DEHB ve İlişkiler 101: Ev işlerini paylaşamıyoruz, hep ben unutuyorum
Ev işini hep sen mi unutuyorsun? DEHB'de bunun nedeni, görünür bir iş listesi ve işi değil sorumluluğu üstlenmenin ilişkide neyi değiştirdiği.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Ev işlerini DEHB ile paylaşmak: adım adım5 adım
- Bütün ev işlerini birlikte yazın. Yarım saat ayırıp evde dönen her işi tek bir listeye dökün: çamaşır, bulaşık, fatura, alışveriş, çöp, bitki sulama, randevular. Görünmeyen işleri de yazın: eksileni fark etmek, sırayı takip etmek, hatırlatmak.
- İşleri değil, sorumluluk alanlarını paylaşın. Her satıra bir sahip yazın ve o kişi işin baştan sona sahibi olsun: ne zaman gerektiğini fark etmek, yapmak ve bitirdiğini işaretlemek. Gücünüze uyan alanları seçin; DEHB'li taraf için sabit saati olan, sonu belli işler genelde daha kolay.
- Listeyi ikinizin de gördüğü tek bir yere koyun. Mutfaktaki bir tahta ya da ortak bir uygulama, ama yalnızca biri. Her işin yanında sahibi, sıklığı ve 'bitti' sayılması için ne gerektiği yazsın.
- Hatırlatmayı kişiden alıp saate ve yere bağlayın. Her işi var olan bir alışkanlığa ya da tekrar eden bir alarma iliştirin: kahve demlenirken bulaşık makinesini boşaltmak, pazar 20.00'de faturalara bakmak gibi. Partnerin hatırlatması yedek sistem olsun, ana sistem değil.
- Haftada bir kısa bir kontrol yapın. Pazar akşamı on beş dakika listeye birlikte bakın: ne yürüdü, ne aksadı, hangi işin sahibi ya da saati değişmeli. Suçlu aramak yerine sistemi düzeltin.
Bu yazıda 12 bölüm var
Bulaşık makinesi yine boşaltılmamış. Çöp yine kapının önünde, ama dışarıda değil. Faturanın son ödeme günü dün geçmiş. Ve sen bunların hepsini yapmaya söz vermiştin, gerçekten de yapacaktın.
Sevgilin bir şey söylemeden önce yüzüne bakıyorsun ve o bakışı tanıyorsun. Kızgınlıktan çok yorgunluk var orada. Sen de içinden aynı cümleyi kuruyorsun: "Neden hep ben unutuyorum?"
Bu soruyu soran tek kişi sen değilsin. DEHB'li birinin yaşadığı ilişkilerde ev işleri, en sık tartışma çıkan konulardan biri. DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bu yazısında, ev işlerinin neden tam da senin tökezlediğin yere denk geldiğini, sevgilinin bunu nasıl yaşadığını ve ikinizi de koruyan bir paylaşımın nasıl kurulabileceğini anlatmak istiyorum.
Neden hep sen unutuyorsun
Kısa cevap şu: ev işleri, DEHB'nin en çok zorladığı becerilerin üstüne kurulu.
Bir ev işini yapmak için önce onun gerektiğini fark etmen, sonra doğru anda hatırlaman, sonra başlaman ve en sonunda bitirmen gerekiyor. Bu dört adımın her biri yürütücü işlevlere dayanıyor. Barkley'nin DEHB modelinde de asıl zorluk bilgide değil, bilinen şeyi doğru anda davranışa dökmekte (Barkley, 2015). Çöpün salı akşamı çıkacağını biliyorsun. Salı akşamı saat sekizde o bilgi aklına gelmiyor.
Bunun bir adı var: ileriye dönük hatırlama, yani gelecekte bir şeyi yapmayı hatırlamak. DEHB'de çalışma belleği dar olduğu için "sonra yaparım" dediğin iş, araya giren ilk uyaranla zihinden düşüyor. Sevgilin "akşama çamaşırları asar mısın" dediğinde "tabii" diyorsun ve o an gerçekten kastediyorsun. Ama "tabii" ile akşam arasında bir telefon, bir mesaj, bir iş, bir dizi var.
