İçeriğe geç
Yöntemler

Yarım bırakarak durmak: ertesi güne kapı açmak

Çalışmayı bitmiş bir yerde değil, ortasında bırakmak ertesi gün başlamayı kolaylaştırıyor. Yöntemin mantığı, protokolü ve sınırları.

3 dakika okumaKısa
Bu yazıda 6 bölüm var

Çalışmayı bırakırken çoğumuz düzgün bir yerde durmaya çalışıyoruz: bölüm bitsin, paragraf tamamlansın, madde kapansın. Temiz geliyor.

Ertesi gün o temizlik bir bedel olarak geri geliyor: elinde kapalı bir dosya ve boş bir başlangıç var.

Bu yazı tam tersini öneriyor: bilerek yarım bırakmak.

Kanıt düzeyi: orta. Dayandığı bulgu (yarım kalan işlerin zihinde daha canlı kalması) klasik ve tekrar edilmiş bir bulgu; yöntemin DEHB örneklemindeki etkisi ayrıca ölçülmüş değil.

Sorun

DEHB'de en pahalı an, sıfır noktası. Boş bir belge, kapalı bir dosya, henüz açılmamış bir iş. Görev felci yazısında yazdığım tıkanma tam olarak burada oluşuyor.

Bir iş kapatıldığında ertesi gün o iş yeniden açılmak zorunda. Yeniden açmak yalnızca dosyayı açmak değil: nerede kaldığını hatırlamak, hangi fikirle devam edeceğini bulmak, bağlamı yeniden kurmak. Bunların hepsi çalışma belleği işi ve DEHB'de en kırılgan kapasite orası.

Yani düzgün bir yerde bırakılan iş, ertesi gün en pahalı halinde bekliyor.

Yöntem

1. Bitiş noktasını bilerek ortada seç. Paragrafın sonunda değil, ortasında dur. Cümleyi yarım bırak. Kodda bir fonksiyonu tamamlamadan çık.

2. Bir sonraki adımı tek satır yaz. Durmadan önce, devam edeceğin yere tek bir cümle bırak: "Burada üçüncü gerekçeyi yazacaktım." Bu satır, ertesi gün hatırlama işini ortadan kaldırıyor.

3. Masayı olduğu gibi bırak. Açık defter, açık dosya, üstte duran kitap. Toplamak ertesi günün kurulum maliyetini artırıyor.

4. Ertesi gün o cümleden başla. Yeni bir şey düşünmeden, bıraktığın cümleyi tamamlayarak. İlk beş dakikayı düşünmeden geçirmek, günün tamamını değiştiriyor.

Neden çalışıyor

Zeigarnik'in (1927) çalışması, tamamlanmamış işlerin tamamlananlara göre zihinde daha iyi hatırlandığını gösterdi. Yarım kalan iş, kapanmak için bir gerilim üretiyor.

Masicampo ve Baumeister (2011) bu bulguyu önemli bir yerden tamamlıyor: tamamlanmamış hedeflerin ürettiği zihinsel meşguliyet, o hedef için somut bir plan yapıldığında ortadan kalkıyor. Yani yarım kalan iş ya seni rahatsız ediyor ya da plan yazıldıysa rahat bırakıyor.

Bu ikisini birleştirdiğinde yöntemin mantığı çıkıyor: işi yarım bırak ki devam çekimi olsun, ama bir sonraki adımı yaz ki akşam boyunca kafanda dönmesin.

İkinci maddedeki tek satır, aslında bir eğer-o-zaman planı: "Masaya oturduğumda şu cümleyi tamamlayacağım." Gollwitzer ve Sheeran'ın (2006) meta analizindeki mekanizma burada da işliyor.

Temiz bir bitiş, ertesi güne kapalı bir kapı bırakıyor. Yarım bir bitiş, aralık bir kapı.

Ne zaman işe yaramaz

Yarım kalan iş kaygı üretiyorsa. Bazı kişilerde açık kalan iş rahatlamayı engelliyor, akşam boyunca zihinde dönüyor. Bu durumda ikinci madde (bir sonraki adımı yazmak) zorunlu hale geliyor; yazılmazsa yöntem zarar veriyor.

İş çok uzun aralıklarla yapılıyorsa. Haftada bir dönülen bir işte bırakılan cümle anlamını yitiriyor. Orada daha uzun bir devir notu gerekiyor: nerede kaldın, ne düşünüyordun, sırada ne var.

Ortak çalışılan dosyalarda. Yarım bırakılmış bir metin başkası tarafından okunacaksa, bu yöntem uygulanamıyor. Çözüm, yarım kısmı ayrı bir taslak alanında tutmak.

Mükemmeliyetçilik güçlüyse. Yarım bırakma fikri bazı kişilerde ciddi rahatsızlık veriyor. Mükemmeliyetçilik yazısında bu direnci ele aldım; yöntemi zorlamak yerine küçük denemelerle başlamak daha gerçekçi.

Nerelerde uyguladım

Yazarken en net işe yarayanı. Bir yazıyı bölüm sonunda bırakmakla cümlenin ortasında bırakmak arasındaki fark, ertesi günün ilk yarım saatini belirliyor.

Aynı şey uzun projelerde de geçerli. Gün sonunda "yarın ne yapacağım" sorusunu cevaplamadan kapatmak, ertesi sabah o soruyu en yorgun halinle cevaplaman demek. Gün sonu kapanışı yazısındaki beş dakikalık ritüelin en değerli kısmı da bu tek satır.

Ders çalışırken de kullanılabiliyor: konuyu bitirmeden, bir sonraki sorunun üzerinde durarak kapatmak.

Bende nasıl duruyor

Bunu uzun süre yanlış yaptım. Oturumu "güzel bir yerde" bitirmek bana disiplinli olmak gibi geliyordu.

Sonra şunu fark ettim: disiplinli görünen o kapanış, ertesi günün başlangıcını üstleniyordu ve ertesi günün başlangıcı zaten benim en zayıf noktamdı. Yani kendime en kolay anı verip en zor anı geleceğime bırakıyordum.

Şimdi tersini yapıyorum. Durmam gerektiğinde, bilerek bir yarımlık bırakıyorum ve yanına tek satır not düşüyorum. Ertesi gün masaya oturduğumda düşünmem gereken hiçbir şey olmuyor; sadece tamamlamam gereken bir cümle oluyor.

Bu, bu seride yazacağım yöntemlerin çoğunda tekrarlanacak bir mantık: zor anı bugünden çözmek, yarına bırakmamak.

Sık sorulanlar

Yarım bırakılan iş kafamı meşgul ederse ne olur?
Masicampo ve Baumeister'ın (2011) çalışması, tamamlanmamış hedeflerin ürettiği zihinsel meşguliyetin somut bir plan yazıldığında ortadan kalktığını gösteriyor. Bu yüzden ikinci adım, yani bir sonraki adımı yazmak, zorunlu.
Her işte uygulanabilir mi?
Hayır. Ortak çalışılan dosyalarda ve haftada bir dönülen işlerde uygulanmıyor; ikincisinde tek cümle yerine daha uzun bir devir notu gerekiyor.