DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilimle sürekli görüşmek istemiyorum, ne yapmalıyım?
Sevgilini seviyorsun ama her gün görüşmek seni tüketiyor mu? DEHB'de yalnız kalma ihtiyacının nedenleri ve sevgiline bunu kırmadan anlatmanın yolu.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Yalnız kalma ihtiyacını ilişkiye katmanın yolu5 adım
- Bir hafta boyunca enerjini not et. Her görüşmeden sonra kendini 1-5 arası puanla, yanına ne yaptığınızı ve nerede olduğunuzu yaz. Hangi görüşmenin yorduğunu, hangisinin dinlendirdiğini bu notlardan görürsün.
- İhtiyacını sakin bir anda adlandır. Konuyu bir görüşmeyi iptal ettiğin akşam değil, keyifli bir gününüzde aç. İhtiyacı sevgiyle aynı cümlede söyle: “Seninle olmayı seviyorum, ama arada kendime dönmeye ihtiyacım var.”
- Birlikte bir görüşme ritmi seç. Haftada kaç akşam, hangi günler, hangi tür görüşme. Sayıyı tek başına sen belirleme, iki kişinin de ihtiyacını koyduğu bir tablo yap.
- Görüşmediğiniz günlere küçük bir bağ işareti koy. Akşam bir sesli mesaj, gün içinde bir fotoğraf, yatmadan önce beş dakikalık bir telefon. Yalnız kaldığın gün sevgilinden kopmadığını böyle göstermek mümkün.
- İki hafta sonra birlikte gözden geçir. Ritim ikinize de iyi geliyor mu, nerede zorlandınız? Değiştirmek bir başarısızlık değil, ayarın bir parçası.
Bu yazıda 10 bölüm var
Telefon titriyor. Sevgilin yazmış: “Bu akşam görüşelim mi?” Sen onu seviyorsun, bunu biliyorsun. Ama mesajı okuduğun anda içinde bir şey çöküyor. Bütün gün insanlarla konuşmuşsun, kafan dolu, tek istediğin sessiz bir oda. Sonra o çöküşün arkasından bir suçluluk geliyor: “Sevdiğim birini görmek istememek nasıl bir şey?”
Bu soruyu soran tek kişi sen değilsin. DEHB'li yetişkinlerin ilişki konuşmalarında çok sık karşıma çıkan bir dert bu: sevmek ile her gün yan yana olmak istemek arasındaki fark. Bu yazı, DEHB ve İlişkiler 101 serisinin ilk sorusu ve bence serinin en çok yanlış anlaşılan konusu.
Kısa cevabım şu: istememek bir sorun değil. Sorun, bu isteğin adının konmaması ve sevgilinin onu kendi kafasında bir hikayeye çevirmesi.
Sevmek ile sürekli görüşmek aynı şey değil
İnsanların yakınlık ihtiyacı farklı ölçülerde. Kimi her akşam sevgilisiyle aynı kanepede oturmadan dinlenemiyor, kimi haftada iki akşam görüşüp geri kalan zamanda kendi ritmine dönünce iyi hissediyor. İkisi de sevginin ölçüsü değil, iki farklı sinir sisteminin ihtiyacı.
DEHB bu tabloya bir şey ekliyor. Çoğu zaman yetişkinlikte de süren ve gündelik işleyişi birçok alanda etkileyen bir durum bu (Faraone ve ark., 2021). Gün boyunca harcanan enerjinin bir kısmı da dışarıdan görünmüyor. Akşam olduğunda pil zaten azalmış oluyor ve en sevdiğin kişiyle bile buluşmak bir iş gibi gelebiliyor. O anda yaşadığın isteksizlik sevgilin hakkında değil, pilinin ne kadar kaldığı hakkında bir şey söylüyor.
Bunu ayırt etmenin bana kalırsa basit bir yolu var: yalnız kaldığın bir akşamın sonunda ne hissediyorsun? Dinlenip sevgilini özlüyorsan, ihtiyacın dinlenmek. Yalnız kaldıkça rahatlıyor, onu hiç özlemiyor, görüşmeyi her seferinde kaçınılacak bir şey gibi yaşıyorsan, o başka bir konuşma ve onu da kendine dürüstçe sormaya değer.
