DEHB ve İlişkiler 101: İlişkide uzun vadeli karar veremiyorum
Birlikte yaşamak, taşınmak, evlilik: büyük kararda donup kalıyor musun? DEHB'de bunun nedenini ve kararı parçalara bölmenin yolunu anlatıyorum.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
İlişkide uzun vadeli bir kararı DEHB ile vermek için beş adım5 adım
- Kararı tek bir cümleyle adlandır Kafanda dönen bulutu yazıya dök: 'Önümüzdeki yaz birlikte bir eve çıkalım mı?' gibi, içinde bir zaman ve bir eylem olan tek bir soru. Belirsiz bir 'ilişkimiz nereye gidiyor' sorusuna karar verilemiyor, tek cümlelik bir soruya veriliyor.
- Bir karar tarihi koy ve sevgilinle paylaş Takvime bir tarih yaz, büyük kararlar için genelde iki ile altı hafta arası makul. Tarih, kararın açık uçlu bir bekleyişe dönüşmesini önlüyor ve sevgiline ne zaman cevap alacağını bilme rahatlığı veriyor.
- Kararı geri alınabilir parçalara böl Büyük kararın içindeki küçük adımları sırala ve her birinin yanına geri alınıp alınamayacağını yaz. Önce geri alınabilir olanı dene: birlikte yaşamadan önce iki hafta aynı evde kalmak, taşınmadan önce o şehirde bir hafta sonu geçirmek gibi.
- Seçenekleri üç değere göre puanla İlişkide senin için en önemli üç değeri yaz, örneğin güven, özgürlük ve büyümek. Her seçeneğin bu değerlere ne kadar uyduğunu 1-5 arası puanla. Puanlar kararı vermiyor, ama düşünceyi kafanın içinden kağıda taşıyor.
- İlk küçük adımı at ve tarihte yeniden bak Karar tarihine kadar yalnızca ilk parçayı yap. Tarih geldiğinde o deneyimden ne öğrendiğini konuş, sonra bir sonraki parçaya geç ya da durmaya karar ver. Durmak da bir karar sayılıyor.
Bu yazıda 10 bölüm var
Diyelim ki bir pazar akşamı sevgilin sakin bir sesle soruyor: "Kira kontratın baharda bitiyor. Birlikte bir yer bakalım mı?" Sen "olur, düşünelim" diyorsun ve gerçekten düşünüyorsun. Gece yatağa girince düşünüyorsun, ertesi gün otobüste düşünüyorsun. İki hafta sonra soru yine masada ve sende hala bir cevap yok. Sevgilinin yüzünde artık bir soru daha var: "Sen bu ilişkide gerçekten var mısın?"
Varsın. Sorun büyük ihtimalle orada değil.
Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası ve en çok suçluluk taşıyan sorulardan birine cevap arıyor. Birlikte yaşamak, aynı şehre taşınmak, nişanlanmak, ortak bir birikim açmak, çocuk konusunu konuşmak. Bunların hepsi uzun vadeli kararlar ve DEHB'li birçok insan, bu kararların önünde donup kaldığını anlatıyor.
Bu soru sanıldığından çok daha yaygın
DEHB denince akla genelde hızlı ve düşünmeden verilen kararlar geliyor. Serinin ani kararlar yazısı da o tarafı anlatıyor. Ama aynı kişi bir gecede istifa edebilirken, birlikte yaşama kararını aylarca erteleyebiliyor. Bu bir çelişki gibi görünüyor, aslında aynı madalyonun iki yüzü.
Küçük kararlar şimdiye ait: heyecanı, ödülü, sonucu hemen hissediliyor. Uzun vadeli kararların ise sonucu uzakta, bulanık ve soyut. Zihin böyle bir kararı ya bir anda, dürtüyle veriyor ya da hiç veremiyor. Ortadaki o sakin, adım adım tartma alanı DEHB'de en zor ulaşılan yer.
