DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilimin DEHB'si var, ona nasıl destek olurum?
Sevgilinin DEHB'si varsa destek ile ebeveynlik arasındaki çizgi, işe yarayan somut adımlar, sınır cümleleri ve kendi ihtiyaçlarını korumanın yolu.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
DEHB'li sevgiliye ebeveynliğe kaymadan destek olmanın yolu5 adım
- Önce DEHB'yi birlikte öğrenin. Bir akşam, aynı yazıyı ya da kitabın aynı bölümünü birlikte okuyun. Sonra ona sor: “Bunların hangisi sende var, hangisi yok?” Genel bilgi yerine onun DEHB'sini tanımak işinize yarayacak.
- Hatırlatmayı sisteme devredin. Ortak bir takvim ve ortak bir liste açın. Tekrarlayan işler için alarmı o kursun. Senin görevin hatırlatmak değil, sistemin çalışıp çalışmadığını haftada bir birlikte kontrol etmek.
- İşleri sahibiyle birlikte paylaşın. Her iş için tek bir sahip belirleyin: faturayı kim öder, alışverişi kim yapar, köpeği kim gezdirir. Sahibi belli olan iş, iki kişinin arasında asılı kalmıyor ve kimse kimseyi kovalamak zorunda kalmıyor.
- Kendi sınırını bir cümleyle söyle. Hangi konuda artık hatırlatma yapmayacağını ya da hangi gecikmeyi kabul etmeyeceğini sakin bir anda, tek cümleyle söyle. Sınırı tartışmanın ortasında değil, keyifli bir günde koy.
- Haftada yirmi dakikalık bir ilişki toplantısı yapın. Aynı gün, aynı saat. Neyin işlediğini, neyin aksadığını ve ikinizin de bu hafta neye ihtiyaç duyduğunu konuşun. Şikayetler birikmeden masaya geliyor.
Bu yazıda 11 bölüm var
Gece yarısı, telefonun ekranında yarım kalmış bir arama: “Sevgilimin DEHB'si var, ne yapmalıyım?” Akşam yine bir şey unutulmuş. Belki bir doğum günü, belki faturanın son günü, belki de senin anlattığın ve onun dinliyormuş gibi görünüp kaçırdığı bir konu. Kızgınsın, ama kızgınlığın altında başka bir şey de var: onu seviyorsun ve nasıl yardım edeceğini bilmiyorsun.
Bu soruyu soran çok insan var. DEHB'li biriyle ilişki yaşayan partnerler çoğu zaman aynı iki duygu arasında gidip geliyor: “Ona destek olmalıyım” ve “Ben de yoruldum.” İkisi de doğru ve ikisi de aynı anda var olabiliyor. Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin, DEHB'li olmayan tarafa, yani sana yazılmış sorusu.
Ben DEHB'li biriyim. Bu yazıyı masanın öbür tarafından yazıyorum: hatırlatılan, unutan, geç kalan taraftan. O yüzden sana önce şunu söylemek istiyorum: soruyu “onu nasıl düzeltirim” diye değil, “ona nasıl destek olurum” diye sorman bile çok şey anlatıyor.
Destek olmak ne demek, ne demek değil
Destek kelimesi biraz kaygan. Birine destek olmak, onun yükünü taşımak gibi algılanabiliyor. DEHB'li bir sevgili söz konusu olduğunda bu algı çabucak şuna dönüşüyor: onun yerine hatırlamak, onun yerine planlamak, onun unuttuğunu sessizce tamamlamak.
Bana kalırsa destek bunun tersine yakın bir şey. Destek, onun kendi hayatını taşıyabileceği bir düzeni birlikte kurmak. Fark şurada: ilkinde iş senin omzuna geçiyor ve o omuz zamanla çöküyor. İkincisinde iş yine onun, ama artık tek başına ve çıplak elle taşımıyor. Takvim, liste, alarm ve net anlaşmalar yükü onunla birlikte taşıyor.
Bir de duygusal taraf var. DEHB'li biri çoğu zaman hayatı boyunca “biraz daha dikkat etsen”, “neden hep sen” cümlelerini duymuş oluyor. Senin desteğin, onun bu cümlelerin altında biriktirdiği utancı büyütmeden yapılınca gerçekten işe yarıyor.
