İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilimde DEHB olduğunu düşünüyorum ama kabul etmiyor

Sevgilinde DEHB olduğunu düşünüyorsun ama o kabul etmiyor mu? Tanı koymadan, kavga çıkarmadan konuşmanın ve değerlendirmeye davet etmenin yolu.

9 dakika okumaUzun

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Sevgiline DEHB değerlendirmesini zorlamadan önermenin yolu5 adım
  1. İki hafta boyunca seni zorlayan anları not et. Tarih, ne oldu, sende ne hissettirdi. “Dağınık” gibi bir sıfat değil, “cuma akşamki yemeği unuttu, bir saat bekledim” gibi somut bir olay yaz. Konuşmaya bu notlarla gidersen tartışma etiket üzerine değil, yaşanan şeyler üzerine kurulur.
  2. Sakin bir zaman seç. Bir kavganın ortasında ya da hemen ardından değil, ikinizin de dinlenmiş olduğu bir günde konuş. Konuşmayı önceden haber ver: “Hafta sonu seninle bir şey konuşmak istiyorum, kötü bir şey değil.”
  3. Etiketle değil, davranışla ve kendi hissinle aç. “Sende DEHB var” yerine “Planlar son anda değişince kendimi önemsiz hissediyorum” de. Bir ya da iki örnek seç, listeyi bir dosya gibi önüne koyma.
  4. Değerlendirmeyi bir davet olarak öner. Okuduğun şeyin sana tanıdık geldiğini söyle ve bir uzmanla konuşmayı düşünüp düşünmeyeceğini sor. İstersen yanında gelebileceğini ekle. Cevabı o anda bekleme.
  5. Hayır derse bile birlikte bir düzen kurun. Ortak takvim, gecikme haber kuralı, para için bir sınır gibi iki üç somut anlaşma yapın. Bir ay sonra nasıl gittiğine birlikte bakın.
Bu yazıda 11 bölüm var

Bir yazı okuyorsun, belki de kısa bir video izliyorsun. Geç kalmalar, yarım kalan işler, son anda değişen planlar, bir konuya dalınca dünyayı unutmak. Her maddede aklına aynı kişi geliyor: sevgilin. İçinde bir rahatlama beliriyor, çünkü uzun zamandır anlamaya çalıştığın şeyin bir adı olabilir. Sonra bunu ona söylüyorsun ve beklediğin rahatlama gelmiyor. Yüzü kapanıyor. “Yani bende bir sorun mu var?”

Bu soruyu soran çok insan var ve çoğu iyi niyetle yola çıkıyor. Yazı, DEHB ve İlişkiler 101 serisinin sorularından biri ve bence serinin en hassas konularından. Çünkü burada bir taraf kendi davranışını değil, sevdiği birinin zihnini konuşmaya çalışıyor.

Kısa cevabım şu: tanıyı bırak, davranışı konuş. Değerlendirmeyi bir şart gibi değil, bir davet gibi öner. Ve kabul etmese de ilişkinizi düzeltecek adımların çoğunun bir tanı beklemediğini bil.

Önce kendine dürüst bir soru

Sevgilinde DEHB olduğundan ne kadar eminsin, ve bu eminlik nereden geliyor?

DEHB listeleri çok tanıdık gelir. İnsanların çoğu dikkat dağınıklığını, unutkanlığı ve ertelemeyi bir yerinden tanıyor. Herkese uyabilecek genel tariflerin kişiye özel gibi gelmesinin bir adı bile var. Üstelik uyku düzensizliği, kaygı, depresyon, yoğun iş stresi ya da yeni bir yas da dışarıdan bakınca DEHB'ye çok benzeyen bir tablo verebiliyor.

DEHB'nin tanısı, eğitimli bir klinisyenin belirtileri, bunların çocukluktan beri sürüp sürmediğini ve hayatın birden fazla alanında gerçek bir zorluğa yol açıp açmadığını değerlendirmesiyle konuyor (Faraone ve ark., 2021). Bir video, bir test ya da senin gözlemin bu değerlendirmenin yerini tutmuyor. Kendi kendine tanı birinin kendisi için bile ancak bir başlangıç, başka biri için koyulan tanı ise hiç değil.

