İçeriğe geç
Yöntemler

Evlilikte DEHB: partnerinin annesi ya da çocuğu olmamak

Bir taraf hatırlatıyor, öteki hatırlatılıyor; ilişki fark edilmeden ebeveyn-çocuk düzenine kayıyor. Bu dinamik nasıl kuruluyor ve iki kişi nasıl çıkabilir?

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 8 bölüm var

İnsan bazen bir ilişkinin içinde, hiç karar vermeden bir role yerleşiyor.

Kimse "bundan sonra ben hatırlatacağım, sen unutacaksın" demiyor. Kimse bir sözleşme imzalamıyor. Ama birkaç yıl sonra dönüp bakınca düzen kurulmuş oluyor: biri soruyor "faturayı yatırdın mı", öteki "şimdi yapıyorum" diyor. Biri takvimi tutuyor, öteki takvime bakılmasını bekliyor.

DEHB'nin olduğu ilişkilerde bu düzenin adı çoğu zaman ebeveynleşme. Bir partner ebeveyn gibi, öteki çocuk gibi konumlanıyor. İkisi de bunu istemiyor.

Bu yazıyı örüntüyü anlatan araştırmalarla ve kafamda döndürüp durduğum sorularla kurmak istiyorum. Çünkü bu konu, tek tek hikâyelerden çok yapıyla ilgili.

Rolün kendiliğinden kurulması

Önce şunu söyleyeyim: bu dinamiğin kötü niyetle kurulduğunu düşünmüyorum. Tam tersine, çoğu zaman iyi niyetle kuruluyor.

DEHB'li yetişkinlerin evliliklerini inceleyen erken çalışmalardan birinde, DEHB tanılı 33 evli yetişkin ve eşleri, DEHB'si olmayan 26 çiftle karşılaştırılmış. DEHB'li yetişkinler evlilik uyumlarını daha düşük, aile işleyişlerini daha sorunlu bildirmiş. İlginç olan şu: eşlerin genel puanları kontrol grubundaki eşlerden ayrışmamış, ama puanlarının daha büyük bir kısmı uyumsuz aralığa düşmüş. Araştırmacılar klinik görüşmelerde eşlerin, partnerlerinin zorlandığı alanları nasıl telafi ettiğini de ayrıca incelemiş (Eakin ve ark., 2004).

Telafi. Bence bütün mesele bu kelimede.

Bir partner faturayı unutuyor, öteki yatırıyor. Bir partner randevuyu kaçırıyor, öteki bir dahaki sefere hatırlatıyor. Her tekil davranış mantıklı ve sevgi dolu. Ama yüzlerce kez tekrarlandığında davranış bir role, rol de bir kimliğe dönüşüyor.

Telafi etmek bir iyilik olarak başlıyor. Bir süre sonra kimsenin seçmediği bir iş tanımına dönüşüyor.

İki taraftan aynı yorgunluk

Bu dinamiğin en acı tarafı, iki uçta duran insanların birbirini yanlış okuması.

İrlanda'da 335 DEHB'li yetişkinin ilişkilerine dair açık uçlu yanıtlarını inceleyen yeni bir nitel çalışma, temalardan birine "partner ile bakım veren arasında" adını vermiş. Katılımcılar partnerlerinin orantısız bir duygusal ve pratik yük üstlendiğini anlatmış. Bir kısmı zamanla bu desteğe bağımlı hâle geldiğini, kendi başına yapabileceği şeyleri bile bırakıp öğrenilmiş bir çaresizliğe kaydığını söylemiş. Çalışmanın başlığı da katılımcılardan birinin cümlesinden geliyor: kendini bir yük gibi hissetmek (O'Brien ve ark., 2025).

Bunu okurken iki tarafı da düşündüm.

Hatırlatan taraf yoruluyor, çünkü zihninde iki kişinin listesini taşıyor. Üstelik bu emek görünmüyor; iş yapıldığında kimse fark etmiyor, yapılmadığında herkes fark ediyor. Bu yüzden görünmeyen emek meselesi burada da çıkıyor karşımıza.

