İçeriğe geç
Yöntemler

İlişkide reddedilme duyarlılığı ve DEHB: bir mesajdan kıyamet

Geç gelen bir cevap, kısa bir 'tamam', değişen bir ses tonu. İlişkide reddedilme beklentisi nasıl kendini doğrulayan bir döngüye dönüşüyor ve nasıl kırılabilir?

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 8 bölüm var

Bir mesaj gönderiyorsun. Uzun, içten, belki biraz fazla açık bir mesaj.

Cevap gelmiyor.

On dakika sonra telefona bakıyorsun. Yirmi dakika sonra yine. Bir saat dolduğunda kafanda bir hikâye tamamlanmış oluyor: fazla konuştum, sıkıldı, bir şey yanlış yaptım, belki de zaten bir süredir uzaklaşıyordu.

Sonra cevap geliyor: "Toplantıdaydım, akşam konuşuruz ❤️"

Ve sen o bir saatin bedelini çoktan ödemiş oluyorsun.

Bu yazı neyi anlatmıyor

Disforik reddedilme duyarlılığı yazısında kavramın ne olduğunu, resmî bir tanı olmadığını ve dalga geldiğinde bireysel olarak ne yapılabileceğini anlatmıştım. Burayı tekrar etmeyeceğim.

Bu yazıda başka bir şeye bakmak istiyorum: bu duyarlılık iki kişinin arasına girdiğinde neler oluyor? Çünkü tek başınayken bir duygu olan şey, ilişkide bir davranış örüntüsüne dönüşebiliyor. Ve örüntü, karşı tarafı da içine çekiyor.

Beklemek, görmek, tepki vermek

Reddedilme duyarlılığı üzerine en çok atıf alan çalışmalardan biri, onu üç parçalı bir eğilim olarak tanımlıyor: reddedilmeyi kaygıyla beklemek, belirsiz davranışlarda onu hızla algılamak ve yoğun tepki vermek. Aynı çalışma, bu eğilimi yüksek olan kişilerin de partnerlerinin de ilişkilerinden daha az memnun olduğunu bildiriyor (Downey ve Feldman, 1996).

Bu tanım DEHB için yazılmadı. Reddedilme duyarlılığı genel psikolojide çalışılan bir kavram ve DEHB'den bağımsız olarak pek çok insanda görülüyor.

Ama üç parçayı DEHB'nin diliyle yan yana koyunca tanıdık bir resim çıkıyor. Yetişkin DEHB'sinde duygu düzenleme güçlüğünü inceleyen 13 çalışmayı ve toplam 2.535 katılımcıyı bir araya getiren bir meta analiz, duygusal dalgalanmanın ve olumsuz duygusal tepkilerin DEHB'li yetişkinlerde belirgin biçimde daha fazla olduğunu ve bunun bozukluğun merkezî özelliklerinden biri sayılabileceğini gösteriyor (Beheshti ve ark., 2020).

Yani DEHB'li birinde üçüncü parça, yoğun tepki, zaten daha yakın bir yerde duruyor. Birinci ve ikinci parça ise çoğu zaman yılların birikiminden geliyor: çok düzeltilmiş, çok "yine mi" duymuş birinin sinir sistemi, belirsizliği tehlike olarak okumayı öğreniyor.

Belirsiz bir mesaj, reddedilmeyi bekleyen biri için boş bir sayfa değil. Korkunun kendi hikâyesini yazdığı bir sayfa.

Kehanetin kendini gerçekleştirmesi

Bu konudaki en ürkütücü bulgu bence şu.

Aynı araştırma grubunun iki çalışmalı bir makalesinde, günlük kayıt tutan çiftler ve laboratuvarda gözlenen çatışma konuşmaları incelenmiş. Reddedilme duyarlılığı yüksek kadınların partnerleri, doğal olarak ortaya çıkan çatışmaların ardından daha reddedici davranmış. Bir yıllık izlemde, reddedilme duyarlılığı yüksek bir kadının olduğu çiftlerin yüzde 44'ü ayrılmışken bu oran düşük duyarlılıkta yüzde 15'te kalmış. Araştırmacılar bunu kendini gerçekleştiren bir kehanet olarak yorumluyor: reddedilme beklentisi, kişiyi reddi davet eden biçimlerde davranmaya itiyor (Downey ve ark., 1998).