Dünya DEHB Federasyonunun uzlaşı bildirgesi, DEHB'nin birçok insanda yetişkinlikte de sürdüğünü kanıtlarıyla sıralıyor (Faraone ve ark., 2021). Yani bu soruyu 25'inde ya da 40'ında soruyor olman şaşırtıcı değil. İlişkilerde de iz bırakıyor. DEHB'li yetişkinler ve eşleriyle yapılan küçük bir çalışmada DEHB'li taraflar evlilik uyumunu kontrol grubundakilere göre daha düşük bildirmiş (Eakin ve ark., 2004). Çalışma küçük ve doğrudan karar vermeyi ölçmüyor, ama DEHB'nin ilişkinin gündelik işleyişine dokunduğunu gösteriyor.
Neden oluyor: gelecek bulanık, şimdi parlak
Russell Barkley'nin modelinde DEHB'nin merkezinde ketleme güçlüğü var. O kısa duraklama, öbür yürütücü işlevlere alan açıyor: geçmişi hatırlamak, geleceği zihinde canlandırmak, zamanı hissetmek. Duraklama kısa kalınca davranış uzaktaki bir sonuca göre değil, şu anki uyarana göre şekilleniyor (Barkley, 1997).
Uzun vadeli bir kararın bütün değeri gelecekte duruyor. Üç yıl sonra aynı evde kahvaltı etmek, beş yıl sonra ortak bir hayatın içinde olmak. DEHB'li bir zihinde bu gelecek çoğu zaman bir görüntü olarak bile canlanmıyor. Sitenin sözlüğünde bunun güzel bir adı var: şimdi ve şimdi değil. Gelecek "şimdi değil" bölgesinde durdukça, ona dair bir karar da kendini acil hissettirmiyor.
Buna bir de ödülün zamanlaması ekleniyor. 21 bağımsız çalışmayı bir araya getiren bir meta analiz, DEHB'li kişilerin gecikmiş ödülleri kontrol gruplarına göre daha çok küçümsediğini buldu; fark orta büyüklükteydi (Jackson ve MacKillop, 2016). Çalışmalar para ödülüyle yapıldı, ilişkiyle değil. Ama mantığı tanıdık: kararın bedeli (belirsizlik, taşınma, bir şeylerden vazgeçmek) bugün ödeniyor, getirisi ise yıllara yayılıyor. Terazi bugünden yana eğilince en kolay seçenek hiçbir şey yapmamak oluyor.
Ben bu hali "gelecek körlüğü" diye düşünüyorum. Bildiğim kadarıyla bilimsel bir terim değil. Ama zaman körlüğü yazısında anlattığım şeyin büyük ölçekli hali gibi: on dakikayı hissetmekte zorlanan bir zihin, beş yılı hiç hissedemiyor.
Analiz felci: her seçeneği aynı anda tutmaya çalışmak
İkinci parça düşünmenin kendisi. Uzun vadeli bir karar tek bir soru değil, iç içe geçmiş onlarca soru: hangi semt, kimin işine yakın, kira nasıl bölünecek, kendi alanım kalacak mı, ayrılırsak ne olur, ailelerimiz ne der. Bunları aynı anda zihinde tutup karşılaştırmak çalışma belleğine ağır bir yük bindiriyor.
DEHB'li yetişkinlerle yapılan bir laboratuvar çalışması, karar verme becerisini birkaç farklı görevle ölçtü. DEHB'li katılımcılar hem analitik görevlerde hem de duygusal yükü olan risk görevlerinde kontrol grubunun gerisinde kaldı; katılımcıların çoğu test sırasında ilaç kullanıyordu. Grupları en net ayıran görev, verilen karar kurallarını tutarlı biçimde uygulamaktı (Mäntylä ve ark., 2012). Bir laboratuvar görevinden evlilik kararına doğrudan geçemeyiz, araştırma bu konuda sınırlı. Ama bulgu tanıdık bir şeyi söylüyor: kuralı bilmek kolay, onu çok parçalı bir seçimde sonuna kadar uygulamak zor.
Sonuç analiz felci: düşünüyorsun, düşünüyorsun ve hiçbir yere varmıyorsun. Her tur aynı noktadan başlıyor, çünkü bir önceki turun sonucu bir yere yazılmadı. Dışarıdan bakınca hiçbir şey olmuyor. İçeriden bakınca ise yorucu bir iş günü geçiyor.
