İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve İlişkiler 101: İlk buluşmalarda DEHB'mi söylemeli miyim?

İlk buluşmada DEHB'ni söylemek zorunda değilsin, saklamak zorunda da değilsin. Flörtte ne zaman, ne kadar ve hangi cümlelerle anlatacağın burada.

10 dakika okumaUzun

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Flörtte DEHB'ni anlatmanın yolu5 adım
  1. Önce neden anlatmak istediğini netleştir. Bir cümleyle yaz: rahatlamak mı, bir davranışı açıklamak mı, karşındakinin seni tanımasını istemek mi? Nedeni bilmek, ne kadar anlatacağını da belirliyor.
  2. Zamanı ilişkinin hızına göre seç. İlk buluşmada zorunlu değil. Birkaç buluşmadan sonra, DEHB'nin gündelik izleri görünmeye başladığında ya da ilişkiyi ciddileştirmeyi konuşmadan önce açmak çoğu zaman en rahatı.
  3. Üç cümlelik bir açıklama hazırla. Etiket, sende nasıl göründüğü ve karşındakinden ne istediğin. Örneğin: “DEHB'm var. Bazen mesajlara geç dönüyorum ya da bir planı unutuyorum, seninle ilgisi yok. Bir şey seni rahatsız ederse doğrudan söylersen çok yardımcı olur.”
  4. Sakin ve sıradan bir anda söyle. Bir yürüyüşte, yemekten sonra, ikiniz de acele etmiyorken. Bir gecikmenin ya da kırgınlığın hemen ardından söylersen açıklama bahane gibi duyulabiliyor.
  5. Soruya alan bırak. Söyledikten sonra uzun bir açıklamaya girme, sorularını bekle. Soru gelmezse “Merak ettiğin bir şey olursa sorabilirsin” demen yeterli.
Bu yazıda 12 bölüm var

Diyelim ki ikinci buluşmadasın. Sohbet güzel akıyor, karşındaki kişi gülüyor, sen de kendini rahat hissediyorsun. Sonra o sana işindeki bir karmaşayı anlatırken aklın bir anda başka yere gidiyor ve son cümlesini kaçırıyorsun. Bir saniyelik sessizlik. İçinde iki ses yükseliyor: biri “söyle, DEHB'n olduğunu söyle, rahatla” diyor, öbürü “daha çok erken, korkutursun” diyor.

Bu ikilemi yaşayan çok insan var. DEHB'li yetişkinlerin flört döneminde en sık sorduğu sorulardan biri tam olarak bu: tanımı ne zaman söylemeliyim, hiç söylemeli miyim? Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası ve yeni tanışma evresine bakıyor. Uzun süredir birlikte olduğun birine DEHB'ni anlatmayı ise partnerine DEHB'ni anlatmak yazısında ayrıca konuştum.

Kısa cevabım şu: ilk buluşmada söylemek zorunda değilsin. Ama saklamak için kendini tüketmek zorunda da değilsin. Asıl soru “söylemeli miyim” değil, “ne zaman, ne kadar ve nasıl”.

Zorunda değilsin, ama bir sır da değil

Tanı senin özel bilgin. İlk buluşmada kimse sağlık geçmişini anlatmak zorunda değil. İlk kahvede kimse sana migrenini ya da geçmişteki kaygı dönemini anlatmıyor. Bu bir dürüstlük meselesi değil, bir zamanlama meselesi.

Öte yandan DEHB, hayatın birçok alanını etkileyen, çoğu zaman yetişkinlikte de süren ve iyi araştırılmış bir durum (Faraone ve ark., 2021). Yani ilişki ilerledikçe kendini gösterecek: mesajlara dönüş hızında, planlara bağlılıkta, bir konuşmanın ortasında dağılan dikkatte. Saklamak bir süre mümkün, ama ilişki derinleştikçe zorlaşıyor.