Bu çalışmanın örneklemi DEHB'li değil ve bulgunun cinsiyete göre ayrıntıları var. O yüzden oranları DEHB'ye taşımıyorum. Ama mekanizma bana çok şey anlattı.

Korkan insan korunmaya çalışıyor. Korunmak için ya saldırıyor ("Neden cevap vermedin, umurunda değilim zaten") ya da çekiliyor (soğuk bir "tamam", bir gün boyunca sessizlik). İki davranış da karşı tarafı gerçekten uzaklaştırıyor. Uzaklaşma da korkuyu haklı çıkarıyor.

Döngü şöyle kapanıyor: "Biliyordum."

DEHB bu döngüye bir halka daha ekleyebiliyor. Reddedilmekten korkan kişi, bazen kendisi de mesajlara geç dönüyor, bir planı unutuyor, konuşurken dalıp gidiyor. Karşı taraf bunu bir mesafe işareti olarak okuduğunda tepki veriyor. O tepki de DEHB'li kişiye, beklediği reddin geldiğini söylüyor. Yani bu döngüde iki kişi de birbirinin davranışını reddedilme olarak okuyabiliyor ve ikisi de aslında reddetmiyor. Bunu fark etmek, suçlunun kim olduğunu aramaktan çok, döngünün nerede başladığını bulmaya yardım ediyor.

Güvence istemek ile istememek arasında

DEHB'li beş üniversite öğrencisiyle yapılan küçük bir odak grubu çalışması, bu deneyimin içeriden nasıl yaşandığını çok iyi yakalıyor. Katılımcılar reddedilebilecekleri durumlardan önceden çekildiklerini, hissettiklerini sert bir maskenin arkasına sakladıklarını ve bu duyguların boğazda ya da göğüste sıkışma, bulantı gibi bedensel belirtilerle yaşandığını anlatmış. Çarpıcı bir gözlem de şu: reddedilme beklentisi, bazen reddedilmenin kendisinden daha fazla acı veriyor. Katılımcılar ayrıca bir tür çıkmazdan söz etmiş: güvence istemek yargılanmayı davet ediyor, istememek ise kaygının büyümesine yol açıyor (Rowney-Smith ve ark., 2026).

Örneklem çok küçük, bu yüzden bu bulguları genelleştirmek doğru olmaz. Ama o çıkmazı okuyunca kendimi tanıdım.

Onay arayışı bir noktadan sonra ilişkiyi yoruyor. "Bana kızgın mısın?" sorusunu günde üç kez duyan biri, bir süre sonra gerçekten kızmaya başlayabiliyor. Ama sormamak da çözüm değil, çünkü o zaman soru içeride büyüyor ve başka bir biçimde dışarı çıkıyor.

Bence çıkış, güvenceyi her seferinde anlık istemek yerine önceden kurmaktan geçiyor.

Önceden kurulan güvence

Bu kısım, bir partnerle sakin bir zamanda konuşulabilecek birkaç anlaşmadan oluşuyor. Hiçbiri sihirli değil; ama belirsizliği azaltıyor ve belirsizlik bu duyarlılığın en sevdiği yiyecek.

Sessizliğin anlamını konuşun. Cevapsız bir mesaj ne anlama geliyor? Çoğu insan için hiçbir şey: meşgul, telefon uzakta, sonra bakacak. Bunu yüksek sesle söylemek işe yarıyor: "Geç cevap verirsem bu hiçbir zaman sana kızgın olduğum anlamına gelmez. Kızgınsam söylerim." Bu cümle bir kez kuruluyor ve dalga geldiğinde hatırlanacak bir çapa oluyor.