Ev işlerinin kendine özgü bir sorunu daha var: bitmiyorlar. Bulaşığı yıkıyorsun, üç saat sonra yeniden birikiyor. Ödül yok, bitiş çizgisi yok, yapıldığında da kimse fark etmiyor. Uyaran arayan bir beyin için bu, en kolay ertelenen iş türü. Bunu DEHB'de ev işleri yazısında daha ayrıntılı yazmıştım.
Asıl unutulan şey iş değil, sorumluluk
Çoğu çift ev işini paylaştığını düşünüyor: "Bulaşık senin, çamaşır benim." Ama bu bölüşüm genelde işin yapılma kısmını paylaştırıyor. Fark etme, takip etme ve hatırlama kısmı bölünmeden kalıyor.
Diyelim ki çamaşır senin işin. Sepetin dolduğunu fark eden kim? Deterjanın bittiğini fark eden kim? "Çamaşırlar makinede kaldı, kokacak" diyen kim? Bu soruların cevabı sevgilinse, çamaşır aslında hala onun işi. Sen yalnızca elsin, o ise beyin.
İşin bu görünmeyen tarafına zihinsel yük deniyor. DEHB'de zihinsel yük yazısında anlattığım gibi, yorucu olan çoğu zaman işin kendisi değil, aklında tutulması. Ve DEHB'nin olduğu ilişkilerde bu yük genelde sessizce DEHB'li olmayan tarafa geçiyor.
Bana kalırsa ev işi tartışmalarının büyük kısmı burada düğümleniyor. Sen "ama yaptım" diyorsun. Sevgilin "evet, ben söyleyince" diyor. İkiniz de haklısınız ve konuştuğunuz şey aynı değil.
Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor
Sevgilin ev işinin yapılmamasından çok, bir şeyin tekrar tekrar ona kalmasından yoruluyor.
Robin ve Payson (2002), DEHB'li partnerin sözlerini tutamamasının ve aksayan işlerin, karşı tarafça çoğu zaman bir ilgi eksikliği olarak okunduğunu yazıyor. Yani sevgilinin aklındaki cümle çoğu zaman "yine unutmuş" değil, "beni yeterince önemsemiyor".
Eakin ve arkadaşlarının (2004) çalışmasında da DEHB'li yetişkinlerin eşleri, partnerlerinin belirtilerinin ev düzeni ya da zaman yönetimi gibi alanlarda kendi hayatlarını etkilediğini ve bunu bir biçimde telafi ettiklerini bildiriyor. Bu küçük bir çalışma, ama anlattığı tablo bence çok tanıdık: bir taraf eksik kalanı sessizce tamamlıyor ve bu tamamlama zamanla bir role dönüşüyor.
Yetişkin DEHB'si ve romantik ilişkiler üzerine yazılmış bir derleme de DEHB'li yetişkinlerin ilişkilerinden daha az doyum bildirdiğini ve çatışmaları daha olumsuz yaşadığını aktarıyor (Wymbs ve ark., 2021). Ev işinin kendisi bu tabloyu tek başına açıklamıyor. Ama her gün tekrar eden, en somut ve en kolay sayılabilen sürtünme alanı olduğu için birikimin çoğu orada başlıyor.
Ebeveyn-çocuk düzenine nasıl kayılıyor
Melissa Orlov, DEHB'nin olduğu evliliklerde sık görülen bir örüntüyü anlatıyor: bir partner hatırlatan, planlayan ve denetleyen konuma, öteki hatırlatılan konuma geçiyor (Orlov, 2010). Sitede bu düzeni ebeveyn-çocuk dinamiği yazısında ayrıca anlattım.
Ev işleri bu düzenin en kolay kurulduğu yer. Çünkü ilk hatırlatma çok masum: "Çöpü akşam çıkarırsın, değil mi?" İkincisi de masum. Onuncu hatırlatmada ton değişiyor. Yirminci hatırlatmada sevgilin artık sana bir partner gibi değil, bir şeyi kontrol etmesi gereken biri gibi bakıyor. Sen de kendini her akşam yoklama verilen bir çocuk gibi hissediyorsun.
Bu düzenin acı tarafı iki tarafı da yalnız bırakması. Hatırlatan taraf "neden her şeyi ben düşünmek zorundayım" diye yoruluyor. Hatırlatılan taraf "ne yapsam yetmiyor" diye içine kapanıyor ya da savunmaya geçiyor. Ve ikisi de ötekinin yerinden bakamıyor.
