DEHB ve İlişkiler 101: Birlikte yaşamaya geçince sorunlar arttı
Birlikte yaşamaya geçince DEHB'li ilişkide sorunlar neden artar? Görünmeyen günlük yük, ev ritüelleri ve ilk üç ay için somut bir geçiş planı.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Birlikte yaşamaya geçişi DEHB ile planlamak: adım adım5 adım
- Evin haritasını birlikte çıkarın. Taşındığınız ilk hafta her sık kullanılan eşyaya tek ve değişmeyen bir yer verin: anahtar, cüzdan, şarj aleti, kargo ve faturalar. Kapının yanına bir iniş noktası koyun, eve girince ceplerdeki her şey oraya gitsin.
- Görünmeyen günlük yükü yazıya dökün. Yarım saat ayırıp evin sessiz işlerini listeleyin: biten şeyi fark etmek, faturayı takip etmek, misafiri planlamak, buzdolabını kontrol etmek. Her satıra bir sahip yazın ve listeyi ikinizin de gördüğü tek bir yere koyun.
- Dört küçük ritüel kurun. Eve dönüşte on dakikalık sessiz geçiş, akşam on dakikalık birlikte toparlama, yatmadan önce beş dakikalık yarın konuşması ve pazar akşamı yirmi dakikalık ev toplantısı. Her ritüeli zaten yaptığınız bir şeye bağlayın.
- Herkese kendi alanını verin. Evde her birinizin kendi düzenine göre dağınık bırakabileceği bir köşe ve haftada yalnız geçirilecek saatler konuşulmuş olsun. Ortak alanların kuralı ayrı, kişisel alanın kuralı ayrı olsun.
- Üçüncü ayın sonunda birlikte değerlendirin. Yükün kimde biriktiğine, hangi ritüelin tuttuğuna ve hangi kuralın gereksiz kaldığına bakın. Tutmayan şeyi suçlu aramadan değiştirin; yeni alışkanlıkların oturması zaman alıyor.
Bu yazıda 11 bölüm var
Ayrı evlerdeyken her şey daha kolaydı. Buluşuyordunuz, güzel bir akşam geçiriyordunuz, sonra herkes kendi evine dönüyordu. Sonra birlikte yaşamaya karar verdiniz. Birkaç ay geçti ve konuşmaların büyük kısmı başka şeylere kaydı: açık kalan dolap kapakları, lavabodaki bardak, son günü geçen fatura, salonun ortasında üç gündür duran kargo kutusu.
Şimdi kendine şunu soruyorsun: birbirimizi eskisi kadar sevmiyor muyuz, yoksa sorun bende mi?
Bana kalırsa çoğu zaman ikisi de değil. Birlikte yaşamak, ilişkide o güne kadar görünmeyen bir katmanı açığa çıkarıyor: evin günlük işleyişi. DEHB'nin en çok zorladığı şeylerin büyük bölümü de tam orada duruyor. DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bu yazısında, aynı evde sorunların neden büyüdüğünü, sevgilinin bunu nasıl yaşadığını ve ilk ayları nasıl daha az yıpratıcı geçirebileceğinizi anlatmak istiyorum.
Birlikte yaşamak neden her şeyi büyütüyor
Ayrı evlerde yaşarken DEHB'nin zor tarafları büyük ölçüde senin evinde kalıyordu. Sevgilin seni çoğunlukla hazırlanmış, buluşmaya gelmiş, dikkatini o akşama vermiş halinle görüyordu. Bir buluşma yeni ve heyecanlı bir olay; DEHB'li bir beyin için uyaranı bol, odaklanması kolay bir an.
Dağınık masa, haftalardır asılmayı bekleyen çamaşır, gece ikide başlayıp yarım kalan proje ise görünmüyordu. Aynı evde bunların hepsi ortak alana taşınıyor. Sevgilin artık senin en iyi saatlerini değil, bütün saatlerini görüyor. Sen de onun bütün saatlerini görüyorsun.
İkinci bir etki daha var, bence daha az konuşuluyor. DEHB'li biri için alışkanlıklar dışarıdan kurulmuş bir iskele gibi çalışıyor. Anahtarın hep aynı kasede durması, çamaşırın hep aynı gün yıkanması, faturaların hep aynı çekmeceye girmesi. Taşınmak bu iskeleyi bir gecede söküyor. Benim anahtarlarım hala kaybolur ve bildiğim tek çare onlara evde tek ve değişmeyen bir yer vermek. Yeni bir evde o yer henüz yok. İlk haftalar bu yüzden en çok arama yapılan, en çok "nereye koymuştum" denen haftalar oluyor.