Bunu seni küçümsemek için söylemiyorum. Gözlemin çok değerli olabilir. Sadece şunu ayırmanı istiyorum: “Bu davranışlar beni zorluyor” cümlesinden kesin olarak eminsin. “Bunun sebebi DEHB” cümlesinden emin olamazsın. İlki konuşmanın zemini olabilir, ikincisi değil.

Neden kabul etmiyor olabilir

Sevgilinin itirazı ilk bakışta inat gibi görünebilir. Çoğu zaman altında daha anlaşılır şeyler var.

Etiketin ağırlığı. Birçok insan için psikiyatrik bir tanı hala bir damga gibi duruyor. “DEHB'li” kelimesi kulağa “bozuk”, “eksik” ya da “ilaç kullanacak biri” gibi gelebiliyor. Türkiye'de yetişkin DEHB'si de yakın zamana kadar pek konuşulmuyordu. Sevgilin çocukluğunda bu kelimeyi hiç duymamış olabilir.

Yıllarca biriken utanç. Tanısız büyüyen DEHB'li birine çoğu zaman “tembel”, “sorumsuz”, “umursamaz” denmiş oluyor. Bu kişi, eleştiriye karşı yıllar içinde kalın bir kabuk örüyor. Senin “DEHB olabilir” cümlen, o eski cümlelerin yeni bir sürümü gibi duyulabiliyor. Reddedilme duyarlılığı da devredeyse, nazik bir öneri bile bir mahkeme kararı gibi gelebiliyor.

Kendi hayatını farklı görmek. Bir insan kendi zihnini içeriden yaşıyor ve onu “normal” sanıyor. Karşılaştıracak başka bir zihni yok. Araştırmalar da DEHB'li yetişkinlerin bazı alanlarda kendi performanslarını olduğundan iyi değerlendirebildiğini gösteriyor. Bir çalışmada DEHB'li yetişkinler, sürüş geçmişleri daha fazla kaza ve ceza içerdiği halde kendi sürüşlerini karşılaştırma grubu kadar olumlu değerlendirmiş (Knouse ve ark., 2005). Bu tek bir alanda yapılmış, küçük bir çalışma ve herkese genellenemez. Ama sevgilinin “ben iyiyim” derken yalan söylemediğini, gerçekten öyle gördüğünü hatırlatıyor.

Konuşmanın zamanlaması. Bu cümle ilk kez bir kavgada söylendiyse, sevgilin tanıyı bir bilgi olarak değil, tartışmayı kazanmak için çekilen bir koz olarak hatırlıyor olabilir.

Gerçekten DEHB olmaması. Bu ihtimali de masada tut. Sevgilin haklı olabilir.

Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor

Bir an onun yerinde olduğunu düşün. Sevdiğin biri sana bir video gönderiyor, altına “bu tam sensin” yazıyor. Sonra bir akşam, sen bir şeyi unuttuğunda “bak, işte DEHB” diyor. Bir hafta sonra bir makale daha.

Sen bunları yardım etmek için yapıyorsun. O ise her mesajda biraz daha incelenen, düzeltilmesi gereken bir proje gibi hissedebilir. İlişkide eşitlik yavaş yavaş kayıyor: bir taraf teşhis koyan, öbür taraf teşhis edilen oluyor. Bu kayma ilerledikçe roller denetleyen ve denetlenen diye ayrışıyor. Evlilikte ebeveyn çocuk dinamiği yazısında anlattığım tablo da tam olarak bu.

İnsan bu konumda kendini korumaya geçiyor. Savunma başladığında da asıl konu, yani geç kalmalar ya da unutulan sözler, konuşmanın dışına düşüyor. Artık tartışılan şey “DEHB var mı yok mu” oluyor ve bu tartışmayı kimse kazanamıyor.

Senin yükün de gerçek

Bunları anlatırken senin yaşadığını küçültmek istemiyorum. Sürekli hatırlatan, planı tutan, unutulanı telafi eden taraf olmak yorucu.

Partneri DEHB'li olan eşlerle yapılan bir çalışmada bu eşler, karşılaştırma grubuna göre daha düşük yakınlık ve daha düşük evlilik doyumu bildirmiş. Çalışmada yakınlık duygusu, partnerin DEHB'si ile doyum arasındaki bağın merkezinde çıkmış (Ben-Naim ve ark., 2017). Robin ve Payson (2002) da DEHB'siz partnerin tutulmayan sözleri zamanla ilgisizlik olarak okumaya başlayabildiğini anlatıyor.

