İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de çalışma belleği ve unutkanlık

Çalışma belleği, bir işi yaparken akılda tutulan geçici bilgi. DEHB'de neden zayıf tutunduğu, nerede görüldüğü ve hafızayı dışarı çıkarmanın yolları.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 7 bölüm var

Mutfağa giriyorum ve neden geldiğimi bilmiyorum. Salona dönüyorum, hatırlıyorum, tekrar gidiyorum. Bazen bu turu iki kez atıyorum.

Yıllarca bunun “dalgınlık” olduğunu düşündüm ve kendime kızdım. Tanıdan sonra öğrendiğim şey şu oldu: o üç saniyede kaybolan şeyin bir adı var ve benim ona kızmam onu geri getirmiyor.

Bu yazı, DEHB'nin en gündelik ve en sessiz yorgunluğu hakkında.

Ne unutuluyor

Çalışma belleği, uzun süreli hafızadan farklı bir şey. Çocukluk anılarını hatırlamakla ilgili değil; şu anda yaptığın işi taşıyan tampon bellek.

İçinde ne var: odaya neden girdiğin, cümlenin başında ne diyecek olduğun, aklındaki üç maddeden ikincisi, karşındakinin az önce söylediği şey, çarpma yaparken elde tuttuğun sayı.

DEHB'de bu tamponun kapasitesi düşük olmak zorunda değil. Asıl zorlanan şey tutunma: bilgi oradayken araya bir uyaran girdiğinde siliniyor. Barkley'nin (1997) kuramsal çerçevesinde çalışma belleği, yürütücü işlevlerin merkezinde duran bileşenlerden biri olarak ele alınıyor. Brown'ın (2005) modeli de benzer biçimde belleği tek başına bir yetenek olarak değil, dikkat ve düzenleme sistemiyle birlikte çalışan bir parça olarak tarif ediyor.

Beni rahatlatan ayrım bu oldu. Ben bilgiyi almıyor değilim. Alıyorum ve bir sonraki şey gelince kayboluyor.

Nerede kendini gösteriyor

  • Kapı eşiği etkisi. Ortam değişimi tamponu sıfırlıyor. Herkeste olan bir şey, DEHB'de çok daha sık.
  • Çok adımlı yönergeler. İlk iki adım yapılıyor, üçüncüsü düşüyor. “Çıkarken ışığı kapat, çöpü al, kapıyı çift çevir” cümlesinden bende genelde ikisi tutuyor.
  • Yarım cümleler. Konuşurken kelimenin kaybolması ve genelde geri gelmemesi. Bu bende en çok canımı sıkan tarafı, çünkü karşıdaki bunu ilgisizlik sanabiliyor.
  • Dinlerken kaçırmak. Karşıdaki konuşurken bir noktada zihnin gitmesi ve gerisini duymamak. İlgisizlik olmuyor, tamponun taşması oluyor.
  • Prospektif bellek kaybı. “Çıkarken çöpü al” tam olarak bu. Gelecekte bir şey yapmayı hatırlamak, gündelik hayatta en sık düşen bellek türü.
  • Okurken geri dönmek. Paragrafın sonuna gelince başında ne yazdığını hatırlamamak. Kitap okumanın neden zor olduğunu ayrı bir yazıda ele aldım.
  • Eşya kaybetmek. Anahtarı elinde tutarken kapıyı açmak ve anahtarın nereye gittiğini bilmemek. Bunun kendi mekaniği var, eşya kaybetme yazısında.

Bilgi kaydedilmiyor değil. Kaydediliyor ve bir sonraki uyaranla siliniyor.

Ne işe yaramıyor

“Daha dikkatli ol.” Tampon kapasitesi çabayla büyümüyor. Bu cümle yalnızca suçluluk üretiyor ve bende yıllarca üretti.

Bellek egzersizleri. Alıştırmanın kendisinde gelişme oluyor, gündelik hayata aktarımı zayıf kalıyor. Bir uygulamada rakam dizisi hatırlamakta iyileşmek, mutfakta neden durduğunu hatırlatmıyor.

Utanmak. Unuttuğu için özür dileyerek yaşamak, unutmayı azaltmıyor; yalnızca unuttuğunu saklamayı öğretiyor. Sakladıkça da yardım isteme ihtimali düşüyor.

Ne işe yarıyor

Ortak ilke tek cümle: hatırlamayı belleğe değil ortama yüklemek.

Anında yazmak. Aklına gelen şeyi o an bir yere yazmak. Beş saniye sonra gitmiş oluyor. Tek bir yer olmalı; birden fazla liste, “hangisine bakacağım” kararını da ekliyor. Tek liste kuralı tam olarak bunun için.

Görünür bırakmak. Hatırlanması gereken şey göz hizasında durmalı. Kapalı çekmeceye giren şey benim için yok oluyor. Ayrıntısı görünür yer sistemi yazısında.

Sabit yerler. Anahtar, cüzdan, kart tek bir yere. Eve girer girmez aynı kaba bırakma kuralı, aramaya harcanan süreyi ciddi biçimde kısaltıyor. Kuralın işe yaraması için tek şart var: istisnasız olması.

