İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilim benden çok daha düzenli, aramızda sürekli gerilim var

Sevgilin çok düzenli, sen dağınıksan gerilim nereden çıkıyor? DEHB'nin payı, ortak standart pazarlığı ve ikinize de yer açan bir ev anlaşması.

10 dakika okumaUzun

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Düzenli ve dağınık iki kişi için ev anlaşması: adım adım5 adım
  1. Gerilimin çıktığı yerleri yazın. Bir hafta boyunca tartışmanın hangi eşya, hangi oda ve hangi saat yüzünden çıktığını not edin. Çoğu çiftte liste sanıldığından kısa çıkıyor: giriş, mutfak tezgahı, banyo, bir sandalye.
  2. Ortak alanlar için asgari standardı belirleyin. Her ortak alan için kabul edilebilir hali, gözle kontrol edilebilecek tek bir cümleyle yazın: 'Yatmadan önce tezgahta bulaşık kalmaz' gibi. Standart, düzenli olanın ideali ile dağınık olanın alışkanlığı arasında, ikinizin de tutabileceği bir yerde dursun.
  3. Kişisel alanları ayırın. Her birinize kendi kuralıyla yönettiği bir alan bırakın: bir masa, bir dolap, bir köşe. O alanın düzenine öteki karışmaz. Ortak alana taşan eşyalar için de bir sepet koyun.
  4. Toparlamayı sabit bir saate bağlayın. Akşam yemeğinden sonra on dakikalık bir toparlama gibi, var olan bir alışkanlığa iliştirilmiş kısa bir zaman seçin ve mümkünse ikiniz aynı anda yapın. Hatırlatma alarmdan gelsin, sevgilinden değil.
  5. Haftada bir anlaşmayı gözden geçirin. On beş dakika oturup neyin yürüdüğüne, hangi kuralın fazla katı ya da fazla gevşek kaldığına bakın. Standart bir kez konuşulup bırakılan bir kural değil, ayarlanabilen bir anlaşma.
Bu yazıda 11 bölüm var

Bir bardağı tezgaha bırakıyorsun. İki dakika sonra bardak orada değil, sevgilin onu kaldırmış. Ceketin sandalyenin arkasında, şarj aleti yerde, yarısında kaldığın üç kitap koltuğun kolunda açık duruyor. Sen bunların hiçbirini görmüyorsun. Sevgilin hepsini görüyor.

Sonra küçük bir cümle geliyor: "Bunu yerine koyar mısın?" Ses tonu sakin olabilir, ama sen bir suçlama duyuyorsun. Ya da ses tonu hiç sakin değil ve sen savunmaya geçiyorsun. Birkaç cümle sonra konu bardaktan çıkmış, bambaşka bir yere varmış oluyor.

Biri düzenli, öteki dağınık olan çiftler çok yaygın. DEHB işin içindeyse bu fark genelde daha keskin yaşanıyor, çünkü dağınıklık senin için bir tercih değil, beyninin işleyişinin gündelik bir yansıması. Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinden ve baştan bir şey söylemek istiyorum: ikinizden biri haksız değil. Aranızdaki gerilim, iki farklı "normal"in aynı evde yan yana durmaya çalışmasından doğuyor.

Bu gerilim neden bu kadar sık çıkıyor

Düzen, bir ilişkide en sık ve en görünür biçimde karşılaşılan konu. Para ayda birkaç kez, aile yılda birkaç kez gündeme geliyor. Eşya ise her gün, her saat orada duruyor. Koltuktaki kıyafet, tezgahtaki bardak, kapının önündeki ayakkabı. Tartışma için malzeme hiç bitmiyor.

Bir de şu var: dağınıklık sayılabilir. "Üç gündür orada" denebilir. Duygular soyut, eşya somut. O yüzden çoğu çiftte başka yerlerde biriken kırgınlık da eşyanın üstünden konuşulmaya başlıyor. Ceket gerçekten ceket olmaktan çıkıyor, "beni dinlemiyorsun"un kanıtı haline geliyor.

DEHB'li yetişkinlerin evliliklerini inceleyen küçük ama sık atıf alan bir çalışmada, eşlerin büyük bölümü partnerlerinin belirtilerinin ev düzeni, zaman yönetimi ya da iletişim gibi en az bir alanda kendi hayatlarını etkilediğini ve bunu bir biçimde telafi ettiklerini bildiriyor (Eakin ve ark., 2004). Örneklem küçük ve çalışma eski, ama tarif ettiği tablo çok tanıdık: bir taraf eksik kalanı sessizce tamamlıyor, bu tamamlama da zamanla bir role dönüşüyor.