Benim gördüğüm kadarıyla bu düzenden çıkmanın yolu daha çok hatırlatmak ya da daha çok çabalamak değil. Hatırlatma işini bir kişiden alıp ikinizin dışında duran bir sisteme vermek.
Ne yapabilirsin: görünür bir iş listesi
İlk adım, evde dönen bütün işleri bir yere dökmek. Yarım saat ayırın, oturun ve her şeyi yazın. Çamaşır, bulaşık, alışveriş, faturalar, çöp, bitki sulama, kombi bakımı, doğum günü hediyeleri. Görünmeyenleri de yazın: "eksilenleri fark etmek", "ay sonu faturalara bakmak", "misafir gelecekse hazırlığı planlamak".
Bu listeyi yazarken çoğu çift ilk kez aynı şeye bakıyor. Sevgilinin taşıdığı yük senin için görünür hale geliyor, senin yaptığın ama fark edilmeyen işler de onun için. Bence bu konuşmanın kendisi bile tek başına bir şeyleri yumuşatıyor.
Sonra liste ikinizin de gördüğü tek bir yere gidiyor. Mutfak dolabına asılı bir tahta da olur, ortak bir uygulama da. Önemli olan tek olması. İki uygulama, bir de buzdolabındaki kağıt olursa hangisine bakacağını düşünmek de ayrı bir iş oluyor. Tek liste kuralı bu yüzden işe yarıyor.
DEHB'de "gözden ırak, gönülden ırak" neredeyse kelimesi kelimesine doğru. Telefonun üçüncü ekranındaki bir uygulama, mutfakta göz hizasındaki bir tahta kadar hatırlatmıyor. Ben olsam en azından günlük işleri fiziksel olarak görünür bir yere koyardım.
İşi değil, sorumluluğu devral
Listenin en önemli sütunu "sahibi". Ama burada küçük bir fark var: sahip, işi yapan kişi değil, işin baştan sona sorumluluğunu taşıyan kişi.
Sorumluluğu devralmak şu demek: işin ne zaman gerektiğini sen fark ediyorsun, sen yapıyorsun, eksik malzemeyi sen tamamlıyorsun ve bittiğini sen işaretliyorsun. Sevgilin o konuda hiçbir şey düşünmek zorunda kalmıyor. Bence iş sayısını eşitlemekten daha adil bir paylaşım bu.
Bunun için senin gücüne uyan alanları seçmen değerli. DEHB'de sabit bir saati ve belli bir sonu olan işler genelde daha kolay yürüyor. Sürekli göz ucuyla takip gerektiren işler ise daha zor. Diyelim ki haftalık alışveriş senin alanın: her pazar sabahı aynı saatte, aynı listeyle. "Evde ne eksik, gözün olsun" gibi belirsiz bir görevden çok daha tutulabilir bir sorumluluk bu.
Aşağıdaki gibi basit bir tablo yeterli:
| İş | Sahibi | Ne zaman | "Bitti" ne demek |
|---|---|---|---|
| Bulaşık makinesi | Sen | Her sabah kahve demlenirken | Makine boş, tezgah temiz |
| Çöp ve geri dönüşüm | Sen | Salı ve cuma 20.00 alarmı | Torbalar dışarıda, yeni torba takılı |
| Haftalık alışveriş | Sen | Pazar 11.00 | Liste bitti, ürünler yerinde |
| Faturalar | Sevgilin | Ayın 1'i ve 15'i | Ödendi, uygulamada işaretli |
| Çamaşır | İkiniz, dönüşümlü | Çarşamba ve cumartesi akşamı | Kurumuş, katlanmış, dolapta |
"Bitti ne demek" sütunu küçük görünüyor ama çok iş görüyor. Çünkü DEHB'de işin büyük kısmı yapılıp son adımı yarım kalabiliyor. Çamaşır yıkanıyor, makinede unutuluyor. Bitiş tanımı yazılı olunca neyin eksik kaldığı tartışma konusu olmaktan çıkıyor.
Hatırlatmayı saate ve alışkanlığa bağla
Sahibi belli bir iş hala hatırlanmak zorunda. Burada amaç, hatırlatmayı sevgilinin ağzından alıp başka bir yere koymak.