DEHB'de neler zorlaşıyor
DEHB bir karakter meselesi değil. Çocuklukta başlayan, birçok kişide yetişkinlikte de süren ve gündelik hayatı birden fazla alanda etkileyebilen nörogelişimsel bir durum (Faraone ve ark., 2021). İlişkide senin gördüğün davranışların çoğu birkaç ortak kökten besleniyor.
Yürütücü işlevler. Planlamak, bir işi başlatmak, aklında tutmak, bir işten ötekine geçmek. Barkley'nin modelinde DEHB'nin merkezinde bu öz düzenleme kapasitesi duruyor (Barkley, 2015). Konuyu yürütücü işlevler yazısında daha ayrıntılı anlattım. Sevgilin markete gidip istediğin tek şeyi almadan döndüğünde, sorun çoğu zaman o şeyi önemsememesi değil, çalışma belleğinin yolda onu düşürmesi.
Zaman körlüğü. Gelecekteki bir an, şimdiki davranışı yeterince etkilemiyor. Akşam yedideki buluşma saat beşte “sonra” bölgesinde duruyor ve bir anda “şimdi”ye dönüşüyor.
Dikkat ve dinleme. Sen anlatırken aklının bir an başka yere kayması, sana önem vermediği anlamına gelmiyor. Bunun içeriden nasıl yaşandığını dinlemiyor gibi görünmek yazısında anlattım.
Duygu düzenleme ve eleştiriye duyarlılık. Küçük bir eleştiri bazen beklenenden çok daha sert yankılanıyor. Bir hatırlatma bile “yine mi beceremedim” diye duyulabiliyor. Bu tarafı reddedilme duyarlılığı yazısında daha uzun konuştum.
Hiperodak. İlginç bir işe daldığında saatler geçebiliyor ve sen o sırada görünmez olmuş gibi hissedebiliyorsun. Aynı beyin, sıkıcı bir işe bir türlü başlayamıyor.
Bunları bilmek davranışı mazur göstermek için değil. Bunları bilmek, “beni umursamıyor” yorumunun yerine daha doğru bir yorum koymana yardım ediyor. Doğru yorum da doğru çözümü buldurur.
Senin tarafın: neden bu kadar yorucu
Burada dürüst olmak istiyorum, çünkü DEHB yazılarının çoğu yalnızca DEHB'li tarafı anlatıyor ve senin yorgunluğun kenarda kalıyor.
DEHB'li yetişkinlerin eşleriyle yapılan bir çalışmada eşler, DEHB'si olmayan kişilerin eşlerine göre daha düşük yakınlık ve daha düşük evlilik doyumu bildirmiş. Yakınlık duygusu da bu farkla yakından bağlantılı çıkmış (Ben-Naim ve ark., 2017). Daha eski ve küçük bir çalışmada ise tablo biraz daha karışık: DEHB'li yetişkinler evliliklerini eşlerinden daha olumsuz değerlendirmiş, eşlerin genel uyum puanları kontrol grubundan farklı çıkmamış, ama kontrol grubuna göre daha fazla eşin puanı uyumsuz aralığa düşmüş (Eakin ve ark., 2004). Bu alanda çalışma sayısı az ve Eakin'in çalışması küçük bir örneklemle yapıldı, yani araştırma sınırlı. Yine de iki çalışma aynı yönü gösteriyor: DEHB ilişkide yalnızca DEHB'li kişiyi etkilemiyor.
Senin yorgunluğun büyük ihtimalle tek bir büyük olaydan gelmiyor. Küçük şeylerin birikmesinden geliyor: üçüncü kez söylenen bir şey, yarım kalan bir iş, sana kalan bir telefon, bir planın son dakikada değişmesi. Her biri tek başına küçük. Toplandığında ise “bu ilişkide her şeyi ben taşıyorum” hissine dönüşüyor.
Bu his gerçek ve onu bastırman gerekmiyor. Ama onun ne söylediğine bakmakta fayda var: çoğu zaman “sevgilim beni sevmiyor” değil, “bu düzen bana yük bindiriyor” diyor. Düzen değiştirilebilen bir şey.
Destek ile ebeveynlik arasındaki çizgi
DEHB'li ilişkilerde en sık kurulan tuzak, bir tarafın zamanla ebeveyn, öbür tarafın çocuk konumuna geçmesi. Melissa Orlov kitabında bu örüntüyü uzun uzun anlatıyor (Orlov, 2010). Sözlükte bunun adı ebeveynleşme. Nasıl kurulduğunu ve iki tarafı nasıl yorduğunu evlilikte ebeveyn-çocuk dinamiği yazısında ayrıca anlattım.
