DEHB'li üniversite öğrencisi dönemi nasıl götürür
Üniversitede dışarıdan gelen yapı kalkıyor. Dönem haritası, vize ve final takvimi, devamsızlık, hocayla konuşmak, not düzeni ve vize sonrası çöküş için plan.
Bu yazıda 13 bölüm var
Dönemin ilk iki haftasında herkes motivasyonlu. Defterler yeni, takvim boş, "bu dönem düzenli olacağım" cümlesi çok inandırıcı. Sonra altıncı hafta gelir, üç dersin ödevi aynı güne denk gelmiştir ve ilk vize sınavının tarihini kimse hatırlamamaktadır.
DEHB'li biri için bu örüntü liseden daha sert çalışıyor. Çünkü lisede en azından gün, zil ve öğretmen vardı. Üniversitede yapı çekiliyor ve altındaki zorluk açıkta kalıyor. Dönemi baştan sona götürmenin parçaları şunlar: ilk haftanın işi, takvim, devam, hocayla konuşmak, not düzeni, vize sonrası çöküş ve destek birimleri. Sırayla gidiyorum.
Daha genel çalışma çerçevesi için DEHB'li öğrenciler için çalışma nasıl yapılır yazısına bakabilirsin; burada yalnızca üniversiteye ve dönem ölçeğine bakıyorum. Bu başlıkta DEHB'li üniversite öğrencileriyle yapılmış kontrollü müdahale çalışması az. Yazdıklarımın çoğu, genel öğrenme ilkelerinden ve DEHB'in nasıl işlediğine dair bilinenlerden türetilmiş öneriler. Nerede zayıf olduğunu belirteceğim.
Üniversitede ne değişiyor
DEHB'li üniversite öğrencilerini inceleyen bir derleme, bu öğrencilerin akranlarına göre daha düşük not ortalaması, daha yüksek dersten ayrılma ve daha fazla akademik güçlük bildirdiğini topluyor (DuPaul ve ark., 2009). Bu bir yazgı değil. Ama başlangıç noktasının eşit olmadığını gösteriyor.
Liseyle fark üç yerde toplanıyor. Birincisi, haftalık ders saatin azalıyor ama sana kalan zaman artıyor ve bu zamanı kimse yapılandırmıyor. İkincisi, sınav ve teslim tarihleri uzakta ve sayıca az; birçok derste not, iki sınav ve bir ödevden çıkıyor. Bu da "acil olmayan şey önemli olmayan şey" diye hissettiren bir ortam yaratıyor. Bana kalırsa DEHB'li zihin aciliyeti tarihten değil yakınlıktan okuyor. Üçüncüsü, hatırlatan kimse yok. Hoca ödevi bir kez söylüyor, sonra herkes kendi başına.
Bunların hepsi yürütücü işlevler denen, planlama, başlatma ve zaman hissi gibi becerilere yükleniyor. Barkley'in tarif ettiği biçimiyle DEHB, bu işlevlerin geleceği bugünkü davranışa bağlama kapasitesindeki zayıflık (Barkley, 2015). Dönem yapısı tam bu kapasiteyi talep ediyor. Daha genel bir çerçeve için okulda ve üniversitede DEHB yazısı var.
Kendi geçmişimden kısa bir not. Hukuk eğitimi aldım, ODTÜ'de felsefe okudum. İkisinde de ödevi son geceye bırakırdım ama yapardım. Tek bir ödev ölçeğinde bu bir yöntem gibi görünüyor. Dönem ölçeğinde, yani beş dersin son geceleri aynı haftaya binince, bu yöntem tutmuyor. Bu yazıdaki önerilerin çoğu, o sıkışmayı önceden görünür kılmak için.
Ders seçerken
Dönemin yükü, ilk haftadan önce, ders seçerken belirleniyor. Kredi sınırı elverdiği kadar ders almak cazip, ama DEHB'de sınır kağıttaki sayı değil, aynı haftaya binen duvar sayısı.