Yani birlikte yaşamaya geçince hem görünürlük artıyor hem de destek sistemleri sıfırlanıyor. Sorunların artması bu iki şeyin aynı anda olmasından.
Görünmeyen günlük yük
Bir evin işleri ikiye ayrılıyor: yapılan işler ve akılda tutulan işler. Bulaşığı yıkamak birinci türden. Deterjanın bitmek üzere olduğunu fark etmek, kombinin bakım zamanını hatırlamak, hafta sonu misafir geleceği için buzdolabını kontrol etmek, kira gününü takip etmek ikinci türden.
İkinci türdeki işler yapıldığında kimse fark etmiyor, yapılmadığında herkes fark ediyor. Ayrı evlerde her biriniz kendi evinin bu yükünü taşıyordunuz, kimse kimsenin ne taşıdığını görmüyordu. Aynı evde bu yük ortak. Ve konuşulmazsa, genelde fark etmekte daha hızlı olan kişiye doğru kayıyor.
DEHB'de bu kaymanın yönü çoğu zaman belli. Zihinde bir şeyi tutmak ve doğru anda hatırlamak DEHB'nin en çok zorladığı yerler arasında. Sonuç: DEHB'li olmayan taraf, kimse karar vermeden evin hafızası haline geliyor. Bu yükü DEHB'de zihinsel yük yazısında ayrıntılı anlattım; iş paylaşımının kendisini de ev işlerini paylaşamıyoruz yazısında konuştum. Burada asıl derdim, bu yükün birlikte yaşamanın ilk aylarında nasıl sessizce yerleştiği.
DEHB'nin hangi yanları devreye giriyor
Çalışma belleği ve ileriye dönük hatırlama. Barkley'nin modelinde DEHB'nin özü bilmemek değil, bilineni doğru anda yapamamak (Barkley, 2015). Çöpün salı akşamı çıkacağını biliyorsun. Salı akşamı saat sekizde bu bilgi aklına gelmiyor. Ayrı evde bunun bedelini sen ödüyordun, aynı evde ikiniz ödüyorsunuz.
Geçiş güçlüğü. Eve gelmek bir geçiş: dışarının temposundan evin temposuna, iş kafasından ilişki kafasına. Ekrandan kalkıp yemeğe gelmek de bir geçiş. DEHB'de bir moddan ötekine geçmek daha fazla enerji istiyor; o yüzden kapıdan girer girmez "bugün faturayı ödedin mi" sorusuyla karşılaşmak, sorunun kendisinden bağımsız olarak taşma noktası olabiliyor. Bunu geçiş güçlüğü yazısında daha geniş anlattım.
Uyaran ve yalnızlık ihtiyacı. Aynı evde ses, ışık, konuşma ve yarım kalmış işler hep orada. DEHB'li birçok kişi gün sonunda bir süre hiçbir şey konuşmadan kendine dönmeye ihtiyaç duyuyor. Ayrı evlerde bu kendiliğinden oluyordu. Birlikte yaşarken konuşulmazsa, bu geri çekilme sevgiline soğukluk gibi görünüyor. Bu ihtiyacı sevgilimle sürekli görüşmek istemiyorum yazısında ayrıca konuştum.
Duygu düzenleme. Tek bir "bardağı yine bırakmışsın" cümlesi küçük. Ama aynı hafta içinde beşinci kez duyulduğunda, DEHB'li biri bunu bardakla ilgili değil, kendi kişiliğiyle ilgili bir hüküm gibi duyabiliyor. Küçük eleştiriler birikiyor ve bir gün beklenmedik büyüklükte bir tepkiyle patlıyor.
Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor
Senin için salondaki kargo kutusu arka planda bir gürültü. Onun için her gün yeniden verilmesi gereken bir karar: söylesem mi, kendim mi kaldırsam, yoksa görmezden mi gelsem? Hangisini seçerse seçsin bir bedeli var. Söylerse dırdır eden kişi oluyor, kaldırırsa yükü sessizce üstleniyor, görmezden gelirse evde rahat edemiyor.