Neden oluyor: DEHB'nin hangi yanı devrede
Bir buluşma dışarıdan basit görünüyor: iki kişi oturup konuşuyor. İçeriden bakınca arka planda birkaç iş birden yürüyor.
Dikkati tutmak. Bir konuşmayı izlemek, aklının başka yere kaymasına izin vermemek, karşındakinin anlattığı hikayenin ipini kaçırmamak sürekli bir çaba. Yürütücü işlevler bu işin altından kalkıyor ve gün boyunca zaten çok çalışmış oluyorlar. Barkley'nin DEHB modelinde bu öz düzenleme kapasitesi merkezde duruyor (Barkley, 2015).
Duyusal yük. Kalabalık bir kafe, arka planda müzik, yan masadaki konuşma, telefon bildirimleri. Bazı DEHB'liler için bu uyaranları süzmek yorucu. Genel nüfusta yapılan bir çalışmada DEHB özellikleri arttıkça bildirilen duyusal güçlükler de artmış (Panagiotidi ve ark., 2018). Bu bir anket çalışması ve DEHB tanısı olan bir grupla yapılmadı, yani kesin bir şey söylemiyor, ama birçok DEHB'linin anlattığına uyuyor. Konuyu duyusal aşırı yüklenme yazısında daha ayrıntılı anlattım.
Kendini izlemek. Söz kesmemeye, konudan konuya atlamamaya, yüzünde sıkılma belirmemesine dikkat etmek. Sevgilinin yanında bile bu ayar bir parça açık kalabiliyor.
Genel yorgunluk. Bir çalışmada DEHB'li yetişkinler kontrol grubuna göre belirgin biçimde daha fazla yorgunluk bildirdi (Rogers ve ark., 2017). Bu yorgunluk yalnızca sosyal hayattan kaynaklanmıyor, ama akşam bir görüşmeye ayrılacak enerjiyi de azaltıyor.
Bunların hepsi sosyal pil dediğimiz şeyin nereden boşaldığını anlatıyor. Bir de uyaran arayışının öbür yüzü var: DEHB'li biri yeniliğe çabuk koşup tekrar eden bir düzenden çabuk yorulabiliyor. Her akşamın aynı geçmesi, sevgiliden değil, rutinin kendisinden bir kaçış isteği doğurabiliyor.
Şunu da dürüstçe söyleyeyim: DEHB'de yalnız kalma ihtiyacını doğrudan ölçen araştırma çok sınırlı. Yukarıdaki parçalar ayrı ayrı çalışılmış şeyler, ben onları bir araya getiriyorum.
Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor
Senin içinde “yorgunum” diye yaşanan şey, sevgiline çoğu zaman başka bir cümle olarak ulaşıyor: “Benimle vakit geçirmek istemiyor.”
Diyelim ki üç akşam üst üste “bu akşam olmaz” dedin ve gerekçe söylemedin. Sevgilinin elinde yalnızca bir örüntü var ve boşluğu kendi korkusuyla dolduruyor: ilgi azalıyor mu, başka biri mi var, bir şey mi yaptım? Bu düşüncelerin hiçbiri doğru olmayabilir, ama sessizlik onlara yer açıyor.
Eakin ve arkadaşlarının (2004) evli 33 DEHB'li yetişkin ve eşleriyle yaptığı küçük çalışmada eşlerin ortalama evlilik uyumu kontrol grubundan ayrışmadı, ama uyumsuz aralığa düşen eşlerin oranı daha yüksekti. İlginç bir ayrıntı da var: DEHB'li yetişkinler evliliklerini eşlerinden daha olumsuz değerlendirdi. Yani iki taraf aynı ilişkiye farklı yerlerden bakabiliyor ve bu farkı konuşmadan kapatmak zor. Çalışma eski ve örneklemi küçük, ben onu bir eğilim olarak okuyorum.
