DEHB ve İlişkiler 101: Flörtte hızlı bağlanıp hızlı sıkılıyorum
Flörtte ilk haftalar çok yoğun geçiyor, sonra ilgin birden düşüyor mu? DEHB'de bu döngünün nedeni ve tempoyu ayarlamanın somut yolları.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Flörtte tempoyu ayarlamanın yolu5 adım
- Kendi döngünü yazıya dök. Son iki ya da üç flörtünü düşün ve her biri için üç şey not et: yoğunluk kaçıncı haftada zirve yaptı, ilgin ne zaman düştü, düşüşten hemen önce ne oldu. Çoğu zaman bir takvim çıkıyor ve o takvimi görmek, bir sonraki seferi tanımayı kolaylaştırıyor.
- İlk ay için bir tempo sınırı koy. Haftada en çok iki buluşma, gece yarısından sonra mesajlaşma yok, üç ay dolmadan ortak tatil ya da büyük plan yok. Bu sınırları heyecan başlamadan önce koy, çünkü heyecan başladıktan sonra hepsi gereksiz görünüyor.
- Büyük cümleler için bekleme süresi tanı. “Seni seviyorum”, “bir daha kimseyle görüşmeyeceğim”, “taşınalım” gibi cümleleri ilk kez içinden geçirdiğin günden sonra en az iki hafta bekle. Duygu o zaman da yerindeyse söylemek için geç kalmış olmuyorsun.
- Sönme anını önceden tanı. Telefonuna bir not yaz: “İlgim düştüğünde hemen karar vermeyeceğim, iki hafta izleyeceğim.” İlgi düştüğünde o notu aç ve kendine yalnızca şunu sor: bu kişiyle sakin bir akşam geçirmek hala iyi geliyor mu?
- Yeniliği ilişkinin içine taşı. Yeni bir insan aramak yerine aynı insanla yeni bir şey yap: daha önce gitmediğiniz bir semtte yürüyüş, ikinizin de bilmediği bir uğraş, kısa bir şehir dışı gezisi. Uyaran ihtiyacın ilişkiden çıkmadan karşılanabiliyor.
Bu yazıda 12 bölüm var
Diyelim ki üç hafta önce biriyle tanıştın. İlk akşam saatler dakika gibi geçti. Ertesi gün sabaha kadar yazıştınız, onun sevdiği şarkıları dinledin, bahsettiği diziyi iki günde bitirdin. Arkadaşlarına “bu sefer başka” dedin. Sonra bir sabah telefonda onun mesajını görüyorsun ve içinde hiçbir şey kıpırdamıyor. Ne kızgınlık var ne kırgınlık. Sadece düz bir sıkıntı. Ardından tanıdık bir suçluluk geliyor: “Yine mi?”
Bu soruyu soran çok insan var ve DEHB'li yetişkinlerin ilişki konuşmalarında en sık duyduğum cümlelerden biri bu. DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bu yazısında, ilişkinin en başındaki o yoğunluğu ve ardından gelen ani sönmeyi konuşmak istiyorum.
Kısa cevabım şu: bu döngü bir karakter kusuru değil ve çoğu zaman sevemediğini de göstermiyor. Dikkat sisteminin yeniliğe nasıl tepki verdiğiyle ilgili. Ama döngüyü tanımazsan, her seferinde aynı noktada aynı kararı veriyorsun.
Hızlı bağlanıp hızlı sıkılmak neden bu kadar tanıdık
İlişkinin başı herkes için yoğun. Yeni biri hayatına giriyor, onu merak ediyorsun, her mesaj küçük bir heyecan. Bu kısım DEHB'ye özgü değil. DEHB'de farklı olan, yoğunluğun dozu ve sönerken çıkardığı ses.
Sözlükte bunun bir adı var: bağ kurma yoğunluğu, yani yeni bir ilişkiye çok hızlı ve çok derinden bağlanmak. Birkaç gün içinde hayatın o kişinin etrafında dönmeye başlıyor. Uyku azalıyor, işler erteleniyor, başka hiçbir şey o kadar ilginç gelmiyor.
