçük, ama anlamlı: sorunun bir kısmı ilginç bir şey bulamamaktan çok, dikkati bir şeyin üzerinde tutmakta ve zihinde işlemekte zorlanmak (Orban ve ark., 2026).

Bu bulgu bana önemli bir şey söylüyor. DEHB'de sıkılmak, dışarıdaki uyaranın azlığından çok, içerideki dikkat sisteminin nasıl çalıştığıyla ilgili olabiliyor. Yani aynı dış ortam, DEHB'li birine daha sıkıcı gelebiliyor.

Sözlükte buna yakın bir başlık var: sıkıntı tahammülsüzlüğü. Nereden geldiğini uyaran arayışı yazısında daha ayrıntılı anlatmıştım.

DEHB'de sıkıntı bazen ilişkinin içinden değil, dikkatin içinden geliyor. Ama hangisinden geldiğini hissin kendisi söylemiyor.

Uzun ilişki, uyaran açısından zor bir ortam

Uzun süreli bir ilişki güzel şeylerle dolu: güven, tanıdıklık, rutin. Ama bu güzel şeylerin çoğu, DEHB'li bir dikkat sisteminin kendiliğinden ilgi göstermediği şeyler.

İlk dönemin yeniliği, belirsizliği, her konuşmada yeni bir şey öğrenmek. Bunlar zamanla azalıyor. Bu azalmanın ilişkinin başındaki hiperodakla nasıl bağlantılı olduğunu aşk ve hiperodak yazısında konuştum.

Sonrası tekrar. Aynı akşam yemeği, aynı dizi, aynı cumartesi. Tekrar, DEHB'li birinin en az tahammül ettiği şeylerden biri.

Burada kendimle ilgili çelişkili bir şey fark ediyorum. Tekrardan sıkılıyorum ama tekrarın bana iyi geldiğini de biliyorum. Aynı saatte uyumak, aynı yerde çalışmak, aynı sabah yürüyüşü; bunlar dağınık bir zihne tutunacak bir iskelet veriyor. Bir ilişkinin rutini de böyle bir iskelet olabilir. Sıkıntının geldiği yerle güvenin geldiği yer aynı olabiliyor. Belki de mesele rutinden kurtulmak olmuyor; rutini koruyup içinde nefes alacak küçük boşluklar açmak oluyor.

Bu yüzden şu ihtimali ciddiye almak gerekiyor: bir DEHB'li ilişkide sıkıldığında, o sıkıntının bir kısmı ilişkinin kendisinden bağımsız olabilir. Aynı sıkıntıyı bir işte, bir hobide, bir şehirde de hissedebilir. Hobi mezarlığı bunun en masum örneği.

Ama sıkıntıyı küçümsememek de gerekiyor

Burada kolaya kaçmak istemiyorum. "DEHB'den kaynaklanıyor, geçer" demek de bir tür yanlış olurdu.

Evli çiftlerle yapılan uzun süreli bir izlem çalışmasında, evliliğin yedinci yılında "evliliğimiz bir rutine girdi, hep aynı şeyleri yapıyoruz, birlikte heyecanlı bir şey yapmıyoruz" hissini daha çok bildiren kişilerin, dokuz yıl sonra evliliklerinden belirgin biçimde daha az memnun olduğu görülmüş. Araştırmacılar bu etkinin kısmen yakınlık hissinin azalması üzerinden işlediğini bulmuş (Tsapelas ve ark., 2009).

Bu çalışma DEHB üzerine değil ve DEHB'li katılımcıları ayrıca incelemiyor. Ama şunu açıkça gösteriyor: ilişkideki sıkıntı, zararsız bir his değil. Görmezden alındığında yakınlığı ve doyumu zamanla aşındırabiliyor.

Yani iki şey aynı anda doğru olabilir. DEHB sıkılmayı kolaylaştırıyor olabilir. Ve bu sıkıntı, ne kaynaklı olursa olsun, ilişkiye dikkat edilmesi gereken bir işaret olabilir.

Ayırmaya yardım eden sorular

Bunlar kesin bir test değil. Kendi içine bakarken tutunabileceğin birkaç soru.

Sıkıntı yalnızca ilişkide mi, her yerde mi? Son aylarda işin, arkadaşlıkların, hobilerin de sana aynı şekilde sıkıcı geliyorsa, bu sıkıntının kaynağı ilişkiden daha genel bir yerde olabilir. Hatta bazen dikkat sisteminden çok ruh hâlinin işareti. Uzun süren bir isteksizlik ve keyif kaybı varsa bunu bir uzmanla konuşmak iyi olur.

Sıkıntı mı, yoksa bir şeyin eksikliği mi? "Bir şey olsun istiyorum" ile "bu ilişkide bir şey eksik" farklı cümleler. Birincisi yenilik istiyor. İkincisi yakınlık, anlaşılma, saygı gibi daha derin bir şeyi istiyor olabilir.

