DEHB ile yeni işe başlamak: ilk 90 gün nasıl geçer
Yeni işin ilk üç ayında DEHB ile neler zorlaşıyor? Tek defter, soru saati, yöneticiyle ilk görüşme ve ay ay kurulabilecek sistemleri yazdım.
Bu yazıda 7 bölüm var
Pazartesi sabahı dokuzda masana oturuyorsun. Kırk dakika içinde sana yirmi isim, dört program, bir ortak klasör düzeni ve "bunu sonra Selin'e sorarsın" cümlesi söyleniyor. Öğlen olduğunda ilk üç ismi hatırlıyorsun ve onlardan biri bile şüpheli. Akşam eve "ben bunu yapamayacağım" duygusuyla dönüyorsun.
Bana kalırsa bu duygunun büyük kısmı senden değil, durumdan geliyor. Yeni bir işin ilk üç ayı DEHB için işin zorluğundan çok bilgi yükünün zorluğu. Üç şey bu yükü gerçekten hafifletiyor: her şeyi tek bir yerde not etmek, soruları biriktirip belirli saatlerde sormak ve yöneticiyle ilk haftalarda nasıl çalıştığını konuşmak. Aşağıda bunları somut hale getiriyorum.
İlk hafta neden bu kadar yorucu
Yeni işte hiçbir şey otomatik değil. Kahve makinesinin nerede olduğunu, toplantı odasının hangi kat olduğunu, faturanın hangi formla onaylandığını, kimin hangi konuda cevap verdiğini tek tek öğreniyorsun. Her biri küçük, hepsi birden büyük. Çalışma belleği bu kadar parçayı aynı anda tutamıyor.
DEHB'de çalışma belleği birçok kişide zorlanan alanlardan biri ve uluslararası uzlaşı metni de yürütücü işlevlerdeki güçlükleri DEHB'nin yaygın bir parçası olarak sayıyor (Faraone ve ark., 2021). Günlük hayattaki karşılığını çalışma belleği ve unutkanlık yazısında anlattım. Bu yüzden ilk haftanın yorgunluğu başkalarında "bunaldım" olarak geçerken sende "bende bir sorun var" diye yorumlanabiliyor. Ben olsam bu yorumu baştan reddederdim ve yorgunluğu yetersizlik değil, yükün ölçüsü olarak okurdum.
Barkley'in yıllardır vurguladığı bir ayrım burada işime yarıyor: DEHB'de sorun çoğu zaman ne yapılacağını bilmemek değil, bilginin gereken anda devreye girmemesi. Dolayısıyla çözüm bilgiyi kafaya daha sıkı yerleştirmek değil, ihtiyaç duyduğun yerde dışarıda hazır tutmak. Defter ve liste bu işe yarıyor.
Tek defter, tek yer
İlk günden bir yer seç. Kağıt defter olabilir, telefondaki tek bir not dosyası olabilir, ama bir tane olsun. Her güne tarihle başla. Benim önerdiğim düzen üç başlıktan oluşuyor.
Kişiler. Ad, ne iş yaptığı, ne için ona gidileceği ve tek bir ayrıntı. Ayrıntı "dönüş yapmayı sabah yapıyor" ya da "toplantıya hep geç kalıyor" gibi küçük bir şey olabilir. Şirkette organizasyon şeması varsa fotoğrafını çek, yanına notlarını yaz.
Nasıl yapılıyor. Birisi sana bir işlemi gösterirken yetişmeye çalışma. Adımı tek kelimeyle işaretle ("fatura, onay, ikinci ekran") ve gösterim bitince, en geç on dakika içinde adımları kendi cümlelerinle yaz. Bu tür kendi kendine geri çağırmanın, notu yeniden okumaktan daha kalıcı öğrenme sağladığı gösterildi (Roediger ve Karpicke, 2006). Çalışma DEHB'li yetişkinlerle yapılmadı, genel öğrenme araştırması, ama mantığı bu durum için de uygun görünüyor. Dinlerken yazmanın neden zor olduğunu DEHB'de not almak yazısında ayrıca anlattım.
Sorularım. Gün içinde aklına gelen her soru buraya gidiyor. Bu başlığı bir sonraki bölümde kullanacağız.
Yapılacak işleri bu defterin içine dağıtma. Görev listesi ayrı, tek ve görünür bir yerde dursun. Bunun neden işe yaradığını tek liste kuralı yazısında anlattım. Gün sonunda defterin son sayfasına on dakika ayırıp yarın ilk neyi yapacağını yazmak ertesi sabahın başlangıcını kolaylaştırıyor. Bunu gün sonu kapanışı yazısında ayrıntılı anlattım.