Üstüne bir de geçmiş biniyor. Yıllarca "yine yanlış seçtim" demiş biri, her büyük kararda kendi yargısına ne kadar güvenebileceğini de tartıyor. Karar verememek bazen bir kararsızlık değil, kendine güvenememenin sessiz bir biçimi.
Kararsızlık mı, gerçek bir tereddüt mü
Bunu dürüstçe sormak gerekiyor, çünkü her kararsızlık DEHB'den gelmiyor. Bazen insan bir şeyi istemediği için ona karar veremiyor ve bunu kendine söylemekten kaçınıyor.
Bana kalırsa ikisini ayırmanın en iyi yolu, kararsızlığın nerede ortaya çıktığına bakmak:
| Daha çok DEHB'nin karar yüküne benziyor | Daha çok gerçek bir tereddüde benziyor |
|---|---|
| İş, taşınma, büyük alışveriş gibi başka kararlarda da donup kalıyorsun | Hayatının başka alanlarında rahat karar veriyorsun, yalnızca bu ilişkide takılıyorsun |
| Sevgilini düşünürken içinde sıcaklık var, karar anında ise boşluk | Sevgilini düşünürken de içinde bir sıkışma ya da isteksizlik var |
| Karar küçük parçalara bölününce rahatlıyorsun | Parçalar küçülse de her birine "ama" buluyorsun |
| "Ya yanlış seçersem" korkusu baskın | "Ya bu benim istediğim hayat değilse" sorusu baskın |
Tablo bir test değil. Ama sağ sütundaki cümleler sana daha tanıdık geliyorsa, sorunun DEHB'den çok ilişkinin kendisinde olabileceğini düşünmeye değer. Bu da kötü bir haber sayılmaz, sadece başka bir konuşmanın konusu.
Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor
Senin içinde olan şey yoğun bir düşünme. Sevgilinin gördüğü ise sessizlik. "Düşünüyorum" cümlesi ilk hafta anlayışla karşılanıyor, üçüncü ayda başka bir anlama bürünüyor: "Beni seçmiyor."
Kararın askıda kalması sevgilin için de kendi hayatının askıda kalması. Kira kontratını uzatacak mı, işinde bir teklifi kabul edecek mi, ailesine ne söyleyecek? O da bir plan yapamıyor, çünkü planın yarısı sende.
Bir de güven tarafı var. Uzun vadeli bir karar, karşı tarafa "seninle bir gelecek görüyorum" demenin somut hali. O karar gelmedikçe sevgilinin zihninde boşluk kalıyor ve boşluklar çoğu zaman en kötü ihtimalle doluyor. Özellikle reddedilmeye duyarlı bir sevgilin varsa, senin sessizliğin onun kafasında bir ret cümlesine dönüşebiliyor.
Ne yapabilirsin: kararı parçalara bölmek
Büyük bir kararın en zor yanı büyüklüğü. Onu bir bütün olarak tartmaya çalıştıkça çalışma belleği taşıyor. Ben olsam işe kararı bölmekten başlardım.
Önce kararı tek bir cümleye indir: "Önümüzdeki haziranda birlikte bir eve çıkalım mı?" İçinde bir zaman ve bir eylem olsun. "İlişkimiz nereye gidiyor" gibi bir soruya karar verilemiyor, ama "haziranda aynı eve çıkalım mı" sorusuna verilebiliyor.
Sonra o kararın içindeki adımları sırala ve her birinin yanına geri alınıp alınamayacağını yaz. Diyelim ki konu birlikte yaşamak:
| Parça | Geri alınabilir mi | Ne kadar sürede denenir |
|---|---|---|
| İki hafta aynı evde kalmak | Evet, tamamen | 2 hafta |
| Ortak bir bütçe tablosu yapmak | Evet | 1 akşam |
| Semt ve kira aralığı belirlemek | Evet | 1-2 hafta sonu |
| Kira kontratı imzalamak | Kısmen, bedeli var | Karar tarihinden sonra |
| Kendi evini bırakmak | Zor | En son |
Bu tablo kararı küçültmüyor, ama ne zaman neyi düşüneceğini belirliyor. Bugün yalnızca ilk satırı düşünmen yetiyor. Kontrat ancak ilk üç satırın deneyimi elindeyken masaya geliyor. Geri alınabilir adımlar DEHB'li bir zihne çok iyi geliyor, çünkü "ya yanlış seçersem" korkusunun dişlerini söküyor.