Hatırlatılan taraf ise küçülüyor. Her hatırlatma, ne kadar nazik olursa olsun, "sana güvenemiyorum" gibi duyulabiliyor. Buna bir de DEHB'li birinin yıllar içinde biriktirdiği utanç ekleniyor. Ortaya çıkan döngü tanıdık: savunma, sonra suçluluk, sonra yine savunma.

İkisi de aynı cümleyi başka kelimelerle kuruyor: "Bu ilişkide yalnızım."

Talep eden ve çekilen

Çift araştırmalarında uzun zamandır bilinen bir örüntü var: talep ve çekilme. Bir taraf değişiklik istiyor, eleştiriyor, konuyu açıyor; öteki konuyu kapatıyor, susuyor, odadan çıkıyor. Bu örüntüyü inceleyen klasik bir çalışmada, çiftlerin hangi konuyu konuştuğunun, yani değişikliği kimin istediğinin, kimin talep eden kimin çekilen konuma geçtiğini etkilediği görülmüş (Christensen ve Heavey, 1990).

Bu bulgu DEHB üzerine değil. Ama bana şunu düşündürdü: DEHB'nin olduğu bir ilişkide değişiklik isteyen taraf çoğu zaman aynı kişi oluyor. Çünkü unutulan, geciken, yarım kalan şeyler çoğunlukla bir yönden akıyor. Böylece biri kalıcı olarak talep eden, öteki kalıcı olarak çekilen konuma yerleşebiliyor.

Ebeveyn-çocuk dinamiği belki de bu örüntünün yıllarca aynı yönde dönmesinin sonucu.

DEHB her şeyi açıklamıyor

Burada dürüst olmam gerekiyor. Yetişkin DEHB'si ve romantik ilişkiler üzerine yazılmış bir derleme, DEHB'li yetişkinlerin ilişkilerinin daha kısa ve daha çatışmalı olabildiğine dair çok sayıda bulgu olduğunu, ama bu zorlukları hangi etkenlerin artırıp hangilerinin azalttığına dair araştırmanın hâlâ sınırlı kaldığını söylüyor (Wymbs ve ark., 2021).

Yani "DEHB varsa ilişki böyle olur" diyemeyiz. Aynı belirtilerle çok farklı ilişkiler kuruluyor. Farkı yaratan şeylerin bir kısmı kişilik, bir kısmı eşlik eden sorunlar, bir kısmı da iki kişinin bu belirtilere nasıl bir anlam verdiği.

Bu benim için umut verici. Çünkü anlam, konuşulabilen bir şey.

Rolden çıkmak için somut bir yol

DEHB ve ilişkiler yazısında hatırlatmayı kişiden alıp ortak bir sisteme devretmekten söz etmiştim. Burada bir adım geri gidip sistemi kurmadan önceki konuşmaya bakmak istiyorum, çünkü sistem ne kadar iyi olursa olsun, roller konuşulmadan kurulursa eski düzen yeni bir kılıkla geri geliyor.

Denemeye değer bulduğum şey, rolü adlandırmak. Şöyle bir konuşma:

Birinci adım: kişiyi bırak, rolü tarif et. "Sen hep unutuyorsun" yerine "Son zamanlarda ben hatırlatan, sen hatırlatılan olduk ve bu ikimize de iyi gelmiyor gibi." Bu cümle kimseyi suçlamıyor; ikisini de aynı sorunun karşısına koyuyor.

İkinci adım: kim neyi taşıyor, yaz. Evdeki ve ortak hayattaki sorumlulukları bir kâğıda dökün. İşlerin yanına, işlerin hatırlanmasını da ekleyin. "Bulaşık" bir madde, "deterjanın bittiğini fark etmek" ayrı bir madde. Çoğu çift ikinci listeyi hiç görmemiş oluyor.

Üçüncü adım: bir alanı bütünüyle devret. DEHB'li partner bir alanı başından sonuna üstleniyor: hatırlaması, planlaması, yapması dahil. Ötekisi o alana karışmıyor, hatırlatmıyor, kontrol etmiyor. İlk haftalarda aksayacak. Aksaması da o alanın sahibine ait.

Dördüncü adım: hatırlatmayı istek hâline getir. Hatırlatmak serbest, yeter ki tek yönlü olmasın. DEHB'li partner "şu tarihte bana bir kez hatırlatır mısın" diyebiliyor. Böylece hatırlatma bir denetim olmaktan çıkıp birlikte kurulan bir destek oluyor.

