İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'li üniversite öğrencisi ders yükünü nasıl seçer

Kaç ders alınır, ağır ve hafif dersler nasıl karıştırılır, 8:30 dersi ne zaman riskli? DEHB'li üniversite öğrencisi için ders yükü ve ders seçimi rehberi.

12 dakika okumaUzun
Dönem başı ders seçimi için sıra5 adım
  1. Önceki dönemleri ölçü al. Geçen dönemde kaç dersle gerçekten yetiştiğini, hangi haftalarda çöktüğünü yaz. Seçime bu veriyle gir, istenen mezuniyet takvimiyle değil.
  2. Dersleri türüne göre ayır. Her ders için değerlendirme biçimine bak: haftalık ödev, ara sınav ve final, proje, devam zorunluluğu. Aynı türden üç dersi aynı döneme koyma.
  3. Saatleri haftaya yerleştir. Seçenekleri haftalık bir çizelgeye koy ve sabah erken saatleri, aralardaki boşlukları, yürüme sürelerini işaretle.
  4. Saatleri toplayıp kendi kapasiteyle karşılaştır. Derste geçen süre ile ders dışı çalışma saatini topla ve ölçtüğün gerçek çalışma saatinle karşılaştır. Taşmıyorsa tamam.
  5. Çıkış kapısını önceden belirle. Ekle-sil haftasını ve çekilme tarihini takvime yaz ve hangi işaret görülürse (ilk ödev, ilk quiz) hangi dersten çıkacağına baştan karar ver.
Bu yazıda 11 bölüm var

Ders kayıt ekranı açık. Bir sütunda dersler, öbüründe saatler, bir yanda "danışman onayı" yazısı. Bir ders ilgini çekiyor. Birine ihtiyacın var çünkü zorunlu. Bir diğeri ilginç görünüyor ve kontenjanı doluyor. Kaydı yaparken hepsini eklemek cazip gelir: hepsi güzel, hepsi gerekli, hepsi "ben bunu yaparım".

Sonraki üç ay boyunca bu kararın bedelini ödüyorsun. Çünkü ders kaydı, bir dönemlik haftalık bir yaşam planı kuruyor ve bunu çoğu öğrenci, bir ilgi listesi ya da bir mezuniyet sayacı gibi yapıyor.

Bu yazıda ders seçimini bir takvim ve kapasite kararı olarak ele alıyorum. Üniversitede DEHB'in genel tablosu için okulda ve üniversitede DEHB yazısına bakabilirsin; burada yalnızca kayıt masasında alınan kararlara giriyorum.

Ders seçimi neden DEHB'de ayrı bir mesele

Üniversitede her ders, ayrı bir küçük proje: kendi takvimi, kendi ödevleri, kendi platformu, kendi kuralları. Beş dersi taşımak, beş farklı sistemi aynı anda yönetmek demek. Bir derste teslim tarihi cuma, birinde pazartesi; biri bir platforma yükleniyor, biri e-postayla gidiyor; biri yoklama alıyor, biri almıyor. Bu, zihinsel yük açısından ciddi bir yığılma ve DEHB'de zorlanan iş, tam olarak bu: çok sayıda talebi zamanında akılda tutmak ve onlar arasında geçiş yapmak.

Araştırmalar bu öğrenciler için genel tabloyu şöyle çiziyor: Weyandt ve DuPaul'un derlemesine göre, üniversitedeki DEHB'li öğrenciler akademik ve psikolojik zorlukları daha sık yaşıyor, not ortalamaları ise çoğu çalışmada akranlarından düşük çıkıyor (Weyandt ve DuPaul, 2006). Kuriyan ve arkadaşlarının izlem çalışmasında çocuklukta DEHB tanısı almış gençler, genç yetişkinlikte eğitim sonuçları bakımından akranlarının gerisindeydi (Kuriyan ve ark., 2013). DuPaul ve arkadaşları bu öğrenciler için müdahalelerin kanıtının henüz sınırlı olduğunu da not ediyor (DuPaul ve ark., 2009).

Bu son nokta önemli ve bu yazının dürüstlük sınırını çiziyor: ders yükünü azaltmanın notları ya da mezuniyet oranını iyileştirdiğini gösteren sağlam bir DEHB çalışması bilmiyorum. Aşağıda yazdıklarım genel ilkelerden (yürütücü işlevlerin sınırı, uyku araştırmaları, planlama hataları) ve işe yarar bulduğum mantıktan geliyor. Bunu bir "kural" olarak değil, bir "ben olsam" olarak oku.

