DEHB'li çocuğun öğretmeniyle görüşmek
Öğretmen görüşmesine nasıl hazırlanılır, neyi anlatmak işe yarıyor, hangi istekler uygulanabilir oluyor ve görüşme sonrası takip nasıl yapılır.
Bu yazıda 7 bölüm var
Öğretmen görüşmeleri çoğu zaman iki uçtan birine kayıyor: ya tanıyı anlatmakla geçiyor ya da şikayet listesine dönüşüyor. İkisi de sınıfta bir şey değiştirmiyor.
Bu yazı, görüşmeyi işe yarar hale getiren hazırlığı anlatıyor.
Neden tanıyı anlatmak yetmiyor
"Çocuğumda DEHB var" cümlesi bilgi veriyor ama talimat vermiyor. Karşı taraf bu cümleden ne yapacağını çıkaramıyor.
Üstelik DEHB hakkında yaygın yanlış bilgiler dolaşımda: hareketli olmayan çocukta DEHB olmayacağı, tanının abartıldığı, ilaç kullanımının gereksiz olduğu. Görüşme bu tartışmaya kayarsa, sınıfta değişecek bir şey kalmıyor. Bu yanlış bilgilerin listesini mitler yazısında topladım.
İşe yarayan şey, konuşmayı tanıdan davranışa taşımak.
Görüşme öncesi hazırlık
Üç başlıkta, tek bir sayfa:
1. Somut durumlar. Sınıfta neyin zorlandığını tarif eden iki üç örnek. "Dikkati dağınık" değil; "tahtadan defterine geçerken kayboluyor, üç basamaklı yönergede ilkini yapıp duruyor".
2. Evde işe yarayanlar. Öğretmene hazır bir çözüm sunmuş oluyorsun. "Ödevi yirmi dakikalık bloklara bölünce bitiriyor." "Yazılı verilen yönergeyi takip edebiliyor."
3. İstek. En fazla iki tane ve uygulanabilir olanlar.
Üçüncü madde en kritiği. On maddelik bir liste, uygulanmayan bir liste oluyor.
Hangi istekler uygulanabilir oluyor
Öğretmenin sınıf içinde, ek kaynak gerektirmeden yapabileceği şeyler en yüksek kabul oranına sahip:
- Oturma düzeni. Öğretmene yakın, kapı ve pencere trafiğinden uzak.
- Yönergenin yazılı olması. Tahtaya yazılan iki satır, sözel yönergeyi kalıcı hale getiriyor.
- Yönergenin bölünmesi. Üç adımlı iş yerine tek adım, sonra bir sonraki.
- Sessiz bir uyarı işareti. Sınıfın önünde uyarmak yerine, sadece ikisinin bildiği bir jest.
- Ödev kaydının kontrolü. Ders sonunda ödevin yazıldığının hızlıca doğrulanması.
- Ara verme izni. Uzun çalışmalarda kısa bir kalkma izni.
DuPaul ve arkadaşlarının (2012) okul temelli müdahaleleri birleştiren meta analizi, bu tür sınıf içi düzenlemelerin akademik ve davranışsal ölçütlerde anlamlı fayda sağladığını gösteriyor. Yani bunlar ayrıcalık değil, etkisi ölçülmüş uygulamalar.
Görüşmede nasıl konuşulur
İş birliği dilinden başla. "Bunu birlikte nasıl çözebiliriz" cümlesi, "şunu yapmanız gerekiyor" cümlesinden çok daha fazla kapı açıyor.
Öğretmenin gözlemini sor. Sınıfta çocuğu senden fazla gören kişi o. "Hangi derste daha iyi, hangi saatte zorlanıyor" soruları hem bilgi veriyor hem konuşmayı ortaklaştırıyor.
Tek bir şeyi denemeyi öner. "Üç hafta oturma düzenini deneyelim, sonra konuşalım." Denenebilir ve süresi belli bir öneri, kalıcı bir talepten daha kolay kabul ediliyor.
Not al. Konuşulanları yazmak, sonraki görüşmede aynı yerden başlamayı engelliyor.
Uygulanan tek bir düzenleme, kabul edilip unutulan on düzenlemeden değerli.
Görüşme sonrası
Görüşmenin sonunda üç şeyin belli olması gerekiyor: kim neyi yapacak, ne zaman başlayacak, ne zaman tekrar konuşulacak.
Bu üçü konuşulmazsa görüşme iyi niyetli bir sohbet olarak kalıyor. Kısa bir teşekkür mesajıyla konuşulanları özetlemek, hem nazik hem de yazılı kayıt bırakıyor.
Resmi tarafta bir BEP varsa, istekler oraya da yazılıyor. BEP yazısında o süreci anlattım; RAM tarafını ise RAM yazısında.
Zor durumlar
Öğretmen tanıya inanmıyorsa. Tartışmaya girmek yerine davranışta kal: "Tanıyı bir kenara bırakalım, şu iki durumda ne yapabiliriz?"
Görüşmede şikayet listesi çıkarsa. Dinle, not al, sonra tek bir soruya getir: "Bunlardan hangisi sizin için en zorlayıcı? Önce onu çözelim."
Değişen bir şey yoksa. Sırayla okul rehber öğretmeni ve okul yönetimi. Yazılı olmak burada fark yaratıyor: hangi tarihte ne konuşulduğu.
Çocuk sınıfta damgalanıyorsa. Bu, düzenlemelerden önce ele alınacak bir konu. Damgalanma yazısında bu tarafı yazdım.
Bana kalan
Ben bu görüşmelerin diğer tarafında, yani çocuk tarafında bulundum. O yıllarda kimse bir şey bilmiyordu ve konuşmaların hiçbiri sınıfta bir şey değiştirmedi; çünkü konuşulan şey hep benim çabam oldu, sınıfın işleyişi değil.
Bugün fark ettiğim şu: çabayı konuşan görüşme bir yere varmıyor, düzeni konuşan görüşme varıyor. Çocuğun daha çok çalışması değil, sınıfın onun çalışabileceği hale gelmesi konuşulacak konu.
Bir de şunu eklemek istiyorum: öğretmen bu işin düşmanı değil. Otuz kişilik sınıfta, elinde sınırlı zamanla çalışıyor. Ona uygulanabilir, küçük ve denenebilir bir şey götürdüğünde çoğu zaman karşılık geliyor.