İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve İlişkiler 101: DEHB aldatmaya yatkın yapar mı?

DEHB aldatmaya yatkın yapar mı? Araştırmanın gerçekte ne dediğini, dürtüsellik ve uyaran arayışının payını ve güveni koruyan anlaşmaları anlatıyorum.

10 dakika okumaUzun

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Güveni koruyan bir anlaşmayı beş adımda kurmak5 adım
  1. Sınırı birlikte tarif edin Sakin bir günde, kavga sonrasında değil, ikinizin de neyi aldatma saydığını konuşun. Mesajlaşma, flört dili, eski sevgililerle görüşme ve uygulamalar gibi gri alanları tek tek adlandırın.
  2. Kendi riskli anlarını listele Hangi durumlarda frenin zayıfladığını yaz: alkol, gece geç saat, ilişkide uzaklık hissi, sıkıntılı bir dönem, yeni ve heyecanlı bir ortam. Bu liste suçlama için değil, önlem için.
  3. Her riskli an için bir önlem belirleyin Örneğin içkili ortamlarda belli bir saatte eve dönmek, yeni bir yakınlık hissettiğinde bunu sevgiline kendiliğinden söylemek, gece yarısından sonra kimseyle özel mesajlaşmamak gibi. Önlemi kişiye göre seçin, genel kural koymayın.
  4. Anlaşmayı yazıya dökün Konuştuklarınızı birkaç cümlelik bir metne çevirin ve ikinizin de ulaşabileceği bir yere koyun. Yazılı anlaşma, hafızaya güvenmekten çok daha sağlam.
  5. Ayda bir kez kontrol edin On beş dakikalık bir konuşmada ilişkide uzaklık hissi var mı, anlaşmanın bir yeri zorlanıyor mu diye bakın. Sorun büyümeden konuşulduğunda güven de birikmeye devam ediyor.
Bu yazıda 12 bölüm var

Bu soruyu genelde iki farklı kişi soruyor. Biri, internette "DEHB'liler sadakatsiz olur" gibi bir başlık görüp kendinden şüphe etmeye başlayan DEHB'li biri. Öteki, sevgilisinin tanısını yeni öğrenmiş ve içine bir kurt düşmüş biri. İkisine de aynı şeyi söyleyerek başlamak istiyorum: DEHB kimseyi aldatmaya mahkum etmiyor. Aldatma DEHB'nin belirtisi değil, tanı ölçütlerinde böyle bir madde yok.

Ama sorunun tamamen boş olduğunu da söyleyemem. DEHB'nin bazı yanları, özellikle dürtüsellik ve uyaran arayışı, belli anları daha kaygan hale getirebiliyor. Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası ve bu hassas soruyu, ne korkutarak ne de geçiştirerek, araştırmanın gerçekte söylediği kadarıyla cevaplamaya çalışıyor.

Önce kısa cevap

DEHB aldatmaya yatkın yapar mı sorusunun dürüst cevabı şu: bilmiyoruz, ama eldeki az sayıdaki veri "evet, kesinlikle" demiyor. Aldatmayı doğrudan DEHB ile birlikte inceleyen çalışma çok az. Olanlar da çoğunlukla çevrim içi anketler ya da başka bir şeyi ölçerken yan bulgu olarak çıkan sonuçlar.

Elimizde daha sağlam olan bilgi şu: DEHB dürtüselliği, yeni ve uyarıcı olana yönelmeyi ve duyguları düzenlemekte zorlanmayı içerebiliyor. Bunlar, aldatmaya giden yolda frenin daha zayıf olduğu anlar yaratabilir. Fren zayıf olabilir, ama direksiyon hala senin elinde.

