İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'li öğrenci için yaz tatili: kaybetmeden dinlenmek

Üç ay boş bırakınca eylülde sıfırdan başlıyorsun, plan yapınca da tatil bitiyor. DEHB'li öğrenci için yazı hafif bir yapıyla geçirmenin yollarını yazdım.

11 dakika okumaUzun
Bu yazıda 10 bölüm var

Haziranın son haftası. Karne geldi, çanta dolabın en üstüne kalktı, önünde üç ay var. İlk hafta harika geçiyor: geç yatıyorsun, geç kalkıyorsun, kimse bir şey sormuyor. İkinci hafta hala güzel. Üçüncü haftada günler birbirine karışmaya başlıyor. Temmuzun ortasında ne zaman yattığını, ne zaman yediğini, bugünün hangi gün olduğunu bilmiyorsun. Ağustosta "eylülde ne olacak" düşüncesi, tatilin tadını kaçıran bir arka plan gürültüsüne dönüşüyor.

Bu yazının sorusu şu: DEHB'li bir öğrenci için yaz tatili nasıl geçirilir ki hem gerçekten dinlenmiş olsun, hem eylül bir duvar gibi gelmesin. İlkokuldan üniversiteye kadar farklı yaşlarda farklı ayrıntıları olacak, bunları aşağıda ayrı yazdım.

Dinlenmek bir kayıp değil

Önce şunu söylemek gerekiyor: okul dönemi DEHB'li öğrenci için gerçekten yorucu. Sınıfta oturmak, dikkat etmek, ödevleri takip etmek, zamanında yetişmek: bunların hepsi çoğu zaman başkalarının ucuza yaptığı işler için fazladan çaba harcamak anlamına geliyor. Tükenmişlik yazısında bunun neden DEHB'de daha erken geldiğini anlattım. Dönem sonunda enerjin bitmiş olması abartı ya da tembellik değil.

Bu yüzden yazın ilk görevi dinlenmek. İlk bir iki hafta hiçbir şey yapmamak, planlamamak, hiçbir bilgiyi "kaybetmemek" için çabalamamak tamamen meşru. Dinlenmenin kendisi bir kayıp sayılmıyor. Kayıp dediğimiz şey, dinlenmenin bittiği yeri bilememek: tatilin sonunu sıfırdan başlayarak karşılamak.

Yaz öğrenme kaybı araştırması ne diyor

"Yaz öğrenme kaybı" ya da "yaz kayması" diye bir şey var ve çok konuşuluyor, ama kanıtın ne söylediğini ayırmak gerekiyor.

Cooper ve arkadaşlarının 1996'da yayımladığı derleme, yaz tatilinin ardından öğrencilerin başarı testi puanlarına baktı. Genel sonuç, öğrencilerin tatil sırasında ortalama olarak bir miktar öğrenme kaybı yaşadığı ve bu kaybın sık alıntılanan büyüklüğünün kabaca bir aylık okul öğrenmesine denk olduğuydu. Kayıp matematikte ve yazımda daha belirgindi; okumada gelir düzeyine göre fark vardı (Cooper ve ark., 1996). Bu bulgunun kapsamı Amerika Birleşik Devletleri okullarıydı ve DEHB'li öğrencilere ayrılmış bir alt grup yoktu. Sonraki çalışmalar bu kaybın büyüklüğünü ve kime göre ne kadar olduğunu tartışıyor.

Bu yüzden benim dürüst yorumum şöyle: yazın bir miktar beceri kaybı olması makul, özellikle düzenli pratik gerektiren becerilerde (işlem, yazım, akıcı okuma). Ama bunun DEHB'li öğrencilerde daha mı fazla olduğunu, Türkiye'deki sistemde ne kadar olduğunu bilmiyorum, çünkü bunu doğrudan ölçen bir çalışma bilmiyorum. Rakam vermek yerine yönü söylüyorum: kullanılmayan beceri zayıflıyor, bu yüzden bir miktar kullanım işe yarıyor.

Ve bir şeyi ayrıca söylemek isterim: yaz kaybı gerçek olsa bile bunun çözümü bütün yazı okul programına çevirmek olmuyor.