Dersleri seçerken değerlendirme biçimlerine bakmak işe yarıyor. Bir dönemde beş dersin hepsi tek vize ve tek finalle değerleniyorsa, dönem iki büyük yarışa dönüşüyor. Ödev, proje ve kısa sınavlarla yayılmış bir değerlendirme ise yükü zamana serpiyor. DEHB'de ikincisi çoğu zaman daha rahat taşınıyor, çünkü aciliyet daha sık geliyor. Ama proje ağırlıklı derslerde de grup işi ve uzun teslimler var; o yüzden bir tarafı kayırmıyorum, bir dönemde ikisinden de olacak şekilde dengelemeyi öneriyorum.
Sabah sekiz dersi, uyku düzeni zaten geç kayan biri için ayrı bir risk. Geç yatmanın DEHB'de neden bu kadar yaygın olduğunu uyku yazımda anlattım. Şubeler arasında seçim yapabiliyorsan, kaçırmayacağın saati seçmek, "ders iyi ama sabah erken" tercihinden çoğu zaman iyi sonuç veriyor.
Ders ekleme ve bırakma haftası olan bir okulda okuyorsan, bu haftayı bir ikinci fırsat olarak kullanmak mümkün. İlk iki haftanın sonunda izlenceleri, yükü ve kendi kapasiteni gördükten sonra bir dersi bırakmak ya da değiştirmek, dönem ortasında bırakmaktan çok daha ucuz. Kuralların ve son tarihlerin kurumdan kuruma değiştiğini hatırlatayım; kendi akademik takviminden bakman gerekiyor.
İlk iki hafta: dönem haritası
Dönemin en iyi yatırımı, ilk iki haftada yapılan yarım günlük bir iş. Her dersin izlencesini (ders tanıtım formu, syllabus, adı kurumdan kuruma değişiyor) alıp tek bir sayfaya taşımak.
Her ders için şunları çıkarıyorum:
- Sınav tarihleri ve her birinin nottaki ağırlığı
- Ödev ve proje teslim tarihleri
- Devam şartı
- Hocanın ofis saati ve e-posta adresi
- Ana kaynak ve slaytların nerede paylaşıldığı
- Bütünleme ve mazeret sınavı kuralları
Bu bilgiler izlencede dağınık duruyor ve çoğu zaman ilk derste söylenip bir daha hatırlatılmıyor. Hepsi tek sayfaya girince, dönemin gerçek şeklini ilk kez görüyorsun: belirli haftalarda duvarlar üst üste biniyor.
Sayfayı bir de duvara asılacak bir hale getirmek faydalı. Kapalı bir dosyada duran harita, kullanılmayan harita oluyor. Telefona fotoğraf çekip ana ekrana koymak da denenebilir. Önemli olan, haritanın dönem boyunca görünür bir yerde durması ve hafta başında bir kez, hafta sonunda bir kez bakılmasıdır; bu bakışı haftalık gözden geçirme yazısındaki gibi sabit bir saate bağlamak gerekiyor.
Takvimi geriye doğru kurmak
Haritayı çıkardıktan sonra iki şey yapıyorum. Önce takvimi ters okuyorum: vize tarihinden geriye doğru üç hafta, "bu tarihte tekrar başlamış olmalıyım" noktası. Teslimler için de aynı: teslim tarihinden geriye doğru iş parçaları. Teslim tarihleri yazısında ayrıntısını yazdım; özü, işin son yüzde onunu hep hafife aldığımız ve bu yüzden bitiş tarihinden önce bir "bitmiş olması gereken" tarih koymak.
Sonra çakışma haftalarını işaretliyorum. Bir hafta içinde iki vize ya da bir vize ile bir teslim varsa, o haftaya yaklaşan hafta bir "hazırlık haftası" oluyor. Çakışma haftasında yeni konu öğrenmeye çalışmamak için iki hafta önceden başlıyorum.
