İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de kitap okumak neden zor?

Aynı paragrafı üç kez okumak, sayfayı bitirip hiçbir şey hatırlamamak. Okumanın kaç işten oluştuğu, nerede koptuğu ve okumayı yeniden mümkün kılan yöntemler.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 9 bölüm var

Kitap okumayı seven ama okuyamayan bir insanım ve uzun süre bu ikisinin birlikte var olabileceğine inanamadım.

Akademik işler yürütüyorum, yani okumak benim için hobiden öte bir zorunluluk. Buna rağmen elimde bir metinle oturup üç kez aynı paragrafa döndüğüm günler var. Tanıdan önce bunu tembellik sanıyordum. Şimdi neyin nerede koptuğunu biliyorum ve beni okumaya bu bilgi geri döndürdü.

Okumak aslında kaç iş

Okumak tek bir iş gibi görünüyor. İçinde en az dört iş var:

  1. Gözle satırı takip etmek
  2. Okuduğun cümleyi zihinde tutmak
  3. Onu önceki cümleyle bağlamak
  4. Bütün bunları yaparken dikkati sürdürmek

İkinci ve üçüncü adım doğrudan çalışma belleğine yaslanıyor. Kofler ve arkadaşlarının (2010) çalışmasında çalışma belleği DEHB'de daha sınırlı ölçülmüş. Willcutt ve arkadaşlarının (2005) meta analizi de yürütücü işlevlerdeki farkın tutarlı biçimde ölçüldüğünü gösteriyor.

Pratik sonucu tanıdık: cümlenin sonuna geldiğinde başı gitmiş oluyor. Geri dönüyorsun. Tekrar okuyorsun. Üçüncü kezde artık kitaptan soğuyorsun.

Uzun ve çok yan cümleli metinlerde bu daha da belirginleşiyor. Bir akademik makalenin tek bir cümlesinde üç ayrı iddia varsa, üçüncüye geldiğimde birincinin ne olduğunu kaybediyorum. Çözümüm cümleyi parçalara ayırıp kenara tek tek yazmak oldu; kitabın kenarı benim çalışma belleğimin uzantısı gibi çalışıyor. Bu mantığın genel halini çalışma belleği ve unutkanlık yazısında anlattım.

Sayfayı okumamış olmuyorsun. Okuyorsun ama tutamıyorsun. Bu ikisi çok farklı şeyler.

İkinci sebep: ödül çok uzakta

Bir kitabın karşılığı sonunda geliyor. DEHB'de gecikmiş ödülün değeri hızla düşüyor; sözlükte ödül gecikmesi.

Telefonun ödülü ise her kaydırmada geliyor. Aynı odada bu iki seçenek varken kitabın kazanması zor. Bu rekabetin ayrıntısını sonsuz kaydırma yazısında anlattım.

Üçüncü sebep: sıkılma

Kitap tekdüze bir uyaran. Uyarılma düzeyi düştüğünde zihin kendi uyaranını üretmeye başlıyor: aklına gelen düşünceler, yapılacaklar listesi, dünkü konuşma.

Bu yüzden ilgi duyulan bir kitapta saatlerce okuyabilen biri, ilgi duymadığı bir kitapta iki sayfa gidemiyor. Aynı kişi, aynı beceri, farklı sonuç. Kendimde bunu en net gördüğüm yer, bir konuya takıldığım dönemler: o konuda okuduğumda saatin nasıl geçtiğini fark etmiyorum bile.

Öğrenme güçlüğü de olabilir

Bunu atlamayalım. Willcutt ve arkadaşlarının (2005) çalışması, okuma güçlüğü ile DEHB'nin sık birlikte görüldüğünü gösteriyor.

Şu durumlarda bir değerlendirme yaptırmak işe yarayabilir:

  • Okuma hızın hep belirgin biçimde yavaş olduysa
  • Kelimeleri karıştırıyor, satır atlıyorsan
  • Sesli okurken zorlanıyorsan
  • Çocuklukta da okuma zorluğu yaşadıysan

Bunlar DEHB ile açıklanmayabiliyor ve ayrı bir destek gerektirebiliyor. Ayrımın ayrıntısı DEHB ve öğrenme güçlükleri yazısında; değerlendirme kararı bir uzmanın işi.

Okumayı yeniden mümkün kılan şeyler

Sesli kitapla birlikte oku. Aynı metni hem dinleyip hem gözle takip etmek, bazı okurlar için dikkati satırda tutmayı kolaylaştırıyor. Adesope ve Nesbit'in (2012) meta analizine göre birlikte okumak, yalnızca dinlemekten daha iyi sonuç veriyor ama yalnızca okumaya göre açık bir üstünlüğü yok. Bu yüzden onu herkese işe yarayan bir yöntem olarak değil, denemeye değer bir seçenek olarak düşün. Ayrıntısı sesli kitap ve podcast yazısında.

Sesli kitap tek başına da sayılıyor. “Gerçekten okumuş sayılmam” diye düşünmek yaygın ve gereksiz. Amaç kitabın içeriğine ulaşmaksa kanalın bir önemi kalmıyor.

Kısa oturumlar yap. On beş dakika ve zamanlayıcı. Kitabı bitirmeyi değil, oturumu bitirmeyi hedefle.

Parmağınla ya da kartla takip et. Satır kaybını doğrudan azaltıyor.

Kalemle oku. Kenara not almak, işaretlemek, itiraz etmek. Elin işe karışması dikkati tutuyor ve okumayı pasif olmaktan çıkarıyor. Ben kitabın kenarına yazmaya başladığımdan beri sayfa saymayı bıraktım; kaç yerde durup bir şey yazdığıma bakıyorum.

