DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilim plan yapmamı istiyor, ben hep son dakikacıyım
Sevgilin plan istiyor, sen hep son dakikayı bekliyorsun. DEHB'de plan yapmak neden bu kadar zor ve yükü ortak takvimle nasıl paylaşırsınız, adım adım.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Son dakikacılıktan ortak plana: 5 adım5 adım
- Tek bir ortak takvim kurun. İkinizin de telefonunda görünen, paylaşılan bir takvim açın. Buluşmalar, aile ziyaretleri, doğum günleri oraya yazılıyor. Akılda tutulan plan yok sayılıyor.
- Haftada bir 20 dakikalık plan konuşması yapın. Sabit bir gün ve saat seçin, örneğin pazar akşamı kahveyle. Önümüzdeki yedi güne bakın, en az bir buluşmayı netleştirin ve hemen takvime yazın.
- Plan işini parçalara bölüp paylaşın. Seçenek bulmak, karar vermek, rezervasyon yapmak ve hatırlamak ayrı işler. Kim hangisinde iyiyse onu üstlensin, sıkıcı parçaları dönüşümlü yapın.
- Her plana bir hazırlık alarmı ekleyin. Buluşma saatine değil çıkış saatine ve bir gün öncesine alarm kurun. Hatırlatma işini insan yerine takvim yapsın.
- Kendiliğindenlik için boş bir alan bırakın. Haftada bir akşamı bilerek plansız bırakın. O akşamın ne olacağına o gün karar vermek de anlaşmanın bir parçası olsun.
Bu yazıda 10 bölüm var
Sevgilin perşembe akşamı soruyor: "Cumartesi ne yapıyoruz?" Sen "Bakarız, cumartesi karar veririz" diyorsun. Cumartesi geliyor, saat on iki oluyor, hala bir plan yok. Sevgilin sıkılmış, sen sıkıştırılmış hissediyorsun. Sonunda aceleyle bir şey seçiyorsunuz, gün güzel de geçebiliyor. Ama perşembe akşamki o küçük soru bir dahaki hafta yine geliyor ve her seferinde biraz daha yorgun bir sesle soruluyor.
Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası ve belki de en sık duyulan şikayetlerden birine bakıyor. DEHB'li birçok yetişkin plan yapmakta zorlanıyor, bunun da ilişkide en çok görünen yeri hafta sonları, tatiller ve "bir ara görüşelim" diye askıda kalan buluşmalar. Ödevini son geceye bırakan ama yine de yetiştiren biri olarak bu "son dakikada hallederim" duygusunu çok iyi tanıyorum. İşte iyi sonuç verse bile ilişkide başka bir hesap çıkıyor, çünkü son dakikayı yalnızca sen yaşamıyorsun.
Son dakikacılık neden bu kadar yaygın
Önce bir şeyi ayıralım: plan yapmayı istememek ile plan yapmakta zorlanmak aynı şey değil. DEHB'li birçok kişi sevgilisiyle vakit geçirmeyi gerçekten istiyor. Zorlandığı şey, o isteği bir gün, bir saat ve bir yer olarak sabitlemek.
Russell Barkley'nin modelinde DEHB'nin merkezinde, o anki dürtüyü durdurup ileriye göre davranabilme becerisi duruyor. Bu beceri zayıfladığında davranış, uzaktaki bir sonuçtan çok şu andaki uyarana göre şekilleniyor (Barkley, 1997). Plan yapmak tam olarak ileriye göre davranmak demek. Cumartesiyi bugünden düşünmek, cumartesinin şu an hiçbir ağırlığı yokken ona zaman ayırmayı gerektiriyor.
Burada önemli olan şu: plan yapamamak bir karakter özelliği değil. Beyin, ileriyi bugüne taşıma işini daha pahalıya yapıyor. Bu işin adı yürütücü işlevler ve plan yapmak onların neredeyse hepsini aynı anda çalıştırıyor.