Araştırma gerçekte ne diyor

Bu konuda en doğrudan veriyi veren çalışmalardan biri 2023'te yayımlandı. Araştırmacılar 1.392 kişiye anonim bir çevrim içi anket uyguladı; katılımcıların 541'i DEHB tanısı aldığını bildirmişti (Young ve ark., 2023). Sonuçlar ilginç ve karışık:

  • Şu anki ilişkisinde aldattığını söyleyenlerin oranı DEHB grubunda yüzde 23,2, karşılaştırma grubunda yüzde 18,6 idi. Fark istatistik olarak anlamlı değildi.
  • Kadınlara ayrı bakıldığında tablo değişiyordu: DEHB'li kadınlar hem şu anki ilişkide hem de hayatları boyunca ilişki dışı cinsel ilişkiyi daha sık bildirmişti. Erkeklerde böyle bir fark çıkmadı.
  • Aldattığını söyleyenlere nedenleri sorulduğunda, DEHB grubu dürtülerini kontrol edememeyi, alkolün etkisini, heyecan arayışını ve anlaşılmadığını hissetmeyi karşılaştırma grubuna göre daha sık işaretlemişti. Örneğin dürtü kontrolünü neden olarak gösterenler DEHB grubunda yaklaşık üçte bir, öteki grupta yüzde 14 civarındaydı.

Bu çalışmanın sınırlarını da bilmek gerekiyor. Katılımcılar DEHB derneklerinin ve sosyal medyanın duyurularıyla gelmişti, yani rastgele seçilmiş bir örneklem değildi. Tanılar da kişinin kendi beyanına dayanıyordu ve araştırmacılar bunu doğrulayamadı. Tek bir anket, tek bir zaman noktası.

Daha eski ve sağlam bir boylamsal çalışma, çocuklukta DEHB tanısı almış erkekleri yetişkinliğe kadar izledi. 18-26 yaşlarındaki bu gençler, DEHB'si olmayan yaşıtlarına göre cinselliğe daha erken başlamış, daha çok partnere ve daha çok gelip geçici ilişkiye sahip olmuştu (Flory ve ark., 2006). Bu çalışma aldatmayı ölçmüyor. Riskli cinsel davranışla aldatma aynı şey değil; birden fazla kişiyle görüşmek, o kişilere bir söz verilmediyse kimsenin güvenini çiğnemiyor. Yine de dürtüselliğin yakın ilişkilerde de iz bıraktığını gösteriyor.

Genel nüfusta yapılan araştırmalar ise aldatmanın tek bir nedene indirgenemeyeceğini hatırlatıyor. Tek eşli ilişkideki 900'ü aşkın kişiyle yapılan bir çalışmada, kadınlarda ilişki mutluluğunun düşük olması ve cinsel tutum ve değerlerde uyumsuzluk aldatmayla ilişkiliydi. Erkeklerde ise cinsel uyarılmaya yatkınlık gibi kişilik özellikleri öne çıkıyordu. Medeni durum ve dindarlık gibi demografik etkenler daha az belirleyiciydi (Mark ve ark., 2011). Yani DEHB olsa da olmasa da, ilişkinin kendisinde neler olduğu bu soruda çok ağır basıyor.

Bana kalırsa bu bulguların söylediği şey "DEHB'liler aldatır" değil. Söyledikleri şu: DEHB'li biri aldattığında, bunu çoğu zaman planlı bir ikili hayat kurmaktan çok, anlık bir frensizlikle yapıyor olabilir. Bu, önlem almak isteyen biri için çok değerli bir bilgi.

Dürtüsellik: istek ile eylem arasındaki boşluk

Dürtüsellik nedir yazısında anlattığım gibi, DEHB'nin merkezindeki güçlüklerden biri ketleme: gelen bir tepkiyi bir an durdurup "bunun sonucu ne olur" diye bakabilmek (Barkley, 2015). Çoğu insanda istek ile eylem arasında küçük ama işe yarar bir boşluk var. DEHB'de bu boşluk daralabiliyor.

Bu boşluk gündelik hayatta söz kesmek ya da plansız harcamak olarak görünüyor. Yakın ilişkide ise başka biçimlere bürünebiliyor: gece geç saatte yeni tanıştığın birine fazla samimi bir mesaj atmak, bir partide sınırı fark etmeden aşmak, "bir kere bir şey olmaz" diye geçen bir cümle. Bunların hiçbiri kaçınılmaz değil. Ama boşluğun dar olduğunu bilen biri, o boşluğu dışarıdan genişletmenin yollarını önceden kurabilir.