Kaç ders almalı

Türkiye'deki yükseköğretimde ders yükü genelde AKTS ile ifade ediliyor. Kağıt üzerinde bir AKTS, dersin bütün bileşenleri (derse girmek, ödev, proje, sınava hazırlık) dahil yaklaşık 25-30 saatlik bir iş yükü anlamına geliyor ve standart bir dönem 30 AKTS. Bunu çarparsan, 750-900 saat çıkıyor. Dönemin kaç haftaya yayıldığına göre değişse de bu, haftada kırk saatin epey üzerinde, tam zamanlı bir iş gibi. Gerçekte öğrencilerin her derse bu kadar zaman ayırdığını sanmıyorum, ve dersten derse AKTS hesabı da tutarlı değil. Ama kağıt üstündeki standart yükün ciddi bir yük olduğunu görmek için iyi bir ölçü.

Benim önerim, ilk dönemlerde standart yükün biraz altıyla başlamak. Kaç AKTS tam olarak? Bunu söylemem mümkün değil, çünkü senin geçmişine, derslerin türüne ve üniversitenin kurallarına bağlı. Ama mantığı şu: yetişmediğini fark etmek ile fazla yük aldığını fark etmek arasında iki aylık bir fark var. Fazla yükü dönemin ortasında fark ettiğinde, çıkış kapıları daralmış oluyor. Biraz az yüklenip dönem sonunda "daha fazlasını da alabilirdim" demek, tersinden çok daha ucuz.

Bunun bedelleri de var ve onları saklamak istemiyorum. Az ders almak mezuniyet süresini uzatabiliyor, burs şartlarını, yurt ve harç durumunu etkileyebiliyor, bazı üniversitelerde ders açılışlarına ve sıraya bağlı olarak bir sonraki dönemi sıkıştırabiliyor. Bu kuralların hepsi üniversiteden üniversiteye değiştiği için burada genelleme yapmıyorum. Yönetmeliği ve ilgili birimi dönem başında oku ya da sor. Hesap şöyle: bir dönem daha uzun sürmek, üç dönem boyunca zorlanıp bir dönemi başarısız kapatmaktan çoğu zaman daha ucuz, ama bunu senin durumun için sen hesaplayacaksın.

Ağır ve hafif dersleri karıştırmak

"Ağır" ders deyince çoğu kişi zor içerikli dersi düşünüyor: kalkülüs, organik kimya, medeni hukuk. Ben dersleri iki ayrı eksende tartıyorum: içerik zorluğu ve talep türü.

Talep türünü dört gruba ayırıyorum:

Tür Ne istiyor DEHB'de nerede zorlanıyor
Haftalık ödev ve quiz Her hafta düzenli teslim Sık unutulur, sürekli takip gerekir
Ara sınav ve final Yoğun hazırlık, tek seferlik performans Son haftaya yığılma
Dönem projesi ya da tez Uzun vadeli plan, kendi kendine ilerleme Zaman tahmini, başlama
Devam zorunluluğu ve laboratuvar Belirli saatte hazır olma Uyku, sabah, geçiş

Bir dönemde aynı türden üç ders almak, DEHB'de en çok sorun yaratan kombinasyon. Üç dersin hepsi haftalık ödev istiyorsa her hafta üç ayrı teslim tarihi var. Üçü de dönem projesi istiyorsa, dönem sonunda üç büyük iş birden çöküyor. Dördüncüsü, üç laboratuvar dersi gibi, takvimini tamamen kilitliyor.

Bu yüzden her dönemde bir karışım hedefliyorum: bir ya da iki yoğun ders, bir haftalık ödevli ders, bir sınav ağırlıklı ders ve bir hafif ders (ilgi duyulan bir seçmeli gibi). Hafif ders, kolay olduğu için değil; kapasitenin bittiği haftalarda sıkıntı yaratmayacağı için orada. Ders çalışma programı yazısında blokları nasıl kuracağını anlattım; ders seçimi, o blokların arkasındaki malzemeyi belirliyor.

Bir de "tek zor ders" kuralı var. Bir dönemde yalnızca bir tane gerçekten ağır, kaynak tüketen ders almak, yaşamı yönetilebilir kılıyor. İkisini birden almak gerektiğinde, hafta içi yük dağılımını önceden planlamak gerekiyor.

