DEHB'li öğrenci kötü sınav sonucundan nasıl toparlanır
Kötü bir sınav notundan sonraki ilk 24 saat, kağıdı dört hata türüne göre okumak, aileye ve öğretmene ne demeli, telafi seçenekleri ve plan değişikliği.
Kötü sınavdan sonraki hafta: protokol5 adım
- İlk gün karar verme. Notu gördüğün gün ders programını yırtma, bölümü sorgulama, kimseye uzun mesaj yazma. Yemek, uyku, biraz hareket. Sonuç ertesi gün de aynı olacak, sen daha sakin olacaksın.
- Kağıdı ikinci ya da üçüncü gün aç. Mümkünse çıktısını ya da fotoğrafını al. Her yanlışın yanına bir harf yaz: D dikkatsizlik, B bilgi eksiği, S süre, K kaygı.
- Dağılıma bak, tek bir soruya değil. Hataların çoğu hangi harfteyse plan oradan değişir. Yarısı D ise daha çok çalışmak çare değil, kontrol sistemi çaresi.
- Bir ya da iki değişiklik seç. Yedi şeyi birden değiştiren plan bir hafta sonra bırakılır. Seçtiğin değişiklikleri takvime tarih ve saat yazarak koy.
- Gerekiyorsa konuş. Aileye, öğretmene ya da danışmana somut cümlelerle: ne oldu, ne düşünüyorsun, ne istiyorsun.
Bu yazıda 9 bölüm var
Diyelim ki sonuç açıklandı. Telefonda bir sayı var ve o sayı, haftalarca çalıştığını düşündüğün sınavın karşılığı olarak çok küçük kalıyor. Midede bir düğüm, kulaklarda ses, ilk cümle neredeyse hep aynı: "Ben bunu yapamıyorum."
Bu yazı o ilk cümleden sonraki günler için. Bir sınav sonrasında ne yapılacağına dair cevabı iki parçada veriyorum: ilk gün hiçbir şey yapma, sonraki günlerde kağıdı bir dedektif gibi değil bir muhasebeci gibi oku. Sınavdan önceki hazırlık için DEHB ile sınava nasıl çalışılır yazısı, sınav sırasında süre yönetimi için de deneme sınavı ve süre yönetimi yazısı var. Burada sınavın bittiği yerden başlıyorum.
İlk 24 saat: hiçbir şeyi değiştirme
Notu gördüğün gün karar vermek için en kötü gün. Duygu yüksekken verilen kararlar genelde ya aşırı sertleşme ("bundan sonra günde on saat") ya da aşırı vazgeçme ("zaten olmuyor, bölümü bırakırım") biçiminde çıkıyor. İkisi de gerçek bir veriye değil, o anki sonuçla ilgili hisse dayanıyor.
Bana kalırsa ilk gün için üç küçük hedef yeter. Yemek ye, çünkü aç kafayla bu notu yorumlamak ağırlaşır. Biraz hareket et, yürümek bile olur. Uyu. Telefonda sınıf arkadaşlarının notlarına bakmak, grup yazışmalarını okumak ve "sen kaç yaptın" sorularına cevap vermek bu günün işi değil. Sormak isteyenlere "bir gün sonra konuşalım" demek tamamen kabul edilebilir bir cümle.
DEHB'li biri için bu günün bir ek zorluğu var: duygular daha hızlı ve daha yüksek geliyor, inmeleri de daha uzun sürüyor. Bu, duygu düzenleme güçlüğünün bilinen bir yüzü. Yani ilk günün ağırlığı normal sayılır, "abartıyorum" diye kendini ayrıca yargılamana gerek yok.
Bir istisna var. Bazen ilk günün akşamında bir sonraki sınav ya da teslim yaklaşır. O durumda kağıdı analiz etmek yerine yalnızca yaklaşan işe odaklan. Analiz, bu işten sonra da yapılabilir.