Bu yüzden ben bu kararı iki ucun arasına koyuyorum. Tanıyı ilk buluşmanın masasına koymak gerekmiyor, ama onu bir sır gibi taşımak da gerekmiyor. Sözlükte bunun bir adı var: açıklama kararı. Kime, ne zaman ve ne kadar anlatacağına sen karar veriyorsun ve bu kararın tek bir doğru cevabı yok. Genel çerçeveyi DEHB tanısını kime, ne zaman açmalı yazısında anlattım; burada flörte özgü yanına bakıyorum.

Bu soru neden bu kadar ağır geliyor

Çünkü korku boşuna değil. Almanya'da 104 DEHB'li yetişkinle yapılan bir çalışmada katılımcıların büyük çoğunluğu gündelik hayatta ayrımcılığa uğramayı beklediğini söylemiş, yine önemli bir kısmı toplumda DEHB'ye karşı damgalama olduğunu düşünüyormuş. En sık karşılaştıkları kalıp yargı da DEHB'nin gerçek bir bozukluk olmadığı düşüncesiymiş (Masuch ve ark., 2019).

Bu beklentinin bir dayanağı da var. Üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada katılımcılar, DEHB'li olarak tanıtılan kişilerle çeşitli sosyal ortamlarda bir araya gelmeye, küçük bir sağlık sorunu olan ya da hiçbir zayıflığı belirtilmeyen kişilere göre daha az istekli çıkmış (Canu ve ark., 2008). Yazarlar bunu ince ama gerçek bir olumsuz ön yargı olarak yorumluyor. Çalışma kağıt üzerindeki tanımlara dayanıyor, gerçek bir buluşmayı ölçmüyor. Yine de ilk izlenimin bir etiketten nasıl etkilenebildiğini gösteriyor.

Masuch ve arkadaşlarının çalışmasında bir şey daha dikkatimi çekti: katılımcıların yaklaşık dörtte biri yüksek düzeyde içselleştirilmiş damgalanma bildirmiş. Yani dışarıdaki ön yargıyı kendine dair bir inanca çevirmiş. Flörtte bu inanç şöyle konuşuyor: “Beni gerçekten tanırsa gider.” O ses yüksek olduğunda tanıyı söylemek bir bilgi paylaşmaktan çok bir itiraf gibi geliyor. Bu konuyu DEHB'de damgalanma yazısında daha geniş anlattım.

Tanıyı 22 yaşında aldıktan sonra ben de kime ne kadar anlatacağımı uzun süre tarttım. O tereddüdün çoğu, başkalarının ne düşüneceğinden çok, benim kendime ne söylediğimle ilgiliydi.

DEHB'nin hangi yanı bu kararı zorlaştırıyor

Yeni birine kendinden ne kadarını göstereceğini bilmek herkes için zor. DEHB bu işe birkaç ayrı katman ekliyor.

Dürtüsellik. Heyecanlı bir sohbetin ortasında, hiç planlamadığın halde her şeyi anlatıverebiliyorsun: tanıyı, tedavi geçmişini, okulda yaşadıklarını, hepsini ilk buluşmanın kırkıncı dakikasında. Eve dönünce de “neden o kadarını anlattım” diye düşünüyorsun. Sorun söylemek değil, kararın o an, o heyecanın içinde verilmesi.

Maskeleme. Öbür uçta, hiçbir şey belli olmasın diye kendini sıkı sıkı tutmak var. Saate beş kez bakmak, dikkat dağılmasın diye kendini zorlamak, bir şeyi unuttuğunu fark ettirmemek. Bunun adı maskeleme ve ilk buluşmalarda çok yoruyor. Birkaç buluşma boyunca sürdürülebiliyor; aylarca sürdürmek çoğu kişiye ağır geliyor. Üstelik karşındaki kişi bu sırada seni değil, maskeyi tanımaya başlıyor.

Reddedilmeye karşı hassasiyet. Birçok DEHB'li eleştiriye ve reddedilmeye karşı yoğun bir duygusal tepki tarif ediyor. Bu yüzden “söylersem giderse” ihtimali gözünde olduğundan çok daha büyük görünebiliyor. Bunu ilişkide reddedilme duyarlılığı yazısında konuştum.