Kısa bir durum işareti belirleyin. Uzun bir toplantıya, yoğun bir güne girerken tek kelimelik bir mesaj ("yoğunum, akşam") karşı tarafın sessizliği yorumlamasına gerek bırakmıyor. Bu, DEHB'li olmayan partner için küçük bir çaba, DEHB'li partner için bir saatlik bir kaygının önlenmesi.

Korkuyu suçlama olmadan söyle. "Neden bana dönmedin?" bir suçlama. "Kafamda bir hikâye kurmaya başladım, bana biraz yardım eder misin?" bir paylaşım. İkincisi karşı tarafı savunmaya itmiyor; seni de korkunun sesi olmaktan çıkarıp korkuyu fark eden kişi yapıyor.

Çekilmeden önce haber ver. Duygu yükseldiğinde susmak ya da odadan çıkmak gerekebiliyor. Ama sessizce çekilmek, karşı taraf için başka bir reddedilme işareti. "Şu an çok yoğun hissediyorum, yarım saat sonra konuşabilir miyiz?" demek, aynı molayı alırken ilişkiye zarar vermiyor.

Bu anlaşmaların hiçbiri duyarlılığı ortadan kaldırmıyor. Dalga yine gelecek. Ama gelen dalga önceden konuşulmuş bir cümleye çarptığında biraz kırılıyor. "Geç cevap verirsem kızgın olduğum anlamına gelmez" cümlesini hatırlamak, kafandaki hikâyeye karşı elinde bir kanıt tutmak gibi. Kanıt her zaman kazanmıyor, ama en azından tartışmaya giriyor.

Partner tarafından bakınca

Reddedilme duyarlılığı yüksek biriyle birlikte olmak da yorucu olabiliyor. Sürekli güvence vermek, her kısa mesajın yanlış anlaşılmasından çekinmek, bir ses tonunun büyük bir tartışmaya dönüşmesi.

Bu yorgunluğu söylemek meşru. Bu yazıdaki anlaşmaların amacı da tek taraflı bir fedakârlık kurmak değil; iki kişinin belirsizlikle birlikte başa çıkabileceği ortak bir dil kurmak.

Duygu düzenlemenin kişisel tarafı için DEHB'de duygu düzenleme yazısına, bu duyarlılığın altında çoğu zaman yatan utanç için utanç ve öz şefkat yazısına bakabilirsin.

Bir sınır

Reddedilme korkusu bazen insanı zarar veren bir ilişkide tutabiliyor: "Gidersem kimse beni sevmez" düşüncesi, aşağılamayı, kontrolü ya da korkutmayı katlanılır gösterebiliyor. Böyle bir durumdaysan bu artık bir duyarlılık meselesi değil, bir güvenlik meselesi. Acil durumda 112'yi, destek için ALO 183 Sosyal Destek Hattı'nı arayabilir, bir ruh sağlığı uzmanından yardım isteyebilirsin.

Kendime söylediğim şey

Reddedilme korkusunun bana hiçbir zaman "hazırlıklı ol" demediğini fark ettim. Hep "önce sen git" dedi. Önce sen soğu, önce sen sus, önce sen bitir.

Şimdi o sese başka bir cevap vermeye çalışıyorum: belki bekleyebilirim. Belki sorabilirim. Belki cevap, kafamdaki hikâyeden çok daha sıradan çıkar.

Çoğu zaman öyle çıkıyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Downey, G., & Feldman, S. I. (1996). Implications of rejection sensitivity for intimate relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 70(6), 1327-1343.
  2. Downey, G., Freitas, A. L., Michaelis, B., & Khouri, H. (1998). The self-fulfilling prophecy in close relationships: Rejection sensitivity and rejection by romantic partners. Journal of Personality and Social Psychology, 75(2), 545-560.
  3. Beheshti, A., Chavanon, M.-L., & Christiansen, H. (2020). Emotion dysregulation in adults with attention deficit hyperactivity disorder: A meta-analysis. BMC Psychiatry, 20, 120.
  4. Rowney-Smith, A., Sutton, B., Quadt, L., & Eccles, J. A. (2026). The lived experience of rejection sensitivity in ADHD: A qualitative exploration. PLOS One, 21(1), e0314669.