Kağıdı veri gibi okumak
İkinci ya da üçüncü gün kağıdı aç. Mümkünse elinde bir kopya, çıktı ya da net bir fotoğraf olsun. Amaç tek bir şey: her yanlışın neden yanlış olduğunu bir kategoriye koymak. Not düşük diye hepsi aynı hata değil. Dört ana kategori işe yarıyor:
Dikkatsizlik hatası. Bilgiyi biliyorsun, ama soruyu yanlış okudun, işareti kaydırdın, "değildir" yerine "dir" gördün, şıkkı karıştırdın, bir işlemde eksi işaretini düşürdün. Kağıda dönüp baktığında "bunu bilirdim" hissi çok güçlü. DEHB'de bu kategori sık çıkıyor, çünkü dikkat sürekli aynı seviyede çalışmıyor: bilen kişi de o an görmeyebiliyor. İş yerinde de aynı mekanizma var, sınavda yalnızca bedeli daha görünür.
Bilgi hatası. Sorunun cevabını gerçekten bilmiyorsun ya da yarım biliyorsun. Konu çalışılmamış, çalışılmış ama oturmamış, ya da başka bir konuyla karışmış. Bunun dikkatsizlikten ayrımı şu: kağıda sakin bir kafayla baktığında hala doğru cevabı kendiliğinden bulamıyorsan, bu bilgi hatası.
Süre hatası. Son sorulara hiç bakamadın, boş bıraktın ya da son dakikada rastgele işaretledin. Ya da yetiştin ama bir soruda o kadar kaldın ki diğerlerine telaşla girdin. DEHB'de zaman algısı sapıyor; süre yönetimini ayrı bir beceri gibi çalışmak gerekiyor.
Kaygı hatası. Bildiğin bir konuyu o an hatırlayamadın, boş ekrana baktın, sonra sınav çıkışında cevap aklına geldi. Çalışma belleği kaygıyla birlikte zaten daralıyor; sınav kaygısı yazısında mekanizmayı ayrıntılı yazdım. Bu hata türünün işareti, çıkışta "bu neydi, biliyordum" demek.
İşaretlemeyi şöyle yapmanı öneririm: her yanlışın yanına bir harf yaz. D, B, S, K. Bir soru iki kategoriye girebilir, o zaman daha baskın olanı seç. Emin olamadığın sorulara bir de soru işareti koy. Sonra harfleri say.
Diyelim ki 40 soruluk bir denemede 12 yanlışın var. Sayınca 4 dikkatsizlik, 5 bilgi, 2 süre, 1 kaygı çıktı. Bu dağılım "hep boşa çalışıyorum" duygusunu bir anda başka bir şeye çeviriyor: yanlışların dörtte biri aslında bildiğin sorulardı, yarısından fazlası ise konu eksiği. Artık iki ayrı problemin var ve çareleri farklı.
Dağılım neyi değiştirir
Her hata türünün çaresi farklı. Aşağıdaki tablo kesin bir kural değil, benim önerim.
| Hata türü | Nasıl anlarsın | Çare yönü |
|---|---|---|
| Dikkatsizlik | Kağıdı sakin okuyunca "bunu biliyordum" dersin | Kontrol sistemi: işaretleme alışkanlığı, soruyu iki kez okuma, sınav sonu yanlış avı |
| Bilgi | Sakin kafayla da doğru cevabı bulamazsın | Konu tekrarı, soru çözümü, aralıklı tekrar |
| Süre | Boş ya da rastgele işaretlenmiş sorular var | Zaman işaretleri, soru atlama kuralı, bölümlü deneme |
| Kaygı | Çıkışta cevap aklına gelir | Sınav öncesi ritüel, nefes, deneme koşullarında pratik |
Dikkatsizlik hatası çoğunlukta ise daha çok çalışmak sorunu çözmez, çünkü konuyu zaten biliyorsun ve kayıp başka yerde. Soruyu okurken olumsuz ekleri ve "yalnızca", "en az" gibi sözcükleri daire içine almak, şıkkı işaretlemeden önce soru kökünü bir kez daha okumak gibi küçük alışkanlıklar çoğu zaman yeterli oluyor. Sınavın sonuna 5-10 dakika bırakıp yalnızca "işaretlediğim şık soru kökünü karşılıyor mu" kontrolü yapmak, dikkatsizliğe karşı en ucuz önlem. O süreyi ayıramıyorsan, sorun süre hatasına dönüşüyor demektir.
