İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilim “sen hiç değişmiyorsun” diyor

Sevgilin “sen hiç değişmiyorsun” diyorsa: DEHB'de değişim neden görünmez kalıyor, ilerleme nasıl kayda geçer ve gerçekçi beklenti nasıl kurulur?

9 dakika okumaUzun

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

“Hiç değişmiyorsun” döngüsünden çıkmak için 5 adım5 adım
  1. Tek bir konu seçin Sevgilinle birlikte, onun için en ağır olan tek bir başlığı seçin: geç kalmak, mesajlara dönmemek, sözü unutmak gibi. Aynı anda her şeyi değiştirmeye çalışmak DEHB'de neredeyse hiç işlemiyor.
  2. Değişimi ölçülebilir hale getirin “Daha dikkatli ol” yerine sayılabilir bir hedef koyun: “Haftada en fazla bir kez on beş dakikadan çok geç kalmak” gibi. Ölçülebilen hedef, ilerlemeyi ikinizin de görebileceği bir yere taşıyor.
  3. Haftalık bir ilerleme notu tutun Ortak bir notta her hafta iki satır yazın: bu hafta ne oldu, ne olmadı. Not, hafızanın değil kaydın konuşmasını sağlıyor.
  4. Ayda bir geriye bakın Dört haftalık notu yan yana okuyun. Gidişata bakın, tek bir kötü güne değil. İşlemeyen yöntemi suçlu aramadan değiştirin.
  5. Gerçekçi bir süre konuşun Yeni bir davranışın oturmasının haftalar, bazen aylar sürebileceğini birlikte kabul edin. Ne zaman ve neye bakarak değerlendireceğinizi önceden kararlaştırın.
Bu yazıda 10 bölüm var

“Sen hiç değişmiyorsun.”

Bu cümle genelde bağırılarak söylenmiyor. Daha çok yorgun bir sesle, bir kapı kapanırken ya da bir mesajın sonunda geliyor. Duyan kişi de iki şeyi aynı anda hissediyor: bir yanda “haklı” diyen bir utanç, öbür yanda “ama ben o kadar uğraşıyorum” diyen bir isyan.

Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası. Seride DEHB'li birinin ilişkide en sık kurduğu soruları tek tek konuşuyorum ve bu soru, bence listenin en acı verenlerinden biri. Çünkü “geç kaldın” bir olayı anlatıyor. “Hiç değişmiyorsun” ise bir insanı.

Önce şunu söyleyeyim: bu cümleyi duyan DEHB'li insanların çoğu gerçekten değişmeye çalışıyor. Sorun çoğu zaman çabanın yokluğu değil, değişimin görünmez kalması. O görünmezlik bir kez anlaşılınca, değişimi ikinizin de görebileceği bir yere taşımak mümkün oluyor.

Bu cümle neden bu kadar sık duyuluyor

DEHB'li yetişkinlerin ilişkileri üzerine yapılan çalışmaları derleyen bir inceleme, araştırmaların büyük kısmının DEHB'li yetişkinlerde daha kısa süren ve daha çatışmalı romantik ilişkilere işaret ettiğini söylüyor. Aynı inceleme, çiftlere yardım ederken yalnızca DEHB'li kişiye değil, çiftin kendisine odaklanmayı öneriyor (Wymbs ve ark., 2021).

Eakin ve arkadaşlarının (2004) küçük çalışmasında da DEHB'li yetişkinlerin eşlerinin büyük bölümü, partnerlerinin belirtilerinin en az bir alanda kendi hayatlarını etkilediğini ve bunu bir biçimde telafi ettiklerini anlatıyor. Telafi eden kişi bir süre sonra yoruluyor. “Hiç değişmiyorsun” çoğu zaman o yorgunluğun cümleye dökülmüş hali.

Yani bu cümle ilişkinizde bir istisna değil. DEHB'nin olduğu pek çok ilişkide, bir noktada aynı kelimelerle söyleniyor.

DEHB'de değişim neden görünmez kalıyor

Değişimin görünmez olmasının birkaç sebebi var ve hepsi DEHB'nin bilinen yanlarına dayanıyor.