Düzen senin için neden daha pahalı

Düzenli birinin gözünden bir bardağı kaldırmak tek bir hareket. Senin için ise birkaç küçük adımdan oluşan bir zincir: bardağın orada olduğunu fark etmek, şimdi kaldırmaya karar vermek, bunu yaparken elindeki işi bırakmak ve yolda başka bir şeye takılmadan mutfağa varmak.

Barkley, DEHB'yi bir bilgi eksikliği olarak değil, bildiğin şeyi doğru anda yapamama sorunu olarak tarif ediyor; öz düzenlemenin ve yürütücü işlevlerin zorlandığı bir durum olarak (Barkley, 2015). Bardağın mutfağa gideceğini biliyorsun. O bilginin elini harekete geçirdiği an gelmiyor.

Birkaç başka şey de üst üste biniyor:

  • Görünmeyen yok oluyor. Kapalı bir dolaba giren eşya çoğu zaman akıldan da çıkıyor. O yüzden eşyaları göz önünde bırakıyorsun; senin için dağınıklık aynı zamanda bir hafıza. Bunu görünür yer sistemi yazısında ayrıntılı anlatmıştım.
  • Her eşya ayrı bir karar. "Bu nereye gidiyor?" sorusu tek başına küçük, ama gün içinde yüzlerce kez sorulunca yoruyor. Kararı ertelemenin en kolay yolu eşyayı olduğu yerde bırakmak.
  • Son adım düşüyor. Yemek yapılıyor, tencere ocakta kalıyor. Çamaşır katlanıyor, sandalyede kalıyor. İşin büyük kısmı bitiyor, ama kaldırma kısmı ödülsüz olduğu için dikkat çoktan başka yere geçmiş oluyor.
  • "Sonra" gelmiyor. "Sonra kaldırırım" derken gerçekten kastediyorsun. Ama sonra, zaman körlüğünde hep belirsiz bir yerde bekliyor.

Benim de hep dağınık bir masam var, anahtarlarımın kaybolduğu günler de hala oluyor. Bunları bir karakter kusuru olarak görmeyi yıllar önce bıraktım. DEHB'yi inceleyen uluslararası uzlaşı bildirgesi de onu tembellik ya da irade eksikliği olarak değil, güçlü bir kalıtsal yanı olan nörogelişimsel bir durum olarak tanımlıyor (Faraone ve ark., 2021). Ama bu bilgi bir mazeret değil, sorunun hangi taraftan çözüleceğini gösteren bir harita.

Farklı sinir sistemleri, farklı "normal"ler

Dağınıklık her beyinde aynı etkiyi yaratmıyor. Bazı insanlar için dolu bir masa arka plan gürültüsü: ya hiç fark etmiyorlar ya da fark edip geçiyorlar. Bazıları içinse sürekli çalan bir alarm. Göz her seferinde o köşeye takılıyor, beden dinlenemiyor, bir iş bitmemiş gibi hissediyor.

Sevgilin büyük ihtimalle ikinci gruptan. Bu bir titizlik gösterisi değil, onun sinir sisteminin rahatlama biçimi. Seninki de başka türlü çalışıyor: eşyalar görünürken, kitaplar açıkken, yapılacak iş gözünün önündeyken rahatlıyorsun. İki ihtiyaç da gerçek.

Sorun şu ki ev tek. Ve çoğu ilişkide düzenli olanın standardı farkında olmadan "doğru" kabul ediliyor, dağınık olanınki de "eksik". Bana kalırsa gerilimin yarısı burada başlıyor. Biriniz kendi rahatlığını savunuyor, öteki ise kendi rahatının hep kusur sayıldığını hissediyor.

DEHB'de sık görülen bir hal var: temiz dağınıklık. Ortalık dolu ama kirli değil. Senin için bu fark çok anlamlı, sevgilin içinse çoğu zaman hiç fark etmiyor. Bunu bilmek bile bazı tartışmaların dilini değiştirebiliyor.

Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor

Sevgilin dağınıklığın kendisinden çok, onu toparlayanın hep kendisi olmasından yoruluyor. Bardağı kaldırmak birkaç saniye. Ama her gün kaldırmak, kaldırdığını kimsenin görmemesi ve bir de bunu hatırlatmak zorunda kalmak başka bir yük.