Zaman körlüğü: cumartesi neden hep uzak
Zaman körlüğü, zamanı bilmekle hissetmek arasındaki fark. Perşembe akşamı cumartesinin iki gün sonra olduğunu biliyorsun. Ama hissetmiyorsun. Cumartesi, sözlükteki güzel ifadeyle "şimdi değil" bölgesinde duruyor ve o bölgedeki her şey bulanık.
Yetişkinlerde zaman algısını inceleyen bir derleme, zaman algısındaki farkın DEHB'de merkezi bir belirti sayılabileceğini öne sürüyor. Derleme, gelecekteki bir zamanda bir şey yapmayı gerektiren işlerdeki güçlüklerden ve süre tahmini hatalarından söz ediyor (Weissenberger ve ark., 2021). Bu bulgular laboratuvar görevlerine dayanıyor ve "cumartesi ne yapıyoruz" sorusuyla aralarında mesafe var. Yine de neden hep son dakikaya kaldığını anlamak için iyi bir başlangıç.
Zaman körlüğünün ilişkideki öteki yüzü geç kalmak ve bekletmek. Onu ayrıca ilişkide zaman körlüğü yazısında anlattım. Burada daha çok planın kendisine, yani zamanı önceden bölüştürmeye bakıyorum.
Plan yapmak aslında kaç ayrı iş
"Cumartesi bir şey yapalım" cümlesi tek bir iş gibi görünüyor. Oysa içinde en az beş iş var ve her biri farklı bir beceri istiyor. Ben olsam önce bunu kağıt üzerinde görürdüm, çünkü "plan yapamıyorum" demek ile "karar verme kısmında tıkanıyorum" demek arasında büyük fark var.
| Plan işinin parçası | Ne istiyor | DEHB'de genelde nasıl |
|---|---|---|
| Seçenek bulmak | Merak, araştırma | Çoğu zaman keyifli, hatta güçlü bir yan |
| Karar vermek | Seçenekleri aynı anda akılda tutmak | En çok tıkanılan yer |
| Takvime yazmak | Hemen o anda yapmak | "Sonra yazarım" deyip unutmak kolay |
| Rezervasyon, bilet | Sıkıcı ama kısa bir adım | Ertelemeye çok açık |
| Hatırlamak ve hazırlanmak | Zamanı hissetmek | Zaman körlüğünün tam alanı |
Karar verme kısmının bu kadar zor olmasının bir nedeni çalışma belleği. Dört restoranı, iki filmi ve hava durumunu aynı anda kafada tutup karşılaştırmak yorucu. Beyin bu yükten kaçmak için kararı ertelemeyi seçiyor. "Bakarız" çoğu zaman tam olarak bu: bir kaçış değil, bir yük erteleme.
Bir de planlama yanılgısı var. Herkes işleri olduğundan kısa tahmin ediyor, DEHB'de bu eğilim zaman körlüğüyle birleşince katlanıyor. "Cumartesi sabah kalkar, kahvaltı eder, öğlen çıkarız" planı kafada kırk dakika sürüyor, gerçekte üç saat.
Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor
Sevgilin için plan çoğu zaman bir ilgi dili. "Cumartesi seni görmek için bir şey ayarladım" cümlesi, "sen benim için önceliksin" demenin en somut yolu. Plan olmadığında sevgilinin aklından şunlar geçebiliyor: "Benimle vakit geçirmeyi istemiyor mu?", "Daha iyi bir şey çıkarsa onu mu seçecek?", "Hep ben mi soracağım?"
Eakin ve arkadaşlarının (2004) çalışmasında DEHB'li yetişkinlerin eşlerinin büyük bölümü, partnerlerinin belirtilerinin ev düzeni, zaman yönetimi ya da iletişim gibi en az bir alanda kendi hayatlarını etkilediğini ve bir biçimde bunu telafi ettiklerini bildirmiş. Plan da tam bu telafi alanlarından biri. Bir süre sonra plan işi sessizce sevgiline geçiyor. Önce "o daha düzenli, o yapsın" gibi masum bir paylaşım gibi görünüyor, zamanla organizatör rolüne dönüşüyor.