Bu yoğunluk karşı tarafa da çok iyi geliyor, en azından başta. Kimse kendini bu kadar merak edilmiş, bu kadar görülmüş hissetmemiş olabilir. Sorun, yoğunluğun bir ritim değil bir dalga olması. Dalga yükseliyor ve bir noktada çekiliyor.
DEHB çoğu zaman yetişkinlikte de süren ve gündelik hayatın birçok alanına yansıyan bir durum (Faraone ve ark., 2021). İlişkiler de bu alanlardan biri. Üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada DEHB belirtileri yüksek olanlar romantik ilişkilerinin kalitesini daha düşük değerlendirmiş, bu bağın bir kısmını da duygu düzenleme güçlüğü ve düşmanca çatışma açıklamış (Bruner, Kuryluk ve Whitton, 2015). Çalışma flörtün başını ya da sıkılmayı ölçmüyor, bunu açıkça söylemem gerek. Ama DEHB'nin ilişkilere uzandığı yerleri gösteriyor.
Neden oluyor: yenilik, ödül ve hiperodak
Yeni bir insan, dikkat sisteminin sevdiği her şeyi aynı anda sunuyor. Yenilik var, çünkü onu daha tanımıyorsun. Belirsizlik var, çünkü seni ne kadar sevdiğini bilmiyorsun. Anında karşılık var, çünkü her mesaj birkaç dakika içinde bir cevap getiriyor.
Aşkın ilk evresi zaten beynin ödül tarafıyla ilgili. Yoğun biçimde aşık olduğunu söyleyen 17 kişiyle yapılan bir beyin görüntüleme çalışmasında, sevilen kişinin fotoğrafına bakarken ödül ve motivasyonla ilişkili, dopaminden zengin bölgelerin etkinleştiği görülmüş (Fisher, Aron ve Brown, 2005). Yani aşkın başı herkes için biraz da bir ödül meselesi.
DEHB'de ise yenilik arayışı zaten yüksek. Tekrar eden, bildik şeyler çabuk soluyor, yeni olan her şey dikkati mıknatıs gibi çekiyor. Bunun gündelik hayattaki görünümünü uyaran arayışı yazısında anlattım. Yeni bir insan bu arayışın bulabileceği en güçlü uyaranlardan biri.
Bir de hiperodak var. DEHB belirtileri arttıkça insanların okulda, hobilerde ve ekran başında daha sık hiperodak yaşadığını bildirdiği bir çalışma var (Hupfeld, Abagis ve Shah, 2019). Bu çalışmada romantik ilişkiler ayrıca ölçülmemiş, yani “DEHB'liler aşık olunca hiperodaklanır” diye bir bulgu yok. Ama DEHB'li yetişkinlerin kendi anlatımlarında bu örüntü çok sık geçiyor: bütün dikkat tek bir kişiye akıyor. Bu konuyu ayrıntısıyla DEHB'de aşkın başındaki hiperodak yazısında konuştum.
Ben hiperodakı en çok yeni bir konuya ya da kitaba başladığımda tanıyorum. Saatler kayboluyor, başka hiçbir şey o kadar parlak görünmüyor. Bir insana karşı da aynı şeyin olabileceğini düşününce, flörtün ilk haftaları bana çok tanıdık geliyor.
Sıkılma anı: duygu mu bitti, uyarım mı azaldı
Yenilik azalıyor. Bu her ilişkinin doğal seyri. Onu artık tanıyorsun, mesajlarının nasıl başladığını biliyorsun, hangi şakaya güleceğini tahmin edebiliyorsun. DEHB'de bu düşüş çok daha keskin hissedilebiliyor, çünkü yoğunluğu ayakta tutan şeyin büyük kısmı yenilikti.