Ben olsam her işi zaten yaptığım bir şeye iliştirirdim. Araştırmalarda "eğer-o zaman" planı diye geçen basit bir yöntem var ve hedefe ulaşmada işe yaradığını gösteren çok sayıda çalışma bulunuyor (Gollwitzer ve Sheeran, 2006). Ev işine uyarlayınca şöyle oluyor: "Kahve demlenirken bulaşık makinesini boşaltırım." "Akşam eve girince anahtarı asar, çöpe bakarım." Var olan alışkanlık, yeni işin tetikleyicisi oluyor.
Saatli işler için tekrar eden alarmlar kur ve alarmın adına ne yapacağını yaz: "Alarm" değil, "Çöp torbalarını dışarı çıkar". Alarmı, erteleyeceğin bir saate değil, kalkıp hemen yapabileceğin bir saate koy: gerçekten evde olduğun ve bir işe dalmış olmadığın bir ana.
Sevgilinin hatırlatması tamamen ortadan kalkmak zorunda değil. Ama yedek sistem olsun, ana sistem değil. Bunu da önceden konuşabilirsiniz: "Alarm çaldı ve iş bir saat içinde yapılmadıysa bir kere söyleyebilirsin, ben de tartışmadan kalkarım." Hatırlatmanın kuralı önceden konuşulunca, o an bir eleştiri gibi gelmiyor.
Haftalık kontrol: on beş dakika
Hiçbir sistem ilk haftada oturmuyor. O yüzden haftada bir, kısa ve sabit bir kontrol önemli. Diyelim ki pazar akşamı, çay eşliğinde, on beş dakika.
Bu konuşmanın üç sorusu var: Bu hafta ne yürüdü? Ne aksadı? Sistemde neyi değiştirmeliyiz? Dikkat et, soru "kim aksattı" değil, "sistemde ne aksadı". Bulaşık üç gün boyunca yapılmadıysa belki sabah kahvesi doğru tetikleyici değildir. Belki o işin sahibi değişmelidir.
Böyle bir kontrol, her aksamayı anında bir kavgaya dönüştürmek yerine biriktirip sakin bir masaya taşımayı sağlıyor. Ve sistemin değişmesine izin veriyor. DEHB'de yeni bir sistem birkaç hafta sonra eski parlaklığını kaybedebiliyor, bu çok normal. Haftalık kontrol tam da o anı yakalamak için var.
Sevgiline nasıl anlatırsın
Bu konuşmayı bir tartışmanın ortasında değil, sakin bir anda açmak en iyisi. Mazeret gibi değil, açıklama ve öneri gibi.
Şöyle başlayabilirsin: "Ev işlerini unuttuğum için çok yorulduğunu biliyorum. Umursamadığım için olmuyor, ama bu senin yükünü azaltmıyor. Bir düzen kurmak istiyorum ve bunu birlikte yapmak istiyorum."
Sevgilinin taşıdığını görünür kılmak da önemli: "Sanırım ben yalnızca işi yapıyorum, onu hatırlamak ve takip etmek hep sende kalıyor. Bunu ben de üstlenmek istiyorum."
Ebeveyn-çocuk düzenini adlandırmak da işe yarayabilir: "Sana hep hatırlatan kişi olmak zorunda kalmanı istemiyorum. Ben de her akşam kontrol edilen biri gibi hissetmek istemiyorum. Bunu bir listeye bırakalım mı?"
DEHB'yi nasıl anlatacağını daha geniş düşünüyorsan partnerine DEHB'ni anlatmak yazısına bakabilirsin. Ve bu konuşmanın sonunda bir özür turu yerine somut bir adım olsun. Sürekli özür dilemekten yorulduysan bunun nedeni büyük ihtimalle tam da bu: özür duyguyu onarıyor, düzeni değil.
Birlikte yaşamaya yeni geçtiyseniz
Ev işi kavgaları çoğu zaman birlikte yaşamaya başladıktan sonra patlıyor. Ayrı evlerde DEHB'nin bu tarafı fazla görünmüyor. Aynı mutfakta ise her gün görünüyor. Bunu birlikte yaşamaya geçince sorunlar artarsa yazısında ayrıca konuşuyorum.