Başlangıcın parlaklığı. Flörtün ilk haftaları yenilikle dolu ve yenilik DEHB'li bir beyin için güçlü bir yakıt. O dönemde dikkat kolay toplanıyor, mesajlara anında dönülüyor, hiçbir şey unutulmuyor. Sorun şu: karşındaki kişi seni en “düzenli” halinle tanıyor. Yenilik sönünce davranışın değişiyor ve açıklaması yoksa bu bir soğuma gibi okunabiliyor. Bu döngüyü flörtte hızlı bağlanıp hızlı sıkılmak yazısında ayrıca konuşuyorum.

Karşındakinin gözünden nasıl görünüyor

Flört ettiğin kişi seni bir avuç işaretten tanıyor: mesaja kaç saatte döndüğün, buluşmaya zamanında gelip gelmediğin, konuşurken ne kadar orada olduğun. Bu işaretlerin arkasında ne olduğunu bilmiyor ve boşluğu kendi deneyimiyle dolduruyor.

Diyelim ki üçüncü buluşmadan sonra iki gün yazmadın. Sen o iki gün bir işe gömülmüştün, mesajı aklından geçirdin ama yazmadın. Karşı tarafta ise çoktan “ilgisi kalmadı” cümlesi kurulmuş olabilir. Mesaj meselesini mesajlara geç dönüyorum yazısında ayrıca konuştum.

İşte burada DEHB'yi bilmek karşındakine başka bir okuma imkanı veriyor. “Beni önemsemiyor” yerine “dikkati bir yere kaymış, bana kızgın değil” diyebiliyor. Bu yorum her şeyi çözmüyor, ama yanlış hikayenin kök salmasını önlüyor.

Öte yandan tanıyı çok erken ve çok uzun anlatırsan, karşındaki kişi seni daha tanımadan bir etiketle tanımaya başlayabiliyor. Henüz espri anlayışını, merakını, nasıl dinlediğini bilmeden önce “DEHB'li biri” bilgisini alıyor. Bana kalırsa bu bilgi, zaten tanıdığın bir insana eklendiğinde çok daha hafif duruyor.

Ne zaman: flörtün evrelerine göre

Tek bir doğru an yok, ama iş gören bir kural var: tanıyı, karşındakini önemsemeye başladığın an ile ilişkinin ciddileştiği an arasında bir yerde söyle. Tercihen DEHB'nin izleri görünmeye başladığında.

Evre Benim önerim Neden
İlk buluşma Söylemek zorunda değilsin. Konu kendiliğinden açılırsa tek cümle yeter. Henüz birbirinizi tanımıyorsunuz, etiket kişinin önüne geçebilir.
İlk birkaç buluşma DEHB'nin bir izi görünürse kısa bir açıklama yap. Açıklama somut bir olaya oturuyor, bahane gibi değil bilgi gibi duyuluyor.
Düzenli görüşmeye başlayınca Daha geniş bir konuşma için iyi bir zaman. Artık birbirinizin gündelik hayatına giriyorsunuz.
İlişkiyi ciddileştirirken Bu noktaya gelmeden konuşmuş olmak iyi olur. Birlikte yaşamak, ortak para ve uzun vadeli planlar DEHB'nin en çok hissedildiği alanlar.

Bu tablo bir takvim değil. Bazı insanlar ilk buluşmada söylüyor ve bu gayet doğal karşılanıyor. Özellikle DEHB'yi hayatının sıradan bir parçası gibi taşıyorsan, “bu arada DEHB'm var, aynı şeyi iki kez sorabilirim” gibi hafif bir cümle ortamı rahatlatabiliyor. Belirleyici olan zamandan çok ton.

Kaçınmaya değer bir an varsa o da kırgınlığın ortası. Unutulan bir buluşmadan hemen sonra, karşındaki kişi kırgınken “ama benim DEHB'm var” demek, açıklamayı bir savunmaya çeviriyor. Önce özrünü dile, açıklamayı ertesi güne, ikiniz de sakinken bırak.