Planlamada kaba bir örnek: vize 28 Kasım'da. 7 Kasım'da konu listesini çıkarıyorum. 14 Kasım'a kadar eksik notları tamamlıyorum. 14-25 Kasım arasında tekrar ve soru çözümü, aralara yayılmış. Son üç gün yeni şey yok. Bu tarihler örnek; önemli olan geriye doğru yazılmış olması. Sınavdan önceki son haftanın saatlerini sınava son bir hafta yazısında gün gün çıkardım.
Tekrarları zamana yaymak ve kendini test etmek, öğrenme araştırmalarının en sağlam bulgularından biri (Dunlosky ve ark., 2013). Bu bulguların çoğu DEHB'siz üniversite öğrencileriyle elde edildi. DEHB'li öğrencilerde ayrı bir karşılaştırma görmedim. Ama kitabı bir kez daha okumak yerine kendini sınamak, dikkatin kaymasını daha zor kılan bir yöntem olduğu için DEHB'de ek bir avantaj sağlıyor olabilir; bu bir çıkarım.
Haftalık ritim
Dönem ölçeği iki yerde çöküyor: haftalık ritim yoksa ve ders günü sonrası boşluk varsa.
Haftalık ritim için sabit birkaç an yeterli. Pazar akşamı yirmi dakika: haritaya bak, hafta içi neyin teslimi var, hangi dersler için okuma var. Ders günlerinde, dersten çıkınca on beş dakika: bugünün notlarını aç, üç cümleyle ne öğrendiğini yaz, anlamadığın yeri işaretle. Bu on beş dakika kulağa küçük geliyor ama sınavdan üç hafta önce sıfırdan öğrenmeyi azaltan şey bu.
Aşağıdaki, örnek bir haftanın iskeleti, kişiye göre değişir.
| Gün | Ne yapılıyor |
|---|---|
| Pazartesi-Cuma, dersten sonra | 15 dakika not toparlama |
| Salı ve Perşembe akşamı | 45-60 dakikalık bir ders bloğu, okuma ya da ödev |
| Cuma | Haftanın kapanışı: eksik ne kaldı, haritaya işaretle |
| Cumartesi | Serbest, ya da bir 90 dakikalık geride kalanı yakalama bloğu |
| Pazar akşamı | 20 dakika gelecek haftaya bakış |
Bu iskelet dolu bir takvim değil; boşluklar bilerek bırakılmış. DEHB'de planın çökmesine yol açan şey genellikle az plan yapmak değil, çok plan yapmaktır. Ya hep ya hiç düşüncesi devreye girdiğinde, bir aksayan gün bütün hafta planını geçersiz kılıyor. Boşluk bunun için var.
Devam: hakkı saymak
Devamsızlık, DEHB'li üniversite öğrencisinde sessizce biriken bir sorun. Sabah kalkamadığın bir gün dersi kaçırıyorsun, bir sonraki derste ne işlendiğini bilmediğin için utanıp gitmiyorsun ve utanç bir sonraki devamsızlığı besliyor.
Burada işe yarayan şey, dönemin başında her dersin devam şartını yazmak. Çoğu üniversitede teorik derslerde belirli bir devam oranı aranıyor ve bu oran genelde yönetmelikte yazıyor, ama oran dersten derse ve kurumdan kuruma değişebiliyor. Kendi yönetmeliğine ve her dersin izlencesine bak, kesin sayıyı oradan al. Sonra "hakkım" olan devamsızlık sayısını harita sayfasına yaz. Bu hesap, bir günü kaçırdığında panik yerine bir veri veriyor: "Bu dersten üç hakkım var, birini kullandım."
Devamsızlık hakkını bütün dönem boyunca yok saymak yerine, bilerek kullanmak da bir seçenek. Kaçırdığın günün konusunu bir arkadaşın notlarından ya da ders materyalinden aynı hafta içinde toparlamak, birikmiş bir boşluktan çok daha ucuz. Dersi kaçırdığın günün akşamı ya da ertesi gün sabahı yirmi dakika bu iş için ayrılırsa, kayıp büyümüyor.