İlki tutarsızlık. DEHB'de bir beceri bir gün çok iyi çalışıp ertesi gün hiç çalışmayabiliyor. Sözlükte buna beceri dalgalanması deniyor. Diyelim ki üç hafta boyunca akşam yemeğine zamanında geldin. Dördüncü hafta bir gün kırk dakika geciktin. Senin gözünde üç haftalık bir ilerleme var. Sevgilinin gözünde ise “işte yine” var.

İkincisi, değişimin büyük kısmı içeride oluyor. Bir şeyi unutmamak için kurduğun hatırlatıcılar, çıkmadan önce yaptığın kontrol, kendini durdurup söylemediğin bir cümle. Bunların hiçbiri dışarıdan görünmüyor. Sözlükte bunun da bir adı var: sessiz başarı. Kimsenin fark etmediği ama senin için büyük olan iş.

Üçüncüsü, DEHB'de değişim çoğunlukla belirtinin kaybolması biçiminde olmuyor. Dikkatin ya da zaman algın bir anda başka birinin dikkati gibi çalışmaya başlamıyor. Değişen şey, aksaklığın etrafına kurduğun düzen: dış hatırlatıcılar, anlaşmalar, aksaklık olduğunda yapılan hızlı onarım. Bu yüzden değişmiş bir DEHB'li insan bile dışarıdan bakınca hala “unutan kişi” gibi görünebiliyor. Fark, unuttuktan sonra ne olduğunda.

Dördüncüsü de çaba ile sonuç arasındaki mesafe. DEHB'li birinin bir şeyi değiştirmek için harcadığı enerji çoğu zaman sonuca oranla çok büyük. Sen o enerjiyi hissediyorsun, sevgilin yalnızca sonucu görüyor. İkiniz aynı haftaya bakıp bambaşka iki hafta görüyorsunuz.

Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor

Burada sevgiline haksızlık etmemek istiyorum, çünkü onun gördüğü de gerçek.

Psikolojide uzun süredir bilinen bir bulgu var: kötü olaylar, iyi olaylardan daha güçlü iz bırakıyor. Baumeister ve arkadaşlarının (2001) geniş derlemesi bu eğilimi gündelik olaylardan yakın ilişkilere kadar pek çok alanda gösteriyor. Bunun ilişkideki karşılığı basit: on gün zamanında gelmek, bir gün geç kalmanın bıraktığı izi silmeye yetmeyebiliyor.

Bir de yükleme meselesi var. Evli çiftlerle yapılan çalışmalarda, partnerin olumsuz davranışlarına hangi nedeni yüklediğimiz evlilik doyumuyla bağlantılı çıkmış (Fincham ve Bradbury, 1992). “Bugün yorgundu” bir duruma bakıyor. “O hep böyle” ise bir karaktere. Bir aksaklık tekrar ettikçe sevgilinin yorumu birinciden ikinciye kayıyor. “Hiç değişmiyorsun” cümlesi tam da bu kaymanın sesi.

Sevgilin büyük ihtimalle seni küçümsemek için bu cümleyi kurmuyor. Kendini korumak için kuruyor. Umut etmek, umudu tekrar tekrar kırılan biri için pahalı bir şey. “Değişmiyorsun” demek, bir sonraki hayal kırıklığına hazırlanmanın bir yolu olabiliyor.

Melissa Orlov da DEHB'nin evliliğe etkisini anlattığı kitabında, belirti ile karşı tarafın tepkisinin birbirini nasıl beslediğini anlatıyor (Orlov, 2010). Biri unutuyor, öteki hatırlatıyor, hatırlatılan savunmaya geçiyor, hatırlatan daha sert hatırlatıyor. Bu döngünün bir süre sonra ilişkiyi nasıl bir ebeveyn ile çocuk ilişkisine benzettiğini evlilikte ebeveyn ve çocuk dinamiği yazısında konuşmuştum.

Savunmaya geçmek neden işe yaramıyor

“Hiç değişmiyorsun” dendiğinde ilk refleks, değiştiğinin kanıtlarını saymak oluyor. “Geçen ay iki kere hatırladım ama!” Bu cümle doğru olabilir. Yine de konuşmayı kurtarmıyor.

Çünkü o anda sevgilin bir hesap tartışmıyor. Yorgunluğunu anlatıyor. Sen ona sayı getirdiğinde yorgunluğu duyulmamış oluyor ve cümleyi daha yüksek sesle tekrarlıyor.