Sevgilin muhtemelen senden bir açıklama istemiyor, bir güvence istiyor. “Seni istemediğim için değil” cümlesini bir kere duymak, on kere tahmin etmekten çok daha rahatlatıcı.
İhtiyacını sevgisizlikle karıştırmamak
Bu ayrımı önce kendin yapmalısın, sonra sevgiline anlatabilirsin.
Yalnız kalma ihtiyacını utanılacak bir eksiklik gibi taşırsan iki şeyden biri oluyor. Ya kendini zorlayıp her görüşmeye gidiyorsun ve orada yarım bir insan olarak oturuyorsun. Ya da son dakikada iptal ediyorsun ve ardından suçluluk geliyor. İkisi de ilişkiye zarar veriyor, üstelik yorgunluğu da gidermiyor.
Bana kalırsa daha sağlıklı olan, bu ihtiyacı uyku gibi görmek. Kimse sevgilisine “seni sevmediğim için uyuyorum” demiyor. Uyku bir bakım. Yalnız kalmak da bir bakım, ve iyi bakılmış bir insan ilişkiye daha çok şey getiriyor.
Ben kendim için bunu yürüyüşte ve günlük yazarken görüyorum. Sessiz bir yürüyüşten ya da birkaç sayfa yazdıktan sonra insanlara karşı daha sabırlı, daha meraklı oluyorum.
Ne yapabilirsin: somut bir görüşme ritmi
İlk iş, kendi örüntünü görmek. Bir hafta boyunca her görüşmeden sonra kendini 1-5 arası puanla ve yanına ne yaptığınızı yaz. Çoğu zaman şunu fark ediyorsun: seni yoran görüşmenin kendisi değil, türü. Kalabalık bir mekanda üç saatlik bir akşam ile evde yan yana iki saat aynı şey değil.
Sonra birlikte bir ritim seçin. Tek bir doğru ritim yok, ama örnek vermek işe yarıyor:
| Ritim | Nasıl görünüyor | Kime uyabilir |
|---|---|---|
| 2 + 1 | Haftada iki akşam birlikte, bir akşam hafta sonu, kalan günler kısa bir telefon | İşi yoğun, akşamları tükenen biri |
| Yan yana akşam | Aynı evde ama herkes kendi işinde, konuşmak zorunlu değil | Yakınlığı sevip konuşmadan yorulan biri |
| Uzun ve seyrek | Haftada bir ya da iki uzun gün, arada mesajlaşma | Kısa görüşmelerin geçişlerinden yorulan biri |
| Sessiz saat | Her görüşmenin ilk 30 dakikası sessiz, sonra sohbet | İşten çıkıp hemen konuşamayan biri |
Görüşmenin hemen öncesine ve sonrasına boşluk koymak da çok şey değiştiriyor. İşten çıkıp doğrudan buluşmaya gitmek yerine 20 dakikalık bir yürüyüş, eve döndükten sonra da kimseyle konuşmadığın yarım saat. Sözlükte bunun bir adı var: toparlanma süresi.
Bir de anlaşmayı yazıya dökmeyi öneririm. Kulağa resmi geliyor ama tartışmaları çok azaltıyor, çünkü “sen geçen hafta da gelmedin” yerine ortak bir metne bakıyorsunuz. Örneğin:
Salı ve cuma akşamları birlikteyiz, cumartesi günü yarım gün. Diğer akşamlar herkes kendi akşamında, 22.00 civarı kısa bir telefon. Biri planı değiştirmek isterse en geç öğlene kadar yazar ve yerine bir gün önerir. İki hafta sonra bu düzeni birlikte konuşuruz.
Son cümlesi önemli. Ritim bir kere kurulup bırakılacak bir kural değil, ikinizin de ayarlayabildiği bir düzen.
Görüşmediğiniz günlerde küçük bir bağ işareti bırakmak da işin parçası, ama DEHB'de en kolay unutulan şey de bu. Telefonuna akşam saatine bir hatırlatıcı koy: bir sesli mesaj, gün içinden bir fotoğraf, “bugün seni düşündüm” cümlesi. Mesaj tarafında zorlanıyorsan mesajlara geç dönmek üzerine ayrı bir yazı var.