Çizgiyi görmek bazen zor, çünkü ikisi de iyi niyetle başlıyor. Aşağıdaki tablo bana kalırsa farkı netleştiriyor:
| Destek | Ebeveynlik |
|---|---|
| “Ortak takvime ekleyelim mi?” | “Yine unuttun, ben hallederim.” |
| İşin sahibi o, sen sistemi birlikte kuruyorsun | İşin sahibi kağıt üstünde o, gerçekte sen |
| Haftada bir birlikte gözden geçirme | Gün içinde sürekli kontrol ve hatırlatma |
| Sonucu ona bırakmak, gerekirse yaşamasına izin vermek | Her sonucu önceden engellemek |
| “Neye ihtiyacın var?” diye sormak | Neye ihtiyacı olduğuna onun yerine karar vermek |
| Hatayı bir sorun olarak konuşmak | Hatayı karakterin kanıtı gibi anmak |
Sağ sütundaki davranışlar kısa vadede işi kurtarıyor. Fatura ödeniyor, randevu kaçmıyor. Ama uzun vadede iki şey oluyor: sen tükeniyorsun, o da kendi hayatının sorumluluğundan biraz daha uzaklaşıyor. Üstelik ebeveyn konumundaki kişiyle romantik bir yakınlık kurmak iki taraf için de zorlaşıyor.
Ne yapabilirsin: somut adımlar
Burada önerdiğim şeyler hep aynı fikre dayanıyor: hatırlama işini insan hafızasından alıp dışarıya, görünür bir yere taşımak.
Hatırlatmayı sisteme devret. Ortak bir takvim açın. Faturalar, doğum günleri, randevular orada dursun, alarmı da işin sahibi kursun. Senin görevin “unutma” demek değil. Pazar akşamı birlikte on dakika takvime bakmak.
Tek iş, tek sahip. Ev işlerinde en çok kavga, kimin olduğu belirsiz işlerde çıkıyor. Her işin bir sahibi olsun. Bunun nasıl yapılacağını serinin ev işlerini paylaşamıyoruz yazısında ayrıntılı anlattım.
İsteğini net ve tek cümleyle söyle. “Biraz daha düzenli olsan” bir istek değil, bir eleştiri. “Cumartesi saat ona kadar mutfağı topla, sonra çıkalım” bir istek. Net, zamanı belli, tek bir iş.
Planları önceden ve yazılı yap. Bir hafta sonu planını sözlü konuşmak yerine bir mesaja yazın. “Cumartesi 14.00 arkadaşlarda, 13.15'te çıkıyoruz.” Planlama konusunu serinin sevgilim plan yapmamı istiyor yazısında DEHB'li tarafa anlattım. İkiniz aynı yazıyı okursanız konuşmak kolaylaşabilir.
Haftalık kısa bir toplantı. Diyelim ki pazar akşamı, yirmi dakika. Üç soru: Bu hafta ne iyi gitti? Ne aksadı? Gelecek hafta neye ihtiyacımız var? Şikayetler birikip bir tartışmada patlamak yerine düzenli bir kanaldan akıyor.
İsterseniz bunu küçük bir anlaşma metnine de dökebilirsiniz. Örneğin şöyle:
Biz ikimiz şunlarda anlaştık: Faturalar Deniz'in, alışveriş Ece'nin. Her ikisi de ortak takvimde, alarmı işin sahibi kuruyor. Birbirimize hatırlatma yapmıyoruz, pazar akşamı yirmi dakika takvime birlikte bakıyoruz. Bir iş aksarsa o hafta onu suçlamadan konuşuyoruz ve sistemde neyi değiştireceğimize karar veriyoruz.
İsimler tamamen örnek. Önemli olan metnin kime ne düştüğünü ve aksadığında ne olacağını açıkça söylemesi.
Sınır koymak sevgisizlik değil
Destekle ilgili konuşulmayan bir gerçek var: sınırı olmayan destek, bir süre sonra kırgınlığa dönüşüyor. Sınır, bu kırgınlığın birikmesini önlüyor.