Sözlükte buna ilgi sönümü deniyor: yenilik bitince ilginin düşmesi. Bana kalırsa bu kavramdaki en önemli ayrım şu: duygunun yok olması ile uyarımın azalması aynı şey değil. İçeriden ikisi de aynı hissettiriyor. Düz, renksiz bir sıkıntı.
Uzun ilişkiler üzerine yapılan çalışmaları bir araya getiren bir derleme bu noktada rahatlatıcı. Yoğunluk, bağlılık ve cinsel ilgi içeren romantik sevgi uzun ilişkilerde de sürebiliyor. Eksilen kısım ilk dönemin saplantılı yanı. Saplantısız romantik sevgi ise ilişki doyumuyla ilişkili bulunmuş (Acevedo ve Aron, 2009). Yani sönen şey çoğu zaman sevginin kendisi değil, onun ilk aylardaki ateşli kabuğu.
Ayırt etmek için kendime sorduğum birkaç soru var:
- Bu kişiyle heyecansız, sıradan bir akşam geçirmek bana hala iyi geliyor mu?
- Sıkıntım ona mı, yoksa aynı şeylerin tekrarına mı?
- Bir hafta görüşmesek onu özler miyim?
- Bu döngüyü daha önce kaç kez ve aşağı yukarı kaçıncı haftada yaşadım?
Sakin anlar hala iyi geliyorsa ve onu özlüyorsan, büyük ihtimalle sıkılan şey uyarım. Değerlerinizde, beklentilerinizde ya da sana nasıl davranıldığında bir sorun varsa, o başka bir konuşma ve onu sıkıntıya bağlamamak gerekiyor. Uzun ilişkide bu ayrımı nasıl yaptığımı ilişkide sıkılmak yazısında daha ayrıntılı anlattım.
Flört uygulamaları döngüyü nasıl hızlandırıyor
Uygulamalar bu döngü için neredeyse kusursuz bir ortam. Bitmeyen bir yüz akışı var. Her kaydırmada yeni biri, her eşleşmede küçük ve önceden bilinmeyen bir ödül. Bir konuşma biraz yavaşladığında, başka bir pencerede yeni ve daha parlak bir konuşma seni bekliyor.
Diyelim ki akşam uygulamayı açtın ve yarım saat içinde beş eşleşme oldu. Hepsine heyecanla yazıyorsun. İki gün sonra on konuşmanın ortasındasın, kimin ne anlattığını karıştırıyorsun ve hiçbirine gerçekten dönemiyorsun. Sonra bir gün hepsinden yoruluyor, uygulamayı silip haftalarca açmıyorsun. Ardından döngü yeniden başlıyor.
Bu yorgunluğun bir kısmı çalışma belleğiyle ilgili: aynı anda birçok kişinin hikayesini akılda tutmak yorucu. Bir kısmı da yenilik tarafıyla. Uygulama sana sürekli “bir sonraki daha iyi olabilir” hissini veriyor ve bu his, karşındaki gerçek insanla yavaş bir tanışmaya sabretmeyi zorlaştırıyor.
Dürüst olayım: DEHB ile flört uygulamaları arasındaki ilişkiyi doğrudan inceleyen araştırma çok sınırlı. Yukarıdakiler, bildiğimiz DEHB özelliklerinin bu ortamla nasıl buluşabileceğine dair benim okumam.
Karşı tarafın gözünden nasıl görünüyor
Senin içinde “uyarım azaldı” diye yaşanan şey, karşındakine çok farklı ulaşıyor.
İlk haftalarda sabaha kadar yazışan, her şeyini merak eden biri birden kısa cevaplar vermeye başlıyor. Karşı taraf bunu çoğu zaman şöyle okuyor: “Başta rol mü yapıyordu?” ya da “Ben ne yaptım?” Hiçbiri doğru olmayabilir, ama o hızlı düşüş başka bir açıklamaya yer bırakmıyor.
