İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve İlişkiler 101: Ani kararlar alıyorum, sevgilim bana güvenemediğini söylüyor

Ani kararların yüzünden sevgilin sana güvenemiyor mu? DEHB'de neden olduğunu, 24 saat kuralını ve ortak karar eşiğini örnek cümlelerle anlatıyorum.

9 dakika okumaUzun

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Ani kararların ilişkideki güveni sarsmasını önlemek için beş adım5 adım
  1. Kararları üç gruba ayırın Sakin bir günde birlikte oturun ve kararları ayırın: tek başına verebileceklerin, önce haber vereceklerin ve ancak birlikte verilecek olanlar. İş değiştirmek, taşınmak, belli bir tutarın üstündeki harcama ve ortak takvimi etkileyen planlar genelde son gruba giriyor.
  2. 24 saat kuralını yazın Ortak gruptaki her karar için karar ile uygulama arasına en az 24 saat koy. İstifa, taşınma ya da büyük bir borç gibi geri dönüşü zor kararlarda bu süre bir haftaya çıkabilir.
  3. Kararı önce yazıya dök Aklına gelen kararı uygulamadan önce bir notta üç satır olarak yaz: ne istiyorum, neden şimdi, kimi etkiliyor. Bu not, sevgilinle konuşmanın da başlangıcı olur.
  4. Sevgiline taslak olarak götür Kararı 'yaptım' diye değil 'düşünüyorum' diye anlat. 'Şunu düşünüyorum, yarın akşam konuşabilir miyiz?' cümlesi, aynı kararı bitmiş bir iş olarak duyurmaktan çok daha az sarsıcı.
  5. Ayda bir kuralı birlikte gözden geçirin Eşik doğru mu, süre fazla mı geldi, neyi kaçırdınız? On beş dakikalık bir bakış, kuralın unutulmasını ve katılaşmasını önler.
Bu yazıda 11 bölüm var

Diyelim ki salı akşamı bir ilan görüyorsun. Başka bir şehirde, tam hayalini kurduğun gibi bir iş. Gece yarısına kadar başvuruyu bitiriyorsun, sabah da mevcut işinden ayrılacağını yöneticine söylemiş oluyorsun. Sevgiline akşam yemeğinde, heyecanla anlatıyorsun. Onun yüzünde sevinç yok. Bir sessizlik var, sonra şu cümle: "Bunu bana sormadın bile. Senin bir sonraki adımını hiç bilemiyorum."

Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası ve en çok "ama ben kötü bir şey yapmadım ki" duygusunu taşıyan sorulardan birine cevap arıyor. Çünkü çoğu zaman gerçekten kötü bir şey yapılmamış oluyor. Karar mantıklı bile olabilir. Sorun kararın kendisinde değil, nasıl ve kiminle verildiğinde.

Bu kadar yaygın olmasının bir nedeni var

DEHB denince akla ilk dikkat dağınıklığı geliyor. Dürtüsellik ise genelde çocuklukla, söz kesmekle, sırada bekleyememekle anılıyor. Yetişkinlikte aynı özellik daha sessiz ama daha büyük bir yere taşınıyor: kararlara. Bir gecede istifa etmek, bir hafta sonunda ev tutmak, son dakika uçak bileti almak, bir kursa kaydolup taksitlere girmek. Sözlükte bunun adı ani karar: uzun vadeli bir seçimi bir anda vermek.

Laboratuvarda yapılan karar verme çalışmalarını bir araya getiren bir meta regresyon analizi, 37 çalışmayı ve yaklaşık 2.400 katılımcıyı kapsıyor. DEHB'li gruplar kontrol gruplarına göre daha riskli kararlar veriyordu; fark küçük ile orta arasındaydı (Dekkers ve ark., 2016). Laboratuvardaki bir kumar görevi ile gerçek hayattaki bir taşınma kararı aynı şey değil. Ama bu bulgu, yaşadığın şeyin kişisel bir zaaf değil, DEHB'de tekrar tekrar görülen bir eğilim olduğunu söylüyor.

Neden oluyor: frenden önce gelen gaz

Russell Barkley'nin modelinde DEHB'nin merkezinde ketleme, yani gelen tepkiyi bir an durdurabilme güçlüğü var. Bu bir anlık duraklama, öteki yürütücü işlevlerin devreye girmesi için zaman kazandırıyor: geçmişi hatırlamak, geleceği tartmak, başkasını hesaba katmak. Duraklama kısa kalınca davranış, uzaktaki sonuçtan çok şu anki uyarana göre şekilleniyor (Barkley, 1997). Dürtüsellik nedir yazısında bunu daha ayrıntılı anlatmıştım.