Eakin ve arkadaşlarının (2004) evli DEHB'li yetişkinlerle yaptığı çalışmada, DEHB'li yetişkinler evlilik uyumunu kontrol grubundan daha düşük bildirdi. Eşlerin genel puanları anlamlı biçimde ayrışmasa da uyumsuz aralığa düşenlerin oranı daha yüksekti. Görüşmelerde araştırmacılar, eşlerin partnerlerinin zorluklarını nasıl telafi ettiğini de konuştu. Ben-Naim ve arkadaşlarının (2017) çalışmasında ise DEHB'li bir partnerle yaşayan eşler daha düşük yakınlık ve evlilik doyumu bildirdi; yakınlık duygusu bu ilişkide önemli bir halka gibi görünüyordu. İki çalışma da küçük örneklemli ve kesitsel, yani nedensellik söylemiyor. Ama gündelik telafinin yakınlığı nasıl aşındırabileceğine dair tutarlı bir tablo çiziyor.
Melissa Orlov bu telafinin sık vardığı yeri anlatıyor: bir partner hatırlatan ve denetleyen konuma, öteki hatırlatılan konuma geçiyor (Orlov, 2010). Bu düzen ikiniz için de yorucu ve sitede onu ebeveyn-çocuk dinamiği yazısında ayrıca anlattım. Sevgilin doğal olarak senden daha düzenliyse bu kayma daha da hızlı olabiliyor; o durumu sevgilim benden daha düzenli yazısında konuşuyorum.
İlk üç ay için bir geçiş planı
Benim önerim, birlikte yaşamanın ilk aylarını bilerek bir geçiş dönemi saymak. Her şeyin ilk ayda oturmasını beklemek gerçekçi değil. Lally ve arkadaşlarının (2010) gönüllülerle yaptığı alışkanlık çalışmasında yeni bir günlük davranışın otomatikleşmesi ortanca değerle 66 gün sürdü ve kişiden kişiye 18 ile 254 gün arasında değişti. Çalışma DEHB'li bir örneklemle yapılmadı, ama bir fikir veriyor: yeni düzenin oturması haftalar değil aylar alıyor.
Diyelim ki taşındınız. İlk üç ayı aşağı yukarı şöyle bölebilirsiniz:
| Dönem | Odak | Somut iş |
|---|---|---|
| İlk hafta | Evin haritası | Anahtar, cüzdan, şarj aleti, kargo ve faturalar için tek ve değişmeyen yerler. Kapının yanına bir iniş noktası. |
| 2-4. hafta | Görünmeyen yük | Evin sessiz işlerini listelemek ve her satıra bir sahip yazmak. Liste ikinizin de gördüğü tek bir yerde. |
| 5-8. hafta | Ritüeller | Eve dönüş, akşam toparlaması, yarın konuşması ve pazar toplantısı. Her biri on dakikayı geçmesin. |
| 9-12. hafta | Değerlendirme | Yük kimde birikiyor, hangi ritüel tuttu, hangi kural gereksiz kaldı. Tutmayanı suçlu aramadan değiştirmek. |
Bu tablonun amacı mükemmel bir ev kurmak değil. Amaç, "neden yine böyle oldu" sorusunu "bu hafta hangi parçayı kuruyoruz" sorusuyla değiştirmek.
Evi DEHB'ye göre kurmak
Bence birlikte yaşamanın en ucuz çözümleri eşyanın yerinde saklı. Kapının yanına bir kase ya da sepet koyun: eve girince ceplerde ne varsa oraya gidiyor. Kargo ve postalar için tek bir kutu. Kapalı dolap yerine mümkünse açık raf ve şeffaf kutular, çünkü DEHB'de göz önünde olmayan şey çoğu zaman akıldan da çıkıyor.
Kirli çamaşır sepetini çamaşırın çıkarıldığı yere koyun, banyoya değil. Sık kaybolan eşyalardan iki tane bulundurun: bir şarj aleti yatak odasında, biri salonda. Ortak bir takvim ve tek bir ortak liste yeterli. Üç uygulama, iki tahta ve bir buzdolabı kağıdı bir süre sonra kimsenin bakmadığı dört ayrı yere dönüşüyor.
Bunların hiçbiri DEHB'yi "düzeltmiyor". Hatırlama işini senin kafandan alıp evin kendisine veriyor. Ve bunu yaptığında, sevgilinin hatırlatma yükü de azalıyor.
