DEHB iş görüşmesinde söylenmeli mi?
Söylemenin ve söylememenin bedelleri. Damgalanma verisi, tanı yerine ihtiyacı söyleme yöntemi ve karar verirken sorulacak soru.
Bu yazıda 7 bölüm var
Kısa cevap: söylemek zorunda değilsin.
Tanı özel bir sağlık bilgisi ve paylaşımı senin kararın. Bunu bir dürüstlük meselesi olarak kurmak, yanlış bir çerçeve.
İş görüşmesinde neden genellikle işe yaramıyor
Görüşme, seni tanımayan insanların kısa sürede bir karar verdiği bir ortam.
O anda verilen bilgi bağlamsız kalıyor. Karşı taraf senin nasıl çalıştığını görmüş değil; elinde yalnızca bir etiket oluyor ve etiketi kendi bildiğiyle dolduruyor.
Damgalanmanın gerçek olduğunu da eklemek gerekiyor. Masuch ve arkadaşlarının (2019) çalışması, DEHB'li yetişkinlerde beklenen ayrımcılık ve içselleştirilmiş damgalanma düzeylerinin dikkate değer olduğunu bildiriyor. Mueller ve arkadaşlarının (2012) derlemesi de damgalanmanın hem toplumsal hem içsel düzeyde işlediğini ortaya koyuyor.
Yani risk hayalî değil.
Görüşmede söylenen tanı, bir bağlam kazanmadan önce bir izlenime dönüşüyor.
Bunun yerine ne yapılabilir
En işe yarar yaklaşım: tanıyı söylemeden ihtiyacı söylemek.
Görüşmede kullanılabilecek cümleler:
- "En verimli çalıştığım ortam, sessiz ve kesintisiz blokların olduğu bir düzen."
- "Toplantı çıktılarının yazılı özetlenmesi benim için çok işe yarıyor."
- "Uzun projelerde ara teslimlerle çalışmak en iyi sonucu veriyor."
- "Sabahları geç, akşamları verimli çalışıyorum; esnek saat mümkün mü?"
Bu cümleler tanı gerektirmiyor, kimseye açıklama borcu doğurmuyor ve seni profesyonel gösteriyor. Ayrıca sana asıl gereken bilgiyi de veriyor: bu iş yeri esnek mi, değil mi?
Karşı tarafın bu sorulara verdiği cevap, işin sana uyup uymadığını görüşmede öğrenmeni sağlıyor.
Ne zaman söylemek anlamlı olur
Somut bir düzenlemeye ihtiyacın varsa ve o düzenleme resmî bir işlem gerektiriyorsa.
Bu durumda:
- İşe girdikten sonra konuş. Performansın görüldükten sonra bilgi bambaşka bir yere oturuyor.
- Doğrudan ilgili birimle konuş. İnsan kaynakları ya da iş yeri hekimi, tüm ekibe anlatmaktan daha korunaklı.
- Talebi net söyle. "DEHB'im var" cümlesi tek başına havada kalıyor. "Toplantı özetlerinin yazılı gelmesini istiyorum" bir talep.
- Yazılı yap. Sözlü konuşulan düzenlemeler unutuluyor.
Zemini var mı
Var. de Graaf ve arkadaşlarının (2008) çok ülkeli iş gücü verileri, DEHB'nin iş performansı ve devamsızlık üzerinde ölçülebilir etkileri olduğunu ortaya koyuyor.
Yani düzenleme talebi bir ayrıcalık isteği değil, belgelenmiş bir ihtiyaca dayanıyor.
İş yerlerinin çalışanlara sağlık durumu nedeniyle yapması gereken düzenlemelerle ilgili hukuki çerçeve ülkeye göre değişiyor. Bu konuda güncel bilgi için bir hukukçuya ya da yetkili kuruma danışman doğru olur; bu yazı hukuki kaynak değil.
Söylememeyi seçersen
Bu tamamen meşru ve suçluluk üretmesi gereken bir şey değil.
Damgalanmanın gerçek olduğu bir ortamda susmak, bir kendini koruma davranışı. Sözlükte açıklama kararı başlığı bu dengeyi anlatıyor.
Söylemeden de çok şey yapılabiliyor: kulaklık kullanmak, yazılı talimat istemek, odak saatleri belirlemek, uzun işleri parçalara bölmek. Bunları iş hayatında DEHB ve düzenlemeler yazısında topladım.
Karar verirken tek soru
Bütün mesele şu soruya iniyor:
Bu bilgiyle karşı tarafın ne yapmasını istiyorum?
Cevabın somutsa (yazılı özet, esnek saat, sessiz oda) söylemek işe yarayabilir.
Cevabın "anlaşılmak" ise, sonuç çok daha değişken. Anlayış istemek meşru bir ihtiyaç; ama karşı taraf onu vermeyebiliyor ve o zaman elinde bilgi kalıyor, sonuç kalmıyor.
Özet
İş görüşmesinde tanıyı açmanın belirgin bir faydası genellikle olmuyor. Tanıyı söylemeden ihtiyacı söylemek, hem daha çok iş görüyor hem seni koruyor.
Somut bir düzenleme gerekiyorsa, işe girdikten sonra ve doğrudan ilgili birimle konuşmak daha korunaklı.
Genel çerçeveyi DEHB tanısını kime, ne zaman açmalı yazısında ele aldım.