Ne kadar: açıklamanın dozu

Flörtte söyleyeceğin şeyi tek bir başlık değil, bir doz olarak düşünüyorum. Üç katmanı var ve hepsini aynı anda açman gerekmiyor.

Birinci katman etiket: “DEHB'm var.” Tek başına çok şey söylüyor ama yanlış anlaşılmaya da açık, çünkü herkesin kafasında başka bir DEHB resmi var.

İkinci katman gündelik etki: bu sende nasıl görünüyor? Mesajlara geç dönmek mi, saati kaçırmak mı, konuşurken dağılmak mı, bir konuya kendini kaptırıp her şeyi unutmak mı? En çok işe yarayan katman bu, çünkü etiketi senin hayatına çeviriyor.

Üçüncü katman istek: karşındakinden ne bekliyorsun? “Bir şey seni rahatsız ederse doğrudan söyle”, “planları yazılı yapalım”, “geç dönersem bunu ilgisizlik diye okuma” gibi.

Flörtün başında ilk iki katman çoğu zaman yeterli. Tanı hikayen, tedavi ayrıntıları, çocukluğun ya da eski ilişkilerinde yaşadıkların ise güven arttıkça paylaşılabilecek şeyler. Hepsini ilk konuşmaya sığdırmaya çalışırsan karşındaki kişi kendini bir bilgilendirme toplantısında gibi hissedebilir.

Nasıl söylersin: örnek cümleler

Sakin, sıradan bir anda söyle: bir yürüyüşte, yemekten sonra, ikiniz de acele etmiyorken. Ve kısa tut. Birkaç örnek:

  • “Bir şey söylemek istiyorum, büyük bir şey değil ama bilmen iyi olur: DEHB'm var. Bende en çok mesajlara geç dönmek ve saati kaçırmak olarak görünüyor. Geç dönersem bunu ilgisizlik diye okuma, gerçekten değil.”
  • “Konuşurken bazen aklım kayıyor ve bir şeyi tekrar soruyorum. Seni dinlemediğim için değil, DEHB'mle ilgili. Fark edersen gülüp geçebilirsin.”
  • “DEHB'm var. Bunu bir uyarı olarak değil, beni tanımanın bir parçası olarak söylüyorum. Merak ettiğin bir şey olursa sorabilirsin.”
  • “Planları yazılı yaparsak işim çok kolaylaşıyor. Bunun bir sebebi de DEHB'm.”

Bu cümlelerin ortak bir yanı var: hiçbiri özür dilemiyor, hiçbiri sorumluluğu karşı tarafa yıkmıyor. DEHB bir açıklama olarak giriyor, ardından bir istek ya da bir davet geliyor.

Söyledikten sonra sus ve ona alan bırak. Hemen arkasından uzun bir açıklamaya girersen bu, kendi kaygını bastırma çabası gibi duyulabiliyor. Soru gelirse cevap ver, gelmezse konuyu doğal bir şekilde değiştir. İlk konuşma her şeyi kapsamak zorunda değil.

Gelebilecek tepkiler

Çoğu tepki ne övgü ne yargı oluyor, bir tür beceriksiz merak. Birkaçına hazırlıklı olmak işini kolaylaştırır.

“Herkes biraz DEHB'li değil mi?” Bu cümle çoğu zaman kötü niyetten değil, bilgisizlikten geliyor. “Herkesin dikkati bazen dağılıyor, bende bu her gün ve hayatımın birçok alanında oluyor” demek yeterli. Tartışmaya girmen gerekmiyor.

“İlaç kullanıyor musun?” Bunu cevaplayıp cevaplamamak sana kalmış. “Tedavimi hekimimle yürütüyorum, şu an ayrıntısına girmek istemiyorum” demek tamamen yerinde.