Saatler ve 8:30 dersleri

Saat seçimi, ders seçiminin en az konuşulan ama en çok etkili kısmı.

Sabahın erken saatindeki dersler DEHB'li öğrenciler için ek bir risk taşıyor, çünkü bu grupta uyku sorunu ve geç yatma sık. Onyper ve arkadaşlarının üniversite öğrencileriyle yaptığı çalışmada, ders başlangıç saatleri erkene kaydığında uyku süresinin kısaldığı ve uykunun akademik performansla ilişkili olduğu görüldü (Onyper ve ark., 2012). Uyku kaybının öğrenme kapasitesi ve akademik performansla ilişkisini derleyen çalışma da bu yönü destekliyor (Curcio ve ark., 2006). Bu çalışmalar DEHB'li öğrencilere özel değil ve ilişkisel. Yine de, uykusunu zaten zor kurabilen biri için sabah 8:30'u ilk derse koymak, bence gereksiz bir risk. Neden geç yatıyoruz yazısında anlattığım düzen, ders saatinin kendisini seçerken de geçerli.

Bunu mutlak bir kural olarak söylemem. Bazı DEHB'liler sabahları daha iyi çalışıyor ve düzenli kalkabiliyor. Önemli olan, "sabah erken kalkarım" gibi bir niyete güvenmemek; geçen dönemlerde gerçekte kaçta kalktığına bakmak. Ders kaydı sırasında kendime sorduğum soru şu: bu saatte gerçekten hazır olabiliyor muyum, yoksa bu saate devam zorunluluğu mu var ve ben bu dersi her seferinde yarım uykuyla mı yapacağım?

İlaç kullanıyorsan, ilacın etki saatleri de seçimin parçası; ilk dersin ilacın etkisinin başlamadığı bir saate denk gelmesi seni zorlayabilir. Bunu hekiminle konuşmak mantıklı, ben bir öneride bulunmuyorum.

Gün içindeki dağılım da önemli. İki seçenek var ve ikisinin de artısı ve eksisi var. Dersleri üç dört güne toplamak, gidiş gelişi ve geçişleri azaltıyor, ama o günler uzun ve yorucu oluyor. Haftaya yaymak, her günü hafifletiyor ama her gün bir geçiş yükü getiriyor. Ders aralarındaki bir iki saatlik boşluklar çok iki yüzlü: kütüphaneye gidip o boşluğu çalışmaya çevirirsen kazanç, çevirmezsen telefonla geçen boş zaman. Boşluğu ne yapacağını önceden belirleyemiyorsan, boşluksuz bir program sana daha uygun olabilir. Bu da kendi geçmişine bakarak karar vereceğin bir şey.

Proje ağırlıklı mı, sınav ağırlıklı mı

Bu konuda araştırmaya dayanan bir cevabım yok. DEHB'li üniversite öğrencilerinde bir değerlendirme türünün diğerinden üstün olduğunu gösteren bir çalışma bilmiyorum. Kendi mantığımı yazıyorum.

Proje ağırlıklı derslerin riski zaman tahmininde. İnsanlar işin ne kadar süreceğini sistematik olarak olduğundan kısa tahmin ediyor ve bu hata, benzer işleri daha önce yapmış olsalar da devam ediyor (Buehler ve ark., 1994). Zaman körlüğü DEHB'de bu eğilimi büyütüyor. Dönem başında on dört hafta uzakta görünen teslim tarihi, kimsenin sorumluluğunda olmayan bir dönem. Proje dersinin avantajı ise ezber yükü olmaması ve çalışmanın dönem boyunca yayılması. Yapılan iş, bir ilgi alanıyla eşleşebiliyorsa hiperodak da işe yarayabiliyor. Grup projelerinde ayrı bir zorluk var; onu grup ödevleri yazısında yazdım.

Sınav ağırlıklı derslerde risk son haftaya yığılma ve tek günde gösterilmesi gereken performans. Avantajı, dönem boyunca daha az bölünmesi ve takvimin bilinen birkaç tarihe bağlanması. Sınav ağırlıklı bir ders, düzenli bir tekrar düzeni kurabiliyorsan taşınabilir; kuramıyorsan ara sınav ve final haftası bir araya geliyor.