Yani bir isim arıyorsan, bunun sebebi çoğu zaman merak değil, yorgunluk. Bunu kendine de söyle. Çünkü asıl ihtiyacın sevgilinin bir tanı alması değil, belki de daha az yalnız hissetmek, daha çok güvenebilmek. Bu ihtiyacı doğrudan konuşmak, tanıyı konuşmaktan daha kısa bir yol.

Tanı dilinden davranış diline geç

Bence bu yazının en işe yarar kısmı burası. Aynı derdi iki farklı dille anlatabilirsin ve biri kapı kapatırken öbürü kapı açıyor.

Tanı dili Davranış ve his dili
“Sende kesin DEHB var.” “Planlar son anda değişince kendimi geride kalmış hissediyorum.”
“Yine dikkatin dağıldı.” “Anlatırken telefona bakınca dinlenmediğimi düşünüyorum.”
“Bu DEHB'nin belirtisi.” “Faturayı bu ay da ben hatırladım ve bu beni yoruyor.”
“Tedavi olman lazım.” “Bu konularda birlikte bir düzen kurmak istiyorum.”
“Hep böylesin.” “Son iki haftada üç kez buluşmaya geç kaldın, bunu konuşabilir miyiz?”

Sağdaki cümleler sevgiline bir hüküm değil, bir bilgi veriyor: senin içinde ne olduğu. Hükme itiraz edilir, bir insanın hissine itiraz etmek çok daha zor. Sağ sütunda sevgilinin kim olduğu değil, ne yaptığı ve bunun sende ne bıraktığı konuşuluyor. İnsanlar kim olduklarını savunur, ne yaptıklarını konuşmaya ise daha açıktır.

Bir şey daha: tek seferde tek konu. Bir oturuşta on maddelik bir liste açarsan sevgilin kendini bir dosyanın karşısında hisseder. Bir ya da iki örnek, somut ve yakın tarihli, yeter.

Değerlendirmeye nasıl davet edersin

Davranış dili ile birkaç kez konuştuktan sonra, uygun bir anda değerlendirme fikrini açabilirsin. Davet ile şart arasındaki fark burada çok önemli.

Şart şöyle duyuluyor: “Gidip test olmazsan bu ilişki yürümez.” Davet ise şöyle: “Okuduğum bazı şeyler bana tanıdık geldi, belki sana da gelir. Bir uzmanla konuşmayı düşünür müsün? İstersen ben de gelirim.”

Davette birkaç şeye dikkat ederim. Kararı ona bırakırım, cevabı o gün beklemem. Okuduğum kaynağı paylaşırım ama üstüne “bak, aynen sen” yazmam. Ona bir merak olarak sunarım: “Belki bir şey çıkar, belki çıkmaz, iki durumda da bir şey öğrenmiş oluruz.” Değerlendirmenin sonucu “DEHB yok” da olabilir ve bu da bilgi.

Yetişkinlikte değerlendirmenin nasıl yapıldığını bilmek kaygıyı azaltabiliyor. Sevgilin sürecin bir görüşme, birkaç ölçek ve çocukluğa dair sorulardan oluştuğunu bilirse işin gözünde daha az büyüdüğünü görebilir. Süreci yetişkin DEHB tanısı nasıl konur yazısında ayrıntısıyla anlattım. Ben tanımı 22 yaşında aldım. O yaşa kadar dağınık masamın, kaybolan anahtarlarımın ve son geceye kalan ödevlerimin bir adı yoktu. Yine de bana kalırsa insanın kendi aradığı bir ad ile ona dışarıdan verilen bir ad aynı yere oturmuyor.

Zorlamak neden ters tepiyor

Israr, kısa vadede işe yarıyor gibi görünebilir. Sevgilin bıkıp “tamam, giderim” diyebilir. Ama zorla gidilen bir değerlendirmede insan çoğu zaman kendini savunmaya devam ediyor, zorlandığı yerleri küçültüyor ve sonuç ne çıkarsa çıksın ona mesafeli duruyor.

İnsanlar, baskı altında değil, kendilerini güvende hissettiklerinde fikir değiştirmeye daha yakın oluyor. Terapide bunun bir adı var: motivasyonel görüşme, kişinin değişim isteğini dışarıdan dayatmak yerine kendi içinden çıkarmayı hedefliyor. Sen terapist değilsin ve olmak zorunda da değilsin. Ama bu fikrin özünü alabilirsin: ikna etmeye çalışma, merak et.