Sınır bir tehdit ya da ceza değil. Senin neyi yapıp neyi yapmayacağının sakin bir tanımı. Birkaç örnek cümle:
“Bundan sonra faturaları sana hatırlatmayacağım. Takvimde duruyor, senin adına.”
“Yarım saatten fazla gecikeceksen bana yola çıkmadan önce yaz. Yazmazsan ben kendi planıma geçerim.”
“Tartışma çok ısındığında yirmi dakika ara istiyorum. Bu senden kaçmak değil, ikimizi korumak.”
Sınırı koymak işin yarısı. Öbür yarısı tutarlı kalmak. Faturayı hatırlatmayacağını söyleyip son gün yine hatırlatırsan, sınır bir cümleden ibaret kalıyor. Bazen bu, bir sonucun yaşanmasına izin vermek demek: geç ödeme cezası gelmesi gibi küçük ve onarılabilir bir sonuç. Elbette büyük ve geri dönülmez riskler için bu doğru değil. Orada birlikte bir güvence kurmak daha akıllıca.
Kendi ihtiyaçlarını unutma
DEHB'li bir sevgiliye destek olan birçok insan, bir noktada kendi hayatının da bir yere sıkıştığını fark ediyor. Kendi arkadaşlarını daha az görüyor, kendi işine daha az enerji kalıyor, kendi duygularını konuşmaya sıra gelmiyor.
Gina Pera'nın kitabı tam bu tarafı, yani DEHB'li birini seven kişinin deneyimini anlatıyor (Pera, 2008). Ben kendi açımdan şunu söyleyebilirim: yanındaki kişinin tükenmiş olması, DEHB'li biri için de iyi bir şey değil. Senin dinlenmiş, kendi hayatı olan, kendi ihtiyacını söyleyebilen biri olman ilişkinin ikiniz için de daha sağlıklı olması demek.
Ben olsam şunları kendime düzenli olarak sorardım: Bu hafta kendim için ne yaptım? Hangi ihtiyacımı söylemeden yuttum? Sevgilimle en son ne zaman iş, liste ya da sorun konuşmadan sadece keyifli bir şey yaptık?
Son soru bana kalırsa en önemlisi. DEHB'li ilişkilerde konuşmaların büyük kısmı zamanla lojistiğe dönebiliyor. Oysa ikinizi bir araya getiren şey lojistik değildi. Haftada bir akşamı tamamen “sorun konuşmak yasak” akşamı yapmak bile o eski yakınlığı geri çağırabiliyor.
DEHB'li sevgilinin gözünden
Masanın benim oturduğum tarafından birkaç şey söylemek istiyorum.
DEHB'li biri çoğu zaman unuttuğunu, geciktiğini, yarım bıraktığını senden önce fark ediyor ve kendine senden daha sert davranıyor. Bir hatırlatma ona bilgi olarak değil, bir hüküm olarak ulaşabiliyor: “Yine.” O yüzden aynı içeriği taşıyan iki cümle çok farklı etkiler bırakıyor. “Faturayı yine unuttun” ile “Fatura takvimde görünmüyor, birlikte bakalım mı?” aynı şeyi söylüyor, ama biri kapıyı kapatıyor, öbürü açıyor.
Bir de şu var: DEHB'li birinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, çabasının görülmesi. Dışarıdan görünen sonuç bazen aynı olsa da içeride çok emek harcanmış olabiliyor. Bir şey yolunda gittiğinde bunu söylemek, aksadığında söylemek kadar önemli. Sürekli özür dileyen biri, zamanla o özürlerin altında kendini kaybetmeye başlıyor.
Sevgilinle nasıl konuşursun
Bu konuşmayı bir kavganın ortasında değil, ikinizin de sakin olduğu bir anda aç. Yürüyüş iyi bir yer: yan yana yürürken zor konular göz göze otururken olduğundan daha kolay açılıyor.
Birkaç açılış cümlesi:
“Sana destek olmak istiyorum, ama nasıl olacağımı tam bilmiyorum. Sana neler iyi geliyor?”
“Son zamanlarda seni hep takip eden biri gibi hissediyorum ve bundan hoşlanmıyorum. Sen de hoşlanmıyorsundur. Başka bir yol bulalım mı?”
“DEHB hakkında okuyorum ve bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. Bunların hangisi sende var, birlikte bakalım mı?”
“Ben de yoruldum ve bunu söylemek istiyorum. Seni suçlamak için değil, ikimiz için bir şeyi değiştirebilmek için.”