DEHB'li taraf için bir not

Bu dinamiğin içinde olduğunu fark eden DEHB'li biri olarak en zor kısmın, bakım görmenin rahatlığından vazgeçmek olabileceğini düşünüyorum.

Birinin sizin yerinize hatırlaması rahat. Utandırıcı ama rahat. Ondan vazgeçmek, hata yapmayı göze almak demek. Kendi dış hatırlatıcılarını kurmak, aksadığında partnerine koşmak yerine sisteme dönmek demek.

Bir de şunu fark ettim: bakım görmek zamanla insanın kendi becerisine olan güvenini de eritiyor. Birinin sürekli hatırlattığı bir işi kendi başına hatırlamayı hiç denemiyorsun, denemediğin için de yapabileceğini bilmiyorsun. Böylece "ben zaten yapamam" düşüncesi, hiç sınanmadığı hâlde bir gerçeğe dönüşüyor. O araştırmadaki öğrenilmiş çaresizlik ifadesi bende tam da bu yüzden yankı buldu.

Bu yüzden ilk başarısızlıkları bir kanıt gibi okumamak gerekiyor. Devralınan bir alan ilk ay aksayacak. İkinci ay biraz daha az. Aksadığı her seferinde sorulacak soru "yine mi" olmasın; "sistemin neresi çalışmadı" olsun.

Bu bir özerklik meselesi. Partnerinin annesi ya da çocuğu değil, partneri olmak için bazen biraz daha fazla şey unutmayı ve bunu kendi başına toparlamayı kabul etmek gerekiyor.

Zihinsel yük yazısındaki araçlar bu noktada işe yarıyor, çünkü yükü partnere yıkmak yerine kâğıda, takvime, telefona bırakmak özerkliği korumanın en pratik yolu.

Bir sınır cümlesi

Her ilişki sıkıntısı DEHB meselesi değil. Eğer ilişkide aşağılama, korkutma, sürekli denetim ya da güvende hissetmediğin bir düzen varsa, bu artık bir rol dağılımı sorunu olarak konuşulmamalı. Aynı nitel çalışmada bazı katılımcılar reddedilme korkusu yüzünden zarar veren ilişkilerde uzun süre kaldıklarını anlatmış (O'Brien ve ark., 2025). Böyle bir durumdaysan acil durumda 112'yi, destek için ALO 183 Sosyal Destek Hattı'nı arayabilirsin. Bir uzmanla konuşmak da iyi bir başlangıç.

Kendime sorduğum soru

Uzun bir ilişkinin içinden bakınca en çok şunu merak ediyorum: iki insan birbirini sevdiği için mi bu rollere giriyor, yoksa rollere girdiği için mi birbirini daha az görebiliyor?

Sanırım ikisi de. Ve belki de mesele rolleri tamamen ortadan kaldırmak değil, onları arada bir masaya yatırıp "bu hâlâ ikimize uyuyor mu" diye sorabilmek.

Annesi olmak istemeyen biriyle, çocuğu olmak istemeyen biri aynı masaya oturduğunda, aslında ikisi de aynı şeyi istiyor: eşit olmayı.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Eakin, L., Minde, K., Hechtman, L., Ochs, E., Krane, E., Bouffard, R., Greenfield, B., & Looper, K. (2004). The marital and family functioning of adults with ADHD and their spouses. Journal of Attention Disorders, 8(1), 1-10.
  2. O'Brien, M., Kini-Seery, C., Kelly, C., Kilbride, K., Wrigley, M., Nearchou, F., & Bramham, J. (2025). "I felt like a burden": An exploration into the experience of romantic relationships for people with ADHD. Journal of Marital and Family Therapy, 52(1), e70097.
  3. Christensen, A., & Heavey, C. L. (1990). Gender and social structure in the demand/withdraw pattern of marital conflict. Journal of Personality and Social Psychology, 59(1), 73-81.
  4. Wymbs, B. T., Canu, W. H., Sacchetti, G. M., & Ranson, L. M. (2021). Adult ADHD and romantic relationships: What we know and what we can do to help. Journal of Marital and Family Therapy, 47(3), 664-681.