Bu yüzden ben olsam şunlardan uzak dururum: her gün yeni bir video göndermek, kavga sırasında “bu DEHB” demek, arkadaşlara ya da aileye sevgilinin “DEHB'si olduğunu” anlatmak, tanıyı ilişkinin devamına şart koşmak. Her biri sevgilini biraz daha köşeye itiyor.

Sevgilin hayır derse, o “hayır”ı bir süre bırak. Bir kere söyledin, bilgi onda. Fikir zihinde kendi hızında olgunlaşıyor ve senin baskın onu hızlandırmıyor, yavaşlatıyor.

Etiket olmadan da işleyen anlaşmalar

İşin en rahatlatıcı yanı belki de bu: ilişkinizi zorlayan davranışların çoğu için bir tanıya gerek yok. Ortak takvim kullanmak, gecikmeyi önceden haber vermek ya da ev işini paylaşmak için kimsenin DEHB'li olması gerekmiyor. Bunlar her çiftin işine yarayan düzenler.

Diyelim ki en büyük sorununuz son anda değişen planlar ve unutulan buluşmalar. Sakin bir akşam oturup şöyle bir anlaşma yazabilirsiniz:

Birlikte yaptığımız planları ikimizin de gördüğü ortak takvime aynı gün yazıyoruz. Plan değişecekse en az iki saat önce haber veriyoruz. On beş dakikadan fazla gecikme olacaksa yola çıkmadan mesaj atıyoruz. Bunu ayın son pazarı birlikte gözden geçiriyoruz: ne işledi, ne işlemedi.

Bu metinde “DEHB” kelimesi geçmiyor. Kimse suçlanmıyor, iki taraf da aynı kurallara uyuyor. Sevgilin bu düzenlerin işine yaradığını gördükçe kendi zorlandığı yerleri daha rahat fark edebiliyor. Bazen değerlendirme fikri de böyle, kendi içinden geliyor.

Plan konusunu sevgilinin gözünden sevgilim plan yapmamı istiyor yazısında anlatıyorum. Sevgilin bir gün tanı alırsa, sonrasında nasıl yanında durabileceğini de sevgilimin DEHB'si var, nasıl destek olurum yazısında bulabilirsin.

Sevgiline nasıl anlatırsın

Konuşmanın tamamını ezberlemek gerekmiyor, ama ilk cümleler çok şey belirliyor. İşte birkaç örnek.

Konuşmayı açarken:

  • “Seninle bir şey konuşmak istiyorum. Seni eleştirmek için değil, ikimiz için.”
  • “Son zamanlarda bazı şeyler beni zorluyor ve bunları kafamda büyütmek yerine sana söylemek istiyorum.”

Davranışı anlatırken:

  • “Cumartesi buluşmamızı unuttuğunda bir saat bekledim. Kızgın olmaktan çok, önemsiz hissettim.”

Değerlendirme fikrini açarken:

  • “Yetişkinlerde DEHB üzerine bir yazı okudum, bazı yerleri bana bizi düşündürdü. Okumak ister misin? İstemezsen sorun değil.”

Sevgilin savunmaya geçerse:

  • “Sana bir etiket koymaya çalışmıyorum. Sadece seni daha iyi anlamak istiyorum.”
  • “Haklısın, ben tanı koyamam. Ama bu konuda ne hissettiğimi söyleyebilirim.”

Hayır dediğinde:

  • “Tamam, kararına saygı duyuyorum. O zaman takvim konusunu birlikte çözelim mi?”

Son cümle belki de en önemlisi. “Hayır”ın ardından konuyu tamamen kapatmıyorsun, sadece etiketi masadan kaldırıyorsun. Asıl dert, yani birlikte daha iyi yaşamak, masada kalıyor.

Ne zaman yardım almak gerekir

Bu konu her konuşmada kavgaya dönüyorsa ya da biriniz sürekli suçlanmış, öbürü sürekli yalnız bırakılmış hissediyorsa, bir çift terapisti ikinize ortak bir dil kurmakta yardımcı olabilir ve bireysel değerlendirmeye gitmek istemeyen biri bazen çift terapisine gelmeye daha açık oluyor. Neyin işe yaradığını çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında anlattım.