Pratik kural olarak şunu öneriyorum: bir dönemde yalnızca bir ders, sonu belirsiz uzun bir projeye dayansın. Ve proje alırsan, o projenin ara teslimlerini dönem başında kendi takvimine yaz; hocanın vermediği ara teslimi kendin koy. Teslim tarihlerinin yönetimi için teslim tarihleri yazısındaki fikirler burada da işliyor.

Seçmeden önce bilgi toplamak

Ders seçerken katalogdaki ders adı pek bilgi vermiyor. Daha çok işe yarayan bilgiler şunlar: dersin değerlendirme biçimi (ödev oranı, ara sınav, proje), devam zorunluluğunun sıkılığı, haftalık okuma ya da ödev miktarı, hocanın e-posta ve teslim konusundaki tutumu, ders materyallerinin önceden paylaşılıp paylaşılmadığı. Bunların çoğunu bir üst sınıftaki öğrenciye ya da önceki yılın ders izlencesine bakarak öğrenebilirsin. Bölümde bunu rahatça soran bir öğrenci olmak, sanıldığı kadar garip değil.

Bir dersin sana uygunluğunu da bu bilgiyle tartmak gerekiyor: "ilginç bir ders" ile "benim taşıyabileceğim bir ders" aynı şey değil. İlginç bir dersin haftalık yüküne bakmadan seçilmesi, ilk üç hafta güzel geçip dördüncü haftada kabusa dönüşebiliyor.

Ekle-sil ve çekilme kararı

Çoğu üniversitede dönem başında bir ekle-sil haftası var ve belirli bir tarihe kadar ders bırakma ya da çekilme seçeneği olabiliyor. Bu kuralların ayrıntısı, kaç ders çekilebileceği, çekilmenin transkriptte nasıl göründüğü, devam şartı ve minimum AKTS gibi koşullar üniversiteden üniversiteye çok değişiyor. Bu yüzden genel bir bilgi veremem; senin üniversitenin yönetmeliğini ve akademik takvimini dönem başında okumak gerekiyor.

Karar anı için birkaç ilke koyuyorum. Karar kriterini önceden belirle: "ilk ödevi zamanında veremezsem, ilk quizde yarının altında kalırsam bu dersi bırakırım" gibi. Karar kriterini sonradan koymak çok zor, çünkü o an her şey "belki toparlarım" gibi görünüyor. Ayrıca bir dersi bırakmanın bedelini ve bırakmamanın bedelini birlikte hesapla: bırakırsan AKTS, süre, burs gibi şeyler; bırakmazsan, o dersle birlikte diğer derslerin de çökme ihtimali. Birinci dersin yarattığı yük, diğerlerini de aşağı çekiyorsa, bırakmak bütün dönemi kurtarabilir.

Bunu başarısızlık gibi okumamak gerekiyor. Dersi dönem boyu çekip sonunda düşük notla geçmek ile erken bırakıp başka bir dönem yeniden almak arasında seçim yapıyorsun. Bazı durumlarda ikincisi, hem enerjiyi hem not ortalamasını korur. Bazı durumlarda da bırakmak gereksiz; yük geçici bir haftaya aitmiş. Bu ayrımı yapmak için o hafta nasıl hissettiğine değil, son üç haftadaki gidişe bak.

Danışman ve resmi destek

Danışman, ders kaydında en az kullanılan kaynaklardan biri. Çoğu öğrenci onu bir imza makamı gibi görüyor; oysa iyi bir danışman, hangi derslerin birlikte yük bindirdiğini, hangi hocanın nasıl bir yük getirdiğini biliyor. Danışmanla görüşmeye giderken önceden hazırlanmak işe yarıyor: geçen dönemin yükü, hangi hafta çöktüğün, hangi dersin sana ağır geldiği, bu dönem için aklındaki seçenekler. DEHB tanın varsa ve paylaşmak istiyorsan, bunu açıkça söylemek, ders yükü konusunda esneklik talep etmeni kolaylaştırabilir; paylaşmak ya da paylaşmamak sana ait bir karar.