Soru sormak: kaçıncı seferde utanç verici hale gelir
Yeni işte en çok ertelenen şey, bence soru sormak. "Bunu geçen hafta anlatmıştı" cümlesi insanı susturuyor. Oysa ilk üç ayda soru sormak sadece normal değil, beklenen bir davranış. Yeni gelen kişinin neyi bilip neyi bilmediğini iş arkadaşları çoğunlukla sorulardan anlıyor.
Zor olan, sorunun sıklığı. Her aklına geleni anında sormak karşı tarafın işini bölüyor, kesintiye uğrayan işin hem daha yavaş hem daha stresli yapıldığı gösterilmiş durumda (Mark ve ark., 2008). Hem sen rahatsızlık veriyorsun hem de cevabı aldığın an kafandaki başka şeyi kaybediyorsun.
Bunun için iki saat belirlemeyi öneriyorum. Diyelim ki 11.30 ve 16.00. Sorularım başlığına yazdığın her şeyi o saatlerde toplu soruyorsun ya da tek bir mesaj olarak gönderiyorsun. Acil olanlar bunun dışında. Cevabı da hemen deftere geçiriyorsun, çünkü ikinci kez aynı şeyi sormak yerine kendi notuna bakmak hem seni hem karşı tarafı rahatlatıyor.
Bazı cümleler işimi kolaylaştırıyor:
- "Şunu şöyle anladım, doğru mu?" (Sorudan çok teyit, karşı taraf için de kolay.)
- "Bunu bana bir kez yazılı gönderir misin, deftere geçireyim?"
- "Bu adımı ikinci kez soruyorum, bundan sonra kendi notuma bakacağım."
Bir de ilk haftada yöneticine şunu sor: "Hangi konuda kime gitmeliyim?" Bu cevap, soru yükünü doğru insanlara dağıtıyor ve sürekli aynı kişiyi bölmekten kurtarıyor.
Yöneticiyle ilk görüşme
İlk haftanın içinde yöneticinden yarım saatlik bir görüşme iste. Gündemi sen getir, çünkü yönetici ilk haftada da yoğun olacak. Benim sormak isteyeceğim dört şey var:
- Üç ay sonunda "iyi gitti" demek için neyi görmek istersin?
- İlk aylarda hangi işler öncelikli?
- Sana soru sorarken hangi yolu tercih edersin, yüz yüze mi, yazılı mı, belirli saatlerde mi?
- Geri bildirimi ne sıklıkla ve hangi biçimde vermeyi düşünüyorsun?
Dördüncüsünü özellikle önemsiyorum. Eleştiri DEHB'li birçok kişiye beklediğinden ağır geliyor ve sürpriz geldiğinde daha da ağırlaşabiliyor. Yöneticiyle "ilk üç ayda haftada bir on beş dakika kısa görüşme" gibi bir ritim kurmak, geri bildirimi tek bir ağır cümleden çıkarıp küçük bir parçaya çeviriyor. Bunun işleyişini işte geri bildirim almak yazısında ayrıntılı yazdım.
Tanıyı söyleyip söylememek ayrı bir karar. Zorunlu değil, ilk haftada da zorunlu değil. Bu sorular bir tanı açıklamasına gerek duymadan çalışma biçimini ortaya koyuyor. Açma kararını nasıl tarttığımı iş görüşmesinde söylemek yazısında, söylemeden nasıl birlikte çalışılacağını ise yöneticin DEHB'ni bilmiyorsa yazısında anlattım. Sözlü talimat verdiklerinde "e-posta ile de gönderir misin?" demek, bu konuşmanın en kolay hali.
Toplantılar ve ilk üç ayın düzeni
İlk haftalarda toplantılarda herkes kısaltma ve proje adı kullanıyor. Hepsini anlamaya çalışmak dikkatini tüketiyor. Toplantı defterinin köşesine bir "kısaltmalar" listesi aç, anlamadığın kelimeyi yaz, toplantı bittikten sonra sor. Toplantıdan çıkınca da üç satır yaz: karar, benden beklenen, tarih. Toplantıların neden bu kadar yorduğunu ve yazılı özet gibi küçük önlemleri DEHB'de toplantılar yazısında topladım.
Ben ilk 90 günü dört parçaya bölüyorum. Her biri bir önceki üzerine kuruluyor:
| Dönem | Odak |
|---|---|
| 1-2. hafta | Defteri kur, kişileri yaz, soru saatlerini belirle, yöneticiyle ilk görüşmeyi yap |
| 3-6. hafta | Tekrar eden işleri şablona çevir, haftalık plan saatini sabitle, yöneticiyle ikinci görüşmeyi yap |
| 7-10. hafta | İşe yaramayan sistemi at, işe yarayanı sadeleştir, hala takıldığın yeri not et |
| 11-13. hafta | Yazılı bir özet çıkar: ne öğrendim, neyi hala kimden soruyorum, neyi değiştirmek istiyorum |
Haftalık plan saati için "eğer-o zaman" cümlelerinden yararlanılabilir: "Pazartesi 09.30'da hafta listesini yazacağım." Bu tür planların hedefe ulaşmayı genel olarak artırdığı bir meta-analizle gösterildi (Gollwitzer ve Sheeran, 2006). DEHB'li yetişkinler için kanıt daha sınırlı, bu yüzden bunu küçük bir deneme olarak görmek doğru.