Öbür refleks de içe kapanmak: “Haklısın, ben zaten böyleyim.” Bu cümle sakin görünüyor ama içinde bir pes etme var. Hem sevgilini seni teselli etmek zorunda bırakıyor hem de değişimin mümkün olmadığını ikinize birden söylüyor. Bu utanç tarafının neden bu kadar ağır bastığını DEHB'de utanç ve öz şefkat yazısında daha uzun anlattım. Sürekli özür dilemenin yarattığı yorgunluk için de sürekli özür dilemekten yoruldum yazısına bakabilirsin.

Bana kalırsa üçüncü bir yol var: tartışmayı hafızadan alıp kayda taşımak.

İlerlemeyi kayda geçirmek

İkinizin hafızası da aynı haftayı farklı hatırlıyor. Senin hafızan çabayı tutuyor, sevgilininki aksaklığı. İkisi de eksik. Yazılı bir kayıt bu iki eksik hafızanın arasına üçüncü bir tanık koyuyor.

Ben günlük yazan biriyim ve şunu biliyorum: aylar önceki sayfaları okumak, değişimi o gün hissetmekten çok daha kolay gösteriyor. Değişim günden güne görünmüyor. Ama aydan aya görünüyor.

İşe yarayan kayıt çok basit olmalı. Uzun bir tablo, renkli bir uygulama DEHB'de iki hafta sonra terk ediliyor. Haftada bir, iki satır yeterli. Diyelim ki seçtiğiniz konu geç kalmak. Ortak bir notta şöyle bir tablo tutabilirsiniz:

Hafta Buluşma sayısı 15 dakikadan çok gecikme Önceden haber verilen gecikme Kısa not
1 5 3 1 Çıkış alarmı yoktu
2 4 2 2 Alarm kuruldu, bir gün kapattım
3 5 1 1 Cuma yine zordu
4 6 1 1 Haber verme oturdu

Bu tabloda dördüncü hafta mükemmel değil. Hala bir gecikme var. Ama ilk haftadan dördüncü haftaya bakınca bir yön görünüyor. “Hiç değişmiyorsun” cümlesi tam da bu yönü göremeyen bir cümle. Tablo da yönü görünür kılıyor.

İki şeye dikkat etmek gerekiyor. Birincisi, kaydı ikiniz birlikte tutun ya da birlikte okuyun. Kaydı yalnızca sen tutarsan sevgilin onu bir savunma belgesi gibi okuyabilir. İkincisi, kayıt seni kontrol etmek için değil, ikinizin de unuttuğu şeyi hatırlamak için var. Bunu baştan konuşun.

Gerçekçi beklenti: değişim ne kadar sürer

Değişimden ne beklediğinizi sayıyla konuşmazsanız, ikiniz de içinizden farklı bir süre bekliyor oluyorsunuz. Genelde DEHB'li taraf “birkaç gün iyi gittiyse oldu” diye düşünüyor, sevgili ise “bir kere bile aksarsa olmadı” diye. İki beklenti de değişimi haksız biçimde ölçüyor.

Alışkanlık oluşumunu gerçek hayatta izleyen bir çalışmada katılımcılar her gün aynı bağlamda yeni bir davranış yapmayı denedi: öğle yemeğinde bir şişe su içmek ya da akşam yemeğinden önce kısa bir koşu gibi. Davranışın otomatikleşmesi için geçen süre kişiden kişiye çok değişti ve birkaç haftadan sekiz aya kadar uzandı. Ortanca süre iki ayı biraz geçiyordu. Çalışmanın bence en değerli bulgusu da şu: arada bir günü kaçırmak, alışkanlığın oluşmasını ciddi biçimde bozmadı (Lally ve ark., 2010).

Bu çalışma DEHB'li insanlarla yapılmadı. DEHB'de bu süre daha uzun ve daha dalgalı olabilir, bunu söyleyen kesin bir araştırma bilmiyorum. Ama ilişki için çıkan ders açık: tek bir kötü gün değişimin olmadığını göstermiyor. Haftalara ve aylara bakmak gerekiyor. Alışkanlık tarafını daha ayrıntılı merak ediyorsan DEHB'de alışkanlık kurmak yazısına bakabilirsin.