Yönergeyi yazıya çevirmek. İşte sözlü verilen talimatın ayrıca yazılmasını istemek, en ucuz düzenleme. Herkese yarıyor, bende zorunlu hale geliyor. “Toplantıdan sonra bir satır özet atabilir misin” cümlesi bana çok şey kazandırdı.

Sesli tekrar. Odadan çıkarken ne için gittiğimi sesli söylüyorum. Kulağa saçma geliyor ve gerçekten işe yarıyor.

Parçalama. Uzun bilgiyi anlamlı kümelere bölmek: on bir haneli numarayı üçerli gruplamak gibi.

Çift kopya kuralı. Kritik bir bilgi tek yerde durmuyor. Randevu hem takvimde hem de o sabah göreceğim bir yerde. Fazlalık gibi duruyor; benim için sigorta oluyor.

Açık döngüleri kapatmak. Bitmemiş iş zihinde yer kaplamaya devam ediyor. Haftada bir bütün açık işleri tek yerde toplamak tamponu boşaltıyor. Not almanın kendisi de burada bir bellek işi.

Neden bu kadar yoruyor

Unutkanlığın görünmeyen bir maliyeti var ve bence asıl yorgunluk oradan geliyor.

Bir şeyi unutmayacağından emin değilsen, onu sürekli kontrol ediyorsun. Ocağı kapattım mı, kapıyı kilitledim mi, o mesaja cevap verdim mi. Bu kontroller tek tek küçük. Gün boyunca toplandığında ciddi bir yük çıkıyor ve bu yük hiçbir yerde görünmüyor; ne takvimde ne de iş listesinde.

İkinci maliyet güven. Kendi hafızasına güvenmeyen biri, verdiği sözden de emin olamıyor. Ben bir dönem söz vermekten kaçınır hale gelmiştim, çünkü sözü tutamama ihtimali beni sözün kendisinden çok yoruyordu.

Üçüncüsü de telafi. Görünmeyen bir iş listesi var: hatırlamak için kurulan alarmlar, iki kez yazılan notlar, “acaba unuttum mu” diye yapılan aramalar. Bu iş kimseye anlatılmıyor ve anlatılmadığı için de kimse bunun bir iş olduğunu bilmiyor.

Yanındakine ne söylemek gerekiyor

Bu kısmı uzun süre atladım, çünkü açıklamanın bahane gibi duyulacağını düşündüm.

İşe yarayan cümle şu oldu: “Sözlü söylersen kaybolma ihtimali yüksek, bir satır yazar mısın?” Bu cümle bir özür olmuyor, bir kullanım kılavuzu oluyor. Karşı taraf genelde direnmiyor, çünkü kendisi için de maliyeti düşük.

İşe yaramayan şey ise her seferinde özür dilemek. Özür, karşıdakine bir sorun olduğunu söylüyor ama ne yapacağını söylemiyor. Ne yapacağını söylediğinde konuşma bambaşka bir yere gidiyor.

Sınırları söylemek gerekiyor

Bu yöntemlerin hiçbiri unutkanlığı bitirmiyor. Benim anahtarım hala kayboluyor, cümlem hala ortasında kesiliyor.

Değişen şey şu: unuttuğumda ne yapacağımı biliyorum ve bunu bir karakter kusuru olarak okumuyorum. Kendi babam da anahtarını arayan bir adam; ona kızmak hiç aklıma gelmemişti, kendime kızmak ise yıllar sürdü.

Bir de şunu ayırmak gerekiyor: unutkanlık son dönemde belirgin biçimde arttıysa, bunu doğrudan DEHB'ye yazmamak lazım. Uyku, tiroit, demir ve B12 gibi kolay elenebilen sebepler var ve bunlar hekimle konuşulacak şeyler.

Aklımda tuttuğum cümle şu: hafızam kötü değil, yalnızca yalnız çalışmıyor. Yanına bir kağıt koyduğumda çoğu şey yerine oturuyor.

Sık sorulanlar

Çalışma belleği nedir?
Bir işi yaparken akılda tutmanız gereken geçici bilgi: odaya neden girdiğiniz, cümlenin başında ne diyecek olduğunuz.
DEHB'de çalışma belleği neden zorlanıyor?
Zorlanan şey kapasiteden çok tutunma. Araya bir uyaran girdiğinde tutulan bilgi siliniyor ve geri çağrılamıyor.
Daha çok çabalamak işe yarar mı?
Yaramıyor. İşe yarayan şey hatırlamayı belleğe değil ortama yüklemek: görünür listeler, sabit yerler ve aklına geleni anında yazma alışkanlığı.
Bu neden bu kadar yoruyor?
Çünkü sürekli bir arka plan işi yapılıyor. Başkası için kendiliğinden olan hatırlama, burada bilinçli çabayla sürdürülüyor ve gün sonunda tükenme olarak çıkıyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar2
  1. Barkley, R. A. (1997). Behavioral inhibition, sustained attention, and executive functions: Constructing a unifying theory of ADHD. Psychological Bulletin, 121(1), 65-94.↩
  2. Brown, T. E. (2005). Attention Deficit Disorder: The Unfocused Mind in Children and Adults. Yale University Press.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.