Üç ay geçti ve hala zorlanıyorsan
Sistemler kuruldu, soru saatleri oturdu, yöneticiyle konuşuldu, ama yine de her gün batıyorsan sorunun nerede toplandığına bak. İşin içeriği mi, ortam mı, yoksa gün içindeki enerjin mi? Açık ofiste dağılıyorsan, ortamın kendisi bir etken olabilir. DEHB'de hangi işler daha uygun yazısı, "ben mi uygun değilim, iş mi" sorusuna bakarken işe yarayabilir. İş hayatında DEHB yazısında da istenebilecek düzenlemeleri topladım.
Bir de pratik bir bilgi: iş hukukunda deneme süresi en çok iki ay, toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar çıkabiliyor ve bu sürede iki taraf da işi bildirim süresi olmadan sonlandırabiliyor. İlk üç ay bu nedenle gerçekten stresli olabilir. Kendi sözleşmendeki süreyi bil ve bu süreyi "sınav" gibi değil, iki tarafın birbirini tanıdığı süre olarak düşünmeye çalış. İlaç kullanıyorsan, saatlerin iş saatlerine uyup uymadığını hekimle konuşabilirsin.
Bana kalan
İlk 90 günde hedefim kusursuz görünmek olmazdı. Bunun yerine "sistemim ayakta mı?" diye bakardım. Tek bir defter, iki soru saati, yöneticiyle bir ritim. Bunlar yerinde olduğunda işin geri kalanı öğreniliyor. Yerinde olmadığında zeki ve çalışkan biri de boğuluyor.
Sorular konusunda da net bir fikrim var: düzenli ve yazılı gelen sorular bir zayıflık işareti değil. Utanç yüzünden susmak, bana kalırsa DEHB'li birinin ilk üç ayda yapabileceği en pahalı hata. Bir şeyi ikinci kez soruyorsan ve bunu defterine yazıyorsan, üçüncü kez sormayacaksın.
Üçüncü ayın sonunda defterine bak. Dolu sayfalar, işaretlenmiş sorular, üstü çizilmiş adımlar göreceksin. O defter senin bu işi nasıl öğrendiğinin kanıtı, ve bir sonraki yeni işte de aynı yöntemi kullanabilirsin.
Sık sorulanlar
- Yeni işte her şeyi unutuyorum, bu normal mi?
- İlk haftalarda çoğu kişi çok şey unutur, çünkü her bilgi yeni ve hiçbir şey otomatik değil. DEHB'de çalışma belleği birçok kişide zaten zorlandığı için bu daha belirgin hissedilir. Bilgiyi kafada değil bir defterde ya da dosyada tutmak yükü ciddi biçimde azaltır.
- Aynı şeyi ikinci kez sormak ayıp mı?
- İlk üç ayda soru sormak beklenen bir davranıştır, ikinci kez sormak da öyle. Önemli olan sormayı düzenli hale getirmek: soruları gün boyu yazıp belirli bir saatte toplu sormak ve cevabı kendi notuna geçirmek.
- Yöneticime DEHB'm olduğunu ilk haftada söylemeli miyim?
- Söylemek zorunda değilsin. Tanıyı açmadan da nasıl çalıştığını anlatabilirsin: sözlü talimatın yanında yazılı özet istemek ya da haftalık kısa bir görüşme önermek tanı gerektirmeyen taleplerdir. Açma kararını işyerine ve yöneticiye güvenin oluşmasına göre sonra da verebilirsin.
- Yöneticiyle ilk görüşmede ne sormalıyım?
- İlk üç ay sonunda işlerin iyi gittiğini nasıl anlayacağınızı, öncelikli işlerin hangileri olduğunu, soruları nasıl ve ne zaman sorabileceğini ve geri bildirimin ne sıklıkla geleceğini sor. Bu dört soru hem seni hem yöneticini rahatlatır.
- Üç ay geçti ve hala çok zorlanıyorsam ne yapmalıyım?
- Önce zorlanmanın nerede toplandığına bak: işin içeriği mi, ortam mı, yoksa gün içindeki enerjin mi. Sistemler kurulduktan sonra da her gün batıyorsan bu senin eksikliğin olmayabilir, işin sana uygun olmaması da mümkündür. İlaç kullanıyorsan saatlerin işe uyup uymadığını hekimle konuşabilirsin.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.