Hiperodak: DEHB'nin en yanlış anlaşılan tarafı
Bir konuya saatlerce dalabiliyorum ama gereken işe başlayamıyorum. Hiperodak neden bir çelişki sayılmıyor ve nasıl yönlendiriliyor.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 7 bölüm var
“Sen saatlerce oyun oynayabiliyorsun ama ders çalışamıyorsun, demek ki yapabiliyorsun.”
Bu cümleyi ben de duydum, en çok da kendimden. Merak ettiğim bir konuya sabahın dördüne kadar dalabildiğim bir gecenin ertesinde, teslim edilmesi gereken bir belgeye yirmi dakika bile veremediğimde, kendi kendime aynı cümleyi kurdum: demek ki yapabiliyorsun, demek ki istemiyorsun.
Yıllar sonra o cümlenin neresinin yanlış olduğunu anladım. İkisi aynı sistemin iki ucuydu.
Çelişki neden yok
DEHB'nin adı yanıltıyor. Dikkat eksik değil, yönlendirilemiyor. Sistem “önemli olana odaklan” komutunu zayıf çalıştırıyor, “ilgi çekene odaklan” komutunu çok iyi çalıştırıyor.
Hiperodak bunun uç hali: konu yeterince çekiciyse odak kilitleniyor ve kilitten çıkmak da zorlaşıyor. Brown'ın DEHB tarifinde de vurgulanan şey bu: sorun dikkatin miktarında değil, yönetiminde (Brown, 2005).
Ne tür işler açıyor: yeni olanlar, anlık geri bildirim verenler, oyunlaştırılmış olanlar, ve gerçekten merak edilenler. Ne tür işler açmıyor: tekrarlı, gecikmeli ödüllü, sonucu belirsiz işler.
Mesele odaklanamamak değil. Odağın anahtarının başkasında olması.
Araştırma ne diyor
Hiperodak uzun süre klinik literatürde neredeyse yoktu. DSM'de geçmiyor, tanı ölçütlerinin hiçbir maddesinde yer almıyor. Yakın zamanda ciddiye alınmaya başladı.
Yetişkinlerle yapılan bir çalışmada bu deneyimi ölçmek için bir anket geliştirildi ve iki ayrı örneklemde uygulandı. DEHB belirtileri yüksek olan kişiler, hem genel olarak hem de okul, hobi ve ekran başı olmak üzere üç ayrı alanda daha sık hiperodak bildirdi (Hupfeld ve ark., 2019). Yani “DEHB'liler dalıp gidiyor” gözlemi, ölçülebilir bir karşılık buluyor.
Alanın kendisini gözden geçiren bir derleme ise daha temkinli: hiperodağın tanımı bile üzerinde anlaşılmış durumda değil; farklı çalışmalar farklı şeyler ölçüyor ve altındaki mekanizma bilinmiyor (Ashinoff ve Abu-Akel, 2021).
Dolayısıyla elimizde şu var: deneyim gerçek ve yaygın, ölçülmeye yeni başlandı, mekanizma açık değil ve DEHB'ye özgü olduğu gösterilmiş değil. Hiperodak, otizm ve başka tablolarda da tarif ediliyor. Ben bunu bir “süper güç” olarak anlatan içeriklerden bu yüzden uzak duruyorum: elimizdeki bilgi o kadar net değil.
Akışla aynı şey mi
Sık sorulan bir soru ve cevabı net değil. Akış, bir işe keyifle ve verimli biçimde gömülme hali olarak tarif ediliyor; kişi işin içinde kayboluyor ama iş genelde onun seçtiği iş oluyor ve çıktığında iyi hissediyor.
Hiperodakta bende olan şey her zaman bu değil. Bazen gerçekten akış gibi, bazen tuzak gibi: konu beni ele geçiriyor, çıkmak istiyorum ve çıkamıyorum, sonunda iyi de hissetmiyorum. Bu ikisini ayıran şeyin ne olduğu, hatta ayrı olup olmadıkları hala tartışılıyor (Ashinoff ve Abu-Akel, 2021).
Benim pratik ayrımım kaba ama işimi görüyor: çıktığımda “iyi ki” mi diyorum, yoksa “yine mi” mi? Cevap ikincisiyse o seans bana bir şey kazandırmadı, sadece saat aldı.
İyi tarafı
Hiperodak bir kusur listesine sıkıştırılamıyor, çünkü ürettiğim işin çoğu orada çıkıyor.
- Uzun ve zor bir işi tek oturuşta bitirmek
- Bir konuyu haftalar içinde derinine kadar öğrenmek
- Kriz anında dikkatin toplanması
Bu yüzden bazı meslekler DEHB ile iyi uyuşuyor: değişken, kısa döngülü, sonucu hemen görünen işler. Kendi kendine öğrenmede bu durumun nasıl kullanılabileceğini hiperodakla kendi kendine öğrenmek yazısında ayrıca yazdım.