Bilgi hatası çoğunlukta ise planın içeriğinde bir sorun var. Çalıştığın konu sınavda çıkanla örtüşmüyor olabilir, ya da çalışma biçimin bilgiyi oturtmuyor olabilir. Okuyup altını çizmek ve notu yeniden okumak en rahat ve en az işe yarayan çalışma biçimleri. Dunlosky ve arkadaşlarının derlemesi bu iki yöntemi düşük yararlı buluyor; kendini sınamayı ve zamana yayılı çalışmayı daha yararlı buluyor. Ben olsam kağıdı bu yüzden bir "ne çalışmalıyım" listesine çeviririm: yanlış çıkan her konuyu bir satıra yazarım ve o satırların her biri için önümüzdeki iki haftada bir kendini sınama oturumu koyarım. Aralıklı tekrar yazısı bu iş için pratik bir çerçeve veriyor; arka planı için Roediger ve Karpicke'nin kendini sınama çalışması var.
Süre hatası çoğunlukta ise bilgi yeterli olabilir ama sınav koşulunda gösterilemiyor. Bu ayrı bir pratik gerektiriyor: saatli deneme çözmek, her bölüm için zaman işareti koymak, bir soruda iki dakikayı geçince atlamak. Bu beceriyi sınav günü değil, öncesinde denemelerde çalışmak gerekiyor.
Kaygı hatası ise en çok yanlış anlaşılan. "Rahat ol" demek işe yaramıyor. Daha somut şeyler işe yarıyor: sınav gününden önceki hafta yarı gerçekçi koşullarda deneme, sınav sabahında hep aynı rutin, ilk soruya zor değil kolay olandan başlamak. Sınav sabahı, uyku ve kaygı yazısında bunların ayrıntısı var.
Hata dağılımı nasıl bir bilgi taşıyor
Tek bir sınavdan çıkan dağılım pek güvenilir değil. Elinde birden fazla deneme ya da sınav varsa, dağılımları yan yana koymak çok daha güçlü bir bilgi veriyor. İki sınavda da dikkatsizlik oranı yüksekse, bu bir örüntü. Yalnızca bir sınavda yüksekse, o gün başka bir şey vardı.
Hatayı kategoriye koyarken ters yönde de dürüst olmak gerekiyor. Yıllarca "dikkatsiz" denmiş biri, bilmediği bir konuyu bile "dikkatsizlikti" diye geçmeye yatkın olabilir. Bu, bilgi eksiğini görünmez kılıyor. Emin olamadığın soruda şu testi öneririm: sorunun yanına bir kağıt koy, sınavsız ve sürenin baskısı olmadan çöz. Doğru yapıyorsan dikkat ya da kaygı, yapamıyorsan bilgi.
Aileye ve öğretmene ne söylenir
Çoğu öğrenci için sınav sonucunun en zor tarafı, notu başkasına açıklamak. Burada işe yarayan şey, duyguyu değil bilgiyi taşıyan kısa bir cümle seti hazırlamak. Ben olsam üç parçalı bir konuşma kurardım: ne oldu, ne düşünüyorum, ne istiyorum.
Aileye şöyle bir şey diyebilirsin: "Sınavda 12 yanlışım var. Kağıda baktım, dördü dikkatsizlik, beşi konu eksiği. Önümüzdeki iki haftada şu konuları tekrar çalışacağım, ayrıca bir sonraki denemede sınav sonunda yanlış avı yapacağım. Senden tek isteğim, bu hafta bana çalışıp çalışmadığımı sormaman. Çünkü planı ben yazdım." Burada somut bir şey var: sayılar, plan, istek. Bu bilgi "ne yapacaksın" sorusunu önceden cevaplıyor ve ailenin kaygısını sınırlıyor.
