Disforik reddedilme duyarlılığı (RSD) nedir
Küçük bir eleştirinin bütün günü devirmesi, cevapsız bir mesajın saatlerce zihinden çıkmaması. RSD ne anlama geliyor ve kanıt durumu nedir?
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 7 bölüm var
Bir toplantıda birinin yüzü bir saniyeliğine değişiyor. O saniyeden sonra toplantının geri kalanını duymuyorum. Akşam eve dönüyorum, hala o yüz ifadesindeyim.
Ya da bir mesaj atıyorum ve iki saat cevap gelmiyor. O iki saatin sonunda vardığım yer şu: bir şey yaptım, o kişi benden vazgeçti.
Bunu ilk kez okuduğumda içim bir tuhaf oldu, çünkü kendi zihnimin içini tarif eden bir metni ilk kez görüyordum. Sözlükte adı disforik reddedilme duyarlılığı, kısaca RSD.
Önce dürüst bir not
RSD, DSM-5'te ya da ICD-11'de yer alan bir tanı başlığı olarak geçmiyor. Klinik gözlemden doğmuş, DEHB'li yetişkinlerin kendi deneyimlerini anlatırken çok tuttuğu bir tanım.
Bu onu uydurma yapmıyor. Araştırma literatüründe aynı olgunun karşılığı var, adı farklı: DEHB'de duygu düzenleme güçlüğü. Beheshti ve arkadaşlarının (2020) meta analizi, yetişkin DEHB'de duygu düzenleme sorunlarının belirgin biçimde daha sık olduğunu ortaya koyuyor. Shaw ve arkadaşları (2014) ise bunun DEHB'nin bir eklentisi olmaktan çok merkezî bir parçası olabileceğini tartışıyor. Bunford ve arkadaşlarının (2015) derlemesi de aynı tablonun çocukluk ve ergenlikte görüldüğünü özetliyor.
Yani hissettiğin şey gerçek ve ölçülmüş. Yalnızca adı henüz tanı kitabında değil ve bunu bilerek kullanmak gerekiyor: bir tanı olarak değil, bir tarif olarak.
Neye benziyor
- Şiddet. Tepkinin büyüklüğü olayla orantısız geliyor. Bir cümlelik geri bildirim, bir günün kapasitesini götürüyor.
- Hız. Düşünmeye vakit kalmadan geliyor. “Sakin ol” demenin yetişemediği bir hız bu.
- Bedensel. Göğüste bir basınç, midede düşme hissi. Duygudan önce beden haber veriyor ve bende beden her zaman zihinden önce davranıyor.
- Yorumun kesinliği. O anda yorum bir ihtimal gibi hissedilmiyor; olmuş bitmiş bir gerçek gibi geliyor. Asıl mesele de burada.
Sonrasında duygu ataleti devreye giriyor: duygu geldiği hızda gitmiyor, saatlerce kalıyor. Bende bir eleştirinin ortalama ömrü, iyi bir günde birkaç saat; kötü bir günde iki gün.
Neden bu kadar sert
İki şey üst üste biniyor.
Birincisi, duygu düzenleme DEHB'de zaten zorlanan bir alan. Duygunun kendisi başka biri gibi değil; frene basan mekanizma yavaş kalıyor. Bu yüzden duygu tepe noktasına çok hızlı çıkıyor. Ayrıntısını DEHB'de duygu düzenleme yazısında ele aldım.
İkincisi ve belki daha belirleyicisi, geçmiş. DEHB ile büyüyen çoğu insan yıllarca düzeltiliyor: dinlemiyorsun, dağınıksın, biraz daha dikkat etsen. Bu birikim bir süre sonra bir beklentiye dönüşüyor. Nötr bir yüz ifadesi bile eleştiri olarak okunuyor, çünkü geçmişte çoğu zaman öyleydi.
Bunu fark ettiğimde tepkiye karşı daha yumuşak davranmaya başladım. Çünkü o tepki bir aşırılık gibi değil, uzun süre işe yaramış bir savunma gibi duruyor.
Reddedilme duyarlılığı boşlukta oluşmuyor. Uzun süre eleştirilmiş birinin geliştirdiği bir erken uyarı sistemi bu.
Ne işe yarıyor
Tepkiyi yorumdan ayır. Bu, bende en çok işe yarayan tek şey oldu. Tepki gerçek: göğsümdeki basınç var, tartışılmaz. Yorum ise bir tahmin: “benden vazgeçti” cümlesi kanıtlanmış bir şey değil. Bu ayrım, tepkiyi yok saymadan yorumu askıya almayı mümkün kılıyor.
Bir saat kuralı. Dalga geldiğinde hiçbir şey yazma, gönderme, konuşma. Bir saat sonra aynı cümleyi kurmak istiyorsan kur. Çoğu zaman istemiyorsun. Ben bir saat içinde göndermediğim mesajların neredeyse hiçbirini sonradan göndermedim ve bu oran bana çok şey öğretti.