Resmi destek konusunda: üniversitelerdeki engelli öğrenci birimleri, DEHB'li öğrenciler için sınav düzenlemeleri gibi uyarlamalar sunabiliyor; bu birimin ne yaptığını engelli öğrenci birimi yazısında yazdım, sınav tarafını ise sınav düzenlemeleri yazısında. Ders yükünün azaltılması ya da dönem süresinin esnetilmesi gibi talepler ise yönetmeliğe ve birimin yaklaşımına bağlı. Ben bunu bir hak olarak değil, sorulması gereken bir soru olarak görüyorum: "Benim durumumda ders yükünü hafifletmek için yapabileceğiniz bir şey var mı?" Cevap "hayır" bile olsa, öğrenmek seçeneklerini netleştiriyor.

Gerçekçi bir hafta kaç saat

Aşağıdaki tablo kendi hesabım; bilimsel bir norm değil, bir planlama kaba taslağı. Mantığı: derste geçen süreyi doğrudan sayıyorum, ders dışı çalışmayı bir ders saatine yaklaşık bir saat, ödevli ve projeli derslerde daha fazla olarak varsayıyorum.

Yük Ders sayısı Derste (saat/hafta) Ders dışı (saat/hafta) Toplam
Hafif 4 12 10-12 22-24
Orta 5 15 15-18 30-33
Tam 6 18-20 20-24 38-44

Bu toplamlara yolculuk, yemek, uyku ve işe yönelik zaman dahil değil. Haftanın yüz altmış sekiz saatinden uyku (yedi sekiz saat × yedi), yemek, hazırlık ve yolculuk çıkınca geriye kalan gerçek zamanı hesaplamak, bu tablonun işe yarar kısmı.

Burada kritik soru: ders dışı çalışma için gerçekten kaç saat odaklı zaman üretebiliyorsun? Günde kaç saat ders çalışılır yazısında sayıya değil, ölçüme dayanan bir yaklaşım anlattım. Diyelim ki gerçekten odaklı çalıştığın zaman günde iki üç saat ve haftada beş gün artı hafta sonu yarım gün çalışabiliyorsun. Bu, haftada kabaca on iki ile on sekiz saat ediyor. Bu da hafif ve orta yük arasında bir yere denk geliyor. Altı dersin ders dışı yükünün yirmi dört saate çıktığı bir haftada, bu hesap tutmuyor.

Elbette gerçek hayat bu tabloya uymuyor: bazı haftalar boş, bazıları tıka basa. Bu yüzden hesaba bir de yastık ekliyorum: planladığım yükün en kalabalık haftasında bile hafta sonunun bir kısmı boş kalmalı. Kalmıyorsa, dönem boyunca bir sıkışma haftası yeterli olacak ve o hafta toparlanma yerine çökme yaşanacak.

Aşırı yüklü bir dönemin bedeli

Fazla yük bir dönem boyunca sessizce kendini göstermiyor; belirli bir sırayla ilerliyor. İlk haftalar iyi gidiyor, çünkü her şey yeni. Üçüncü dördüncü haftada ödevler birikmeye başlıyor ve bir iki ders gerideki ilk dersler haline geliyor. Ara sınav haftasında bütün dersler aynı anda yüklenince uyku kısalıyor. Uyku kısalınca dikkat ve çalışma belleği daha da zayıflıyor, bu da geride kalmayı hızlandırıyor. Dönemin son üçte birinde "yetişmek" mümkün olmadığı için çıkış yolu bırakmak ya da düşük notu kabullenmek oluyor.

Bu bir karakter hikayesi değil, bir yük hesabı. Üstüne bir de duygusal maliyet biniyor: kendini suçlama, kaçınma ve utanç. Utanç ve öz-şefkat yazısında anlattığım döngü bu tür dönemlerde çok hızlı işliyor. Uzun süreli aşırı yük ise tükenmişliğe dönebiliyor ve toparlanması bir dönem değil, birkaç dönem sürebiliyor. Bir sonraki dönemi de etkileyen bu bedel, "bir dönem biraz daha az ders alsam ne olur" sorusunun fiyatını görmek için bence iyi bir ölçü.

Başarısız bir dönem çoğu zaman kişisel bir başarısızlık değil, yükü kapasiteyle eşleştirememenin sonucu. Bunu görmek, bir sonraki dönemin kaydını farklı yapmanı sağlıyor.

Bana kalan

Ders kaydını ben bir takvim kararı olarak görüyorum. Dersin ne kadar ilgi çekici olduğu başka bir soru; onu seçmeli derslerde ve sonraki dönemlerde cevaplamak mümkün. Bu dönemin sorusu şu: bu yük, benim gerçek haftamın içine sığıyor mu?