Kararlarda buna bir şey daha ekleniyor. 21 bağımsız çalışmayı bir araya getiren bir meta analiz, DEHB'li kişilerin gecikmiş ödülleri kontrol gruplarına göre daha çok küçümsediğini buldu; fark orta büyüklükteydi (Jackson ve MacKillop, 2016). Gündelik dile çevirirsem: yeni işin heyecanı bugün, taşınmanın yorgunluğu ve sevgilinin kırgınlığı ise bir ay sonra. Terazi bugünden yana eğiliyor.

Üstüne birkaç tanıdık parça daha biniyor:

  • Yenilik arayışı. Yeni olan, beynin en sevdiği uyaran. Yeni bir şehir, yeni bir proje, yeni bir plan. Yenilik arayışı bazen kararın gerçek gerekçesinden daha güçlü konuşuyor.
  • Duygu düzenleme. Sıkıldığın ya da bunaldığın bir dönemde büyük bir değişiklik hızlı bir rahatlama veriyor. Karar o an bir çıkış kapısı gibi görünüyor.
  • Zaman körlüğü. "Sonra" hissedilmiyor. Kararın bir ay sonraki etkisi, şu anki heyecanın yanında soluk kalıyor.

Kendi işini yürüten biri olarak hızlı karar vermenin iyi yanını da biliyorum. Bazen fırsat gerçekten kısa süre açık kalıyor. Mesele hızın kendisi değil. Mesele, hızın başka birinin hayatına dokunduğu yerde ne olduğu.

Güven aslında neyin üstüne kuruluyor

Sevgilin "sana güvenemiyorum" dediğinde, büyük ihtimalle seni yalancı ya da sadakatsiz bulduğunu söylemiyor. Başka bir şeyi kastediyor.

Yakın ilişkilerde güveni inceleyen klasik bir çalışma, güveni üç parçada tarif ediyor. İlki öngörülebilirlik: partnerin somut davranışlarının geçmiş deneyime dayanarak tahmin edilebilmesi. İkincisi güvenilirlik: partnerin risk anında da güvenilecek biri olduğuna dair inanç. Üçüncüsü inanç: belirsiz bir gelecekte de partnerin seni gözeteceğine duyulan güven (Rempel ve ark., 1985). Yazarlar bu parçaları birbirinin üstüne kurulan bir sıra gibi düşünüyor: öngörülebilirlik zemini oluşturuyor.

Ani kararlar tam bu zemini sarsıyor. Sevgilin seni seviyor, iyi niyetine de inanıyor olabilir. Ama yarın ne yapacağını tahmin edemiyor. Tahmin edemediği bir insanla gelecek planı yapmak da ona zor geliyor. "Güvenemiyorum" cümlesi çoğu zaman "seni öngöremiyorum" demek.

Bunu bilmek bana umut veriyor, çünkü öngörülebilirlik kişilikten çok düzenle kurulabilen bir şey. Karakterini değiştirmen gerekmiyor. Kararlarının nereden ve hangi sırayla geçeceğini görünür kılman yetiyor.

Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor

Sen olayları tek tek yaşıyorsun: bir ilan, bir fırsat, bir heyecan. Sevgilin ise bir örüntü görüyor. Geçen yıl bir iş, bu yıl bir taşınma fikri, geçen ay haber vermeden alınmış bir tatil.

Sevgilinin aklından geçebilecek cümleler şunlara benziyor:

  • "Benim hayatımı etkileyen bir şeyi bana sormadan yapıyor."
  • "Bir sonraki büyük değişikliği de akşam yemeğinde öğreneceğim."
  • "Hayır desem frene basan sıkıcı kişi olacağım, desem de bir şey değişmeyecek."

DEHB'li yetişkinler ve eşleriyle yapılan bir çalışmada eşlerin partnerlerinin güçlüklerini nasıl telafi ettiği klinik görüşmelerle incelenmişti (Eakin ve ark., 2004). Ani kararlar bu telafinin yorucu bir biçimi: biri karar veriyor, öteki sonucunu toplamaya çalışıyor. Zamanla sevgilin kendini bir ortak gibi değil, kararların sonrasını yöneten biri gibi hissedebiliyor. Bu dinamik bir yerden sonra ebeveyn-çocuk ilişkisine benzemeye başlıyor ve iki taraf için de ağır.