Sıklığı değil, türü değiştirmek
Çoğu çift bu konuyu yalnızca sayı üzerinden konuşuyor: haftada kaç kere? Oysa bence en çok işe yarayan soru başka: nasıl bir görüşme?
Bazı birliktelikler pil yiyor, bazıları pil dolduruyor. Kalabalık bir restoran, uzun bir sohbet, yeni insanlar, gürültü. Bunlar çoğu DEHB'li için yüksek maliyetli. Buna karşılık yan yana yürümek, birlikte yemek yapmak, aynı odada iki ayrı kitap okumak, sessizce bir film izlemek çok daha az enerji istiyor. Üstelik yakınlık hissi azalmıyor. Yürürken konuşmak, karşı karşıya oturup göz göze konuşmaktan birçok kişiye daha kolay geliyor, çünkü beden de bir şeyle meşgul oluyor ve sessizlikler doğal karşılanıyor.
Diyelim ki sevgilin her akşam görüşmek istiyor, sen ise haftada üç akşamdan sonrasını kaldıramıyorsun. Ortada buluşmanın bir yolu şu olabilir: üç akşam “gerçek” buluşma, iki akşam da düşük enerjili birliktelik. O iki akşamda aynı yerdesiniz ama kimse eğlendirmek ya da sohbeti sürdürmek zorunda değil. Sevgilin akşamı yalnız geçirmiyor, sen de kendi içine dönebiliyorsun.
Bu düzenin bir şartı var: sessizliğin anlamını önceden konuşmak. Sevgilin, yan yana sessiz oturduğunuz akşamı “küs müyüz?” diye okumamalı. “Bu akşam sessiz akşam” demek bile yetiyor. Ad konunca sessizlik bir mesafe değil, ortak bir dinlenme oluyor.
Sevgiline nasıl anlatırsın
Konuyu bir görüşmeyi iptal ettiğin akşam açma. O anda söylenen her şey bir bahane gibi duyuluyor. İyi geçen bir günün sonunda, ikiniz de rahatken aç.
Birkaç cümle örneği:
- “Seninle vakit geçirmeyi seviyorum. Bazı akşamlar gelmek istememem seninle ilgili değil, kafamın dolu olmasıyla ilgili.”
- “Gün boyu çok fazla şeyi aynı anda takip ediyorum. Akşam biraz sessizlik olmazsa yanında da tam olarak olamıyorum.”
- “Seni daha az görmek istemiyorum, seni daha iyi görmek istiyorum.”
- “Sen nasıl hissediyorsun? Hangi günler senin için önemli?”
Son soru belki en önemlisi. Bu konuşma senin ihtiyacını duyurmak kadar sevgilinin ihtiyacını duymak için de var. Sevgilin daha sık görüşmek istiyorsa bu da meşru bir ihtiyaç, ve ritmi ikiniz kurarsanız kimse kendini kaybetmiş hissetmiyor.
DEHB'ni ona henüz anlatmadıysan, bu konuşma iyi bir başlangıç olabilir. Nasıl anlatılacağını partnerine DEHB'ni anlatmak yazısında konuştum.
Ritmin sarstığı yerler
Bazı durumlar bu dengeyi bozuyor. Birlikte yaşamaya geçmek bunlardan biri, çünkü evde yalnız kalacak bir köşe bulmak zorlaşıyor. Bu geçişi birlikte yaşamaya geçince sorunlar arttı yazısında konuşuyorum.
Sevgilinin arkadaş ortamı da ayrı bir yük getirebiliyor. Kalabalık bir gruba katılmak, baş başa bir akşamdan çok daha fazla pil yiyor. Bunu sevgilimin arkadaşlarından kaçıyorum sorusunda ayrıca konuşuyorum.
Bir de ilişkinin başı var. Başlangıçta her gün görüşmek kolay geliyor, çünkü yenilik enerjiyi kendisi veriyor. Birkaç ay sonra o enerji çekildiğinde istek azalıyor ve bu bir soğuma gibi hissedilebiliyor. Çoğu zaman olan şey, ilişkinin heyecan evresinden kendi doğal ritmine geçmesi.