Kaybolan şey çoğu zaman bilgi değil, yapı

Bence yazın DEHB'li öğrenci için asıl kaybı bilgi değil, dış yapı. Okul dönemi, zorla da olsa bir iskelet veriyor: aynı saatte kalkıyorsun, aynı saatte yemek yiyorsun, zil çalıyor, dersler sırayla geliyor, ödev teslim tarihleri var. Yürütücü işlevler zorlandığında, dışarıdan gelen bu yapı işi taşıyor. Yaz gelince o iskelet bir anda kalkıyor ve geriye öğrencinin kendi başına kuracağı bir gün kalıyor. Bu, tam da DEHB'de zorlanan iş.

Sonuç öngörülebilir: uyku saati kayıyor, öğünler dağılıyor, hareket azalıyor, ekran artıyor. Bu zincirin her halkası eylülde bedelini ödetiyor, çünkü sorun yalnızca bilgi değil; sabah kalkmak, bir derse oturmak, bir günü planlamak da kayıp.

Çözümü bu yüzden okul programını kopyalamakta değil, o iskeletin çok hafif bir halini yaratmakta görüyorum.

Hafif bir yapı: üç sabit

Tatilde yapılan en sık hata, tatil başlamadan okul gibi bir program yazmak. Pazartesi sabah dokuzdan on ikiye çalışma, öğleden sonra spor, akşam okuma. Bu program ilk üç gün tutuyor ve dördüncü gün tatil anlamını kaybettiği için bırakılıyor. Bırakınca da suçluluk ve "zaten hiçbir şey yapmıyorum" hissi ekleniyor.

Onun yerine üç sabit öneriyorum. Her biri küçük, hepsi ihlal edilebilir.

Uyanma saati aralığı. Tam saat değil, bir aralık: sabah dokuz ile onbir arası. Yatış saatini sabit tutmak zor, ama kalkış saatini bir aralıkta tutmak, uyku düzenini yavaş yavaş bozulmaktan koruyor. Kalkışın sabit olması, gece ne yaparsan yap vücut saatini sabitleyen bir çapa oluyor.

Günde tek bir hafif iş. Yirmi otuz dakikalık okuma, bir sayfa matematik, bir yabancı dil uygulaması, ne olursa. Tek ve küçük. Amaç ilerlemek değil, bağı kopmamak. Alışkanlık araştırmasında bir davranışın otomatikleşmesi kişiden kişiye çok değişti, ortanca süre yaklaşık iki aya yakındı ve tek bir günün kaçırılması süreci belirgin bozmadı (Lally ve ark., 2010). Katılımcılar DEHB'li ya da öğrenci değildi, ama "hiç kaçırmamalıyım" baskısına gerek olmadığını destekliyor.

Haftada bir bakış. Pazar akşamı ya da cuma sabahı on dakika: bu hafta ne yaptım, gelecek hafta ne istiyorum. Bunun yetişkin sürümü haftalık gözden geçirme yazısında var; öğrenci için çok daha kısa hali yeterli. Bir takvim ya da duvara asılan boş bir haftalık çizelge işe yarıyor.

Bu üç şeyin dışında kalan her şey serbest. Tatil, plansız zaman için var; hafif yapının işi, plansızlığı bozmak değil, çökmesini önlemek.

Örnek olarak ortaokul çağında bir öğrenci için bir hafta şöyle görünebilir (bu bir şablon değil, bir fikir):

Gün Sabit Serbest
Pazartesi Kalkış 10 civarı, yirmi dakika okuma Gün boyu serbest
Salı Aynı, yirmi dakika matematik Arkadaşlarla buluşma
Çarşamba Aynı, yirmi dakika okuma Deniz ya da yürüyüş
Perşembe Aynı, yirmi dakika yazı ya da günlük Serbest
Cuma Aynı, haftalık bakış Serbest
Hafta sonu Kalkış aralığı biraz geniş Tamamen serbest

Rutin nasıl kurulur yazısında daha ayrıntılı bir iskelet var; yaz için o kadar ayrıntı gerekmiyor.

Okumak

Yazın en ucuz ve en çok işe yarayan etkinliklerden biri okumak. Kim ve Quinn'in meta analizi, yaz okuma programlarının düşük gelirli çocukların okuma başarısında olumlu bir etki yarattığını gösterdi (Kim ve Quinn, 2013). Bu bulgu DEHB'li çocuklara özgü değil ve belirli programlar için geçerli; yine de okumanın yazın beceriyi koruyabilecek en kolay yollardan biri olduğunu destekliyor.

DEHB'de okuma çoğu zaman bir mücadele. Kitap okumak neden zor yazısında nedenlerini anlattım. Yaz için birkaç pratik öneri yazayım.