Alkol burada ayrıca önemli. Alkol herkeste ketlemeyi zayıflatıyor; zaten zayıf bir freni daha da gevşetiyor. Yukarıdaki ankette alkolün DEHB grubunda daha sık bir neden olarak gösterilmesi bu yüzden şaşırtıcı değil. Konunun genel tarafını DEHB'de alkol neden riskli yazısında anlatmıştım.

Uyaran arayışı ve yeniliğin çekimi

DEHB'li birçok kişi için yeni olan, beynin en sevdiği uyaran. Yeni bir proje, yeni bir hobi, yeni bir insan. Uyaran arayışı yalnızca ilişkiler için geçerli değil, ama ilişkilerde de karşılığı oluyor. Uzun bir ilişkinin üçüncü yılındaki tanıdık rutin, yeni tanışılmış birinin bir mesajı kadar parlak gelmeyebiliyor.

Bunu ilişkide sıkılmak yazısında daha uzun anlattım. Aynı ankette sıkılmışlık da DEHB grubunda daha sık gösterilen nedenlerden biriydi. Sıkılmak, ilişkinin bittiğini ya da sevginin gittiğini göstermiyor. Çoğu zaman yalnızca beynin uyaran düzeyi düşmüş oluyor. Sorun, bu uyaran açığının ilişkinin dışında kapatılmaya çalışılması.

Flört döneminde hızlı bağlanıp hızlı sıkılan biriysen, bu örüntüyü tanımak sana çok şey kazandırır; flörtte hızlı bağlanıp hızlı sıkılmak yazısı tam bunun üstüne. Uzun ilişkide ise ben olsam yeniliği ilişkinin içine taşımaya çalışırdım: birlikte yeni bir şey öğrenmek, hiç gitmediğiniz bir yere gitmek, alışılmış bir akşamı bozmak. Yenilik ihtiyacı gerçek. Onu bastırmak yerine ona güvenli bir yer açmak daha işe yarıyor.

Duygu düzenleme ve "anlaşılmamış" hissetmek

Ankette dikkatimi en çok çeken nedenlerden biri, anlaşılmadığını hissetmekti. DEHB'li yetişkinler ilişkilerinde sık eleştiri duyabiliyor: unuttun, geç kaldın, dinlemiyorsun. Bu eleştiriler birikince insan kendini evde değil, sürekli sınavda gibi hissedebiliyor.

Üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada, hem dikkat hem hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri yüksek olan öğrenciler ilişki kalitesini daha düşük bildirmişti. Bu bağlantıda duygu düzenleme güçlükleri ve düşmanca tartışma biçimleri aracı rol oynuyordu (Bruner ve ark., 2015). Çalışma aldatmayı ölçmüyor, ama ilişkide neyin aşındığını gösteriyor: zor duygularla baş etmek ve tartışmaları kırıcı olmadan yürütmek.

İlişkide kendini yetersiz hisseden biri için, yeni birinin gözünde "eğlenceli", "ilginç", "kusursuz" olmak çok çekici gelebilir. Orada henüz unutulmuş bir randevu, yıkanmamış bir bulaşık yok. Bu çekimi tanımak, ona teslim olmak zorunda olduğun anlamına gelmiyor. Ama "neden bu kadar çekici geliyor" sorusunun cevabı çoğu zaman yeni kişide değil, ilişkideki birikmiş yorgunlukta.

Sorumluluk kimde

Bu kısmı net yazmak istiyorum. DEHB bir açıklama olabilir, ama bir muafiyet değil. Dürtüsellik bir anı riskli yapabilir; o anda yapılan seçim yine de kişiye ait. Sevgilinin yaşadığı acı, senin beynindeki ketleme düzeyine göre küçülmüyor.

Öte yandan sorumluluk almak, kendini cezalandırmak demek değil. Ben sorumluluğu ileriye dönük bir şey olarak düşünüyorum: zayıf olduğum anları biliyorum, o yüzden onlar için önceden önlem alıyorum. "Ben böyleyim" demek ile "ben böyleyim, bu yüzden şunu yapıyorum" demek arasındaki fark, güvenin tam olarak kurulduğu yer.