Hangi kararlar ortak, hangileri senin

İlk iş, her kararın aynı ağırlıkta olmadığını kabul etmek. Akşam ne yiyeceğine tek başına karar vermen kimsenin güvenini sarsmaz. Ama ortak takvimi, ortak parayı ya da birlikte yaşanan yeri etkileyen bir karar başka bir kategoride.

Ben olsam kararları üç gruba ayırırdım:

Karar türü Örnek Kural
Senin kararın Hobi, kendi serbest paran, kendi günün Kimseye sormadan
Haber verilecek karar Arkadaşlarla hafta sonu planı, işte yeni bir sorumluluk Uygulamadan önce kısa bir mesaj
Ortak karar İş değiştirmek, taşınmak, eşiğin üstünde harcama, ortak tatil 24 saat bekle, birlikte konuş
Geri dönüşü zor karar İstifa, kira sözleşmesi, büyük borç, evcil hayvan almak Bir hafta bekle, birlikte karar ver

Bu tabloyu sakin bir günde birlikte doldurun. Hangi karar hangi gruba giriyor, tutar eşiği ne, bunları siz belirleyin; benim yazdıklarım yalnızca örnek. Önemli olan, sınırın kararın anında değil, önceden çizilmiş olması. O an heyecanın ortasında "bu ortak bir karar mı" diye düşünmek zorunda kalmıyorsun, cevap zaten yazılı.

Harcama tarafı ayrı bir konu ve onu dürtüsel harcama ve para kavgaları yazısında ayrıntılı anlattım. Burada daha büyük resme bakıyorum: hayatın yönünü değiştiren kararlar.

24 saat kuralı: karar ile uygulama arasına bir gece koymak

Dürtü anlık geliyor ve çoğu zaman bir gece içinde sönüyor. Sözlükteki bekleme kuralı alışveriş için düşünülmüş, ama büyük kararlarda da aynı mantıkla çalışıyor: karar ile uygulama arasına zaman koymak.

Kural basit. Ortak gruba giren bir karar aklına geldiğinde, onu 24 saat boyunca uygulamıyorsun. Düşünmek, araştırmak, hayal kurmak serbest. Başvuru formunu doldurup göndermemek, ilanın sahibini arayıp kapora vermemek, bileti sepette bırakmak. Geri dönüşü zor kararlarda bu süre bir haftaya çıkıyor.

Bu bekleme sırasında kararı bir notta üç satırla yazmanı öneririm:

  1. Ne istiyorum?
  2. Neden şimdi?
  3. Bu karar kimi, nasıl etkiliyor?

İkinci soru en öğretici olanı. "Neden şimdi" sorusuna verdiğin cevap "çünkü çok sıkıldım" ya da "çünkü dün çok kötü bir gün geçirdim" ise, karar belki doğru ama zamanlaması duygudan geliyor. Ertesi gün hala istiyorsan, o artık bir dürtü değil, bir karardır. Ve sevgiline götürmeye hazırdır.

Bu kuralı DEHB'li yetişkinlerde doğrudan sınayan bir araştırma bilmiyorum; kanıt bu açıdan sınırlı. Ama mantığı yukarıdaki iki bulguyla örtüşüyor: ketleme kısa kalıyorsa duraklamayı dışarıdan uzatmak, "şimdi" ağır basıyorsa "şimdi"yi ertelemek.

Ortak karar eşiği: yazılı bir anlaşma

Kuralın tutması için kağıda dökülmesi çok işe yarıyor. Hatırlamaya dayanan her kural DEHB'de bir gün atlanıyor. Yazılı olan ise tartışmanın ortasında "neyi konuşmuştuk" sorusuna da cevap oluyor.

Örnek bir anlaşma metni:

İş, ev, ortak tatil ve 5.000 liranın üstündeki harcamalar ikimizin ortak kararıdır. Böyle bir karar aklımıza geldiğinde 24 saat bekleriz ve uygulamadan önce birbirimize "düşünüyorum" diye anlatırız. İstifa, kira sözleşmesi ve büyük borçlarda bu süre bir haftadır. Bu sınırın altındaki kararlar herkesin kendisine aittir ve sorgulanmaz. Bir karar kuralın dışında kalırsa bunu saklamayız, aynı gün söyleriz. Ayda bir kez bu metni birlikte okuruz.