Kendi seçtiği kitap. Okul listesi değil. Çizgi roman, kısa hikaye, spor ya da oyun dergisi, ilgi alanıyla ilgili bir kitap: hepsi okuma sayılıyor. Yazın amacı beceriyi çalıştırmak, edebi bir hedef koymak değil.

Sesli kitap. Sesli kitap ve podcast yazısında anlattığım gibi, bazı öğrenciler için dinlemek ve aynı anda metne bakmak daha kolay oluyor.

Kısa bir kota. Günde on beş sayfa ya da yirmi dakika, hangisi önce biterse. Kota küçük olursa her gün yapılabiliyor. Haftada bir uzun okuma oturumu koymaktansa her gün küçük bir okuma yapmak, bana daha sürdürülebilir görünüyor.

Okuduğu şeyi birine ya da kendine anlatmak da küçük bir güçlendirme. Kitabı bitirmeden de yarım kalabilir; yarım kalan kitaplar için suçluluk gerekmiyor.

Boşlukları kapatmak

Yaz, dönem içinde yetişemediğin konuları kapatmak için bir fırsat gibi görünüyor ve bazen gerçekten öyle. Ama burada çok kolay hata yapılıyor.

Birinci hata, hepsini kapatmaya çalışmak. Bir önceki yıl gerisinde kalınan her konuyu listelemek ve hepsini yaza sığdırmak, çoğu zaman yaz sonuna kadar hiçbirinin yapılmaması anlamına geliyor. Bence en fazla iki konu seç. Hangisi? Eylülde en çok yük bindirecek olan: genelde bir ön koşul niteliğinde konu, mesela kesirlerde ya da dil bilgisinde. Bunu belirlemek için öğretmenle ya da önceki yılın sınav analizleriyle birlikte bakmak, tahmin etmekten daha iyi. Okulun başında öğretmenle nasıl konuşulacağını öğretmenle görüşmek yazısında anlattım; yaz başında kısa bir mesajla "eylüle hazırlanmak için hangi konuya bakmalıyım" diye sormak da mümkün.

İkinci hata, yoğun ve tek seferlik çalışma. Bir konuyu iki hafta boyunca günde üç saat yapmak ile üç ay boyunca haftada üç kez yirmi dakika yapmak aynı toplam süreyi vermiyor. Aralıklı çalışmanın tek seferli çalışmaya göre daha kalıcı hatırlama sağladığı, birçok çalışmayı bir araya getiren bir derlemede gösterildi (Cepeda ve ark., 2006). Bu derleme çoğunlukla yetişkinlerle yapılmış, DEHB'ye özgü değil; ama yaza uyarlaması çok doğal: küçük ve dağınık dozlar. Ezber ve aralıklı tekrar yazısında nasıl yapıldığını anlattım.

Üçüncüsü, yardımı unutmak. Boşluk büyükse, yazın birkaç haftalık bir özel ders ya da kurs, tek başına çabalamaktan çoğu zaman daha verimli. Sınav yılındaki öğrenciler (LGS, YKS) için yaz çok daha ağır bir konu; o grup için ayrı yazılar var, burada genel çerçeveyi veriyorum.

Uyku kayması

Yaz tatilinin en az tartışılan ama en pahalı kısmı uyku. Gençlerde biyolojik olarak vücut saati ergenlikle birlikte geriye kayıyor; Carskadon'un derlemesine göre ergenlikte hem uyku basıncı daha yavaş birikiyor hem de gece geç saatlere doğru uyanıklık eğilimi artıyor (Carskadon, 2011). Okul dönemi bu eğilimin önüne zorla geçiyor; yaz bu baskıyı kaldırınca saat bir iki gece yarısına, hatta sabaha kayıyor.

DEHB'de bu kayma daha belirgin olabiliyor. Van der Heijden ve arkadaşlarının DEHB'li çocuklarda uykuya dalmakta güçlük çeken bir alt grup üzerinde yaptığı çalışmada, melatonin salgısının geç başladığı, yani vücut saatinin gecikmiş olduğu bulundu (Van der Heijden ve ark., 2005). Çalışma küçük bir gruba dayanıyor; DEHB'li her çocuğun uyku sorunu böyle değil. Neden geç yatıyoruz yazısında yetişkin tarafını anlattım.

Pratikte yazın uykuyu korumak için üç şey öneriyorum:

Kalkış saatini sabit bir aralıkta tutmak, yatış saatinden daha önemli. Yatış saati kayabiliyor, ama kalkış saati çapa oluyor.

