İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ile grup ödevleri ve ekip projeleri: neden bu kadar zor

Grup ödevinde ya kaybolan ya da her şeyi tek başına üstlenen kişi olmak. DEHB'de ekip işinin nerede tıkandığını ve ilk toplantıda neyin işe yaradığını yazdım.

7 dakika okumaOrta
Bu yazıda 7 bölüm var

Grup ödevi lafını duyunca aklıma iki insan geliyor. Biri, mesaj grubunda üç gün sessiz kalıp sonra "ben ne yapıyordum?" diye yazan kişi. Öbürü, teslimden önceki gece herkesin payını tek başına toparlayan kişi.

DEHB'de bu iki kişi çoğu zaman aynı insan oluyor. Sadece farklı haftalarda.

Ben ödevlerimi son gece yapıyordum ama yapıyordum. Tek başıma olduğumda bu düzen bir şekilde işliyordu, çünkü bedelini yalnızca ben ödüyordum. Grup işinde son gece başka insanların da gecesi oluyor. Bu yazıyı biraz o farkı düşünmek için yazıyorum.

İki rol, tek kök

Kaybolan kişi ile her şeyi üstlenen kişi dışarıdan zıt görünüyor. Birine sorumsuz, öbürüne fedakâr deniyor. İçeriden bakınca ikisi de aynı yerden besleniyor: işin takibini güvenilir biçimde yapamamak ve bunun yaratacağı utançtan kaçmak.

Kaybolan kişi toplantıda "tamam, ben şu kısmı alırım" diyor, sonra o kısmın tam olarak ne olduğunu hatırlamıyor. Sormaya utanıyor. Sormadıkça iş büyüyor, iş büyüdükçe sormak daha da zorlaşıyor.

Her şeyi üstlenen kişi ise bu döngüyü yaşamış ve bir daha yaşamamaya karar vermiş. Kimseye bağımlı olmazsa kimseyi yarı yolda bırakmayacak. Buna çoğu zaman sorumluluk deniyor; bence biraz da korunma.

Grup işinde en zor kısım işin kendisi değil. İşin kimde, nerede ve ne zaman olduğunu akılda tutmak.

Grup çalışması neden özellikle zorluyor

Tek başına yapılan ödevde bütün bilgi senin kafanda ya da masanda. Grup işinde bilgi dağılıyor: bir karar toplantıda sözlü alınıyor, bir değişiklik mesaj grubunda konuşuluyor, bir dosyanın son hâli başka birinin bilgisayarında duruyor.

Bu dağınıklık çalışma belleğini tam zayıf olduğu yerden yakalıyor. DEHB'li ve tipik gelişen çocuklarla yapılan küçük ama dikkatli bir deneyde, bağımsız gözlemciler çocukların dikkatli davranışını farklı bellek yükleri altında izlemiş. Dikkatteki farkı iki durum açıklamış: bilgiyi yönetip yönlendirme işinin devreye girmesi ve akılda tutulacak bilginin kapasiteyi aşması. İkincisi her iki grupta da dikkati bozuyordu ama DEHB'li çocuklarda daha düşük yüklerde başlıyordu (Kofler ve ark., 2010). Örneklem küçük ve çocuklardan oluşuyor, yetişkinlere doğrudan taşımak doğru olmaz. Yine de grup işinde yaşadığım şeyi anlamama yardım etti: akılda tutmam gereken şey arttığı anda dikkatim dağılıyor.

Buna üç şey daha ekleniyor:

Teslim tarihi uzak ve ortak. Tarih herkesin olduğu için kimsenin olmuyor. Kendi payının ara tarihi yoksa iş, "şimdi olmayan" bölgede bekliyor.

Başkasının temposuna bağlı olmak. Arkadaşın kendi kısmını bitirmeden sen başlayamıyorsan, beklemek de bir iş oluyor. Bekleme hâli DEHB'de çok pahalı; başka bir işe geçemiyorsun, bekleneni de yapamıyorsun.

Koordinasyon işi görünmüyor. Kim ne yapacak, hangi dosya güncel, kime hatırlatılacak. Bu işi biri yapıyor ama kimse onu iş olarak saymıyor.