Bu, özellikle reddedilmeye hassas biri için çok acı verici olabiliyor. Sen de reddedilmeye hassassan durum iki yönlü işliyor: karşı tarafın en küçük mesafesi de sende büyük bir yara açabiliyor ve bazen sıkıntı sandığın şey, reddedilmeden önce kaçmak oluyor. Bu konuyu ilişkide reddedilme duyarlılığı yazısında konuştum.
Bir de şu var: çok hızlı başlayan bir yoğunluk, bazı insanlara güven vermek yerine tedirginlik veriyor. Henüz seni tanımayan birine üçüncü buluşmada büyük cümleler kurmak, onun için bir baskı olabiliyor.
Ne yapabilirsin: tempoyu bilerek yavaşlatmak
Hiperodakı kapatamazsın, ama ona bir kenar çizebilirsin. Benim önerim, sınırları heyecan başlamadan önce koymak. Heyecan başladıktan sonra her kural gereksiz, her bekleyiş anlamsız görünüyor.
İlk ay için şöyle bir tempo işe yarayabilir:
| Konu | Hiperodakın istediği | Ben olsam |
|---|---|---|
| Buluşma sıklığı | Her gün | Haftada en çok iki kez |
| Mesajlaşma | Sabaha kadar | Gece yarısından sonra telefon başka odada |
| Büyük cümleler | Üçüncü buluşmada | İçinden geçtikten sonra en az iki hafta bekle |
| Ortak planlar | Hemen tatil, hemen tanıştırma | En az üç ay sonra |
| Kendi hayatın | Askıya alınıyor | Spor, arkadaşlar ve uyku yerinde kalıyor |
Son satır bence en önemlisi. Hiperodak sırasında hayatın geri kalanı sessizce boşalıyor ve sönme anı geldiğinde boşluk çok daha büyük hissediliyor. Arkadaşlarını, yürüyüşünü, uykunu korursan, yoğunluk düştüğünde ayağını basacak bir yer kalıyor.
Kendinle yazılı bir anlaşma yapmak da işe yarıyor. Telefonuna şöyle bir not koyabilirsin:
Yeni birini sevdiğimde ilk ay haftada en çok iki kez buluşurum. Büyük bir söz vermeden önce iki hafta beklerim. İlgimin düştüğünü hissettiğimde hemen bitirmem, iki hafta izlerim ve kendime şunu sorarım: sıradan bir akşam bu kişiyle hala iyi geçiyor mu?
Bu notun asıl işi, sönme anında karar vermeni geciktirmek. Çünkü ilgi düştüğü gün verilen “bitirelim” kararı çoğu zaman dürtüsel bir karar oluyor. Bekleme süresi, gerçekten uyumsuz olduğun ilişkiyi bitirmeni engellemiyor, sadece bitirme kararının sıkıntının en yoğun anında verilmesini önlüyor.
Kendi döngünü görmek de çok şey değiştiriyor. Son iki ya da üç flörtünü düşün: yoğunluk kaçıncı haftada zirve yaptı, ilgin ne zaman düştü? Birçok kişi bu soruya cevap verince bir takvim görüyor. Takvimi bilmek, bir sonraki sefer o haftaya girdiğinde “tamam, bu o hafta” diyebilmeni sağlıyor.
Uygulamalarda yorgunluğu azaltmak
Uygulama kullanıyorsan, ona da bir çerçeve çizmek gerekiyor. Ben olsam şunlarla başlardım:
- Uygulamayı yalnızca belirli bir saatte ve belirli bir süre aç, örneğin akşam 20 dakika.
- Aynı anda en çok üç konuşma yürüt. Dördüncüsü için birini kapat.
- Bir konuşma iyi gidiyorsa uzatma, bir haftayı geçmeden buluşma öner. Mesajda kurulan yoğunluk, yüz yüze tanışmadan çok daha hızlı söner.
- Biriyle görüşmeye başladığında uygulamayı bir süre telefonundan kaldır. Arka planda bekleyen yeni yüzler, önündeki insana sabretmeyi zorlaştırıyor.
