İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ile iş mülakatına nasıl hazırlanılır?

DEHB'li biri için mülakat hazırlığı: dört hikaye, sesli prova, gecikmesiz varış planı, soruyu dinleme alışkanlığı ve görüşmeden sonra toparlanma.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 7 bölüm var

Mülakat odasında zorlanan kişinin aslında işi bilmediği çok nadir. Daha sık yaşanan şey şu: soru uzun geliyor, yarısı kayboluyor, cevabın ortasında başka bir fikir araya giriyor ve sonunda "ne diyordum ben" diye kendinle konuşan biri oluyorsun. Aşağıda odaya girmeden önce, girerken ve çıktıktan sonra neyin bence işe yaradığını sırayla yazdım.

Mülakat neden özellikle zor bir ortam

DEHB'de en çok yorulan işlevlerden biri çalışma belleği, yani bilgiyi kısa süre aklında tutup üzerinde iş yapma becerisi. Mülakat tam olarak bunu ister. Soruyu aklında tutacaksın, aynı anda cevabı kuracaksın, karşındakinin yüzüne bakacaksın, kendi sesini ayarlayacaksın ve bir yandan da iyi izlenim bırakmaya çalışacaksın. Üstüne heyecan biniyor. DEHB ile kaygının birlikte görülmesi sık, bu yüzden heyecanı "ben fazla duygusalım" diye okumak yerine ayrı bir yük olarak hesaba katmak daha adil.

Bunun bir sonucu var: hazırlık, bilgi toplamaktan çok odada yükü hafifletecek düzenekler kurmak demek. Şirketin tarihini öğrenmek tabii ki iyi, ama mülakatta seni kurtaran şey genelde onu bilmen değil, elinde hazır bir iskeletin olması.

Bir hafta önce: dört hikaye ve sesli prova

Ben olsam ilk iş olarak kendi deneyimlerimden dört beş durum seçerdim. Bir işi toparladığın an, bir hatayı düzelttiğin an, birlikte çalıştığın biriyle anlaşmazlık yaşayıp çözdüğün an, kısa sürede yeni bir şey öğrendiğin an. Davranış temelli sorular ("bana zorlandığın bir durumu anlat") çoğu zaman bu birkaç hikayenin bir yüzüne dokunuyor. Hepsini kağıda tam cümlelerle yazma, çünkü ezber cümle kaybolunca insan çaresiz kalıyor. Her hikayeyi dört kelimelik bir iskelete indir: durum, benim payım, ne yaptım, ne oldu.

Sonra sesli anlat. Okuyarak çalışmak güvenli hissettiriyor ama işe yarayan şey, bilgiyi hatırlamaya çalışmak. Test etkisi üzerine yapılan araştırmalarda (Roediger ve Karpicke, 2006) kendini yoklamanın yeniden okumaya göre daha kalıcı öğrenme sağladığı görüldü. Bu çalışmalar mülakat için değil metin öğrenimi için yapıldı, ben mantığı taşıyorum. Telefona kaydedip dinlemek zor ama çok öğretici: "yani şey", "aslında" ve uzayıp giden girişler orada çıkıyor. Bir hikayeyi iki dakikanın altında bitirmeyi hedefle.

Bir de "neden bu iş" sorusuna iki üç cümlelik net bir cevap hazırla. İş ilanında seni heyecanlandıran somut bir şey bulursan cevap kendiliğinden oluşuyor. Eğer bulamıyorsan, o işin sana uygun olup olmadığını düşünme zamanı da budur. DEHB'de hangi işlerin daha uygun düştüğünü ayrıca yazdım; ilan hakkında kafan karışıksa oradaki sorular işini görür.

Görüşme günü: gecikmeden varmak için geri sayım

Geç kalmak benim de sorunum, o yüzden bunu ciddiye alıyorum. Kronik gecikmenin arkasında çoğu zaman kötü niyet ya da özensizlik değil, zamanı hissedememek ve geçişlerin uzun sürmesi var. Mülakat gününde bu sana kendini affettirecek bir şey olmuyor, çünkü ilk izlenim zaten o saatte oluşuyor.