Robin ve Payson (2002), DEHB'li partnerin unutkanlığı ve dağınıklığı gibi davranışların karşı tarafta çoğu zaman bir özen eksikliği olarak yorumlanabildiğini yazıyor. Yani sevgilinin aklından geçen cümle genelde "yine unutmuş" değil, "benim rahatımı düşünmüyor" oluyor.

Melissa Orlov da DEHB'nin olduğu evliliklerde sık görülen bir döngüyü anlatıyor: belirtiye verilen tepki ve o tepkiye verilen tepki (Orlov, 2010). Dağınıklık bir eleştiri doğuruyor, eleştiri savunma ya da geri çekilme doğuruyor, bu da düzenli partnerin daha çok kontrol etmesine yol açıyor. Zamanla biri hatırlatan ve toparlayan, öteki hatırlatılan ve azarlanan konuma yerleşiyor. Bu düzeni evlilikte ebeveyn-çocuk dinamiği yazısında daha uzun anlatmıştım.

Sevgilinin "Ben senin toparlayıcın değilim" cümlesi bu yüzden çıkıyor. Eşyadan çok rolden şikayet ediyor.

Senin gözünden nasıl görünüyor

Senin tarafında da durum hafif değil. Her bıraktığın eşya küçük bir sınava dönüşüyor. Eve girerken nerede ne bıraktığını kontrol ediyorsun, bazen kendi evinde misafir gibi hissediyorsun. Bir yerden sonra sevgilinin her "bunu kaldırır mısın"ı kişiliğine yapılmış bir yorum gibi geliyor.

Bu noktada iki şey olabiliyor. Ya savunmaya geçip "abartıyorsun" diyorsun, ya da utanıp bir hafta sonu her şeyi düzeltmeye çalışıyor, sonra tükenip eski haline dönüyorsun. İkisi de döngüyü besliyor. Arka arkaya özür dilemek de bir süre sonra iki tarafı yoruyor; bunu sürekli özür dilemekten yorulmak yazısında konuştuk.

Senin ihtiyacın da meşru: kendi evinde, kendi eşyalarının arasında rahat nefes alabilmek.

Standart pazarlığı: kimin düzeni geçerli

Bence asıl soru "seninki mi, benimki mi" değil. Asıl soru şu: ortak alanda ikimizin de tutabileceği en düşük çıta ne?

Bunun birkaç kuralı var. Standart gözle kontrol edilebilmeli: "toplu olsun" bir standart değil, "koltukta kıyafet kalmaz" bir standart. Her iki taraf da bir şey vermeli: sen bazı yerleri garanti ediyorsun, sevgilin de bazı yerlerde kendi idealinden vazgeçiyor. Ve standart, senin en iyi gününe göre değil, ortalama bir salı gününe göre konmalı.

Diyelim ki ikiniz oturup böyle bir tablo çıkardınız:

Alan Asgari ortak standart Kim, ne zaman
Giriş Ayakkabı ve çanta kapının yanındaki sepette Eve giren, girerken
Mutfak tezgahı Yatmadan önce tezgahta bulaşık kalmaz Yemeği hazırlamayan, akşam
Salon Koltukta kıyafet kalmaz; kitap ve şarj aleti sepette durabilir İkiniz, akşam toparlamasında
Banyo Havlu askıda, lavabonun çevresi boş Kullanan, çıkarken
Senin masan Senin kuralın Sen

Bu tabloda sevgilin "kitaplar sepette durabilir" diyerek bir şey bırakıyor, sen de tezgahı ve koltuğu garanti ediyorsun. Kimse kendi idealine kavuşmuyor, ama kimse her gün kaybetmiyor da.

İşleri paylaşırken yalnızca yapmayı değil, fark etmeyi ve bitirmeyi de üstlenmek gerekiyor. Bunu ev işlerini paylaşamıyoruz yazısında ayrıntılı anlattım.

Ortak alan ve kişisel alan

Ortak alanlar için konuşulmuş bir standart varsa, kişisel alan için de bir hak olmalı. Senin masan, senin dolabın, yatağının yanındaki raf. Orada ne kadar dağınık olacağına sen karar veriyorsun ve sevgilin oraya karışmıyor. Aynı kural onun alanı için de geçerli.

Bu ayrım bana kalırsa ilişkiyi en çok rahatlatan şey, çünkü dağınıklığın evde bir adresi oluyor. Sevgilin bütün evi korumak zorunda kalmıyor, sen de bütün evde kendini denetlenen biri gibi hissetmiyorsun.