Bunlar katı kurallar değil, hiperodakın önüne konmuş küçük engeller. Amaç uygulamayı yasaklamak değil, onu seni yöneten bir yer olmaktan çıkarmak.
Yeniliği ilişkinin içine taşımak
Yenilik ihtiyacını yok saymak işe yaramıyor. Bence daha iyi bir soru şu: bu ihtiyacı yeni bir insanla değil, aynı insanla yeni şeyler yaparak karşılayabilir miyim?
Bunun için güzel bir dayanak var. Çiftlerle yapılan bir dizi çalışmada, birlikte yeni ve heyecan verici bir etkinlik yapan çiftlerin, sıradan bir etkinlik yapanlara göre ilişki kalitesinde daha fazla artış bildirdiği görülmüş (Aron ve ark., 2000). Laboratuvar deneylerinde ölçülen etki kısa vadeliydi ve DEHB'li katılımcılara özgü değildi, ama mantığı DEHB için çok uygun.
Diyelim ki bir aydır biriyle görüşüyorsun ve buluşmalar artık hep aynı kafede geçiyor. Kafeyi değiştirmek de bir şey, ama daha iyisi ikinizin de bilmediği bir şeye birlikte başlamak: bilmediğiniz bir semtte uzun bir yürüyüş, birlikte bir atölye, şehir dışına küçük bir gün. Yenilik ilişkinin içinde kalınca, uyaran ihtiyacın ilişkiyi terk etmeden doyabiliyor.
Karşındakine nasıl anlatırsın
Bu konuyu ilk buluşmada açmak zorunda değilsin. Ama birkaç buluşma sonra, ikiniz de rahatken söylemek, ileride olacak düşüşü karşı taraf için çok daha az korkutucu hale getiriyor. DEHB'ni ne zaman ve nasıl söyleyeceğin ayrı bir soru, onu ilk buluşmada DEHB'mi söylemeli miyim yazısında konuşuyorum.
Birkaç cümle örneği:
- “Başlarda çok yoğun olurum. Bir süre sonra biraz sakinleşirim. Sakinleşmem ilgimin bittiği anlamına gelmiyor.”
- “Bu sefer daha yavaş gitmek istiyorum, çünkü seni gerçekten tanımak istiyorum.”
- “Bir ara sessizleşirsem bunu bana sorabilirsin. Çoğu zaman kafamın dolu olmasıyla ilgili.”
- “Sen nasıl birisin, başlangıçta mı açılırsın, zamanla mı?”
Son soru önemli. Bu konuşma yalnızca seni anlatmak için değil, karşındakinin temposunu öğrenmek için de var. Bazı insanlar yavaş ısınıyor ve senin ilk haftalardaki hızın onlara fazla geliyor olabilir. Temponuzu birlikte konuşursanız, ilerideki ritmi de birlikte kurmak kolaylaşıyor. Görüşme sıklığı konusunu sevgilimle sürekli görüşmek istemiyorum yazısında ayrıca konuştum.
Döngü uzun vadeli kararlara uzandığında
Bazı insanlarda hızlı bağlanıp hızlı sıkılma örüntüsü flörtte kalmıyor. İlişki ilerleyince de taşınma, birlikte yaşama, uzun bir taahhüt gibi kararlar hep bir sonraki dalgaya erteleniyor. “Ya bir ay sonra sıkılırsam?” sorusu, hiçbir karara varamamanın gerekçesi oluyor.
Bu soru bence anlaşılır ama bir eksiği var: sıkılmanın ilişkinin sonu olduğunu varsayıyor. Oysa sıkılma, uzun ilişkinin içinde de gelip giden bir şey ve onunla yaşamanın yolları var. Bu kısmı uzun vadeli karar veremiyorum yazısında konuşuyorum.
Ne zaman yardım almak gerekir
Bu döngü yıllardır sürüyorsa ve her bitişin ardından kendini suçlu ya da bomboş hissediyorsan, bir terapistle konuşmak iyi gelebilir. Dürtüsellik ve duygu dalgalanmaları işini ya da arkadaşlıklarını da etkiliyorsa, bunu hekiminle de konuşmaya değer.