DEHB'li bir öğrenci için ben olsam şunları yapardım: ilk dönemde standart yükün biraz altında başlardım; ağır dersleri hafif derslerle karıştırırdım; aynı türden üç dersi aynı döneme koymazdım; 8:30'dan kaçınırdım; ve ekle-sil haftasını, vazgeçmek için değil, ayarlamak için bir fırsat olarak görürdüm. Danışmanla dönem başında konuşurdum ve resmi destek seçeneklerini sormaktan çekinmezdim.

Bunların hiçbiri "az çalış" demek değil. Kendi kapasiteni dürüstçe ölçmek ve yükü ona göre kurmak demek. Mezuniyet takvimi önemli, ama dönemi yarıda çökerten bir takvimin kendisini ertelemekten daha pahalı olduğunu düşünüyorum. Sürekli yetişmeye çalışan bir dönem ile biraz ferah ama düzenli giden bir dönem arasında, ikincisini seçmek çoğu zaman uzun vadede daha hızlı oluyor.

Sık sorulanlar

DEHB'li öğrenci dönemde kaç ders almalı?
Herkes için geçerli bir sayı yok. Ben olsam standart yükün biraz altıyla başlar, ilk dönem sonunda gerçek durumu görüp ayarlardım. Bu kararın burs, yurt ve mezuniyet süresi gibi bedelleri var; üniversitenin kurallarına bakmak gerekiyor.
Sabah 8:30 dersleri DEHB'li öğrenci için gerçekten kötü mü?
Uyku sorunu yaşayan, geç yatan ve ilaç etkisi sabahın ilk saatinde henüz başlamamış öğrenciler için bu saatler riskli olabiliyor. Kesin kural değil; sabah insanıysan ve düzenli kalkabiliyorsan fark etmeyebilir.
Proje ağırlıklı ders mi sınav ağırlıklı ders mi daha uygun?
İkisinin de başka bir zorluğu var. Projede uzun vadeli planlama ve zaman tahmini, sınavda yoğun ezber ve tek seferlik performans zorlayıcı. En iyi olanı, aynı dönemde ikisinden de fazla yüklenmemek ve kendi geçmiş deneyimine bakmak.
Bir dersi ne zaman bırakmalı?
İlk haftalarda yetişmeme belirtileri (ilk ödevin kaçması, ilk quizde ciddi geride kalmak) görünüyorsa ve durum toparlanacak gibi değilse, ekle-sil ya da çekilme tarihinden önce karar vermek gerekiyor. Bırakmanın bedelini ve üniversite kurallarını önceden öğren.
Ders yükünün hafifletilmesi için resmi destek alınabilir mi?
Bu üniversiteye ve yönetmeliğe göre değişiyor. Engelli öğrenci birimi ve danışmanla konuşmak mümkün; DEHB raporu ve somut bir talep genelde gerekiyor. Ne mümkün olduğunu sormadan bilemezsin.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar6
  1. Weyandt, L. L., & DuPaul, G. J. (2006). ADHD in college students. Journal of Attention Disorders, 10(1), 9-19.↩
  2. DuPaul, G. J., Weyandt, L. L., O'Dell, S. M., & Varejao, M. (2009). College students with ADHD: Current status and future directions. Journal of Attention Disorders, 13(3), 234-250.↩
  3. Kuriyan, A. B., Pelham, W. E., Molina, B. S. G., Waschbusch, D. A., Gnagy, E. M., Sibley, M. H., et al. (2013). Young adult educational and vocational outcomes of children diagnosed with ADHD. Journal of Abnormal Child Psychology, 41(1), 27-41.↩
  4. Onyper, S. V., Thacher, P. V., Gilbert, J. W., & Gradess, S. G. (2012). Class start times, sleep, and academic performance in college: A path analysis. Chronobiology International, 29(3), 318-335.↩
  5. Buehler, R., Griffin, D., & Ross, M. (1994). Exploring the planning fallacy: Why people underestimate their task completion times. Journal of Personality and Social Psychology, 67(3), 366-381.↩
  6. Curcio, G., Ferrara, M., & De Gennaro, L. (2006). Sleep loss, learning capacity and academic performance. Sleep Medicine Reviews, 10(5), 323-337.↩

Bu yazı 15 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.