Ailenin tepkisi sert olabilir. Bunun nedenini anlamak yardımcı olur: çoğu zaman ailenin öfkesi, senin geleceğin için duyduğu korkudan geliyor ve o korku bir sayı karşısında büyüyor. Buna "sen anlamıyorsun" diye karşılık vermek işe yaramıyor. İlk tepki geçtikten sonra, tek bir kağıt üzerinden konuşmak genelde daha iyi sonuç veriyor.
Öğretmene ya da hocaya yazarken de aynı yapı geçerli. "Sınavımı inceledim. Şu konularda hata yaptığımı gördüm. Şu konuda size soru sorabilir miyim, ofis saatinizde on dakika ayırabilir misiniz?" Bu cümle hocaya sınırlı ve cevaplanabilir bir istek veriyor. Hocadan hocaya değişir, garanti veremem. Ama somut bir isteğin, belirsiz bir özürden daha kolay cevap bulduğunu düşünüyorum.
Eğer DEHB tanın varsa ve okulunda ek düzenlemelerin hakkın var ise, kötü bir sonuç bu düzenlemeleri gözden geçirmek için de iyi bir an. Örneğin süre uzatımı ya da ayrı salon gibi bir imkan hiç kullanılmamışsa ya da kullanılıyor ama yetmiyorsa sınav düzenlemeleri yazısındaki çerçeveye bakabilirsin. Ek süre kaygıyı ya da dikkatsizliği tek başına çözmediği için bu düzenlemeleri hata dağılımına göre seçmek mantıklı.
Telafi, itiraz ve tekrar sınavı
Bu bölümde genel bir çerçeve çiziyorum. Süreler ve haklar okula, düzeye ve sınav türüne göre değişiyor, o yüzden kendi okulunun yönetmeliğine ya da duyurularına bakman gerekiyor.
İtirazla başlayayım. Sınav kağıdının incelenmesi çoğu okulda mümkün, ama başvuru süresi genelde kısa, birkaç gün gibi. İtiraz, puanlamada ya da toplamada hata olduğundan şüphelendiğinde anlamlı. Kağıdı görünce cevabının gerçekten yanlış olduğunu fark edersen itiraz sonuç vermez, ama o zaman da kağıdı görmüş olmak değerli çünkü hata dağılımını çıkarabiliyorsun. Bu yüzden itiraz etmeyecek olsan bile kağıdı görmek için başvurmak mantıklı olabilir.
Tekrar sınavı, telafi ya da bütünleme gibi seçenekler varsa karar verirken iki soruya bakıyorum. Birincisi, tekrar sınav ne kadar önemli? Bir dersin geçme notu mu, yoksa ortalamayı etkileyen bir not mu? İkincisi, tekrar hakkından yararlanmak için hazırlığı gerçekten değiştirebiliyor muyum? Aynı hazırlıkla aynı sınava girmenin aynı sonucu vermesi şaşırtıcı değil. Hata dağılımı burada bir karar aracı: bilgi eksiği büyükse ve zaman varsa tekrar sınav mantıklı. Dikkatsizlik ve süre ağırlıklıysa, ek bir hazırlık yerine kontrol sistemi kurmak yeterli olabilir.
Merkezi sınavlarda (örneğin yılda bir kez yapılan sınavlarda) tekrar demek bir yıl demek, bu yüzden karar çok daha ağır. Bu kararı bir tek denemeden ya da bir tek sınavdan çıkarmamanı öneririm. Bir sınavdan sonra "tüm yılı yeniden" demek ya da "yıl boşa gitti" demek duyguyla verilen bir karar. Birden fazla veri noktası ve bir yetişkin danışmanla (okul rehber öğretmeni, deneyimli bir abla ya da abi, bir koç) yapılacak sakin bir konuşma çok daha sağlam bir temel veriyor.