Birkaç küçük araç bu ayrımı kolaylaştırıyor:

  • Taşma sepeti. Ortak alanda kalan eşyalar akşam bu sepete gidiyor. Sepeti haftada bir sen boşaltıyorsun. Böylece sevgilin eşyanı kaldırırken onu "kaybettirmiş" olmuyor.
  • Sabit giriş noktası. Anahtar, cüzdan ve çanta için kapının yanında tek bir yer. Kaybolan eşya azaldıkça evdeki gerginlik de azalıyor.
  • Görünür depolama. Kapalı dolap yerine açık raf ve şeffaf kutu. Eşya düzenli duruyor, ama senin için gözden kaybolmuyor.

Birlikte yaşamıyorsanız mesele biraz daha basit: kendi evin senin kuralınla işliyor, sevgilinin evine gittiğinde onun standardına uyuyorsun. Birlikte yaşamaya geçince bu konunun neden büyüdüğünü birlikte yaşamaya geçince sorunlar arttı yazısında ayrıca konuşuyoruz.

Ne yapabilirsin: bu hafta başlanacak şeyler

İlk adım küçük olsun. Ben olsam akşam için on dakikalık bir toparlama koyardım: her gün aynı saatte, bir zamanlayıcıyla. On dakika, DEHB'li bir beyin için başlaması kolay, bitişi görünen bir süre. İkiniz aynı anda yaparsanız daha da iyi; yanında biri olunca başlamak kolaylaşıyor ve toparlama bir cezadan çok ortak bir işe dönüşüyor.

İkinci adım, konuştuklarınızı yazmak. Sözlü anlaşmalar unutuluyor; yazılı olan, tartışma anında ikinize de dönülecek bir yer veriyor. Örnek bir metin şöyle olabilir:

Ortak alanlarımız giriş, mutfak, salon ve banyo. Bu alanlarda yatmadan önce tezgahta bulaşık, koltukta kıyafet, yerde ayakkabı kalmaz. Her akşam 21.00'de on dakika birlikte toparlıyoruz. Ortak alanda kalan eşya taşma sepetine gider, sepet pazar günü boşalır. Çalışma masası ve yatak yanındaki raf kişisel alan; oraya karışılmaz. Hatırlatmayı alarm yapar, alarm çalmadan uyarı yok. Pazar akşamı on beş dakika bu anlaşmaya bakıyoruz.

Üçüncü adım, hatırlatmayı kişiden almak. Sevgilin seni uyardığında ikiniz de rolünüze geri dönüyorsunuz. Alarm, sepet ve sabit saat bu işi üstlendiğinde aranızda konuşulacak şey azalıyor.

Sevgilin bu yazıyı okuyorsa ona da küçük bir rica: eşyayı sessizce kaldırıp içinden not tutmak yerine, anlaşmaya dönün. Sessiz toparlama kısa vadede huzur getiriyor, ama biriken yorgunluk bir gün çok daha büyük bir kavga olarak geri geliyor.

Sevgiline nasıl anlatırsın

Bu konuşmayı bir tartışmanın ortasında değil, ikinizin de sakin olduğu bir anda yap. Dağınıklık başlı başına bir konu olsun, başka bir kavganın eki değil.

Şöyle cümleler işe yarayabilir:

  • "Dağınıklığım seni umursamadığım için değil. Göremediğim şey aklımdan çıkıyor. Ama bunun yükünün sana kaldığını da görüyorum."
  • "Senin kadar düzenli olamayacağım. Ortak alanlarda ikimizin de tutabileceği bir çıta konuşalım mı?"
  • "Bana bir köşe bırakır mısın? Orada dağınık olayım, karşılığında salonu konuştuğumuz gibi tutayım."
  • "Bir şeyi kaldırmadığımda bana söylemek yerine sepete atarsan ikimiz de rahatlarız."

DEHB'yi anlatmanın genel yollarını partnerine DEHB'ni anlatmak yazısında topladım. Burada en çok işe yarayan şey bence açıklamayı bir öneriyle bitirmek. Açıklama tek başına kaldığında mazeret gibi duyuluyor; arkasından somut bir teklif gelince sorumluluk gibi.

Ne zaman yardım almak gerekir

Aynı tartışma aylardır dönüyorsa ve konuşmalar hep suçlamayla bitiyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapisti ikinize de ortak bir dil verebilir; çift terapisinin DEHB'de ne kadar işe yaradığını ayrı bir yazıda anlattım. Dağınıklık yüzünden kendini sürekli yetersiz hissediyorsan ya da günlük işlerin seni tıkıyorsa bunu hekiminle de konuşabilirsin.