Hocayla konuşmak: ne zaman, nasıl
Sorun büyümeden konuşmak, büyüdükten sonra konuşmaktan her zaman kolay. DEHB'de bunun tersini yapıyoruz: sorun büyüdükçe kaçınma da büyüyor ve hocanın kapısı daha zor çalınıyor.
Bence üç an var. Birincisi, dönemin ilk iki haftası; henüz sorun yokken, ofis saatinde kendini tanıtmak. İkincisi, ilk teslimde ya da ilk sınavda bir şey ters gittiğinde, birkaç gün içinde. Üçüncüsü, yapının sana uymadığını fark ettiğin an, örneğin tek bir büyük final ödevi için aşamalı teslim istemek.
DEHB tanını söylemek zorunda değilsin. Resmi bir düzenleme istiyorsan engelli öğrenci birimi üzerinden gitmek, hocanın tek tek keyfine bırakmaktan daha güvenli; o yolu aşağıda anlatıyorum. Hocayla yapacağın konuşma ise somut bir istek üzerine kurulabilir. Aşağıdaki, örnek bir e-posta taslağı:
Merhaba hocam, [ders adı] dersindeki [şu ödev] hakkında ofis saatinizde on dakika konuşabilir miyim? Teslim tarihini planlarken büyük bir işi aşamalara bölmekte zorlanıyorum. Ödevin ara adımları için kısa tarihler verebilmem mümkün müdür, ya da şu adımlar uygun mudur diye bir kez sizinle gözden geçirmek isterim.
Bu e-postada tanı yok, özür yok, uzun bir açıklama yok. Hoca için net bir soru var. Bana kalırsa erkenden sorusunu soran öğrenci, hiç yazmayıp teslim günü ortaya çıkan öğrenciden daha anlayışla karşılanıyor. Bu bir araştırma bulgusu değil, hoca da hocaya göre değişir.
E-postayı yazamıyorsan, ofis saatine gitmek ve yüz yüze sorusunu sormak daha kolay olabilir.
Not sistemi
Bu başlığın ayrıntısı not alma yazısında, burada yalnızca dönem düzeni için gerekeni yazıyorum. Her ders için tek bir yer: bir defter ya da bilgisayarda tek bir klasör. Dağınık yüz farklı dosya, sınavdan önceki son gece "hangi not hangi dersti" aramasına dönüşüyor.
Slaytlar dersten önce paylaşılıyorsa indirip üzerine not yazmak, sıfırdan yazmaktan daha hafif bir iş. Ders sırasında hem dinleyip hem yazmak zor olduğunda, anahtar kavramları işaretleyip detayları ders sonrası on beş dakikada doldurmak bir çözüm. Ses kaydı alacaksan önce hocadan izin iste; bazı dersler kayda uygun değil ve izinsiz kayıt hem etik hem kurallar açısından sorun çıkarabilir.
Not sistemini her dönem yeniden icat etme eğilimi de var. Yeni defter, yeni uygulama, yeni renk sistemi. Dönem ortasında sistem değiştirmek yeni bir ertelemeye dönüşebiliyor; bu yüzden dönemin başında seçip dönem boyunca aynı bırakmak daha iyi.
Grup projeleri
Grup projeleri DEHB'de iki uçta zorluyor: ya geride kalıyorsun ya da utançtan her şeyi sen alıyorsun. Bu başlığı grup ödevleri yazısında ayrıntılı yazdım. Dönem planı açısından yalnızca şunu ekliyorum: grup projesini haritaya diğer teslimler gibi, ara tarihleriyle yaz. İlk toplantıda işi yazılı olarak bölmek, herkesin payına bir ara tarih koymak ve bunu bir gruba mesaj olarak bırakmak, "ben yapıyorum" ile "ben unuttum" arasındaki gri alanı küçültüyor.