Kötü tarafı
Beden unutuluyor. Su içilmiyor, yemek yenmiyor, tuvalete gidilmiyor. Buna beden sinyali körlüğü deniyor ve hiperodakla birleştiğinde saatler sürebiliyor. Ayrıntısı beden sinyali körlüğü yazısında.
Zaman kayboluyor. Zaman körlüğü zaten var; hiperodakta tamamen siliniyor. “Yarım saat bakayım” gerçekten altı saat olabiliyor.
Yanlış işe gidiyor. Teslim edilecek rapor dururken üç saat boyunca alakasız bir konu araştırılıyor. İş çıkıyor, ama gereken iş değil. Bende bunun en tehlikeli hali, ertelediğim işe çok benzeyen bir işe dalmak: hazırlık yapıyorum, araştırıyorum, sistem kuruyorum. Akşam çok çalışmış ve hiçbir şey teslim etmemiş oluyorum.
Sonrası çöküyor. Uzun bir hiperodak sonrası tükeniş geliyor: aşırı odaklanma çöküşü. Beden faturayı sonra kesiyor ve o fatura genelde ertesi gün geliyor.
Çıkmak zorlaşıyor. Kimse “yeter” demiyorsa kendiliğinden bitmiyor. Benim en çok yanıldığım yer burası: içeriden gelecek bir “artık kalkayım” sinyali bekliyorum ve o sinyal gelmiyor.
İlişkilere değiyor. Konuşan birini duymamak, saat sözünü kaçırmak, “beni dinlemiyorsun” cümlesini duymak. Hiperodağın en az konuşulan bedeli bu ve karşı taraftan bakınca umursamazlık gibi görünüyor.
Nasıl yönlendirilir
Hiperodağı yasaklamak ne mümkün ne de akıllıca. Yapılabilecek şey ona sınır koymak ve doğru yere yöneltmek.
- Dışarıdan çıkış işareti. Sesli alarm, başka birinin uyarması, otomatik kapanan bir sayaç. İçeriden gelen sinyale güvenilmiyor. Bende telefon alarmı yetmiyor, çünkü kapatıp devam ediyorum; işe yarayan şey odanın dışında çalan bir alarm.
- Girmeden önce hazırlık. Su, yemek, telefon şarjda. Girdikten sonra bunları düşünmüyorsun.
- Doğru işi çekici hale getirmek. Gereken işe yenilik, süre yarışı ya da anlık geri bildirim eklemek bazen odağı oraya çekiyor: oyunlaştırma ve sayaç yarışı.
- Sonrasını boş bırakmak. Uzun bir odak seansının ardından yoğun bir iş planlamamak.
- Yatmadan önce girmemek. Hiperodak uyku saatini kolayca üç saat kaydırıyor. Uyku tarafını DEHB ve uyku yazısında anlattım.
Sık yapılan hata
En sık yapılan hata, hiperodağı bir çalışma yöntemi sanmak. Sipariş üzerine gelmiyor. “Bu hafta raporu hiperodakla bitiririm” diye plan kurulmuyor, çünkü açılıp açılmayacağına sen karar vermiyorsun.
İkinci hata, onu bir kimlik haline getirmek. “Ben hiperodak insanıyım, o yüzden ancak son gece çalışırım” cümlesi bir süre sonra gerçekten işe yarayan sistemleri kurmayı engelliyor. Kriz üzerine kurulu çalışma biçimi kısa vadede iş çıkarıyor, uzun vadede tüketiyor (Faraone ve ark., 2021). Bu tarafı DEHB'de tükenmişlik yazısında yazdım.
Benim vardığım yer şu: hiperodak bir yetenekten çok bir hava durumu. Yağmuru ısmarlayamıyorum ama şemsiyeyi yanıma alabiliyorum. Yaptığım tek şey, açıldığında elimin altında doğru işin olmasını sağlamaya çalışmak ve kapandığında beni durduracak bir şeyin dışarıda hazır beklemesi.
Sık sorulanlar
- Hiperodak nedir?
- Bir işe zamanın, açlığın ve çevrenin kaybolduğu bir yoğunlukta dalmak. DEHB'de sık görülüyor ve odaklanamamakla çelişmiyor.
- Odaklanamayan biri nasıl saatlerce odaklanabiliyor?
- Çünkü sorun odaklanmak değil, odağın nereye gideceğini seçebilmek. İlgi çeken ve anlık geri bildirim veren işlerde odak kendiliğinden açılıyor; gereken ama sıkıcı işlerde açılmıyor.
- Hiperodak ile akış aynı şey mi?
- Tam olarak değil. Akış seçilerek girilen ve bırakılabilen bir hal; hiperodakta ise girmek de çıkmak da kişinin elinde olmuyor.
- Hiperodaktan nasıl çıkılır?
- Bastırarak değil, dışarıdan bir çıkış işareti kurarak. Sesli alarm, başka odadaki bir taahhüt ya da birinin seslenmesi, içeriden verilemeyen kararı dışarıdan veriyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.