Sevgilin DEHB'sini henüz kabullenmemişse ya da konuyu açınca savunmaya geçiyorsa, bunun ayrı bir konuşma olduğunu bil. Onu serinin sevgilim DEHB'sini kabul etmiyor yazısında anlattım.
Ne zaman yardım almak gerekir
Aynı konuşmalar aylardır dönüp duruyorsa ya da ikinizden biri ilişkide yalnız ve tükenmiş hissediyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapisti iyi bir adım olabilir. Bunun nasıl işlediğini çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında anlattım. Sevgilinin tanısı ve tedavisiyle ilgili kararlar ise onunla hekimi arasında, senin rolün ise istediğinde yanında olmak.
Bana kalan
Bence DEHB'li birini sevmenin en zor yanı, sevginin yetmediği anlarla karşılaşmak. Seviyorsun, ama fatura yine ödenmemiş. Seviyorsun, ama yine yarım saattir bekliyorsun. Bu anlarda insan ya kendi sevgisinden ya da karşısındakinin sevgisinden şüphe etmeye başlıyor. Ben ikisine de şüpheyle bakmamanı öneririm. Sorun çoğu zaman sevgide değil, sevginin üstüne kurulmamış bir düzende.
Destek olmak istiyorsan, ilk işin kendini onun hafızası olmaktan kurtarmak. Bu ona sırt çevirmek değil. Tersine, ona bir yetişkin olarak güvendiğini gösteriyor. Hatırlatan ve hatırlatılan rolleri bırakıldığında, iki kişi yeniden sevgili olmaya yer açıyor.
Ve kendi ihtiyaçların bu hikayenin bir yan notu değil. DEHB'li biri olarak açıkça söyleyebilirim: yanımdaki kişinin kendini unutarak bana destek olmasını istemezdim. İyi bir destek, iki kişinin de ayakta kaldığı bir destek.
Sık sorulanlar
- DEHB'li sevgiliye nasıl davranmak gerekir?
- Ona bir yetişkin gibi davranarak, ama beyninin bazı işleri farklı yaptığını bilerek. Destek, onun yerine yapmak değil, onun yapabileceği bir düzeni birlikte kurmak. Neye ihtiyaç duyduğunu tahmin etmek yerine ona sormak çoğu zaman en iyi başlangıç.
- Sevgilimin DEHB'sinden yorulmam normal mi?
- Evet, çok anlaşılır bir şey. DEHB'li yetişkinlerin eşleriyle yapılan bir çalışmada eşler, kontrol grubundaki eşlere göre daha düşük yakınlık ve evlilik doyumu bildirmiş. Yorulmak sevgilini daha az sevdiğini göstermiyor, bir şeyin değişmesi gerektiğini gösteriyor.
- Sevgilime sürekli hatırlatma yapmalı mıyım?
- Bana kalırsa hayır. Sürekli hatırlatma kısa vadede işi kurtarıyor ama seni takip eden, onu takip edilen konuma sokuyor. Hatırlatmayı ortak takvime ve alarma devretmek ikinizi de bu rolden kurtarıyor.
- DEHB'li sevgiliyle ilişkide sınır nasıl konur?
- Sakin bir anda, suçlamadan ve tek bir davranış için. “Bundan sonra faturayı sana hatırlatmayacağım, takvimde senin adına duruyor” gibi net bir cümle, uzun bir şikayet listesinden daha çok işe yarıyor. Sınırı koyduktan sonra tutarlı kalmak da en az söylemek kadar önemli.
- DEHB'li sevgilim değişmezse ne yapmalıyım?
- Önce neyin değişmesini beklediğini netleştir: bir belirtinin tamamen gitmesini mi, yoksa onun bu belirtiyle ilgili sorumluluk almasını mı? Sorumluluk alma yoksa ve aynı konuşmalar aylarca tekrar ediyorsa, çift terapisi ya da kendi destek alman iyi bir sonraki adım.
- Sevgilimin DEHB'si için ilaç kullanmasını isteyebilir miyim?
- Endişeni ve gözlemini paylaşabilirsin, ama tedavi kararı onunla hekimi arasında. Baskı kurmak yerine “Bir uzmanla konuşmak ister misin, istersen ben de yanında olurum” demek kapıyı daha çok açık tutuyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.