Sıkıntı konuşulduğunda ne oluyor? Partnerinle yeni bir şey denemek istediğini söylediğinde karşılık buluyor musun? Birlikte bir şey yaptığınızda sıkıntı geçici olarak kalkıyor mu? Kalkıyorsa, sorun ilişkinin kendisinden çok onun rutininde olabilir.

Bu his daha önce de geldi mi? Geçmiş ilişkilerinde, işlerinde, uğraşlarında aynı noktada aynı sıkıntı geldiyse, bir örüntüye bakıyor olabilirsin. Örüntüyü tanımak, bu sefer farklı bir şey yapma şansı veriyor.

Yeniliği ilişkinin içine taşımak

Burada en çok sevdiğim bulgu şu. Uzun süreli çiftlerle yapılan bir dizi çalışmada, anket ve kapı kapı yapılan bir araştırmada birlikte "heyecanlı" etkinlikler yaptığını söyleyen çiftlerin ilişki doyumunun daha yüksek olduğu, bu ilişkinin de kısmen daha az sıkılmayla açıklandığı görülmüş. Üç laboratuvar deneyinde ise çiftler yalnızca yedi dakikalık yeni ve hafif heyecan verici bir görev yaptıklarında, sıradan bir görev yapan çiftlere göre ilişki kalitesinde daha büyük bir artış bildirmiş (Aron ve ark., 2000).

Yedi dakika. Bu bana çok umut verici geliyor.

DEHB'li birinin yenilik arayışı bir yere akacak. Soru, nereye akacağı. Denemeye değer bulduğum birkaç şey:

Birlikte ilk kez yapılan şeyler. Hiç gitmediğiniz bir semt, hiç pişirmediğiniz bir yemek, ikinizin de bilmediği bir oyun. Pahalı ya da büyük olması gerekmiyor. Önemli olan ikinizin de yeni olması.

Rutinin içine küçük değişiklikler. Aynı akşam yürüyüşünü farklı bir güzergâhta yapmak. Aynı diziyi izlerken sırayla atıştırmalık seçmek. Amaç tekrarın tamamını kaldırmak olmasın; içine küçük bir bilinmezlik eklemek yetiyor.

Yenilik ihtiyacını konuşmak. "Senden sıkıldım" ile "bende çok güçlü bir yenilik ihtiyacı var, bunu birlikte karşılamak ister misin?" arasında dünyalar kadar fark var. İkincisi partnerini bir soruna değil, bir projeye davet ediyor.

Bir de şunu eklemeliyim: yeniliği ilişkiye taşımak, ilişkideki başka sorunları çözmüyor. Konuşulmayan kırgınlıklar, eşitsiz bir yük ya da güvensizlik varsa, yeni bir etkinlik bunların üstünü yalnızca bir süreliğine örtüyor. Sıkıntının altında böyle bir şey olduğunu fark ediyorsan, heyecanı artırmadan önce o konuşmayı yapmak daha doğru olabilir; gerekirse bir çift terapistiyle birlikte.

Kendime sorduğum soru

Bu yazıyı yazarken bir şeyi de kabul etmem gerekti: her sıkıntının bir cevabı olmayabiliyor. Bazen sıkıntı yalnızca geliyor ve bir süre sonra gidiyor. Onu çözmeye çalışmak, bazen onu büyütüyor. Sıkılmaya biraz dayanmayı öğrenmek de DEHB'li biri için başlı başına bir beceri.

Sıkıntı benim için hep bir alarm oldu: bir şeyler yanlış, bir şeyi değiştir, bir yere git. Uzun yıllar bu alarma hemen uydum. İş değiştirdim, konu değiştirdim, uğraş değiştirdim.

Şimdi alarmı duyduğumda başka bir şey yapmaya çalışıyorum: biraz beklemek ve sormak. Bu sıkıntı neyi istiyor? Kaçmayı mı, yoksa bir şeyi yenilemeyi mi?

Bazen cevap gerçekten gitmek oluyor. Ama çoğu zaman, dikkatimin kendiliğinden gitmediği bir yere biraz daha bilinçli bakmam gerektiğini söylüyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Kass, S. J., Wallace, J. C., & Vodanovich, S. J. (2003). Boredom proneness and sleep disorders as predictors of adult attention deficit scores. Journal of Attention Disorders, 7(2), 83-91.
  2. Orban, S. A., Blessing, J. S., Sandone, M. K., Conness, B., & Santer, J. (2026). Why are individuals with ADHD more prone to boredom? Examining attention control and working memory as mediators of boredom in young adults with ADHD traits. Journal of Attention Disorders, 30(1), 8-22.
  3. Tsapelas, I., Aron, A., & Orbuch, T. (2009). Marital boredom now predicts less satisfaction 9 years later. Psychological Science, 20(5), 543-545.
  4. Aron, A., Norman, C. C., Aron, E. N., McKenna, C., & Heyman, R. E. (2000). Couples' shared participation in novel and arousing activities and experienced relationship quality. Journal of Personality and Social Psychology, 78(2), 273-284.