Melissa Orlov'un DEHB ve evlilik üzerine kitabında anlattığı örüntülerden biri bu: bir taraf hatırlatan ve düzenleyen konuma geçtikçe ilişki eşitlikten çıkıp ebeveyn ile çocuk arasındaki bir dinamiğe kayıyor (Orlov, 2010). Bunu evlilikte ebeveyn-çocuk dinamiği yazısında daha ayrıntılı anlattım. Plan işini tamamen sevgiline bırakmak kısa vadede rahatlatıyor ama uzun vadede bu rolü kalıcılaştırıyor. Senden daha düzenli bir sevgiliyle yaşanan bu dengeyi serinin sevgilim benden daha düzenli yazısında da konuşuyoruz.
Bir de belirsizliğin kendisi yorucu. Diyelim ki sevgilin cumartesi için bir arkadaşının davetini geri çevirdi, çünkü seninle bir şey yapacaklarını düşündü. Cumartesi öğlen hala plan yoksa o kişi hem bekliyor hem de başka bir şeyden vazgeçmiş oluyor.
Son dakikacılığın bir iyi yanı da var
Bunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Son dakikacılığın arkasında çoğu zaman gerçek bir yetenek var: anı yakalamak, havaya göre karar vermek, "şimdi deniz kenarına gidelim" diyebilmek. Birçok ilişkiye canlılık katan şey de bu.
Sorun kendiliğindenlik değil, onun tek seçenek olması. Her şey son dakikaya kaldığında sevgilin hiçbir şeye güvenemiyor. Hedef seni planlı bir insana dönüştürmek olmamalı. Hedef, planlı olanla kendiliğinden olanın ikisine de ayrı bir yer açmak.
Ne yapabilirsin: ortak takvim ve haftalık plan konuşması
Bana kalırsa en etkili adım, planı kafanın içinden çıkarıp ikinizin de görebildiği bir yere taşımak. Zaman körlüğünde sorun zamanın hissedilmemesiyse, ikinizin birlikte baktığı dışarıdan bir zaman kurmak en sağlam çözüm.
Tek bir ortak takvim. İkinizin de telefonunda görünen, paylaşılan bir takvim açın. Kural basit: takvimde olmayan plan yok sayılıyor. "Cumartesi kahvaltıya gideriz demiştik" değil, takvimde ne yazıyorsa o. Hangi aracı seçeceğine takılıyorsan planlayıcı ve ajanda seçimi yazısı yardımcı olabilir. Ama bence en iyi takvim, ikinizin de zaten her gün açtığı uygulama.
Haftada bir 20 dakika. Sabit bir gün ve saat seçin, örneğin pazar akşamı kahveyle. Sırası şöyle olabilir:
- İlk 5 dakika: önümüzdeki yedi güne birlikte bakın. Kimin hangi akşamı dolu?
- Sonraki 10 dakika: en az bir buluşmayı netleştirin. Gün, saat, yer.
- Son 5 dakika: hemen takvime yazın ve gerekiyorsa rezervasyonu o an yapın.
Bu konuşmayı kısa tutmak önemli. Bir saatlik bir "ilişki toplantısı" birkaç haftada sıkıcı bir yüke dönüşüyor. Yirmi dakika ise kahve bitmeden biten bir alışkanlık olabiliyor.
Eğer-o zaman planları. Gollwitzer ve Sheeran'ın (2006) meta analizi, "şu olursa şunu yapacağım" biçiminde kurulan niyetlerin hedefe ulaşmayı orta ile büyük arasında bir etkiyle artırdığını buldu. Bu meta analiz DEHB'ye özgü değil, ama mantığı plan konusuna iyi uyuyor. "Sevgilim 'hafta sonu ne yapıyoruz' diye sorarsa telefonu açıp takvime bakacağım ve iki seçenek söyleyeceğim" gibi bir cümle, o anki "bakarız" refleksinin yerine geçebiliyor.
