İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB tanısını kime, ne zaman açmalı

Tanıyı paylaşmak her ortamda aynı sonucu vermiyor. Açmanın kazandırdıkları, riskleri ve karar vermeden önce düşünülecek sorular.

3 dakika okumaKısa
Bu yazıda 5 bölüm var

Tanıyı aldıktan sonra ortaya çıkan soru şu: kime söyleyeceğim.

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok ve olmaması normal. Açmak bir dürüstlük sınavı olarak değil, bir araç olarak ele alındığında karar kolaylaşıyor.

Önce doğru soruyu sor

"Söylemeli miyim" sorusu cevaplanması zor bir soru. Onun yerine şunu sor:

Bu bilgiyle ne yapılmasını istiyorum?

Cevap somutsa açmak genelde işe yarıyor: "Toplantı notlarının yazılı gelmesini istiyorum." "Beni sözlü değil, yazılı bilgilendirmeni istiyorum."

Cevap "anlaşılmak" ise sonuç daha değişken. Anlayış istemek meşru bir ihtiyaç; ama karşı taraf o anlayışı vermeyebiliyor ve o zaman elinde bilgi kalıyor, sonuç kalmıyor.

Tanıyı açmak bir itiraf olarak kurulduğunda savunmaya geçiyorsun. Bir talep olarak kurulduğunda konuşma başka bir yere gidiyor.

Ortama göre değişiyor

Yakın ilişkilerde. Burada açmanın faydası genelde net. Partnerin, yakın arkadaşın ya da ailen davranışlarını farklı bir çerçevede okumaya başlıyor. Sözlükte yeniden anlatım olarak geçen şey burada işliyor: aynı davranış farklı bir açıklama kazanıyor.

Riski de var: tanı bir kalkan hâline geldiğinde ilişkideki gerçek meseleler konuşulmadan kalabiliyor.

İş yerinde. En karmaşık alan burası. de Graaf ve arkadaşlarının (2008) uluslararası iş gücü verileri, DEHB'nin iş performansı ve devamsızlık üzerinde ölçülebilir etkileri olduğunu gösteriyor. Yani düzenleme talebinin somut bir zemini var.

Öte yandan damgalanma gerçek. Masuch ve arkadaşlarının (2019) çalışması, DEHB'li yetişkinlerde beklenen ayrımcılık ve içselleştirilmiş damgalanma düzeylerinin dikkate değer olduğunu bildiriyor.

Pratik bir orta yol var: tanıyı söylemeden ihtiyacı söylemek.

  • "Toplantı özetlerini yazılı almak benim için çok daha verimli oluyor."
  • "Açık ofiste odaklanmam zor, kulaklık kullanacağım."
  • "Sözlü verilen işleri kaçırıyorum, mesajla yazar mısın."

Bu cümlelerin hiçbiri tanı gerektirmiyor ve çoğu iş yerinde sorunsuz karşılanıyor.

Sağlık ortamında. Burada açmak neredeyse her zaman gerekli. İlaç etkileşimleri, ameliyat öncesi bilgilendirme ve başka tedavilerin planlanması için hekimlerin bilmesi gerekiyor.

Okulda ve üniversitede. Düzenleme talep edecekseniz kurumun ilgili birimine bildirmek gerekiyor. Ayrıntısı okulda ve üniversitede DEHB yazısında.

Nasıl anlatmalı

Kısa tut. Uzun açıklama savunma gibi duyuluyor. İki cümle yeterli.

Belirtiyi anlat, tanıyı değil. "Sözlü talimatları kaçırıyorum" cümlesi, "DEHB'im var" cümlesinden daha çok iş görüyor, çünkü karşı tarafın ne yapacağını söylüyor.

Ne istediğini söyle. Anlatmanın sonunda bir talep olsun. Talebi olmayan bir açıklama havada kalıyor.

Karşı tarafın tepkisine hazırlıklı ol. "Herkes biraz öyle" cümlesini duyma ihtimalin yüksek. Bu cümle çoğu zaman kötü niyetten değil bilgisizlikten geliyor. Sözlükte iyi niyetli yanlış bilgi başlığı bunu anlatıyor.

Açmamak da bir karar

Anlatmamayı seçmek bir dürüstsüzlük olarak görülmemeli. Tanı özel bir sağlık bilgisi ve paylaşımı tamamen senin kararın.

Damgalanmanın gerçek olduğu bir ortamda susmak, kendini koruma davranışı olarak makul. Sözlükte açıklama kararı başlığı bu dengeyi anlatıyor.

Özet

Tanıyı açmak bir zorunluluk değil, kullanışlı olduğu yerde kullanılan bir araç. Karar verirken sorulacak tek soru şu: bu bilgi karşı tarafın ne yapmasını sağlayacak?

Damgalanmanın kendisini DEHB'de damgalanma yazısında ele aldım.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Masuch, T. V., Bea, M., Alm, B., Deibler, P., & Sobanski, E. (2019). Internalized stigma, anticipated discrimination and perceived public stigma in adults with ADHD. ADHD Attention Deficit and Hyperactivity Disorders, 11(2), 211-220.
  2. Mueller, A. K., Fuermaier, A. B. M., Koerts, J., & Tucha, L. (2012). Stigma in attention deficit hyperactivity disorder. ADHD Attention Deficit and Hyperactivity Disorders, 4(3), 101-114.
  3. de Graaf, R., Kessler, R. C., Fayyad, J. ve ark. (2008). The prevalence and effects of adult ADHD on the performance of workers. Occupational and Environmental Medicine, 65(12), 835-842.