Bana kalan

Bana kalırsa düzen ahlaki bir değer değil. Düzenli olmak olgun olmak, dağınık olmak da sorumsuz olmak demek değil. Bu denklem ilişkiye bir kez yerleştiğinde, eşya ne kadar toplanırsa toplansın biriniz hep yargılayan, öteki hep yargılanan oluyor.

Ama şunu da açıkça söylemek istiyorum: dağınıklığın bedelini başkasına ödetmemek senin sorumluluğun. DEHB, eşyanın neden orada kaldığını açıklıyor. Onu kimin kaldıracağı sorusunu ise cevaplamıyor. O cevabı ikiniz birlikte, bir anlaşmayla vermelisiniz.

Hedef sevgiline benzemek değil. Hedef, ikinizin de rahat nefes alabildiği bir ev. Biraz onun düzeni, biraz senin karmaşan, arada da ikinizin de imza attığı birkaç kural.

Sık sorulanlar

Sevgilim çok düzenli, ben dağınığım: bu ilişki yürür mü?
Yürüyebilir, ama biriniz ötekine benzemeye çalıştıkça zorlaşıyor. Düzen ihtiyacınızdaki farkı bir karakter meselesi olarak değil, pazarlığı yapılabilecek bir farklılık olarak gördüğünüzde gerilimin çoğu konuşulabilir hale geliyor. Ortak bir asgari standart ve kişisel alanlar genelde en hızlı rahatlatan iki adım.
DEHB'de dağınıklık normal mi?
Çok yaygın. DEHB'de bir eşyayı yerine koymak bile karar vermeye, hatırlamaya ve işi son adımına kadar götürmeye dayanıyor; gözden kaybolan eşya da kolayca akıldan çıkıyor. Bu tembellik değil, ama düzenin senin için daha pahalı olduğunu ve başka yollarla kurulması gerektiğini gösteriyor.
Düzenli partnerim neden dağınıklığa bu kadar takılıyor?
Birçok insan için dağınık bir ortam bedende gerçek bir huzursuzluk yaratıyor: dinlenemiyor, bitmemiş bir iş varmış gibi hissediyor. Üstüne toparlama işinin hep kendisine kaldığını düşünüyorsa dağınıklık bir eşya meselesi olmaktan çıkıp 'beni düşünmüyor' cümlesine dönüşüyor.
Dağınıklığımı sevgilime nasıl anlatırım?
Sakin bir anda, mazeret gibi değil açıklama gibi anlat: 'Umursamadığım için değil, görmediğim şey aklımdan çıktığı için oluyor. Ama yükü sana kalıyor, o yüzden birlikte bir düzen kurmak istiyorum.' Açıklamanın arkasından somut bir öneri getirmek konuşmayı suçlamadan çıkarıyor.
Evde ortak alan ve kişisel alan nasıl ayrılır?
İkinizin birlikte kullandığı yerler, yani mutfak, salon, banyo ve giriş, ortak alan sayılır ve orada konuşulmuş bir asgari standart geçerli olur. Kişisel alan ise her birinizin kendi kuralıyla yönettiği bir masa, dolap ya da köşe; o alanın düzenine öteki karışmaz.
Dağınıklık yüzünden çift terapisine gitmek abartı mı?
Değil. Aynı tartışma aylardır dönüyorsa ve her konuşma suçlamayla bitiyorsa, DEHB'yi bilen bir çift terapisti iki tarafa ortak bir dil verebilir. Konu eşya gibi görünse de altında çoğu zaman eşitlik ve önemsenme duygusu yatıyor.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. Eakin, L., Minde, K., Hechtman, L., Ochs, E., Krane, E., Bouffard, R., Greenfield, B., & Looper, K. (2004). The marital and family functioning of adults with ADHD and their spouses. Journal of Attention Disorders, 8(1), 1-10.↩
  2. Robin, A. L., & Payson, E. (2002). The impact of ADHD on marriage. The ADHD Report, 10(3), 9-14.↩
  3. Orlov, M. (2010). The ADHD Effect on Marriage: Understand and Rebuild Your Relationship in Six Steps. Specialty Press.↩
  4. Barkley, R. A. (2015). Attention-Deficit Hyperactivity Disorder: A Handbook for Diagnosis and Treatment (4. baskı). Guilford Press.↩
  5. Faraone, S. V. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩

Bu yazı 22 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.