Plan yükünü paylaşmak
Yukarıdaki tabloya geri dön. Plan işinin bazı parçalarında muhtemelen iyisin. Seçenek bulmak, yeni bir yer keşfetmek, ilginç bir etkinlik yakalamak çoğu DEHB'linin sevdiği iş. Bunu üstlen. Karar verme kısmını ise ikinize birden ait bir iş yapın ve seçenekleri ikiye indirin. Dört restoran arasında seçim yapmak yerine "şu ikisinden hangisi?" sorusu çalışma belleğine çok daha az yük bindiriyor.
Sıkıcı parçalar, yani rezervasyon ve bilet işleri için dönüşümlü bir düzen adil. Bu hafta sen, gelecek hafta o. Hatırlama işini ise insana değil takvime verin: buluşma saatine değil çıkış saatine bir alarm, bir de bir gün öncesine bir hatırlatma.
Bir anlaşma metni yazmak kulağa resmi gelebilir ama ikinizin de dönüp bakabileceği bir şey olması tartışmaları kısaltıyor. Örneğin şöyle bir şey:
Her pazar akşamı 20 dakika önümüzdeki haftaya bakıyoruz. Haftada en az bir buluşmayı o konuşmada takvime yazıyoruz. Seçenekleri ben buluyorum, son kararı birlikte veriyoruz. Rezervasyonu dönüşümlü yapıyoruz. Cuma akşamları bilerek boş, o akşamın ne olacağına o gün karar veriyoruz. Bir plan değişecekse en geç bir gün önce haber veriyoruz.
Bu metni ikiniz birlikte yazın ve bir ay sonra yeniden bakın. Tutmayan madde varsa suçlu aramak yerine maddeyi değiştirin.
Planlar bazen bozulacak, bunu baştan kabul etmek de anlaşmanın parçası. Diyelim ki cumartesi için bir sergi planladınız ama cuma akşamı çok yorgunsun ve gitmek istemiyorsun. Son dakika iptali ile son dakika değişikliği arasında fark var. "Gelmiyorum" demek sevgilini boşlukta bırakıyor. "Sergi bu hafta bana fazla gelecek, onun yerine yakındaki parkta yürüyüp dışarıda yemek yiyelim mi? Sergiyi gelecek cumartesiye takvime yazıyorum" demek ise planı koruyor, yalnızca biçimini değiştiriyor. Bana kalırsa iyi bir plan anlaşmasının ölçüsü, her şeyin tıkır tıkır işlemesi değil, bir şey aksadığında ikinizin de ne yapacağını bilmesi. Plan değişecekse yeni öneriyi de aynı cümlede getirmek, sevgiline sorunun çözümünü senin de üstlendiğini gösteriyor.
Son dakikada verilen ve sonra tutulamayan sözler de bu konunun yakın akrabası. Onu serinin düşünmeden söz veriyorum yazısında konuşuyoruz. Planı netleştirmek istediğin ama mesajları geç gördüğün için kaçırdığın durumlar içinse mesajlara geç dönüyorum yazısına bakabilirsin.
Sevgiline nasıl anlatırsın
Bu konuşmayı plan tartışmasının ortasında değil, ikinizin de sakin olduğu bir anda yap. Amaç kendini savunmak değil, sevgiline neyin zor olduğunu ve ne önerdiğini göstermek.
Başlamak için şu cümleler işine yarayabilir:
- "Seninle vakit geçirmek istiyorum. Zorlandığım şey seninle olmak değil, planın kendisi."
- "Cumartesi bana perşembeden çok uzak geliyor. Bu seni önemsemediğim için değil, zamanı öyle hissettiğim için."
- "Plan işini hep sana bıraktığımı fark ettim ve bunun seni yorduğunu düşünüyorum."
- "Bir şey önermek istiyorum: her pazar yirmi dakika haftaya birlikte bakalım. Seçenek bulmayı ben üstleneyim."
- "Bazen son dakika kararlarını da seviyorum. Haftada bir akşamı bilerek plansız bırakmaya ne dersin?"