Son iki cümleye dikkat. Kural bazen delinecek. Önemli olan delindiğinde ne olduğu. Saklanan bir karar ortaya çıktığında kavga artık kararla ilgili olmaktan çıkıp gizlemeyle ilgili oluyor. Aynı gün söylenen bir istisna ise güveni çok daha az yıpratıyor.

Bu eşiğin bir yararı daha var: sevgilinin her kararına karışmasını da engelliyor. Eşiğin altı tamamen senin. Bu netlik, iki taraf için de denetim duygusunu azaltıyor. Söz vermek konusunda da benzer bir düzen işe yarıyor; onu düşünmeden söz vermek yazısında anlattım.

Heyecanı öldürmeden

Bu tür kuralların bir riski var: DEHB'li kişiyi hayatın tadını kaçıran bir onay mekanizmasına hapsetmek. Bunu istemiyorum. Kendiliğindenlik, çoğu DEHB'linin ilişkiye getirdiği en güzel şeylerden biri. Bir pazar sabahı "hadi denize gidelim" demek, eşiğin altında kaldığı sürece ilişkiye renk katıyor.

O yüzden ben olsam kendiliğindenliğe bilerek yer açardım. Diyelim ki ayda bir hafta sonu "plansız gün" olsun. O gün eşiğin altında ne istersen yapabilirsin ve sevgilin de buna önceden "evet" demiş olsun. Heyecan kaybolmuyor, yalnızca güvenli bir alana taşınıyor.

Bir de kararı sevgiline götürme biçimi var. "Ben şunu yaptım" ile "Ben şunu düşünüyorum" arasındaki fark çok büyük. İlki bitmiş bir iş, ikincisi bir davet. Aynı heyecanı ikinci cümleyle taşıdığında, sevgilin frene basan kişi değil, hayale ortak olan kişi oluyor. Planlama konusunda yaşanan gerilime plan yapmak ve son dakikacılık yazısında da değinmiştim; orada da çözüm, plansızlığı yasaklamak değil, ona bir sınır çizmekti.

Sevgiline nasıl anlatırsın

Bu konuşmayı yeni bir kararın ortasında açma. Sakin bir gün seç. Üç parçalı düşün: ne oldu, kafanda ne oluyor, ne öneriyorsun.

Örnek cümleler:

  • "Son zamanlarda seni etkileyen birkaç kararı sana sormadan verdim. Bunun seni dışarıda bıraktığını görüyorum."
  • "Seni önemsemediğim için yapmıyorum. O an kafamda bir fırsat çok büyük, sonrası çok küçük görünüyor. Bu bir bahane değil, nerede kaydığımı anlatmaya çalışıyorum."
  • "'Bir daha olmayacak' demek istemiyorum, çünkü bunu sözle tutamayacağımı biliyorum. Onun yerine bir kural öneriyorum: büyük kararlarda 24 saat bekleyeceğim ve sana önce 'düşünüyorum' diye geleceğim."
  • "Hangi kararların ortak olacağını birlikte belirleyelim. Geri kalanlarda da bana güvenmeni istiyorum."

Sevgilinin de söyleyecekleri olacak ve muhtemelen biraz birikmiş kırgınlık taşıyacak. Onu düzeltmeye ya da her örneğe açıklama getirmeye çalışmadan dinlemek bu konuşmanın yarısı. DEHB'yi genel olarak nasıl anlatacağını düşünüyorsan partnerine DEHB'ni anlatmak yazısı işine yarayabilir.

Ne zaman yardım almak gerekir

Ani kararlar ciddi borçlara, iş kayıplarına ya da ilişkide sürekli bir kriz haline dönüştüyse, bunu bir çift terapistiyle konuşmak çok şey değiştirebilir; çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında nelerin mümkün olduğunu anlattım. Dürtüselliğin tedavi tarafını da hekiminle konuşabilirsin.

Bana kalan

Bana kalırsa bu sorunun en zor yanı, ani karar veren kişinin çoğu zaman kendini haklı hissetmesi. Çünkü karar gerçekten iyi olabiliyor. Yeni iş daha iyi, yeni ev daha güzel, tatil harika geçiyor. Ama bir ilişkide doğru kararı vermek yetmiyor; doğru kararı birlikte vermek gerekiyor. Sevgilinin kırgınlığı kararın sonucuna değil, kendisinin o kararda olmamasına.