Bana kalan
Bence bu sorunun en ağır kısmı, ardında bıraktığı hikaye: “Ben kimseyi uzun süre sevemiyorum.” Bu cümleye katılmıyorum. Hızlı bağlanıp hızlı sıkılan biri çoğu zaman sevemeyen biri değil, sevginin ilk ateşi ile sonraki sıcaklığı arasındaki farkı henüz tanımamış biri.
İlk haftaların yoğunluğu gerçek. Ama o yoğunluk bir söz vermiyor. Ben o yoğunluğu bir ilişkinin kanıtı olarak değil, bir başlangıç sinyali olarak görmeyi öneriyorum. Asıl bilgi, yoğunluk düştükten sonra geliyor: o kişiyle sıradan bir salı akşamı nasıl geçiyor?
Benim tavrım net: hiperodakın hızına teslim olma, ama ona düşman da olma. Tempoyu bilerek yavaşlat, sönme anında karar verme, yeniliği aynı insanın yanında ara. Bunu birkaç kez denedikten sonra, sıkıntının çoğu zaman bir son değil bir geçiş olduğunu kendi hayatında görme ihtimalin yüksek.
Sık sorulanlar
- Flörtte çabuk sıkılmak DEHB belirtisi mi?
- Tek başına bir tanı belirtisi değil ve DEHB'si olmayan birçok insan da yaşıyor. Ama DEHB'de yenilik arayışı ve sıkıntıya tahammülsüzlük daha belirgin olduğu için örüntü daha sık ve daha keskin görülebiliyor. Döngü her ilişkide aynı takvimle tekrar ediyorsa DEHB'nin payını düşünmeye değer.
- İlk haftalardaki yoğun ilgi sahte miydi?
- Bence hayır. O yoğunluk gerçekti, ama kalıcı olacağına dair bir söz taşımıyordu. Hiperodak bir anı yaşıyor, bir gelecek vaat etmiyor; o anın bitmesi, yaşananın yalan olduğunu göstermiyor.
- Sıkıldığımı nasıl anlarım, yoksa gerçekten uyumsuz muyuz?
- Kendine şunu sor: bu kişiyle heyecansız, sıradan bir akşam bile iyi geçiyor mu? Sıkılan uyarımsa, sakin anlar yine de iyi geliyor. Değerlerde, beklentilerde ya da nasıl davranıldığında bir sorun varsa, bu sıkıntı değil uyumsuzluk ve onu ciddiye almak gerekiyor.
- Flört uygulamaları DEHB'li biri için neden bu kadar yorucu?
- Uygulamalar bitmeyen bir yenilik akışı sunuyor ve her eşleşme küçük, öngörülemeyen bir ödül gibi çalışıyor. Bu, aynı anda çok sayıda konuşma başlatıp hiçbirini sürdürememeye kolayca dönüşüyor. DEHB ile uygulama kullanımı üzerine araştırma sınırlı, ama birçok DEHB'li bu yorgunluğu anlatıyor.
- Karşımdakine çabuk sıkıldığımı söylemeli miyim?
- Bir özür gibi değil, bir bilgi gibi söylemek işe yarıyor. Örneğin: “Başlarda çok yoğun olurum, sonra biraz sakinleşirim. Sakinleşmem ilgimin bittiği anlamına gelmiyor.” Bunu ilk buluşmada değil, birkaç buluşma sonra, ikiniz de rahatken söylemek daha kolay.
- Bu döngüden ne zaman yardım almak gerekir?
- Örüntü yıllardır sürüyorsa ve her bitişin ardından kendini suçlu ya da bomboş hissediyorsan, bir terapistle konuşmak iyi gelebilir. Dürtüsellik ya da duygu dalgalanmaları hayatının başka alanlarını da etkiliyorsa bunu hekiminle de konuşmaya değer.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.