Bana kalan

Bana kalırsa bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı. Biri “Sevgilimde DEHB var mı?”, öbürü “Bu ilişkide neden bu kadar yoruluyorum?” İlkinin cevabı ne sende ne bende. İkincisi ise tamamen senin ve onu konuşmak için kimsenin bir tanı almasına gerek yok.

DEHB'nin bir adı olması hayatımda çok şeyi kolaylaştırdı, bunu saklamıyorum. Ama aynı ad bir tartışmanın ortasında, bir başkasının ağzından bir suçlama gibi gelseydi, onu aynı şekilde karşılar mıydım, emin değilim. Bir tanının işe yaraması için kişinin onu kendi kapısından içeri alması gerekiyor.

Bu yüzden benim tavrım net: sevgilini teşhis etme, onunla konuş. Ne yaşadığını söyle, birlikte bir düzen kurun, kapıyı açık bırak. Gerisi onun kararı. İlişkinin düzelmesi o kararı beklemek zorunda değil.

Sık sorulanlar

Sevgilimde DEHB olduğunu nasıl anlarım?
Kesin olarak anlayamazsın, bunu ancak bir hekim değerlendirmeyle söyleyebilir. Uyku sorunu, kaygı, depresyon ve uzun süreli stres de dikkat dağınıklığına çok benzeyen bir tablo verebiliyor. Senin elinde olan, seni zorlayan davranışları görmek ve onları konuşmak.
Sevgilime DEHB'si olabileceğini nasıl söylerim?
Sakin bir anda, suçlamadan ve kendi deneyiminden yola çıkarak. “Bir yazı okudum, bazı yerleri bana seni düşündürdü, sen ne dersin?” gibi bir cümle, “sende kesin DEHB var”dan çok daha açık bir kapı bırakıyor. Kavga sırasında söylenen her tanı cümlesi saldırı gibi duyuluyor.
Sevgilim DEHB değerlendirmesine gitmek istemiyorsa ne yapmalıyım?
Kararına saygı göster ve ısrarı bırak. Etiketi tartışmak yerine davranışlar üzerine birlikte anlaşmalar yapın. İnsanlar zorlandıklarında değil, kendilerini güvende hissettiklerinde fikir değiştirmeye daha yakın oluyor.
DEHB tanısı olmadan ilişki düzelir mi?
Birçok konuda düzelebilir. Ortak takvim, hatırlatıcılar, haber verme kuralı ve iş paylaşımı tanı istemiyor. Tanı ve tedavi bazı insanlara ek bir yol açıyor, ama ilişkinin iyileşmesi ona bağlı değil.
Kavgada “sende DEHB var” demek neden ters tepiyor?
Çünkü o anda tanı bir bilgi gibi değil, bir silah gibi duyuluyor. Karşındaki kişi davranışı değil kendini savunmaya başlıyor ve konuşma sorunun kendisinden uzaklaşıyor. Aynı cümle sakin bir günde bile zor duyuluyor, kavgada neredeyse hiç duyulmuyor.
Ne zaman çift terapisine gitmek gerekir?
Bu konu her konuşmada kavgaya dönüyorsa ya da biriniz sürekli suçlanmış hissediyorsa, dışarıdan biri ikinize ortak bir dil kurmakta yardımcı olabilir. Sevgilin bireysel değerlendirmeye gitmek istemese bile çift terapisine gelmeye bazen daha açık oluyor.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Faraone, S. V., Banaschewski, T., Coghill, D. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩
  2. Knouse, L. E., Bagwell, C. L., Barkley, R. A. ve Murphy, K. R. (2005). Accuracy of self-evaluation in adults with ADHD: Evidence from a driving study. Journal of Attention Disorders, 8(4), 221-234.↩
  3. Ben-Naim, S., Marom, I., Krashin, M., Gifter, B. ve Arad, K. (2017). Life with a partner with ADHD: The moderating role of intimacy. Journal of Child and Family Studies, 26(5), 1365-1373.↩
  4. Robin, A. L. ve Payson, E. (2002). The impact of ADHD on marriage. The ADHD Report, 10(3), 9-14.↩
  5. Pera, G. (2008). Is It You, Me, or Adult A.D.D.? Stopping the Roller Coaster When Someone You Love Has Attention Deficit Disorder. 1201 Alarm Press.↩

Bu yazı 22 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.