Planı değiştirmek, kendini cezalandırmadan
Kötü bir sınavdan sonra çoğu insanın ilk refleksi, planı büyütmek: daha çok saat, daha çok soru, daha az uyku, daha az dışarı çıkma. Bu, DEHB'li biri için özellikle riskli bir refleks, çünkü ya hep ya hiç düşüncesi ağır bir plana bir hafta dayanabiliyor, sonra tamamen bırakıyor.
Ben olsam hata dağılımına bakıp yalnızca bir ya da iki değişiklik seçerim. Örneğin: "Haftada iki kez 40 dakikalık saatli deneme" ve "her sınav sonunda 5 dakikalık yanlış avı". İki değişiklik, tarih ve saatle takvime yazılır. Gollwitzer ve Sheeran'ın meta-analizi, "ne zaman ve nerede" belirtilen niyetlerin, belirtilmeyenlere göre daha çok gerçekleştiğini gösteriyor. Eğer-o zaman planı bu yüzden iş görüyor: "Salı ve Cuma akşam 8'de masada, ilk işim 40 dakikalık deneme."
Çalışma süresini artırmak gerekiyorsa bile önce mevcut süreyi nasıl kullandığına bak. Genelde çözüm saati artırmak değil, saatin içindeki işin türünü değiştirmek oluyor: pasif okumadan aktif soru çözmeye, tek uzun oturumdan parçalara.
"Kendimi cezalandırmadan" kısmı bir lüks değil. Breines ve Chen'in deneysel çalışmasında, bir başarısızlıktan sonra kendine şefkatle yaklaşmaya yönlendirilen katılımcılar, özsaygısını yükseltmeye ya da dikkatini dağıtmaya yönlendirilenlerden daha çok çalışmak istedi ve daha çok çalıştı. Bu bir üniversite öğrencileri örneklemiydi, DEHB'li örneklem değildi, o yüzden sonucu aynen DEHB'ye taşımak zor. Ama yön, DEHB'de utanç üzerine bildiklerimizle uyumlu. Utanç ve öz şefkat yazısında yazdığım gibi, kendine sert olmak DEHB'de motivasyonu artırmıyor, kaçınmayı artırıyor.
Tek nottan kimlik çıkarmamak
Kötü bir sınavdan sonra zihnin en hızlı yaptığı iş, bir sayıyı bir sıfata çevirmek: "50 aldım, demek ki aptalım" ya da "demek ki tembelim". Bu çeviriyi yapmadan önce durmak gerekiyor. Bir nottan kimlik sonucu çıkaramazsın, çünkü not yalnızca o sınavda, o gün, o hazırlıkla, o koşullarda ne olduğunu gösteriyor.
DEHB'de bu çeviri bazen yılların birikimiyle gelir. "Potansiyelini kullanmıyor" cümlesi uzun süre duyulmuş biri için kötü bir not, o cümlenin kanıtı gibi görünüyor. Bu etiketin nereden geldiğini ve neden yanıltıcı olduğunu ayrı bir yazıda anlattım. Kısaca: kapasite ile sonuç arasındaki fark gerçek, ama kaynağı çaba eksikliği değil, bilgiyi sonuca dönüştüren yürütücü işlevlerin zorlanması.
Uzun vadeli bakışta da bir not çok az şey söylüyor. Çocuklukta DEHB tanısı almış kişileri genç yetişkinliğe kadar izleyen çalışmalarda (Kuriyan ve arkadaşlarınınki gibi) ortalamada daha düşük eğitim düzeyi bildiriliyor. Ama ortalama bir grubu anlatır, bir kişinin yolunu değil; grubun içinde çok geniş bir dağılım var ve DEHB'li pek çok kişi eğitimini tamamlıyor, ilgi alanında çok güçlü bir yere geliyor. Bunu teselli olsun diye yazmıyorum. "Bir kötü not, kötü bir gelecek demek" denklemi hiçbir veriyle desteklenmiyor.