Sabahları dışarı çıkmak. Gün ışığının vücut saatini sabitlemeye yardım ettiği iyi bilinen bir şey. Yürüyüş, deniz, bahçe: hangisi olursa. Açık havada vakit geçirmenin DEHB belirtileriyle ilişkisine bakan, ebeveyn bildirimlerine dayalı büyük bir ulusal çalışma da var (Kuo ve Taylor, 2004); bu bir korelasyon ve nedensellik kuramıyor, ama yazın dışarıya taşınan bir günün zararı olmadığını söyleyebilirim.

Akşam ekranı. Gece boyunca ekran, yatış saatini kaydıran en yaygın şey. Kural koymak yerine, ekranın belirli bir saatten sonra başka odada şarj olmasını öneririm; kural tutmuyorsa bile fiziksel uzaklık yardım ediyor.

İlaç kullanılıyorsa uyku ve iştah üzerindeki etkisini yaz planına dahil etmek önemli; ilaca ara verilip verilmeyeceği ve nasıl yapılacağı hekimle konuşulacak bir karar. Burada bir öneri vermiyorum.

Eylülden önceki son iki hafta

Okuldan önceki iki hafta, yazın en kritik kısmı. Çoğu aile ve öğrenci bunu son hafta ya da son gece yapmaya çalışıyor, ama uyku saatini bir gecede kaydırmak çok zor.

Zaman Ne yapılır
14-10 gün önce Kalkış saatini her üç dört günde yarım saat öne çekmeye başla
10-7 gün önce Yatış saatini kalkışa göre ayarla; ekranı akşam erken kapat
7-4 gün önce Sabah rutinini bir kere deneme olarak yap: kalk, giyin, kahvaltı, çıkış
Son hafta Günde yirmi otuz dakikalık "ısınma" çalışması: eski defteri aç, kısa okuma
Son 2-3 gün Çanta, kıyafet, kitap, ders programı hazır; öğretmen ya da danışmana kısa mesaj

Bu tablodaki adımlar uyku uzmanlarının sık önerdiği kademeli kaydırma mantığına dayanıyor; kesin dakika sayıları sabit değil, kendi ritmine göre ayarlanabilir. Sabah rutini yazısında sabahı nasıl kurduğumu anlattım.

Sabah rutinini bir kez "deneme günü" olarak yapmak bence en çok iş gören adım. Dışarıdan basit görünüyor ama ilk sabah rutininin gerçek okul sabahında denenmesi, bütün küçük aksaklıkların (kayıp ayakkabı, çalışmayan alarm, yetişmeyen kahvaltı) sınav yerine tatilde ortaya çıkmasını sağlıyor.

Yaşa göre yaz

Burada da dürüst olmam gereken yer var: bu önerilerin yaşa göre ayrımı kanıta değil, genel ilkelere dayanıyor.

İlkokul. Yaz, oyun ve açık havayla dolu olmalı; oyunun çocuk gelişimi için değeri iyi belgelenmiş. Yapı, ebeveyn tarafından kurulan çok küçük bir iskelet: kalkış, öğün, bir okuma saati. Okuma bir sıkıştırma değil, birlikte yapılan bir şey olabilir. Bu yaşta "ders çalışma" yerine okuma ve el becerisi (çizim, kesme, legolar) daha uygun.

Ortaokul ve lise. Burada öğrencinin kendisini işe katmak çok önemli. Yazın üç sabitini birlikte konuşup yazmak, dayatılmış bir programdan çok daha uzun yaşıyor. Telefon ve oyun asıl gerilim noktası; hafif bir saat sınırı ya da fiziksel mesafe işe yarıyor. Sınav yılındaki öğrenciler için yaz daha dolu olacak; ama bu bile "okul gibi" olmamalı.

Üniversite. Burada yapı tamamen öğrencinin elinde. Staj, yaz okulu ya da yarı zamanlı iş varsa gün kendiliğinden bir iskelet kazanıyor. Hiçbiri yoksa, yukarıdaki üç sabit yetişkin sürümüyle işe yarıyor. Yazın son iki haftasında ders kaydı ve ders seçimi de var; ders seçimi ve ders yükü yazısında bu kararın nasıl alınabileceğini yazdım.