Vize sonrası çöküş
Dönem ortasında bir sessiz çöküş var: vize haftası biter, nefes alırsın ve iki hafta sonra bir bakarsın ki ne ders izliyorsun ne ödev yapıyorsun. Bunun DEHB'e özgü bir araştırması yok; ben bunu sık gözlenen bir örüntü olarak anlatıyorum, kesin bir şey söylemiyorum.
Nedenler konusunda tahminlerim şunlar. Vize bir hedefti, hedef geçti, bir sonraki hedef (final) çok uzak ve aciliyet üretmiyor. Vize haftası aşırı uyarılma ve kısa uykuyla geçmişse yorgunluk çıkıyor. Notlar düşük geldiyse, utanç ve ders bırakma isteği çıkıyor. Hangisinin sende geçerli olduğunu bilmiyorum, ama ikisini birden yaşamak da mümkün.
Vizeden sonra ilk iki hafta için önceden yazılmış küçük bir plan işe yarıyor. Üç şey öneriyorum. Birincisi, vize bittiği gün, o akşam, önümüzdeki iki hafta için en küçük sürümü yazmak (ders sonrası on beş dakika ve haftada iki ders bloğu). İkincisi, hocanın ofis saatine gidip sınav kağıdını görmek ve nerede puan kaybettiğini öğrenmek. Üçüncüsü, dönem haritasını yeniden açıp finale kalan haftaları saymak.
Notlar beklediğinden düşük geldiyse bunu bir karar anı olarak ele almak gerekiyor. Dönem ortasında "bu dersten kalıyorum, bırakayım mı, devam mı edeyim" kararı çoğu zaman o gün duygularla veriliyor. Çoğu üniversitede dersten çekilme ya da ders bırakma imkanı var, kuralları kurumdan kuruma değişiyor ve son tarihleri var. Duyguyla verilen kararı bir gün bekletmek, danışman hocayla ya da engelli öğrenci birimiyle konuşmak ve sonra karar vermek bence daha iyi.
Final dönemi ve bütünleme
Finaller vizeden farklı: kapsam daha geniş, ağırlık daha yüksek ve çoğu zaman aynı haftaya birden fazla ders düşüyor. Burada dönem haritasındaki geriye doğru planlama en çok işe yarıyor, çünkü finalin tarihini haritada ilk haftadan beri görüyorsun. Final haftasından üç hafta önce "tekrar başlangıcı" işaretlenmiş, bir hafta önce "yeni konu yok" kuralı konmuş olmalı.
Bütünleme sınavı, bir dersten kalma durumunda ikinci şans, ama bunu birinci şansın yerine koymak riskli. Bütünlemeye güvenerek finale hazırlanmamak, bir sonraki dönemi ve kaygıyı biriktiriyor. Bunu bir güvenlik ağı olarak bilmek ve kullanmamaya çalışmak bana daha makul geliyor. Kuralları (kimler girebiliyor, notun nasıl hesaplandığı) üniversiteden üniversiteye değişiyor; yönetmeliğine bakmak şart.
Final haftasının kendisi için gün gün planı ayrı bir yazıda verdim.
Destek: kime, neyi, ne zaman
Türkiye'deki üniversitelerde engelli öğrenci birimi, ders ve sınav süreçlerinde düzenleme talep edebileceğin ana adres. Nasıl çalıştığını, hangi belgelerin istendiğini ve DEHB için nelerin konuşulduğunu üniversitede engelli öğrenci birimi yazısında anlattım. Bu birim hakkında önemli bir şey: düzenlemeyi dönemin başında istemek, finalden önceki hafta istemekten çok daha kolay ve etkili oluyor. Sınav düzenlemelerinin genel çerçevesi için DEHB'de sınav düzenlemeleri yazısına bakabilirsin; ÖSYM'nin merkezi sınavlarındaki düzenlemelerle üniversite içindeki düzenlemeler ayrı kanallardan yürüyor.