Bir de tersi var. Sevgilisi DEHB'li olan biri, tanıyı bir şüphe nedeni gibi kullanmaya başlarsa ilişki başka türlü zehirleniyor. Her telefon bakışı, her geç dönüş bir kanıt gibi okunuyorsa, DEHB'li taraf kendini suçlu olmadığı bir şeyden sürekli savunuyor demektir. Tanı bir insanın sadakati hakkında hüküm vermiyor.

Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor

Sevgilin bu konuyu açıyorsa, büyük ihtimalle bir şey okumuş ya da bir şey hissetmiş. Aklından şuna benzer cümleler geçiyor olabilir:

  • "Her şeye çabuk heves ediyor, bir gün bana da heves etmeyi bırakır mı?"
  • "Yeni biriyle tanışınca gözleri parlıyor, bu beni korkutuyor."
  • "Bu konuyu açarsam beni kıskanç ya da önyargılı sanacak."

Bu korkuların çoğu, DEHB'nin gerçek ve görünür yanlarından besleniyor: hevesin hızlı yanıp sönmesi, yeniliğe duyulan coşku, bazen düşünmeden söylenen samimi bir söz. Sevgilin seni suçlamıyor olabilir; sadece neye güvenebileceğini bilmek istiyor. Ani kararlarda da benzer bir dinamik var, onu ani kararlar ve güven yazısında anlattım. Güven büyük ölçüde öngörülebilirlik üstüne kuruluyor.

Güveni koruyan anlaşmalar

Çoğu ilişkide "aldatma" kelimesinin ne demek olduğu hiç konuşulmuyor, herkes kendi tanımını bildiğini varsayıyor. Oysa sınırlar çiftten çifte çok değişiyor. Biri için eski sevgiliyle kahve içmek sorun değil, öteki için büyük bir sorun. Konuşulmamış sınır, DEHB'nin dürtüsel yanıyla birleşince kaza ihtimali artıyor.

Ben olsam önce şu gri alanları birlikte konuşurdum:

Alan Konuşulacak soru
Mesajlaşma Gece geç saatte başka biriyle özel ve samimi mesajlaşma ikimiz için ne anlama geliyor?
Flört dili Şakalaşma ile flört arasındaki çizgiyi nerede görüyoruz?
Eski sevgililer Görüşmek, mesajlaşmak, takip etmek nerede rahatsız ediyor?
Alkollü ortamlar Ayrı gidilen bir partide neye dikkat ediyoruz, ne zaman haber veriyoruz?
Uygulamalar Tanışma uygulamaları ilişki boyunca kapalı mı kalıyor?
Duygusal yakınlık Başka birine duyduğumuz yakınlığı ne zaman ve nasıl söylüyoruz?

Sonra konuştuklarınızı kısa bir metne dökün. Hatırlamaya dayanan her kural DEHB'de bir gün atlanıyor; yazılı olan ise kalıyor. Örnek bir anlaşma metni:

İkimiz de ilişki boyunca başka biriyle cinsel ya da romantik bir yakınlık kurmuyoruz. Gece yarısından sonra kimseyle özel ve samimi mesajlaşmıyoruz. Ayrı gittiğimiz içkili ortamlarda en geç ikide eve dönüyor ve çıkarken birbirimize haber veriyoruz. Birine karşı bir çekim hissedersek bunu saklamıyor, birkaç gün içinde birbirimize söylüyoruz; söylemek bir suç itirafı değil, bir güven davranışı. Ayda bir kez bu metni birlikte okuyor, gerekirse değiştiriyoruz.

Dördüncü cümle bence en önemlisi. Bir çekim hissetmek insani bir şey. Onu sevgiline söyleyebildiğin bir ilişki, o çekimi gizli bir sırra dönüşmeden söndürüyor. Bu tür bir açıklığı kurmak zor, ama gizlenen her şey DEHB'li bir zihinde daha da büyüyor.