Gerçekçi beklenti şöyle bir cümleye dökülebilir: “Bir ay sonra bu konuda tamamen düzelmiş olmayacağım. Ama gecikmelerin sayısı azalmış ve gecikeceğim zaman sana önceden haber veriyor olacağım.” Bu cümle hem ölçülebilir hem de mükemmellik vaat etmiyor. Mükemmellik vaadi DEHB'de neredeyse her zaman bir sonraki “hiç değişmiyorsun”un tohumu oluyor. Düşünmeden büyük sözler verme eğilimin varsa düşünmeden söz veriyorum yazısı bu konuda daha ayrıntılı.

Birlikte yazılabilecek bir anlaşma örneği

Sakin bir günde, kavganın ortasında değil, şöyle kısa bir metin yazabilirsiniz. Benim önerdiğim biçim şu:

Bu ay tek bir konuya odaklanıyoruz: geç kalmak. Hedef: haftada en fazla bir kez, on beş dakikadan çok geç kalmak. Gecikecek olursam çıkış saatinden önce haber vermek. Her pazar akşamı ortak notumuza iki satır yazıyoruz: ne oldu, ne olmadı. Ayın sonunda dört haftaya birlikte bakıyoruz. Tek bir kötü güne göre karar vermiyoruz. Konuşurken “hep” ve “hiç” demiyoruz. Bunun yerine notta yazanı konuşuyoruz.

Son madde bana kalırsa en önemlisi. “Hep” ve “hiç” kelimeleri bir olayı karaktere çeviriyor. Ortadan kalktıklarında tartışma da somut kalıyor.

Sevgiline nasıl anlatırsın

Bu konuşmayı “hiç değişmiyorsun” cümlesinin hemen ardından yapmak zor. İkiniz de kırgınken kayıt, tablo, anlaşma gibi kelimeler soğuk duyulabilir. Ben olsam o anda yalnızca duyduğumu söyler, asıl konuşmayı bir iki gün sonraya bırakırdım. Kavgadan sonra konunun aklından uçup gitmesi gibi bir derdin varsa, o ertelemeyi bir yere yazmak iyi olur. Bunun için kavgadan sonra konuyu unutuyorum yazısına bakabilirsin.

O anda kurulabilecek cümleler:

  • “Bunu söyleyecek kadar yorulmuşsun. Bunu duyuyorum.”
  • “Haklı olduğun yerler var. Şu an savunmaya geçmek istemiyorum, yarın sakin kafayla konuşalım mı?”

Ertesi gün kurulabilecek cümleler:

  • “Değişmeye çalışıyorum ama değişimin sana görünmediğini fark ettim. Bunu birlikte görebileceğimiz bir yol denemek istiyorum.”
  • “Senin için en ağır olan hangisi? Hepsini birden değil, yalnızca onu konuşalım.”
  • “DEHB'de bir şey düzelirken bile arada aksıyor. Tek bir kötü güne değil, bir aya birlikte bakmayı önerebilir miyim?”
  • “Bu bir bahane değil. Sorumluluk bende. Sadece ölçerken ikimizin de adil olmasını istiyorum.”

Son cümle önemli. DEHB'yi açıklamak ile DEHB'nin arkasına saklanmak arasında ince bir çizgi var. Açıklamanın hemen arkasından somut bir adım gelince, açıklama bahane gibi duyulmuyor.

Ne zaman yardım almak gerekir

Aynı konuşma aylardır aynı yerde bitiyorsa ya da biriniz artık denemenin anlamsız olduğunu düşünmeye başladıysa, DEHB'yi bilen bir çift terapistiyle görüşmek iyi bir adım olabilir; bunun neye benzediğini çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında anlattım. Belirtilerin günlük hayatını çok zorladığını düşünüyorsan bunu kendi hekiminle konuşmak da ayrı bir destek olur.

Bana kalan

“Sen hiç değişmiyorsun” cümlesinin bende uyandırdığı ilk his haksızlığa uğramışlık. Ama bence bu cümleyi bir hüküm gibi değil, bir ölçüm hatası gibi okumak daha doğru. Sevgilin yanlış bir şey görmüyor, eksik bir şey görüyor. Sen de yanlış bir şey hissetmiyorsun, eksik bir şey hissediyorsun. Kayıt, ikinizin eksiğini birbirine tamamlatıyor.

Değişimin DEHB'de nasıl göründüğünü de kabul etmek gerekiyor. Unutkan biri hiç unutmayan birine dönüşmüyor. Unuttuğunu daha erken fark eden, daha hızlı onaran ve daha az savunmaya geçen birine dönüşüyor. Bu da değişim. Hem de gerçek bir değişim. Yalnızca adı konmadığı için görünmüyor.