Bedeni önce yatıştır. Yürümek, soğuk su, uzun nefes verme. Zihni ikna etmeye çalışmak bu aşamada işe yaramıyor; beden sakinleşince zihin arkadan geliyor. Ters sırayı yıllarca denedim, hiç tutmadı.
Kontrol sorusu sor. “Az önce şöyle bir şey hissettim, sende bir sorun mu var?” Bu kadar basit bir soru, saatlerce sürecek bir senaryoyu bitiriyor. Sormak zor geliyor, çünkü sormak zayıflık gibi hissettiriyor; oysa kurduğum senaryolar çok daha pahalıya geliyor.
Kalıbı yazıya dök. Aynı sahne tekrar ediyorsa yazmak işe yarıyor: ne oldu, ne düşündüm, ne kadar sürdü, sonuçta ne çıktı. Birkaç kayıttan sonra tahminlerinin isabet oranını kendin görüyorsun. Benim kayıtlarımda “benden vazgeçti” tahmininin doğru çıktığı bir örnek henüz yok.
Geri bildirim isteme biçimini değiştir. İş hayatında bende işe yarayan şey, geri bildirimi yazılı istemek oldu. Yüz ifadesi olmayan bir geri bildirim, yorumlanacak daha az malzeme bırakıyor.
Terapi tarafında ne var
Duygu düzenlemeye doğrudan eğilen yaklaşımlar mevcut.
Bilişsel davranışçı terapi, o anda kurulan yorumla çalışmayı öğretiyor: düşünceyi fark etmek, kanıtını sormak, alternatif bir okuma kurmak. Yöntemi DEHB'de bilişsel davranışçı terapi yazısında anlattım.
Kabul ve kararlılık terapisi ise başka bir yerden giriyor: duyguyu değiştirmeye çalışmak yerine onunla birlikte hareket etmeyi öğretiyor. Bende en çok tutan yaklaşım bu oldu, çünkü dalgayı durdurmaya çalışmak her seferinde dalgayı büyütüyordu. Ayrıntısı kabul ve kararlılık terapisi yazısında.
İlaç tarafında tablo tamamen sessiz değil: DEHB tedavisi belirtileri hafiflettiğinde duygusal tepkilerin de yumuşadığını bildiren hastalar var. Bu kişiden kişiye çok değişiyor ve kararı hekim veriyor.
İlişkilerde ne oluyor
RSD'nin en çok zarar verdiği yer ilişkiler, çünkü orada yorum yapacak malzeme sınırsız: kısa bir cevap, geç gelen bir mesaj, farklı bir ses tonu.
Bende en sık kurulan sahne şu: karşımdaki kişi yorgun, ben onu bana kızgın sanıyorum, sonra kendimi savunmaya başlıyorum ve ortaya gerçekten bir gerginlik çıkıyor. Yani tahmin, kendini gerçekleştiriyor.
Bunun nasıl kırıldığını ilişkide reddedilme duyarlılığı yazısında ayrıntılı ele aldım. Kısaca söyleyeyim: iki taraflı bir düzenek gerekiyor. Bir taraf sormayı, diğer taraf da bir cümleyle netleştirmeyi öğreniyor.
Adını koymanın faydası
RSD tanı kitabında geçmiyor, ama tarif ettiği şey ölçülmüş bir gerçek.
Adını bilmenin bende en somut faydası şu oldu: dalga geldiğinde ona bir isim verebiliyorum. “Şu an reddedilme dalgası geliyor” cümlesi, “bu ilişki bitti” cümlesinden çok daha az hasar veriyor.
İsim verilen şey biraz küçülüyor. Küçülmese bile en azından ölçülebilir hale geliyor ve ölçülebilen bir şeyin geçeceğini de biliyorsun.
Sık sorulanlar
- Disforik reddedilme duyarlılığı (RSD) nedir?
- Reddedilme ya da eleştiri algısına karşı çok yoğun ve ani bir acı tepkisi verilmesine verilen isim. DEHB topluluğunda yaygın anlatılıyor.
- RSD resmî bir tanı mı?
- Değil. Araştırma literatüründeki karşılığı DEHB'de duygu düzenleme güçlüğü olarak geçiyor. Adın gayrı resmî olması yaşananın gerçek olmadığı anlamına gelmiyor.
- Tepki neden bu kadar sert oluyor?
- Duygunun hızlı yükselip geç inmesi DEHB'de sık görülen bir örüntü. Tepkinin şiddeti gerçek, ancak olayın yorumu çoğu zaman abartılı olabiliyor; bu ikisini ayırmak işe yarıyor.
- RSD için ne yapılabilir?
- Tepki anında karar vermemek en işe yarayan kural. Duygu düzenlemeye odaklanan terapi yaklaşımları ve tedavi, tepkinin şiddetini azaltabiliyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.