Bazen kötü not gerçekten başka bir şeyin işareti olabilir. Aylardır uykun bozuksa, ilaç tedavin yeterli çalışmıyorsa, depresif hissediyorsan ya da okuma-yazma ya da matematik gibi bir alanda sürekli takılıyorsan, notun arkasında DEHB dışında bir şey olabilir. Okuma ya da matematikte süren bir takılma varsa, DEHB'den ayrı bir öğrenme güçlüğü de düşünülebilir; bunu okul rehber servisiyle konuşmak mantıklı. İlaç ayarı için hekimle konuşmak gerekiyor.
Bana kalan
Kötü sınav sonucunun en büyük zararı genelde sayıdan gelmiyor, sayıdan sonra anlatılan hikayeden geliyor. "Ben yapamıyorum" hikayesi bir sonraki sınava hazırlığın tamamını bozabiliyor. O yüzden benim için toparlanmanın ilk işi, hikayeyi kağıttaki veriyle değiştirmek: 12 yanlış, 4'ü dikkatsizlik, 5'i bilgi, 2'si süre, 1'i kaygı. Bu bir hikaye değil, bir tablo ve tabloya karşı insan çok daha sakin davranabiliyor.
İkinci işim, gün ve saat yazmak. Plan değişikliği takvimde bir yer bulmadıysa plan değildir, dilek. Bir ya da iki değişiklik seçip hangi gün, hangi saat, hangi sürede yapılacağını yazmak, ertesi hafta o planın hala yaşıyor olma ihtimalini gerçekten artırıyor.
Üçüncü ve en önemlisi, kendine karşı tavır. Kötü bir notun hemen ardından kendine sert davranmayı "disiplin" sanmak çok yaygın, ama DEHB'de bu çoğu zaman tersine çalışıyor. Ben olsam o sertliği kağıda yönlendirirdim, kendime değil. Kağıda titizlikle bak, kendine sakin davran. Not sana bir sonraki adımın ne olması gerektiğini söylüyor, kim olduğunu söylemiyor.
Sık sorulanlar
- Kötü sınavdan hemen sonra tekrar çalışmaya başlamalı mıyım?
- İlk gün hayır. Duygu yüksekken kağıda bakmak çoğu zaman analiz değil kendini suçlama oluyor. Bir gece uyuyup ertesi gün ya da öbür gün kağıdı açmak çok daha verimli.
- Not düşükse itiraz etmeli miyim?
- İtiraz, puanlama ya da toplama hatasından şüphelendiysen anlamlı. Cevabın gerçekten yanlışsa itiraz çare değil. Okulunun sınav evrakı inceleme süresini ve usulünü öğren, çünkü bu süreler genelde kısa.
- Bu not DEHB yüzünden mi?
- Bir kısmı olabilir, ama tek bir sınavdan bunu söylemek mümkün değil. Hata türlerine bakmak bunu ayırmaya yardım eder: dikkatsizlik ve süre hataları DEHB ile daha çok ilişkili, bilgi eksiği hazırlık planıyla.
- Ailem çok kızarsa ne söylemeliyim?
- Önce kızgınlık yatışana kadar beklemek, sonra sayılara dayanan kısa bir plan sunmak işe yarıyor: kaç soru dikkatsizlik, kaç soru bilgi, neyi değiştireceğim. Plan görünce konuşma 'neden' sorusundan 'ne' sorusuna kayıyor.
- Bir kötü sınav diğerlerini de etkiler mi?
- Doğrudan etkilemez ama kendine dair inanç değişirse etkiler. 'Ben bunu yapamam' sonucuna varmak bir sonraki sınava hazırlığı bozan asıl şey. Bu yüzden notun yorumunu bir sınavla sınırlı tutmak önemli.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.