Bana kalan

Yaz tatili, okulun dışarıdan kurduğu iskeletin kalktığı üç ay. DEHB'li öğrenci için asıl mesele, o boşluğun içinde kendi küçük iskeletini kurabilmek. Bu iskelet üç madde kadar küçük olmalı ve yırtılırsa yeniden yamanabilmeli.

Bence en iyi yazı, ilk iki haftası tamamen dinlenmeye ayrılmış, ortası hafif bir okuma ve çok küçük bir çalışmayla dolu, son iki haftası yavaşça okul saatine dönmeye ayrılmış bir yaz. Böyle bir yazın sonunda öğrenci okul kapısına sıfırdan başlayarak değil, yarım adım önde ulaşıyor.

Eylüle hazırlanmak ile tatilin tadını çıkarmak arasında bir çatışma varmış gibi hissediliyor, ama bence ikisi birbirini destekliyor: eylülde duvara çarpmayacağını bilmek, yazı daha rahat yaşatıyor. Planın bir kısmı tutmayacak, bu normal. Üç sabitten biri bile ayakta kaldıysa o yaz bana kalırsa işe yaramış sayılır.

Sık sorulanlar

Yaz tatilinde DEHB'li öğrenci ders çalışmalı mı?
Dinlenmek meşru ve gerekli. Ama tamamen bırakmak da dönüşü zorlaştırıyor. Günde yirmi otuz dakikalık tek bir hafif iş (okuma, kısa bir tekrar) çoğu zaman yeterli; amaç ilerlemekten çok bağı koparmamak.
Yaz öğrenme kaybı gerçek mi?
Genel öğrenci gruplarında yapılan araştırmalar yazın özellikle matematik becerilerinde bir miktar kayıp gösteriyor, ama büyüklüğü tartışılıyor ve çocuktan çocuğa değişiyor. DEHB'li öğrencilere ya da Türkiye'ye özgü güçlü bir veri bilmiyorum.
Yazın uyku düzeni bozulursa ne yapmalı?
Sabit bir kalkış saati koymak, yatış saatini yavaş yavaş öne çekmek ve sabahları gün ışığına çıkmak işe yarıyor. Eylülden en az iki hafta önce başlamak gerekiyor; son gece düzeltmeye çalışmak çoğu zaman tutmuyor.
Yaz tatilinde kaç saat çalışmak gerekir?
Sabit bir saat vermek mümkün değil. Okul dönemindeki gibi bir program yazın taşınmıyor. Başlangıç olarak günde yirmi otuz dakika, haftada beş altı gün ve tek bir konu önerebilirim.
Yaz tatilinde ilaca ara vermek doğru mu?
Bu hekimle verilecek bir karar. Ben bir öneri yapmıyorum; yaz planını kurarken ilacın uyku ve iştah üzerindeki etkilerini de hekimle konuşmanı öneririm.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar7
  1. Cooper, H., Nye, B., Charlton, K., Lindsay, J., & Greathouse, S. (1996). The effects of summer vacation on achievement test scores: A narrative and meta-analytic review. Review of Educational Research, 66(3), 227-268.↩
  2. Kim, J. S., & Quinn, D. M. (2013). The effects of summer reading on low-income children's literacy achievement from kindergarten to grade 8: A meta-analysis of classroom and home interventions. Review of Educational Research, 83(3), 386-431.↩
  3. Carskadon, M. A. (2011). Sleep in adolescents: The perfect storm. Pediatric Clinics of North America, 58(3), 637-647.↩
  4. Van der Heijden, K. B., Smits, M. G., Van Someren, E. J. W., & Gunning, W. B. (2005). Idiopathic chronic sleep onset insomnia in attention-deficit/hyperactivity disorder: A circadian rhythm sleep disorder. Chronobiology International, 22(3), 559-570.↩
  5. Cepeda, N. J., Pashler, H., Vul, E., Wixted, J. T., & Rohrer, D. (2006). Distributed practice in verbal recall tasks: A review and quantitative synthesis. Psychological Bulletin, 132(3), 354-380.↩
  6. Lally, P., van Jaarsveld, C. H. M., Potts, H. W. W., & Wardle, J. (2010). How are habits formed: Modelling habit formation in the real world. European Journal of Social Psychology, 40(6), 998-1009.↩
  7. Kuo, F. E., & Taylor, A. F. (2004). A potential natural treatment for attention-deficit/hyperactivity disorder: Evidence from a national study. American Journal of Public Health, 94(9), 1580-1586.↩

Bu yazı 15 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.