Bölüm sonunda tek cümle yaz. Ne anladığını bir cümleyle yazmak, hem hatırlamayı güçlendiriyor hem devam etmeyi kolaylaştırıyor.

Kitabı görünür yerde tut. Rafa giren kitap okunmuyor; bu da bir nesne kalıcılığı.

Aynı anda birkaç kitap oku. Geleneksel tavsiyenin tersi ama DEHB'de sık işe yarıyor: o gün hangisini canın çekiyorsa onu açmak, hiç okumamaktan iyi. Uzun süre bunu bir disiplinsizlik sandım; şimdi başucumda birden fazla kitabın durmasını bir sistem olarak görüyorum.

Bırakma iznini kendine ver. Sevmediğin kitabı bitirme zorunluluğu, insana okumayı tamamen bıraktırıyor. Elli sayfa kuralı yeterli.

Sık yapılan üç hata

Ortamı suçlamak. “Sessiz bir yer bulursam okurum” cümlesi bende hiç tutmadı. Tamamen sessiz odada zihin kendi gürültüsünü üretiyor. Hafif bir arka plan sesi çoğu zaman daha iyi çalışıyor.

Kaldığın yeri işaretlememek. Nerede kaldığını bulmaya harcanan iki dakika, oturumu baştan iptal ettirmeye yetiyor. Ayraç, kalemle çizgi, fotoğraf; hangisi olursa.

Bir günde çok okumaya çalışmak. Uzun bir oturumdan sonra gelen yorgunluk yüzünden ertesi gün kitap hiç açılmıyor. Kısa ve sık okumak, uzun ve seyrek okumaktan daha çok sayfa bitiriyor.

Aynı mekanizmanın sınavdaki hali için paragraf soruları yazısına bakabilirsin.

Kağıt mı ekran mı

Bu soruya herkese uyan bir cevap yok, ama DEHB açısından iki şey söyleyebilirim.

Ekranda okumanın en büyük dezavantajı, okuduğun cihazda bütün dikkat dağıtıcıların da bulunması. Kitabın yanında bildirim yok; telefonun içindeki kitabın yanında var.

Avantajı ise ayarlanabilir olması: yazı boyutunu büyütmek, satır aralığını açmak ve sayfadaki kelime sayısını azaltmak, satır kaybını gerçekten azaltıyor. Bende işe yarayan şey yazıyı olması gerekenden büyük yapmak oldu. Sayfa daha sık dönüyor ve her dönüş küçük bir ilerleme işareti veriyor.

Okuma modu olan bir cihaz ya da bildirimleri kapatılmış bir uygulama, ikisinin ortasını buluyor.

İlgi meselesi

En çok işe yarayan şey belki de en basiti: gerçekten merak ettiğin şeyi okumak.

DEHB'de okumayı bitiren şey, “okunması gereken” kitaplar listesi. İlgi duyduğun konuda ise hiç zorlanmadan okuyabiliyorsun. Bunu bir taviz olarak görmeyi bıraktım; motivasyonun nasıl çalıştığını kabul etmek olarak görüyorum.

Okumaya geri dönmek

Uzun süre okumamış biri için en büyük engel kitabın kendisi değil; araya giren zaman. “Eskiden ne kadar çok okurdum” cümlesi, insanı yeniden başlamaktan alıkoyan bir kıyas üretiyor.

Bendeki çözüm, eşiği gülünç derecede alçaltmak oldu: günde bir sayfa. Bir sayfa okuduğum gün okumuş sayılıyorum. Çoğu akşam bir sayfada kalmıyor; kalırsa da seri kırılmıyor ve ertesi gün kitabı açmak yine kolay oluyor. Bu küçük kuralın asıl işi sayfa saydırmak değil; kitapla aramdaki bağı canlı tutmak. Yıllar sonra okumaya dönmenin nasıl bir şey olduğunu yetişkinken yeniden okumak yazısında ayrıca yazdım.

Sık sorulanlar

Ödülün uzak olması okumayı nasıl etkiliyor?
Kitabın karşılığı çok ileride duruyor ve gecikmiş ödülün değeri DEHB'de daha hızlı düşüyor. Bu yüzden okumak, anlık geri bildirim veren işlerin yanında çekiciliğini kaybediyor.
Neden aynı satırı tekrar tekrar okuyorum?
Çalışma belleği sınırlıysa cümlenin sonuna gelindiğinde başı kayboluyor ve baştan okumak gerekiyor.
Okumayı kolaylaştıran ne?
Kısa oturumlar, parmakla ya da cetvelle satır takibi, sesli kitapla birlikte okuma ve kitabı bitirme zorunluluğunu kaldırmak.
Zorluğun sebebi öğrenme güçlüğü olabilir mi?
Olabilir. Dikkat düzeldiği halde okuma güçlüğü sürüyorsa, akademik becerilerin ayrıca değerlendirilmesi öneriliyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Kofler, M. J., Rapport, M. D., Bolden, J., Sarver, D. E., & Raiker, J. S. (2010). ADHD and working memory. Journal of Abnormal Child Psychology, 38(2), 149-161.↩
  2. Willcutt, E. G., Doyle, A. E., Nigg, J. T., Faraone, S. V., & Pennington, B. F. (2005). Validity of the executive function theory of ADHD: A meta-analytic review. Biological Psychiatry, 57(11), 1336-1346.↩
  3. Willcutt, E. G., Pennington, B. F., Olson, R. K., Chhabildas, N., & Hulslander, J. (2005). Neuropsychological analyses of comorbidity between reading disability and ADHD. Developmental Neuropsychology, 27(1), 35-78.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.