Üniversite öğrencilerindeki DEHB üzerine yapılmış bir derleme, bu grupta akademik güçlüklerin tutarlı biçimde görüldüğünü bildiriyor. Aynı derleme, üniversite öğrencileri için özel olarak sınanmış kontrollü müdahale çalışmalarının o dönemde henüz yapılmamış olduğunu da not ediyor (DuPaul ve ark., 2009). Yani bu alandaki yöntemlerin çoğu hâlâ deneyimden ve genel ilkelerden geliyor. Okul yıllarının genel tablosunu okulda ve üniversitede DEHB yazısında ele almıştım.

Herkes biraz geri çekiliyor

Grup işinin DEHB'den bağımsız bir sorunu da var. Sosyal psikolojide "sosyal tembellik" diye bilinen olgu: insanlar grup içinde, tek başına çalıştıklarından daha az çaba gösterme eğiliminde. Yetmiş sekiz çalışmayı birleştiren meta analiz bu etkinin güvenilir olduğunu gösteriyor. Kişinin katkısının ayrıca değerlendirilebilmesi, iş arkadaşlarından beklentiler ve işin anlamlı bulunması gibi etkenler de bu eğilimi belirgin biçimde değiştiriyor (Karau ve Williams, 1993).

Bu bulgu bana iki şey söyledi. Birincisi, grup işindeki aksaklıkların hepsini kendi DEHB'ime yazmamam gerekiyor; bazı gruplar herkes için dağınık. İkincisi, çözüm aynı yerden geçiyor: herkesin katkısı görünür olduğunda genel çaba toparlanıyor, benim payım da kafamın içinden çıkıp ortada bir yere yazılıyor.

Utanç ve fazla üstlenmek

Grup işinin duygusal tarafı en az pratik tarafı kadar ağır. Yetişkin DEHB'de duygu düzenleme güçlüğünü inceleyen meta analizde en güçlü fark duygusal dalgalanmada çıkmış (Beheshti ve ark., 2020). Günlük hayattaki karşılığı şu: bir arkadaşın "o kısmı bitirdin mi?" diye sorması, sorunun kendisinden çok daha büyük bir şey gibi yaşanabiliyor.

Bu hissi çoğu zaman reddedilme duyarlılığı diye adlandırıyoruz. Resmî bir tanı olmadığını ve arkasındaki araştırmanın sınırlı olduğunu biliyorum; yine de o anı tarif etmeye yarıyor.

Her şeyi üstlenmek bu hisse karşı bir kalkan. Kimse soramaz, çünkü her şey zaten bende. Kalkanın bedeli de var: son gece tükenmiş oluyorsun, arkadaşların öğrenmesi gerekeni öğrenmemiş oluyor ve "hep ben yapıyorum" kırgınlığı sessizce birikiyor.

Fazla üstlenmek, geride kalmanın utancından korunmanın en yorucu yolu.

İlk toplantıda kurulabilecek küçük sistem

Grup işinin kaderi genelde ilk buluşmada belirleniyor. Denemeye değer bulduğum düzen dört parçadan oluşuyor ve hepsi yazılı:

Tek bir ortak tablo. Üç sütun yeterli: iş, kişi, tarih. Toplantıda konuşulan her iş toplantı bitmeden bu tabloya giriyor. Tabloda olmayan iş yok sayılıyor.

Her payın ara tarihi. Ortak son tarihten geriye doğru, her kişinin kendi kısmı için bir tarih. Tercihen son tarihten birkaç gün önce. Sözlükteki adı aşamalı teslim ve grup işinde son gece zincirini kıran en basit araç bu.

Payı küçük ve somut istemek. "Literatür kısmı" belirsiz bir iş. "Beş kaynak bulup her birinden üç cümlelik not çıkarmak" başlanabilir bir iş. Kendi payını alırken ilk hareketini de netleştirmek işe yarıyor.

Bir kişiye koordinasyon rolü. Bu rolün açıkça birine verilmesi, görünmeyen işi görünür hâle getiriyor. O kişinin sen olman gerekmiyor; çalışma belleği zorlanan biri için ilk tercih olmayabilir de.

Toplantıda kullanılabilecek birkaç cümle:

  • "Bunu tabloya yazalım, yoksa unuturuz."
  • "Benim kısmım tam olarak ne, bir cümleyle yazabilir miyiz?"
  • "Kendi payım için perşembeyi koyuyorum, o gün size göstereceğim."

Son cümlenin ayrı bir işlevi var: başkasına verilen söz, kendine verilen sözden çok daha gerçek bir aciliyet üretiyor. Bunun ayrıntısı panik verimliliği yazısında.