Ben olsam düzeni şöyle kurardım. Hedef saati görüşme saati değil, görüşmeden yirmi dakika önce binanın yakınında olmak. Yolu bir gün önce, aynı saatte, mümkünse gerçekten giderek dene. Otopark bulma, yanlış kapıya girme, asansör beklemek gibi şeyler hep hesabın dışında kalıyor. Sonra saati geriye doğru yaz: yirmi dakika önce varış, yol süresi, üstüne on beş dakika tampon, kapıdan çıkış saati. Bunların her biri için ayrı alarm kur. Eğer-o zaman planı burada gerçekten işe yarıyor: "Alarm çalınca ayakkabılarımı giyip kapıya gideceğim" gibi tek bir cümle, sabah kafanı toplamaya çalışmaktan iyi. Niyetleri "ne zaman, nerede, ne yapacağım" biçiminde kurmanın hedefe ulaşmayı kolaylaştırdığı genel olarak iyi gösterilmiş bir bulgu (Gollwitzer ve Sheeran, 2006).

Çanta, evrak, cüzdan, telefon şarjı, kimlik ve anahtar bir akşam önceden kapının yanına konsun. Sabah "nerede bunlar" aramak hem zamanı hem sakinliği yiyor. Online görüşme için de aynı mantık geçerli: bağlantıyı bir gün önce dene, kulaklığı şarj et, arka planı o gün değil önceki gün düzelt. Binanın yakınına erken vardıysan, kafede otururken yeni bir şey okuma, hikayelerin iskeletlerine bir kez bak ve telefonu cebe koy.

Kafein konusunda tek önerim şu: o sabah yeni bir şey deneme. Normalde içtiğin kadar iç. Kalp çarpıntını artıran bir şey, zaten heyecanla gelen çarpıntının üstüne biner. İlaç kullanıyorsan saatini görüşme için değiştirmek istersen bunu hekimle konuş.

Odada: soruyu dinlemek ve cevabı kurmak

Soruyu dinlemek DEHB'de ayrı bir iş. Karşındaki konuşurken bir yandan cevabı hazırlamaya başlıyorsan, sorunun ikinci yarısını kaçırıyorsun. Bunun için önerdiğim küçük alışkanlık şu: soru bitince cevabı vermeden önce kendi cümlemle tekrar etmek. "Yani zor bir müşteriyle nasıl çalıştığımı soruyorsunuz, doğru mu anladım?" Bu, hem soruyu belleğe bir kez daha yazıyor hem de bir iki saniye kazandırıyor. Çok parçalı sorularda önünde bir kağıt ve kalem olsun, iki kelimeyle not al. Not almanın görüşmede de yadırganmadığını düşünüyorum, çünkü dikkatle dinlediğini gösteriyor.

Düşünmek için süre istemekten çekinme. "Bir saniye düşüneyim" demek, koşarak yanlış hikayeye girmekten çok daha iyi. Cevabı anlatırken yolun ortasında başka bir fikir gelirse, onu sonraya bırak. Eğer ana hikayeden uzaklaştığını fark edersen, "konuya dönersek" demek de tamamen normal.

İki dakikayı geçen cevap, karşı taraf için çoğu zaman uzun. Bir cevabı bitirmek istiyorsan, hikayenin sonunu söyle ve dur. Sessizlik seni korkutacak, ama o sessizlik karşı tarafa genelde senin kadar uzun gelmiyor. Sunumlarda akışın kopması ve heyecanın payı üzerine yazdıklarım, DEHB ile sunum yapmak yazısında var; mülakatın cevaplama kısmı oradaki iskelet mantığıyla aynı.

Hata yaparsan, mesela bir isim ya da tarih unutursan, uzun özür dilemek yerine "şimdi hatırlayamadım, e-postayla iletebilirim" demek çoğu zaman yeterli oluyor.

Tanıyı söylemek meselesi

Mülakata hazırlanırken herkesin aklına bu soru geliyor. Kısa cevabım: söylemek zorunda değilsin, görüşme aşamasında açmanın belirgin bir faydası genellikle olmuyor. Daha işe yarar olan, tanı yerine ihtiyacı konuşmak. Bunun nedenlerini ve örnek cümleleri DEHB iş görüşmesinde söylenmeli mi yazısında ayrıntılı yazdım, burada tekrar etmeyeceğim. Hazırlıkta yapman gereken tek şey, bu kararı görüşme sabahı değil önceki hafta vermek.

Çıkınca: ilk yarım saat

Odadan çıktığında kafanın içinde iki ses başlıyor. Biri her şeyi düzeltmeye, diğeri her şeyi kötü bulmaya çalışıyor. Ben olsam bu ana bir görev koyardım: ilk yarım saat içinde, bir yere oturup hatırladığım soruları ve cevaplarımı yazmak. Hangi soru zordu, hangi hikaye işe yaradı, ne eksik kaldı. Bu not, hem sonraki mülakat için bir kaynak hem de "her şey rezaletti" cümlesini somut olaylara indirgemek için.