“Hiç anlamazdım, çok düzenli görünüyorsun.” Bunu bir iltifat olarak alabilirsin, ama aynı zamanda iyi bir fırsat: “Başlarda öyle görünüyor, birkaç hafta sonra daha net göreceksin. Bir şey takılırsa bana söyle.”

Bir de sessizlik ya da mesafe ihtimali var. Diyelim ki söyledikten sonra karşındakinin ilgisi azaldı. Bu acıtır ve ilk tepkin kendini suçlamak olabilir. Ama şunu düşün: tanıyı duyunca uzaklaşan biri, aylar sonra DEHB'nin gündelik haline de büyük ihtimalle zor uyum sağlayacaktı. Bunu erken öğrenmek, sonradan öğrenmekten çok daha az kırıcı.

Araştırma ne söylüyor, ne söylemiyor

Burada dürüst olmam gerekiyor: flörtte DEHB'yi ne zaman açmanın daha iyi sonuç verdiğine doğrudan bakan bir araştırma bilmiyorum. Bu alanda araştırma sınırlı ve yukarıdaki önerilerin çoğu genel ilkelerden ve DEHB'li insanların anlattıklarından geliyor.

Bildiğimiz şeyler daha genel. DEHB'li yetişkinlerin romantik ilişkilerini inceleyen bir derleme, bu ilişkilerin çoğu zaman daha kısa ve daha çatışmalı olabildiğini, ama bunu hangi etkenlerin belirlediğine bakan çalışmanın az olduğunu söylüyor (Wymbs ve ark., 2021). Üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada ise belirgin DEHB belirtileri olan öğrenciler daha düşük ilişki kalitesi bildirmiş. Bu bağlantıyı kısmen duygu düzenleme güçlükleri ve düşmanca tartışma biçimleri açıklamış (Bruner ve ark., 2015).

Bu ikinci bulgu bana önemli bir şey söylüyor: zorluk tanının adında değil, belirli davranışlarda ve bu davranışların nasıl konuşulduğunda. Tanıyı açmak bu davranışları kendiliğinden değiştirmiyor, ama onları konuşulabilir hale getiriyor. Flörtün başında bunu başaran iki kişi, sonraki zorluklara ortak bir dille giriyor.

Söylememeyi seçersen

Söylememek de bir karar ve saygıyı hak ediyor. Belki ilişkiyi henüz ciddi görmüyorsun, belki DEHB şu an hayatının küçük bir parçası, belki de yalnızca hazır değilsin.

Bu durumda ben olsam tanıyı söylemesem de ihtiyaçlarımı söylerdim. “Planları yazılı yapalım, yoksa unutabiliyorum” ya da “Mesajlara bazen geç dönüyorum, buna takılma” cümleleri, etiket olmadan da çok iş görüyor. Karşındaki kişi seni tanıyor, sen de maskelemek zorunda kalmıyorsun.

Dikkat ettiğim tek şey şu: söylememek ile saklamak için yalan söylemek aynı şey değil. Doğrudan sorulan bir soruya gerçek dışı bir cevap vermek, ileride tanıyı açtığında asıl kırgınlığa dönüşebiliyor. “Bunu şu an konuşmak istemiyorum” ise her zaman meşru bir cevap.

Ne zaman yardım almak gerekir

Tanıyı söyleme düşüncesi seni haftalarca kaygılandırıyorsa ya da her yeni ilişkide aynı noktada kendini geri çekiyorsan, bunu bir terapistle konuşmak iyi gelebilir. İlişki ilerleyip DEHB ikinizin arasında sürekli bir tartışma konusuna dönüşürse, çift terapisi de denemeye değer bir seçenek.

Bana kalan

Bence bu sorunun içinde saklı bir soru daha var: “DEHB'm olduğu halde sevilebilir miyim?” Tanıyı ne zaman söyleyeceğine dair kaygının çoğu oradan besleniyor. Benim cevabım evet, ve bu cevabı karşındakinin ilk tepkisine bağlamamak gerekiyor.