Birim dışında üç adres daha var. Akademik danışman, ders seçimi, dersten çekilme ve not durumun için. Çoğu üniversitede psikolojik danışma birimi, kaygı, motivasyon, depresyon belirtileri gibi şeyler için. Ve kendi hekimin, ilaç ya da tedavi konularında; ilaç ayarını sınav dönemi ortasında kendi kendine değiştirmek yerine hekimle konuşmak gerekiyor.
Bunların hepsinde ortak sorun, başlamanın zor olması. Bir birimin kapısını çalmak, kendi başına bir görev. O yüzden ilk adımı küçük tutmak işe yarıyor: birimin e-posta adresini bul, "Randevu almak istiyorum" tek cümlesini yaz, gönder. Gerisi randevuda konuşulur.
Bana kalan
Üniversitede DEHB'li biri için dönem, liseye kıyasla daha az yapılandırılmış ve bu yüzden daha çok yapıya ihtiyaç duyan bir şey. Yapıyı dışarıdan kimse getirmeyecekse, onu kendin kurman gerekiyor. Kulağa yorucu geliyor ama aslında iş birkaç sabit ana yayılmış: ilk iki haftanın harita işi, haftalık yirmi dakika, ders sonrası on beş dakika, vizeden sonraki ilk iki hafta için küçük plan.
Bence en çok işe yarayan şey, kendini bir "iyi öğrenci" kalıbına sığdırmaya çalışmayı bırakıp, dönemin gerçek şeklini çizmek. Beş dersin son gecelerinin aynı haftaya geldiği bir takvimde "ben son geceye bırakmayacağım" demek yetmiyor. Haritayı çıkarıp o haftayı üç hafta önceden görmek yetiyor.
Destek istemeyi ben bir taktik olarak görüyorum. Engelli öğrenci birimi, hocanın ofis saati, danışman, bunlar kullanılması için var. Çoğumuz bunları dönemin son haftasında, işler çok kötüleşince arıyoruz. Dönemin ilk iki haftasında arayabilirsen, bu bence tek başına en yüksek getirili hamle olur.
Sık sorulanlar
- DEHB'li biri için üniversite neden liseden daha zor?
- Lisede gün yapısı, ödev takibi ve öğretmen hatırlatması dışarıdan geliyordu. Üniversitede ders sayısı az ama geri kalan zaman tamamen sana ait, sınav ve teslimler aylarca uzakta duruyor. Planlama, başlama ve zamanı hissetme gibi yürütücü işlevler tam burada yük altına giriyor.
- Hocaya DEHB'm olduğunu söylemeli miyim?
- Zorunluluğu yok. Ama düzenleme isteyeceksen, bunu engelli öğrenci birimi üzerinden resmi yoldan yapmak daha güvenli. Hocayla yapacağın konuşmada ise tanıyı açmadan da somut bir istek dile getirilebilir: ofis saati istemek, teslimi aşamalara bölmek gibi.
- Devamsızlık sınırına takılmamak için ne yapmalı?
- Dönemin başında her dersin devam şartını ve kaç saatlik hakkın olduğunu hesaplayıp yazmak. Çoğu üniversitede teorik derslerde belli bir devam oranı aranıyor, ama oran ve uygulama kurumdan kuruma ve dersten derse değişiyor. Kendi yönetmeliğine bakmak gerekiyor.
- Vizeden sonra neden herkes dağılıyor?
- Vize bir hedefti ve bitti, bir sonraki duvar finaldir ve çok uzakta. Yorgunluk da çıkıyor. Bunun araştırması yok, ama sık gözlenen bir örüntü. İşe yarayan, vizeden sonraki ilk iki hafta için önceden yazılmış küçük bir planın olması.
- Not almak yetmiyorsa ne yapılabilir?
- Dersin slaytlarını önceden indirip üzerine yazmak, boşluklu not almak, ders sonrasında on dakikalık bir toparlama yapmak ve gerekirse hocadan ses kaydı için izin istemek mümkün. Ayrıntısını DEHB'de not almak yazısında topladım.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.