Riskli anları önceden tanımak

Anlaşma genel çerçeveyi çiziyor. Bir de senin kendi riskli anların var ve onları en iyi sen biliyorsun. Ben olsam kendime şu soruları sorardım:

  • Hangi saatlerde daha düşünmeden davranıyorum?
  • Alkol bende ne değiştiriyor, kaçıncı kadehten sonra sınırlarım bulanıklaşıyor?
  • İlişkide uzaklık ya da sürekli eleştiri hissettiğim dönemler var mı?
  • Yeni ve heyecanlı ortamlar (iş seyahati, konferans, yeni bir arkadaş grubu) beni nasıl etkiliyor?

Bu soruların cevabı bir önlem listesine dönüşüyor. Diyelim ki iş seyahatlerinde kendini daha serbest ve daha yalnız hissediyorsun. Akşam belli bir saatte sevgilinle görüntülü konuşmak, otel barında uzun kalmamak, o akşamı önceden planlamak bu boşluğu dışarıdan dolduruyor. Diyelim ki asıl riskin gece geç saatte telefonda. Telefonu yatak odasının dışında şarj etmek, bütün bir irade savaşından daha kolay.

Bu önlemlerin hiçbiri seni kafese koymak için değil. Düşünmeden söz vermek yazısında da aynı şeyi söylemiştim: DEHB'de işe yarayan çoğu düzen, anın içindeki iradeye değil, önceden kurulmuş bir yapıya dayanıyor.

Sevgiline nasıl anlatırsın

Bu konuşmayı bir şüphe ya da kavga anında açma. Sakin bir gün seç. DEHB'li tarafsan, amaç "ben aldatmam, merak etme" demek değil; ne olduğunu ve ne önerdiğini anlatmak.

Örnek cümleler:

  • "DEHB ile aldatma hakkında bir şeyler okuduğunu biliyorum. Bunu konuşmak istiyorum, çünkü içinde kalmasını istemiyorum."
  • "Yeni şeylere çabuk heveslendiğimi biliyorum. Bu insanlar için de geçerli olabiliyor, bunu saklamayacağım. Ama hevesle karar arasında bir fark var ve kararım sensin."
  • "Bende frenin zayıf olduğu birkaç durum var, özellikle içkili ortamlar ve gece geç saatler. Bunlar için şöyle bir düzen öneriyorum."
  • "Birine karşı bir çekim hissedersem sana söylemek istiyorum. Bunu bir tehdit gibi değil, aramızda gizli bir şey olmasın diye söylüyorum."

Sevgilisi DEHB'li olan tarafsan, şöyle başlamak daha az yaralayıcı olur: "Bir yazı okudum ve içime bir korku düştü. Seni suçlamak için değil, bu korkuyu seninle konuşmak için söylüyorum." DEHB'yi genel olarak nasıl konuşacağınızı düşünüyorsanız partnerine DEHB'ni anlatmak yazısı yardımcı olabilir.

Ne zaman yardım almak gerekir

Aldatma yaşandıysa ya da bu konudaki şüphe ilişkiyi her gün yoruyorsa, bir çift terapistiyle konuşmak çok şey değiştirebilir; çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında neler bekleyebileceğini anlattım. Dürtüselliğin ya da alkolün hayatının başka yerlerinde de sorun yarattığını görüyorsan, bunu hekiminle konuşmak iyi olur.

Bana kalan

Bana kalırsa "DEHB aldatmaya yatkın yapar mı" sorusu, DEHB'li insanlara haksızlık edebilecek kadar geniş bir soru. Araştırma sınırlı, sonuçlar karışık ve tek bir anketten "DEHB'liler sadakatsizdir" gibi bir sonuç çıkarmak hem bilimsel olarak yanlış hem de insanı damgalıyor. Her DEHB'li kendi sadakatinin sahibi.