Tavrım şu: ilk buluşmada tanını söylemek zorunda değilsin, ama ilişki ilerledikçe söylemek çoğu zaman kendine yaptığın bir iyilik. Maske ne kadar iyi olursa olsun, karşındaki kişi bir süre sonra maskeyle değil seninle yaşayacak. Onu seninle erkenden tanıştırmak ikinize de zaman kazandırıyor.

Nasıl söylediğin de ne zaman söylediğinden daha önemli. Özür dilemeden, kendini küçültmeden, kısa ve sıradan bir dille. DEHB'ni bir itiraf gibi değil de seni tanımanın bir parçası gibi anlattığında, karşındaki de onu çoğu zaman öyle duyuyor.

Sık sorulanlar

İlk buluşmada DEHB'mi söylemek zorunda mıyım?
Hayır. Tanı bir sağlık bilgisi ve ilk buluşmada kimseye bunu borçlu değilsin. Söylemek istersen söyleyebilirsin, ama bu bir dürüstlük şartı değil.
Flörtte DEHB ne zaman söylenmeli?
Çoğu kişi için en rahat zaman, birkaç buluşmadan sonra görüşmeye devam etmek istediğinizi hissettiğiniz dönem. DEHB'nin izleri o sırada görünmeye başlıyor ve açıklama somut bir bağlama oturuyor. İlişki ciddileşmeden ve uzun vadeli planlar konuşulmadan önce söylemiş olmak çoğu zaman iyi oluyor.
DEHB'mi söylersem beni reddeder mi?
Bazı insanlar ön yargıyla yaklaşabiliyor; araştırmalar DEHB'ye karşı ince ama gerçek bir olumsuz tutum olduğunu gösteriyor. Ama tanıyı duyunca uzaklaşan biri, DEHB'nin gündelik haline de büyük ihtimalle zor uyum sağlayacaktı. Bunu erken öğrenmek de bir bilgi.
Flört ettiğim kişiye DEHB nasıl anlatılır?
Kısa, sakin ve gündelik bir dille: tanının adı, sende nasıl göründüğü ve ondan ne istediğin. Uzun bir bilgilendirmeye ya da özür tonuna gerek yok.
DEHB'mi söylemezsem karşımdakini kandırmış olur muyum?
Olmazsın. Tanını kendi zamanında paylaşmak mahremiyetin bir parçası. Kandırmak, doğrudan sorulan bir soruya gerçek dışı bir cevap vermek olurdu; “bunu şu an konuşmak istemiyorum” demek ise her zaman meşru.
Flört ettiğim kişi ilaç kullanıp kullanmadığımı sorarsa ne demeliyim?
Cevaplayıp cevaplamamak sana kalmış. “Tedavimi hekimimle yürütüyorum, şu an ayrıntısına girmek istemiyorum” demek gayet yerinde bir cevap. Tedavi ayrıntıları, güven arttıkça paylaşılabilecek şeyler.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Masuch, T. V., Bea, M., Alm, B., Deibler, P. ve Sobanski, E. (2019). Internalized stigma, anticipated discrimination and perceived public stigma in adults with ADHD. ADHD Attention Deficit and Hyperactivity Disorders, 11(2), 211-220.↩
  2. Canu, W. H., Newman, M. L., Morrow, T. L. ve Pope, D. L. W. (2008). Social appraisal of adult ADHD: Stigma and influences of the beholder's Big Five personality traits. Journal of Attention Disorders, 11(6), 700-710.↩
  3. Wymbs, B. T., Canu, W. H., Sacchetti, G. M. ve Ranson, L. M. (2021). Adult ADHD and romantic relationships: What we know and what we can do to help. Journal of Marital and Family Therapy, 47(3), 664-681.↩
  4. Bruner, M. R., Kuryluk, A. D. ve Whitton, S. W. (2015). Attention-deficit/hyperactivity disorder symptom levels and romantic relationship quality in college students. Journal of American College Health, 63(2), 98-108.↩
  5. Faraone, S. V., Banaschewski, T., Coghill, D. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩

Bu yazı 22 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.