Rolünü kendine göre seçmek

Grup işinde herkes her işi eşit yapmak zorunda değil ve bu bence DEHB'li biri için en az konuşulan fırsat.

Bir projenin farklı aşamaları farklı beceriler istiyor. Başlangıçta fikir üretmek, konuyu çerçevelemek, dağınık kaynaklar arasında bağlantı kurmak var. Ortada uzun ve sabırlı bir toplama, düzenleme dönemi var. Sonda biçimlendirme, kaynakça, son okuma ve teslim var.

Ben ilk aşamada iyiyim. Merak taze, konu yeni, dikkat kendiliğinden geliyor. Son aşamada ise en küçük ayrıntılar gözümden kaçabiliyor ve bitirmek bir dağ gibi görünüyor. Bunu bildiğimde payımı alırken daha dürüst davranabiliyorum: "Ben giriş ve çerçeve kısmını alayım, son okumayı ayrıntıya dikkat eden birinin yapması daha iyi olur."

Bu bir kaçış sayılmaz, çünkü karşılığında gerçekten iyi yapabileceğim bir işi üstleniyorum. Grubun geri kalanı için de iyi bir takas: herkes kendi güçlü olduğu yerde çalışınca işin toplam kalitesi artıyor.

Yine de her zaman sevdiğin kısmı alamayacaksın. O durumda sıkıcı payı küçük parçalara bölmek ve birlikte çalışılacak bir saat belirlemek işe yarıyor. Aynı masada ya da görüntülü aramada sessizce birlikte çalışmak, tek başına başlanamayan işi başlatabiliyor.

Bir de mesaj grubu meselesi var. Grup ödevinin iletişimi çoğu zaman gün boyu akan bir mesaj akışına dönüşüyor. Her bildirim dikkati bölüyor, bildirimleri kapatınca da önemli bir karar kaçıyor. Denemeye değer bulduğum orta yol, grubun bildirimlerini sessize alıp günde iki sabit saatte akışa bakmak ve önemli kararların ortak tabloya da yazılmasını rica etmek. Böylece mesajları kaçırmak, kararları kaçırmak anlamına gelmiyor.

Geride kaldığında

Olacak. Tablo da ara tarih de bazen tutmayacak. Asıl mesele o anda ne yaptığın.

Geride kaldığımı fark ettiğim an en kötü seçenek sessiz kalmak. Sessizlik iki gün içinde bir açıklama borcuna, bir hafta içinde kaçınmaya dönüşüyor. Kısa ve erken bir mesaj çoğu zaman yeterli:

"Benim kısmım planladığımdan geç kaldı. Çarşamba akşamına kadar tamamlıyorum. Bu sizin tarafınızda bir şeyi aksatıyorsa söyleyin, önce o parçayı bitireyim."

Bu mesajda uzun bir özür yok, kendini yerden yere vurmak yok. Bir durum, bir tarih ve karşı tarafın işine dair bir soru var. Grup arkadaşlarının asıl ihtiyacı da bu üçü.

Kendime sık hatırlattığım bir şey daha var: grup işinde zorlanmam, iş birliği yapamadığım anlamına gelmiyor. Genelde yalnızca işin hafızasının kimsenin üstünde olmadığını gösteriyor. Hafızayı ortaya, bir tabloya koyduğumda ben de grubun rahat bir parçası olabiliyorum.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. DuPaul, G. J., Weyandt, L. L., O'Dell, S. M., & Varejao, M. (2009). College students with ADHD: Current status and future directions. Journal of Attention Disorders, 13(3), 234-250.
  2. Kofler, M. J., Rapport, M. D., Bolden, J., Sarver, D. E., & Raiker, J. S. (2010). ADHD and working memory: The impact of central executive deficits and exceeding storage/rehearsal capacity on observed inattentive behavior. Journal of Abnormal Child Psychology, 38(2), 149-161.
  3. Karau, S. J., & Williams, K. D. (1993). Social loafing: A meta-analytic review and theoretical integration. Journal of Personality and Social Psychology, 65(4), 681-706.
  4. Beheshti, A., Chavanon, M.-L., & Christiansen, H. (2020). Emotion dysregulation in adults with attention deficit hyperactivity disorder: A meta-analysis. BMC Psychiatry, 20, 120.