Üçüncü parça bir karar tarihi. Takvime bir gün yaz ve sevgilinle paylaş. Büyük kararlar için iki ile altı hafta arası çoğu ilişkide makul bir süre. Tarih olmadan karar "şimdi değil" bölgesinde kalıyor, tarih ise onu takvime çekiyor. Tarih geldiğinde hala hazır değilsen bunu da bir cevap olarak söyle, ama yanına yeni bir tarih ve bir sonraki küçük adımı koy.
Son parça, düşünceyi kafanın dışına çıkarmak. Her düşünme turunun sonunda iki satır yaz: bugün neye vardım, hala ne açık. Ben günlük yazan biriyim ve kararları da orada tartmak bana iyi geliyor; yazınca bir önceki turun sonucu kaybolmuyor. Yürürken düşünmek de işe yarayabiliyor. Yeter ki dönüşte o iki satırı yazasın.
Değerler üzerinden düşünmek
Analiz felcinin bir kaynağı da hislerin değişkenliği. Pazartesi sabahı birlikte yaşamak harika bir fikir gibi geliyor, perşembe akşamı ise boğucu. DEHB'de duygular yoğun ve hızlı değiştiği için, kararı o anki hisse göre vermeye çalışmak seni bir ileri bir geri savuruyor.
Değerler daha sabit duruyor. Kabul ve kararlılık terapisinin merkezindeki fikirlerden biri de bu: o an ne hissettiğinden çok, nasıl bir insan olmak istediğine göre yön seçmek.
Ben olsam şöyle bir egzersiz yapardım. İlişkide senin için en önemli üç değeri yaz. Örneğin güven, özgürlük, birlikte büyümek. Sonra her seçeneği bu üç değere göre 1 ile 5 arasında puanla. "Haziranda aynı eve çıkmak güvene 5, özgürlüğe 2, birlikte büyümeye 4 veriyor." "Bir yıl daha ayrı evlerde kalmak güvene 3, özgürlüğe 5, birlikte büyümeye 2 veriyor."
Puanlar kararı senin yerine vermiyor. Ama seni nerede zorlandığını görmeye götürüyor. Belki asıl sorun birlikte yaşamak değil, özgürlüğünü kaybetme korkusu. O zaman konuşulması gereken şey de ev değil, evin içinde kendine nasıl alan bırakacağın.
Geleceği daha somut görmek için gelecek hayali egzersizi de iyi bir tamamlayıcı. Beş yıl sonraki sıradan bir salı gününü, iki seçenek için ayrı ayrı yazmak, bulanık geleceği bir sahneye çeviriyor.
Sevgiline nasıl anlatırsın
Sevgilinin en çok ihtiyaç duyduğu şey cevabın kendisinden çok, cevabın yolda olduğunu bilmek. "Bilmiyorum" bir duvar gibi duruyor. "Henüz bilmiyorum, ama şöyle düşüneceğim" ise bir yol haritası.
Örnek cümleler:
- "Seninle bir gelecek istiyorum. Takıldığım yer sen değilsin, kararın büyüklüğü."
- "Büyük kararlarda kafam donuyor, bu bende eskiden beri olan bir şey. Bunu sana bir bahane olarak değil, nasıl çalıştığımı bilmen için söylüyorum."
- "Bana 20 Kasım'a kadar süre verir misin? O güne kadar her hafta bu konuya bir akşam ayıralım."
- "İstersen önce iki hafta birlikte kalmayı deneyelim. Taşınmadan önce gerçekte nasıl olacağını görmek bana çok yardımcı olur."
- "Senin için en önemli üç şey ne? Ben de kendi listemi yazayım, sonra karşılaştıralım."
Son cümle bence en değerlisi. Sevgilini bekleyen konumundan çıkarıp sürecin içine alıyor. Kararın iki kişilik olduğunu hatırlatıyor.