Bir de sevgilinin doğal olarak senden daha düzenli olduğu durumlar var. O zaman "o daha iyi yapıyor, o yapsın" düzenine kaymak çok kolay. Kısa vadede rahat, uzun vadede yine aynı role çıkıyor. Sevgilin senden daha düzenliyse bu farkı nasıl iki taraf için de adil tutabileceğinizi orada yazdım.
Ne zaman yardım almak gerekir
Aynı kavga aylardır dönüyorsa ve her konuşma suçlamayla bitiyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapisti ikinize ortak bir dil verebilir. Unutkanlık günlük hayatını genel olarak zorluyorsa da bunu bir hekimle konuşmak iyi olur; çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısı bu kararı vermene yardım edebilir.
Bana kalan
Bana kalırsa "hep ben unutuyorum" cümlesinin en ağır yanı, içinde bir karakter hükmü taşıması. Sanki unutmak senin kim olduğunu söylüyor. Oysa söylediği şey daha basit: senin beynin aklında tutmaya dayanan bir sistemle iyi çalışmıyor. Bu durumda yapılacak şey kendini daha çok zorlamak değil, aklında tutmak zorunda kalmayacağın bir sistem kurmak.
Ama bunu söylerken sevgilinin yorgunluğunu da küçümsemek istemiyorum. DEHB senin unutmanı açıklıyor, onun her şeyi hatırlamak zorunda kalmasını haklı çıkarmıyor. Bence adil olan, açıklamanın ardından sorumluluğu gerçekten üstlenmek: işin yapılmasını değil, fark edilmesinden bitirilmesine kadar her şeyini.
Kendi hayatımdan bildiğim şey şu: masam hala dağınık, anahtarımı hala arıyorum. Kusursuz bir ev hedeflemiyorum. Hedeflediğim şey, kimsenin kimseye bekçilik yapmak zorunda kalmadığı bir düzen. Ev işlerinde bence ilişkiyi koruyan şey de tam olarak bu.
Sık sorulanlar
- DEHB'de ev işlerini unutmak normal mi?
- Evet, çok yaygın. DEHB'de çalışma belleği ve ileriye dönük hatırlama zorlanıyor; ev işleri de ne ödül veren ne bitiş çizgisi olan işler. Bu bir mazeret değil, sorunun nereden çözüleceğini gösteren bir bilgi.
- Sevgilim bana sürekli hatırlatıyor, bu neden ikimizi de yoruyor?
- Çünkü hatırlatan kişi işin zihinsel yükünü tek başına taşıyor, hatırlatılan kişi de kendini denetlenen bir çocuk gibi hissediyor. Zamanla ilişki eşitlikten çıkıp ebeveyn-çocuk düzenine kayıyor. Hatırlatmayı bir listeye ve sabit saatlere devretmek ikinizi de rahatlatır.
- Ev işi paylaşımı DEHB'li biriyle nasıl yapılır?
- İşleri tek tek dağıtmak yerine sorumluluk alanlarını paylaşın ve her alanın sahibi işi fark etmekten bitirmeye kadar üstlensin. Listeyi ikinizin de gördüğü tek bir yerde tutun, her işi sabit bir saate ya da alışkanlığa bağlayın ve haftada bir birlikte gözden geçirin.
- Ev işlerini unuttuğumu sevgilime nasıl anlatırım?
- Sakin bir anda, mazeret değil açıklama olarak anlat: 'Umursamadığım için değil, aklımda tutamadığım için oluyor. Ama bu senin yükünü azaltmıyor, o yüzden bir sistem kurmak istiyorum.' Açıklamanın ardından somut bir öneri getirmek konuşmayı suçlamadan çıkarır.
- Ev işleri yüzünden ayrılık olur mu?
- Ev işleri tek başına nadiren sebep olur, ama biriken küskünlüğün en sık beslendiği yerlerden biri. İş meselesi 'beni önemsemiyorsun' meselesine dönüştüğünde ilişki yıpranıyor; o yüzden erken konuşmak ve düzen kurmak değerli.
- Ev işleri için çift terapisine gitmek abartı mı?
- Değil. Aynı kavga aylardır dönüyorsa ve konuşmalar suçlamayla bitiyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapisti iki tarafa da ortak bir dil verebilir. Konu ev işi gibi görünse de altında çoğu zaman güven ve eşitlik duygusu yatıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.