Dikkat ettiğim bir şey: açıklamanın özrün yerini almaması, ama özrün de çözümün yerini almaması. "DEHB'm var, o yüzden plan yapamıyorum" cümlesi tek başına kaldığında sevgiline bir duvar gibi gelebiliyor. Arkasından somut bir öneri geldiğinde ise bir köprüye dönüşüyor. DEHB'yi genel olarak nasıl anlatacağına dair daha geniş bir rehber için partnerine DEHB'ni anlatmak yazısına bakabilirsin.
Ne zaman yardım almak gerekir
Plan konusu her hafta kavgaya dönüşüyorsa ya da sevgilin kendini sürekli organizatör rolünde hissedip tükenmiş gibiyse, bir çift terapistiyle konuşmak iyi gelebilir. Bunun ne zaman ve nasıl işe yaradığını çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında anlattım. Plan yapma güçlüğü hayatının başka alanlarını da zorluyorsa, bunu hekiminle konuşmak da bir seçenek.
Bana kalan
Bana kalırsa "plan yapamıyorum" cümlesi çoğu zaman eksik bir cümle. Tam hali şuna benziyor: "Kafamın içinde, tek başıma, son dakikaya kadar beklerken plan yapamıyorum." Plan yapma işini kafanın içinden çıkarıp takvime, tek başınalıktan ikinize, son dakikadan pazar akşamına taşıdığında aynı kişi çok daha iyi planlar yapabiliyor.
Bir şeyi de açıkça söylemek istiyorum: sevgilinin plan istemesi bir kontrol isteği değil. Çoğu ilişkide plan, "seni düşünüyorum ve sana güvenebilirsin" demenin en sıradan ve en güçlü yolu. Son dakikacılığın senin için bir rahatlık olabileceğini anlıyorum. Ama o rahatlığın bedelini başkası ödüyorsa, yükü paylaşmak senin de işin.
Kendiliğindenliğini kaybetmek zorunda değilsin. Ben olsam onu korurdum, hem de bilerek, takvime "boş akşam" diye yazarak. Plansızlığın da bir planı olabilir.
Sık sorulanlar
- DEHB'de plan yapamamak normal mi?
- Çok yaygın. Plan yapmak yürütücü işlevlerin, yani ileriyi canlandırma, akılda tutma ve karar verme becerilerinin bir arada çalışmasını istiyor. DEHB'de bu beceriler daha çok zorlanıyor, o yüzden plan yapmak başkalarına göre daha yorucu gelebiliyor.
- Son dakikacı olmak sevgilimi önemsemediğim anlamına mı gelir?
- Gelmez, ama sevgilin bunu öyle hissedebilir. Planın yokluğu dışarıdan isteksizlik gibi görünüyor. Bu yüzden niyetini anlatmak kadar, planı görünür kılan küçük bir düzen kurmak da önemli.
- Sevgilime plan yapamadığımı nasıl anlatırım?
- Sakin bir anda, suçlamadan ve özür sarmalına girmeden anlat. 'Seninle vakit geçirmek istiyorum, zorlandığım şey planın kendisi' gibi bir cümleyle başlayıp ardından somut bir öneri getirmek işe yarıyor.
- Ortak takvim gerçekten işe yarar mı?
- İkiniz de baktığınız sürece yarıyor. Takvimin gücü, planı kafanın içinden çıkarıp ikinizin de görebileceği bir yere taşımasında. Haftalık kısa bir plan konuşmasıyla birleşince çok daha iyi çalışıyor.
- Bütün planları sevgilim mi yapmalı?
- Bana kalırsa hayır. Plan işi tamamen bir tarafa geçerse o taraf zamanla organizatör rolüne sıkışıyor ve yoruluyor. Daha adil olanı, işi parçalara bölüp herkesin iyi olduğu parçayı üstlenmesi.
- Son dakika planlarının hiç iyi yanı yok mu?
- Var. Kendiliğinden kararlar heyecan ve canlılık katabiliyor, birçok DEHB'li bu konuda yetenekli. Sorun son dakikanın tek seçenek olması. Bir akşamı bilerek plansız bırakmak bu yeteneğe güvenli bir alan açıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.