Ritüeller: günün küçük kapıları
Ritüel kelimesi büyük gelebilir. Kastettiğim, her gün aynı yerde, aynı sırayla olan küçük şeyler. Sözlükteki adıyla geçiş ritüeli: iki an arasına konan küçük ve sabit bir davranış. Ben olsam dört tane kurardım.
Eve dönüş: on dakika. Kapıdan giren kişi ayakkabısını çıkarıyor, ceplerindekini kaseye boşaltıyor, bir bardak su içiyor ve on dakika kimse ona bir şey sormuyor. Sonra "günün nasıldı" geliyor. Bu on dakika DEHB'li tarafın mod değiştirmesine yer açıyor, öteki tarafı da kapıda karşılanmayan biri olmaktan kurtarıyor, çünkü kural ikinize de aynı.
Akşam toparlaması: on dakika. Yemekten sonra bir zamanlayıcı kuruyorsunuz ve ikiniz birlikte ortak alanları toparlıyorsunuz. Müzik açık olabilir. Zamanlayıcı çalınca bitiyor, bitmeyen kısım yarına kalıyor. Birlikte yapmak hem eşlikçi çalışmanın gücünü kullanıyor hem de "hep ben topluyorum" duygusunu azaltıyor.
Yarın konuşması: beş dakika. Yatmadan önce takvime birlikte bakıyorsunuz: yarın kim nerede, akşam ne yeniyor, ödenecek bir şey var mı. Beş dakikalık bu konuşma, ertesi günün sürprizlerini büyük ölçüde azaltıyor.
Pazar toplantısı: yirmi dakika. Haftada bir, ortak listeye birlikte bakıyorsunuz. Ne yürüdü, ne aksadı, neyi değiştiriyoruz. Ev düzeniyle ilgili şikayetler mümkün olduğunca bu saate bırakılıyor; böylece hafta içi her bardak bir tartışmaya dönüşmüyor.
Her ritüeli zaten yaptığınız bir şeye bağlamak tutma ihtimalini artırıyor. "Eğer şu olursa, şunu yapacağım" biçimindeki planların hedefe ulaşmayı belirgin biçimde kolaylaştırdığını gösteren geniş bir araştırma birikimi var (Gollwitzer ve Sheeran, 2006). "Akşam toparlarız" yerine "Bulaşık makinesini çalıştırınca on dakikalık zamanlayıcıyı kuruyoruz" demek bu yüzden daha işe yarıyor.
Bu kuralları bir yere yazmak da iyi geliyor. Örnek bir anlaşma metni şöyle olabilir:
Eve gelen ilk on dakika soru sormuyoruz. Ev düzeniyle ilgili şikayetleri pazar akşamına bırakıyoruz, acil olan hariç. Akşam toparlamasını birlikte, on dakika yapıyoruz. Biri unuttuğunda öteki tek bir kez, tek bir cümleyle hatırlatıyor; ikinci kez söylemek yerine konuyu pazara yazıyor. Üç ay sonra bu metni yeniden okuyup değiştiriyoruz.
Kendi alanın ve yalnız zamanın
Birlikte yaşamak her şeyin ortak olması demek değil. Bence evde her birinizin kendi düzenine göre bırakabileceği bir köşe olmalı: bir masa, bir dolap rafı, bir oda köşesi. Ortak alanların kuralı ayrı, kişisel alanın kuralı ayrı. Senin masan dağınık kalabilir; salon sehpası ikinizin.
Yalnız zaman da aynı biçimde konuşulmuş olsun. "Salı ve perşembe akşamları bir saat odama çekiliyorum, bu senden kaçmak değil, kafamı toplamak için" demek, aynı geri çekilmenin habersiz yaşanmasından çok farklı karşılanıyor. Önceden söylenen uzaklık bir düzen gibi görünüyor, söylenmeyeni ise reddedilme gibi.
Sevgiline nasıl anlatırsın
Bu konuşmayı bir tartışmanın ortasında değil, ikinizin de sakin olduğu bir akşamda yap. Mazeret gibi değil, bilgi gibi anlat ve bir öneriyle bitir. Birkaç örnek cümle:
"Ayrı yaşarken benim dağınıklığımı görmüyordun, şimdi her gün görüyorsun. Bu senin için yorucu olmalı, bunu görüyorum."
"Unuttuğum şeyleri umursamadığım için unutmuyorum, aklımda tutamadığım için unutuyorum. Ama bu senin yükünü azaltmıyor, o yüzden bir düzen kurmak istiyorum."