DEHB'ni henüz konuşmadıysanız önce onu konuşmak işleri kolaylaştırabilir. Partnerine DEHB'ni anlatmak yazısında bunun için bir çerçeve var. Konuşmayı açmakta bile zorlanıyorsan, serinin önemli konuşmaları ertelemek üzerine yazısı tam bu düğümle ilgileniyor.
Ne zaman yardım almak gerekir
Aynı karar aylardır askıdaysa ve her konuşma kavgaya dönüyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapistiyle birkaç görüşme iki tarafı da rahatlatabilir; çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında neler beklenebileceğini anlattım. Karar verememe hayatının pek çok alanına yayılmışsa, bunu tanını koyan ya da seni takip eden hekimle konuşmak da iyi bir adım.
Bana kalan
Bana kalırsa uzun vadeli karar verememek, DEHB'li bir insanın ilişkide en çok yanlış anlaşılan hallerinden biri. Dışarıdan bağlanma korkusu, ilgisizlik ya da kaçış gibi görünüyor. Çoğu zaman ise bulanık bir geleceği, taşıyamayacağı kadar çok parçalı bir soruyu ve "ya yine yanlış seçersem" korkusunu aynı anda tutmaya çalışan bir zihin var orada.
Bu, kararı sonsuza kadar erteleme hakkı vermiyor. Sevgilinin zamanı da gerçek, onun da bir hayatı var. Ama çözüm kendini daha çok zorlamak değil, kararın biçimini değiştirmek: tek cümleye indirmek, parçalara bölmek, bir tarih koymak, hisler yerine değerlere bakmak.
Bir de şunu düşünüyorum: büyük kararların neredeyse hiçbiri tek bir anda verilmiyor. Küçük, geri alınabilir adımların birikmesiyle veriliyor. DEHB'li biri için bu bir zayıflık değil, bir yöntem. Ve sevgilinle birlikte o adımları atmak, belki de en net "seninle bir gelecek istiyorum" deme biçimi.
Sık sorulanlar
- DEHB'de uzun vadeli karar verememek normal mi?
- Çok sık görülen bir örüntü. DEHB'de gelecekteki sonuçlar şimdiki davranışı daha zayıf etkiliyor, seçenekleri karşılaştırmak da çalışma belleğini çabuk yoruyor. Bu yüzden birlikte yaşamak ya da evlilik gibi büyük kararlar haftalarca askıda kalabiliyor.
- Karar veremiyorsam sevgilimi yeterince sevmiyor muyum?
- Her zaman değil. Karar verememek bazen gerçek bir tereddüdün işareti, ama DEHB'de çoğu zaman yalnızca kararın kendisinin ağırlığından geliyor. Ayırt etmek için şuna bak: başka büyük kararlarda da donup kalıyor musun, yoksa yalnızca bu ilişkide mi?
- Analiz felci ilişkide nasıl görünür?
- Aynı soruyu haftalarca düşünüp hiçbir yere varmamak, her konuşmada yeni bir 'ama' bulmak ya da konuyu açılınca değiştirmek biçiminde görünür. Dışarıdan ilgisizlik gibi duruyor, içeriden ise yorucu bir düşünme hali gibi yaşanıyor.
- Büyük bir kararı nasıl küçük parçalara bölerim?
- Kararın içindeki adımları sırala ve her birinin geri alınabilir olup olmadığını yaz. Önce geri dönülebilecek olanı dene. Birlikte yaşama kararından önce birkaç hafta aynı evde kalmak buna iyi bir örnek.
- Kararsızlığımı sevgilime nasıl anlatırım?
- Belirsizliği değil süreci anlat: 'Henüz bilmiyorum ama şu tarihe kadar düşüneceğim ve şöyle düşüneceğim' demek, 'bilmiyorum' demekten çok daha güven verici. Sevgiline de bir rol ver; örneğin değerler listesini birlikte yapmayı öner.
- Ne zaman çift terapisine gitmek gerekir?
- Aynı karar aylardır askıdaysa ve her konuşma kavgaya dönüyorsa iyi bir zaman. DEHB'yi bilen bir terapist, kararsızlığın ne kadarının DEHB'den, ne kadarının ilişkinin kendisinden geldiğini ayırmana yardım edebilir.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.