Ama soruyu tamamen reddetmek de istemiyorum. Dürtüselliğin, yenilik açlığının ve alkolle gevşeyen frenin bazı anları daha riskli yaptığını bilmek, bence güç veren bir bilgi. Kendi zayıf anlarını bilen biri, onlar gelmeden önlem alabilir. Bilmeyen ise her seferinde iradeyle savaşmak zorunda kalıyor ve o savaşı her zaman kazanamıyor.

Benim tavrım şu: DEHB'yi ne bir mazeret ne de bir şüphe nedeni olarak kullanmak. Sınırları önceden konuşmak, riskli anları adlandırmak, hissedilen çekimi saklamamak. Güven, iki kişinin birbirini öngörebilmesiyle büyüyor ve DEHB'li biri bu öngörülebilirliği, karakterini değiştirerek değil, düzen kurarak sağlayabiliyor.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri aldatmaya daha mı yatkındır?
Bunu kesin söyleyecek kadar araştırma yok. Var olan birkaç çalışma, DEHB'nin bazı riskli davranışlarla ilişkili olduğunu gösteriyor, ama aldatmayı doğrudan inceleyen çalışma çok az ve sonuçlar karışık. DEHB'li olmak birinin aldatacağı anlamına gelmiyor.
Aldatma DEHB'nin bir belirtisi mi?
Hayır. Tanı ölçütlerinde böyle bir madde yok. Dürtüsellik ve uyaran arayışı bazı anları riskli yapabilir, ama aldatmak bir davranış ve o davranışın sorumluluğu kişinin kendisinde.
Sevgilim DEHB'li, beni aldatır mı diye korkmak normal mi?
İnternette dolaşan abartılı içerikleri okuduktan sonra bu korkuyu duymak anlaşılır. Ama bir insanın sadakatini tanısı değil, kendisi ve ilişkinizdeki konuşma düzeni belirliyor. Korkunu suçlama olarak değil, merak olarak sevgiline açmak daha sağlıklı.
DEHB'de yeni birine hızlı ilgi duymak normal mi?
Yeni olana karşı güçlü bir çekim DEHB'li birçok kişide tanıdık bir his. Hissin kendisi bir suç değil; önemli olan onunla ne yaptığın. O hissi fark edip adlandırmak ve gerekirse sevgiline söylemek, onu gizlemekten çok daha az zarar veriyor.
Aldatma sonrası DEHB'yi bahane etmek doğru mu?
Bence hayır. DEHB neyin zor olduğunu açıklayabilir, ama yaşanan zararı ortadan kaldırmaz. Açıklama, ancak sorumluluk alındıktan ve bir değişiklik planı konulduktan sonra işe yarıyor.
Aldatmadan sonra DEHB'li biriyle ilişki onarılır mı?
Bazı çiftler onarıyor, bazıları ayrılmayı seçiyor; ikisi de meşru. Onarım isteniyorsa açık konuşma, somut anlaşmalar ve çoğu zaman bir çift terapistinin desteği yolu kolaylaştırıyor.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Young, S., Klassen, L. J., Reitmeier, S. D., Matheson, J. D. ve Gudjonsson, G. H. (2023). Let's talk about sex... and ADHD: Findings from an anonymous online survey. International Journal of Environmental Research and Public Health, 20(3), 2037.↩
  2. Flory, K., Molina, B. S. G., Pelham, W. E., Gnagy, E. ve Smith, B. (2006). Childhood ADHD predicts risky sexual behavior in young adulthood. Journal of Clinical Child and Adolescent Psychology, 35(4), 571-577.↩
  3. Mark, K. P., Janssen, E. ve Milhausen, R. R. (2011). Infidelity in heterosexual couples: Demographic, interpersonal, and personality-related predictors of extradyadic sex. Archives of Sexual Behavior, 40(5), 971-982.↩
  4. Bruner, M. R., Kuryluk, A. D. ve Whitton, S. W. (2015). Attention-deficit/hyperactivity disorder symptom levels and romantic relationship quality in college students. Journal of American College Health, 63(2), 98-108.↩
  5. Barkley, R. A. (2015). Attention-Deficit Hyperactivity Disorder: A Handbook for Diagnosis and Treatment (4. baskı). Guilford Press.↩

Bu yazı 22 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.