DEHB burada bir açıklama, ama bir muafiyet değil. Sevgilinin hayatı da senin kararlarınla şekilleniyor. O yüzden ben, "ben böyleyim" demek yerine öngörülebilirliği düzenle kurmaktan yanayım. 24 saat kuralı ve ortak karar eşiği, bir kez konuşulup yazılan şeyler. Ondan sonra her heyecanlı akşamda kendinle savaşmak zorunda kalmıyorsun, yalnızca bir gece bekliyorsun.

Bir de şunu düşünüyorum: hızlı karar verebilmek bir yetenek. Onu söndürmek değil, ona bir ortak eklemek gerekiyor. Sevgilin karar sürecine girdiğinde heyecanın azalmıyor, yalnızca artık yalnız taşımıyorsun.

Sık sorulanlar

DEHB'de ani karar vermek normal mi?
Çok sık görülen bir örüntü. DEHB'nin dürtüsellik yanı yalnızca söz kesmek ya da sırada beklememek olarak görünmüyor; iş, taşınma, alışveriş ve tatil gibi büyük kararlarda da kendini gösterebiliyor. Laboratuvar çalışmaları da DEHB'li grupların daha riskli kararlar verme eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Sevgilim neden bana güvenemediğini söylüyor?
Güvenin temel parçalarından biri öngörülebilirlik, yani karşındakinin ne yapacağını aşağı yukarı tahmin edebilmek. Ani kararlar bu tahmini bozuyor. Sevgilin büyük ihtimalle niyetinden değil, kendi hayatını etkileyen şeyleri son anda öğrenmekten şikayet ediyor.
24 saat kuralı ne işe yarar?
Dürtü ile eylem arasına bir boşluk koyuyor. Dürtüsel isteklerin çoğu bir gece içinde sönüyor; ertesi gün hala istiyorsan karar artık dürtü değil. Bu kuralı DEHB'li yetişkinlerde doğrudan sınayan araştırma sınırlı, ama mantığı ödül gecikmesi bulgularıyla örtüşüyor.
Ani kararlarımın hepsi kötü mü?
Hayır. Hızlı karar vermek bazen fırsat yakalatıyor, bazı ani kararlar da gayet iyi sonuç veriyor. Sorun kararın hızı değil, başkasını etkileyen bir kararı onu dahil etmeden vermek.
Ani kararlarımı sevgilime nasıl açıklarım?
Sakin bir anda ve yeni bir kararın ortasında değilken konuş. Önce olanı kabul et, sonra kafanda ne olduğunu kısaca anlat, en sonda da önereceğin kuralı getir. 'Bir daha yapmayacağım' yerine 'Bunun için şöyle bir düzen öneriyorum' demek daha inandırıcı.
Sevgilim her kararıma karışmaya başlarsa ne olur?
Bu yüzden eşik önceden ve birlikte konuyor. Eşiğin altındaki kararlar tamamen senin; sevgilin yalnızca ortak gruba giren kararlarda söz sahibi. Sınır net olunca denetim duygusu da azalıyor.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Barkley, R. A. (1997). Behavioral inhibition, sustained attention, and executive functions: Constructing a unifying theory of ADHD. Psychological Bulletin, 121(1), 65-94.↩
  2. Dekkers, T. J., Popma, A., Agelink van Rentergem, J. A., Bexkens, A. ve Huizenga, H. M. (2016). Risky decision making in Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder: A meta-regression analysis. Clinical Psychology Review, 45, 1-16.↩
  3. Jackson, J. N. S. ve MacKillop, J. (2016). Attention-deficit/hyperactivity disorder and monetary delay discounting: A meta-analysis of case-control studies. Biological Psychiatry: Cognitive Neuroscience and Neuroimaging, 1(4), 316-325.↩
  4. Rempel, J. K., Holmes, J. G. ve Zanna, M. P. (1985). Trust in close relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 49(1), 95-112.↩
  5. Eakin, L., Minde, K., Hechtman, L., Ochs, E., Krane, E., Bouffard, R., Greenfield, B. ve Looper, K. (2004). The marital and family functioning of adults with ADHD and their spouses. Journal of Attention Disorders, 8(1), 1-10.↩

Bu yazı 22 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.