Sevgilin bu süreçte çok kırılıyorsa, senin “istememen” onun içinde reddedilme duyarlılığı dediğimiz o yoğun acıyı tetikliyor olabilir. Sevgilin de DEHB'liyse bu ihtimal daha da artıyor, çünkü o zaman iki kişinin de pili ve iki kişinin de hassasiyeti masada.
Ne zaman yardım almak gerekir
Bu konu her konuşmada kavgaya dönüyorsa ya da biriniz sürekli reddedilmiş hissediyorsa, bir çift terapisti ikinize ortak bir dil kurmanızda yardımcı olabilir. Neyin işe yaradığını çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında anlattım. Yorgunluğun ilişkinin dışına da taştıysa, işini ve günlerini de etkiliyorsa, hekiminle konuşmaya değer.
Bana kalan
Bence bu sorunun asıl yükü sorunun kendisinde değil, arkasındaki suçlulukta. “Sevgilimle sürekli görüşmek istemiyorum” cümlesini kuran çoğu insan, bir şeylerin bozuk olduğunu düşünüyor. Ben öyle düşünmüyorum. Kendi pilini tanıyan biri, ilişkiye yorgun bir beden yerine mevcut bir insan getirebiliyor.
Ama ihtiyacın sessiz kalırsa, sevgilin onu kendi diliyle tercüme ediyor ve o tercüme çoğu zaman acı veriyor. Bu yüzden benim tavrım net: ihtiyacını saklama, adlandır. Bir kere, sakin bir anda, sevgiyle aynı cümlede.
Az görüşüp iyi görüşmek, her gün görüşüp yarım kalmaktan daha iyi bir ilişki kuruyor. Bunu sevgilinle birlikte kararlaştırdığınız sürece, ritminiz başkalarınınkine benzemek zorunda değil.
Sık sorulanlar
- Sevgilimi her gün görmek istememem normal mi?
- Evet, çok yaygın. İnsanların yakınlık ve yalnızlık ihtiyacı farklı ölçülerde ve DEHB'de günün yorgunluğu bu dengeyi yalnızlıktan yana çekebiliyor. İhtiyacın sevginle ilgili bir şey söylemiyor.
- Yalnız kalma isteğim sevgimin azaldığını mı gösteriyor?
- Çoğu zaman göstermiyor. Belirleyici olan, yalnız kaldıktan sonra sevgilini özleyip özlemediğin. Dinlenip ona geri dönmek istiyorsan, ihtiyacın sevgisizlik değil, dinlenme.
- Sevgilime yalnız kalmak istediğimi nasıl anlatırım?
- Sakin bir anda, ihtiyacı sevgiyle aynı cümlede söyleyerek. “Senden uzaklaşmak istemiyorum, kendi pilimi doldurmak istiyorum” gibi bir cümle, “biraz yalnız kalmam lazım”dan çok daha az kırıcı.
- DEHB'de sosyal yorgunluk neden oluyor?
- Dikkati bir konuşmada tutmak, gürültü ve ışığı süzmek, söz kesmemek için kendini izlemek ve duyguları yoğun yaşamak arka planda enerji harcatıyor. DEHB'li yetişkinler yorgunluğu genel olarak daha sık bildiriyor ve duyusal hassasiyet de bu yükü artırabiliyor.
- Sevgilim her gün görüşmek istiyorsa ne yapmalıyız?
- İki ihtiyacı da masaya koyup ortada bir ritim aramak. Görüşmenin sıklığını azaltıp türünü değiştirmek de bir yol: sessizce aynı odada kitap okumak birçok DEHB'li için dışarıda kalabalık bir akşamdan çok daha az yorucu.
- Ne zaman çift terapisine gitmek gerekir?
- Bu konu her konuşmada kavgaya dönüyorsa ya da biriniz sürekli reddedilmiş hissediyorsa, dışarıdan biri yardımcı olabilir. Yorgunluğun her alana yayıldıysa hekimine de anlatmaya değer.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.