"Eve geldiğimde ilk birkaç dakika kafam hala dışarıda oluyor. Bana on dakika verirsen sonra gerçekten seninle olabilirim."
"Evin aklında tutulan işlerini bir listeye yazalım mı? Kimin neyi taşıdığını ikimiz de görelim."
Daha geniş bir çerçeve arıyorsan partnerine DEHB'ni anlatmak yazısı işine yarayabilir. Ve konuşmanın sonunda bir özür turu değil, bu hafta denenecek tek bir somut adım olsun.
Ne zaman yardım almak gerekir
Aynı kavgalar aylardır dönüyorsa ve konuşmalar suçlamayla bitiyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapisti ikinize ortak bir dil verebilir; çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısı bu kararı vermene yardımcı olabilir. Günlük hayatın genel olarak zorlanıyorsa bunu bir hekimle konuşmak da iyi gelir.
Bana kalan
Bana kalırsa birlikte yaşamaya geçince sorunların artması, ilişkinin bir sınavı kaybettiğini göstermiyor. Daha önce görünmeyen bir alanın ilk kez görünmesini gösteriyor. O alanın düzeni de kendiliğinden kurulmuyor; iki kişinin bilerek, aylar içinde kurduğu bir şey.
DEHB'li taraf olarak senden beklenen şey kusursuz bir ev arkadaşı olmak değil. Evin görünmeyen yükünü sevgilinin omzunda sessizce bırakmamak, onu yazıya dökmek ve kendi payını hatırlamanın yükünü evin kendisine devretmek. Bunu yaptığında, aynı evde olmak çoğu zaman ayrı evlerde olmaktan daha kolay hale geliyor. Çünkü artık iskeleyi tek başına değil, birlikte kuruyorsunuz.
Sık sorulanlar
- Birlikte yaşamaya geçince kavgaların artması normal mi?
- Evet, çok yaygın. Ayrı evlerde görünmeyen alışkanlıklar ve günlük işler aynı evde her gün ortak alana çıkıyor. DEHB varsa dağınıklık, unutkanlık ve geçiş güçlüğü bu dönemde daha belirgin görünüyor; bu, ilişkinin bittiğini değil, düzenin henüz kurulmadığını gösteriyor.
- DEHB'li biriyle birlikte yaşamak neden zor geliyor?
- Çünkü evin işleyişi büyük ölçüde hatırlamaya, sırayı takip etmeye ve işi bitirmeye dayanıyor; bunlar da DEHB'nin en çok zorladığı beceriler. DEHB'li olmayan taraf bu boşlukları kapatmaya başladığında zamanla yorulabiliyor. Yükü görünür kılmak ve sistemlere devretmek bu yorgunluğu azaltıyor.
- Birlikte yaşamaya alışmak ne kadar sürer?
- Kişiden kişiye çok değişiyor, ama birkaç haftada bitmesini beklememek gerekiyor. Alışkanlık oluşumu üzerine yapılan bir çalışmada yeni bir davranışın otomatikleşmesi çoğu kişide iki ay civarında sürmüş. Ben olsam ilk üç ayı bilerek bir geçiş dönemi sayardım.
- Ev düzeni yüzünden sevgilimle nasıl kavga etmeden konuşurum?
- Konuyu kavganın ortasında değil, haftada bir sabit bir saatte konuşun. Tek tek olayları değil düzeni konuşun: 'Bardağı yine bırakmışsın' yerine 'Bardaklar için bir kural koyalım mı?' gibi. Konuşmayı bir öneriyle bitirmek suçlama turunu kısaltıyor.
- Birlikte yaşarken DEHB'li partnerin kendi alanı olmalı mı?
- Bence olmalı. Ortak alanları düzenli tutmak için uğraşırken kişinin kendi düzenine göre bırakabileceği bir köşe, iki taraf için de baskıyı azaltıyor. Yalnız geçirilen zamanın da önceden konuşulmuş olması, uzaklaşmanın reddedilme gibi okunmasını önlüyor.
- Birlikte yaşamak DEHB yüzünden ayrılığa yol açar mı?
- DEHB tek başına bir ayrılık sebebi değil, ama konuşulmayan günlük yük zamanla küskünlüğe dönüşebiliyor. Sorunlar erken fark edilip düzene bağlandığında birlikte yaşamak ilişkiyi güçlendirebiliyor da. Aynı kavga aylardır dönüyorsa bir çift terapistinden destek almak iyi bir adım.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.