Teşekkür mesajını aynı gün gönder, iki üç cümle olsun. E-posta ve mesaj felci yaşıyorsan bunu görüşmeden önce yazıp taslağa koymak çok rahatlatıyor, sadece birkaç ayrıntıyı sonradan değiştirirsin.

Cevap gelmediği günler ya da ret geldiğinde işler zorlaşıyor. Reddedilme duyarlılığı yüksek olan biri için "seçilmedim" cümlesi bazen "yetersizim" cümlesine dönüşüyor. Bu iki cümle aynı şey değil. İşe alımda bir sürü etken var: iç aday, bütçe, ekip uyumu, sıra. Bunu bildiğin halde yine de canın yanarsa bu normal, utanç ve öz şefkat üzerine yazdıklarım orada işe yarayabilir.

Bana kalan

Mülakata hazırlanırken ben en çok şuna inanıyorum: bu bir zeka ya da karakter sınavı değil, bir format sınavı. DEHB'li biri o formatta, yani kısa sürede, bilinmeyen insanlara, sözlü olarak kendini anlatırken, zayıf bir noktadan başlıyor. Bu yüzden hazırlığı fazla görmem. Dört hikaye, bir kez sesli prova, yoldaki tampon süre ve soruyu tekrar etme alışkanlığı bence abartı değil, adil bir zemin kurmak.

Bir de şunu eklemek istiyorum: mülakat bir yönüyle sen de onları seçiyorsun. Verdiğin cevaplardan, sorduğun sorulardan ve odanın havasından o iş yerinin sana uyup uymadığını görebilirsin. Her görüşmeyi "kabul edilir miyim" diye değil "burada çalışabilir miyim" diye de okumak, kaygının yönünü biraz değiştiriyor. Kontrol listelerindeki hazırlık maddelerinden birini kendine uyarlayıp mülakat öncesi sabaha koymanı öneririm.

Bu yazıdaki önerilerin çoğu genel hazırlık ilkelerinden ve benim görüşümden geliyor. DEHB'li adaylarda mülakat hazırlığını tek tek ölçen çalışma sayısı sınırlı, o yüzden bunları kesin kurallar olarak değil, denenebilecek araçlar olarak al.

Sık sorulanlar

Mülakata ne kadar önce hazırlanmaya başlamalıyım?
En az üç dört gün önce başlamak iyi oluyor, çünkü sesli prova bir kerede değil birkaç tekrarda oturuyor. Görüşmeden önceki akşam yeni bir şey öğrenmeye çalışmak yerine hazırladığın hikayeleri bir kez daha anlatıp erken yatmak daha işe yarıyor.
Soruyu duyup sonra unutuyorum, ne yapabilirim?
Soruyu cevaplamadan önce kendi cümlenle tekrar et, uzun ve çok parçalı bir soruysa iki kelimeyle not al. Bu hem çalışma belleğini rahatlatıyor hem karşı tarafa dinlediğini gösteriyor.
Mülakata geç kalmamak için ne yapmalıyım?
Hedefi görüşme saati değil, binanın yakınında bir kafe ya da banka varmak olarak koy. Yolu bir gün önce, aynı saatte denemek ve çıkış saatini geriye doğru hesaplayıp telefona alarm olarak kurmak çoğu zaman yeterli oluyor.
Mülakatta DEHB'imi söylemeli miyim?
Söylemek zorunda değilsin ve görüşme aşamasında açmanın belirgin bir faydası genellikle olmuyor. Bunu ayrı bir yazıda ayrıntılı anlattım, bu yazıda sadece hazırlığa odaklanıyorum.
Görüşme kötü geçtiyse ne yapmalıyım?
Önce notlarını yaz, sonra gerçekten kötü giden bir iki cümleyi ayır. Çoğu zaman içindeki ses görüşmenin gerçekte olduğundan çok daha sert bir özeti oluyor. Mesajını göndermeyi ertelememek de toparlanmanın bir parçası.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar4
  1. Faraone, S. V. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩
  2. Barkley, R. A. (2015). Attention-Deficit Hyperactivity Disorder: A Handbook for Diagnosis and Treatment (4. baskı). Guilford Press.↩
  3. Gollwitzer, P. M. ve Sheeran, P. (2006). Implementation intentions and goal achievement: A meta-analysis of effects and processes. Advances in Experimental Social Psychology, 38, 69-119.↩
  4. Roediger, H. L. ve Karpicke, J. D. (2006). Test-enhanced learning: Taking memory tests improves long-term retention. Psychological Science, 17(3), 249-255.↩

Bu yazı 20 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.