Benim tavrım şu: değişimi kanıtlamaya çalışmak yerine görünür kılmaya çalış. Tek bir konu seç, birkaç hafta yaz, sonra birlikte bak. Bir ay sonra hala “hiç değişmiyorsun” dense bile, elinizde artık bir duygu değil, konuşulabilecek bir kayıt olur. Bana kalırsa bir ilişkide bundan daha adil bir başlangıç noktası yok.

Sık sorulanlar

Sevgilimin “sen hiç değişmiyorsun” demesi normal mi?
DEHB'nin olduğu ilişkilerde çok sık duyulan bir cümle. Çoğu zaman bir yargıdan çok bir yorgunluğun ifadesi: aynı aksaklığın tekrar etmesi, karşı tarafta umudun azaldığı hissini doğuruyor. Cümle haksız gelse bile arkasındaki yorgunluğu duymak konuşmayı kolaylaştırıyor.
DEHB'li biri gerçekten değişebilir mi?
Değişebilir, ama değişim çoğu zaman beklenen biçimde olmuyor. DEHB'nin kendisi ortadan kalkmıyor; değişen şey çoğunlukla kurulan düzenler, dış hatırlatıcılar ve aksaklık olduğunda yapılan onarım. Bu da dışarıdan bakınca “aynı kişi” gibi görünmeye devam edebiliyor.
Değiştiğim halde sevgilim neden görmüyor?
Olumsuz olaylar akılda olumlu olaylardan daha güçlü iz bırakıyor. Üç hafta zamanında gelip bir gün geç kaldığında akılda kalan çoğu zaman o bir gün oluyor. İlerlemeyi yazılı bir kayda geçirmek bu dengesizliği biraz düzeltiyor.
“Hiç değişmiyorsun” dendiğinde ne cevap vermeliyim?
Savunmaya geçmek yerine önce duyduğunu göstermek işe yarıyor: “Bunu söyleyecek kadar yorulmuşsun, anlıyorum.” Ardından tek bir somut konu önermek konuşmayı genellemeden çıkarıyor: “Senin için en çok hangisi ağır, onunla başlayalım.”
Değişim ne kadar sürer?
Kesin bir süre yok. Alışkanlık oluşumunu izleyen bir çalışmada yeni bir davranışın otomatikleşmesi kişiden kişiye birkaç haftadan sekiz aya kadar değişti. DEHB'de bu süre dalgalanabiliyor, bu yüzden tek tek günlere değil haftalara ve aylara bakmak daha adil.
Ne zaman çift terapisine gitmeliyiz?
Aynı konuşma aylardır aynı yerde bitiyorsa ya da biriniz artık denemenin anlamsız olduğunu düşünüyorsa iyi bir zaman. DEHB'yi bilen bir çift terapisti, döngüyü ikinizin de dışarıdan görmesine yardım edebilir.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar6
  1. Eakin, L., Minde, K., Hechtman, L., Ochs, E., Krane, E., Bouffard, R., Greenfield, B., & Looper, K. (2004). The marital and family functioning of adults with ADHD and their spouses. Journal of Attention Disorders, 8(1), 1-10.↩
  2. Wymbs, B. T., Canu, W. H., Sacchetti, G. M., & Ranson, L. M. (2021). Adult ADHD and romantic relationships: What we know and what we can do to help. Journal of Marital and Family Therapy, 47(3), 664-681.↩
  3. Fincham, F. D., & Bradbury, T. N. (1992). Assessing attributions in marriage: The Relationship Attribution Measure. Journal of Personality and Social Psychology, 62(3), 457-468.↩
  4. Baumeister, R. F., Bratslavsky, E., Finkenauer, C., & Vohs, K. D. (2001). Bad is stronger than good. Review of General Psychology, 5(4), 323-370.↩
  5. Lally, P., van Jaarsveld, C. H. M., Potts, H. W. W., & Wardle, J. (2010). How are habits formed: Modelling habit formation in the real world. European Journal of Social Psychology, 40(6), 998-1009.↩
  6. Orlov, M. (2010). The ADHD Effect on Marriage: Understand and Rebuild Your Relationship in Six Steps. Specialty Press.↩

Bu yazı 22 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.